Mustang (2015)


Aynı gün, öğlen Sarmaşık (2015)'ı izledim, akşam bunu.. Sarmaşık (2015)'ı izlerken tesadüf dedim, Abluka (2015)'yı izlerken ki oturduğum koltuktu, yaklaşık bir ay sonra aynı koltuğa denk gelmiştim, akşamına işte buna girdim, yine aynı salon, yine aynı koltuk. Hayır, gişede yer söylemiyorum ki, "Mustang'a bi bilet lütfen" diyorum, kafasına göre veriyor.. Her seferinde: sıra C - no 3.. Her seferinde salona girip bilete bakınca fark ediyorum.. Yani öyle bi tesadüf ki yazmadan edemedim işte..


Çok önyargılarım vardı filme karşı. Türkiye'de kadın olmanın zorlukları falan diye bi şeyler anlatıldığını duymuşum, hemen, "Siyasi yargılarına sinemayı alet etmiş bir ukala galiba Deniz Gamze Ergüven" diye etiketlemişim.. Bi de Avrupa'da ilgi görünce "Hah," dedim "milletini kötüleyerek Batı'nın kalbini kazanmış bir Türk daha.." diye düşündüm.. Çok seviyolar çünkü Türk'ü aşağılayan Türk'ü.. Ama yine de izlemeden konuşmamak lazım, izledim, alakası yok be.. Tamam, olay hakikaten kadın olma dramı ama bu, kirli çamaşırını sermekten çok, kaldırıp bi güzel yıkama işi olmuş. Aşağılamaktan çok farkına vardırmak filmi olmuş.. Bütün bu dramla beraber çok güzel mizah da konmuş, hiç de yansıtıldığı gibi değilmiş ama yoruma açıkmış..

Anne babasız beş kız kardeş, anneanne ve dayıyla beraber yaşıyor. Sonay, Selma, Ece, Nur ve en küçük Lale.. Yaşadıkları yeri tam kesin olmamak şartıyla Trabzon diye tahmin ediyorum, deniz var ve İstanbul'a yaklaşık bin km mesafe, oyuncularda şive yok, net bir yöre karakteri yok, Türkler ama o belli. En büyükleri lise çağında olan kızlar, bi gün okul çıkışı arkadaşlarıyla kızlı erkekli denize kaçıyolar.. Eve geldiklerinde zılgıtı yiyolar tabii, "Vay siz beni katil edeceksiniz, vay siz genç kızların elin oğlanlarıyla denizde ne işi var.." mahalleli bu kızları konuşuyomuş meğer, dayı geliyo "Hanginiz orospuluk yapıyo lan, gebertirim hepinizi.." neyse kavga gürültü, doktora, bekaret kontrolüne gidiyolar.. Haydaa.. Yoksa evde kalırlarmış, temiz olduklarını mahalleli bilmeliymiş.. Anneanne tutturuyo evlendirip kurtulcam diye.. Bir bir kısmet bulunuyo büyük ikiye..

Yalnız kızlardan en büyükle ortanca -belki de baskıların etkisiyle- harbi yollu tipler; dediğin an da fişlenecek gibi hissediyosun, zaten olay da bu galiba.. O yaşta olur öyle demek veya olmaması gerekir demek seçeneklerini bırakıyor kucağına ve ne diyeceksin diye bakıyor film..


Kızların evden kaçma planları, evi hapishaneye çeviren dayı uygulamaları.. Dayının da adı Erol ha.. Daha bir sürü acılı tatlılı mevzuat.. Burda da böyle bir hikaye var diye anlatılıyor.. Takdirleri, tebrikleri topluyor Ergüven.. Aynı tebrik oyunculuklar için gelemeyecek olsa da Elit İşcan tecrübesini konuşturup grupta öne çıkmayı başarmış.. Büyükten küçüğe kızlar: İlayda Akdoğan, Tuğba Sunguroğlu, Elit İşcan, Doğa Zeynep Doğuşlu ve Güneş Şensoy.. Kadrodaki diğer isimler, Nihal Koldaş ve Ayberk Pekcan.. Görüntü yönetimi ve ses de çok iyi değildi ama hikaye her şeyi toparlıyo genelde..


Senaryoyu Alice Winocour'la beraber yazan yönetmen Deniz Gamze Ergüven'in, bundan önce 2006 yapımı iki kısa filmi var.. Bir de Attenberg (2010)'in yönetmeni Yunan Athina Rachel Tsangari'nin kısa filmi The Capsule (2012)'de oyunculuk yapmış, Ariane Labed'le beraber..
Film geçen gece Golden Globe'da En İyi Yabancı Film dalında yarıştı ama ödülü alamadı, yarın adayları belli olacak Oscar'da ise Sivas (2014)'la beraber aday adayı konumundalar.. Ama maalesef iki Türk filmi var diyemiyorum çünkü Mustang (2015) Fransız filmi.. Yani dili, oyuncuları, yönetmeni Türk ama finansörü ve haliyle sahibi Fransız.. Yalnız herhalde Oscar'da bu kategoride her ülkeden bir film yarışabiliyor, yani iki Türk filmi zaten olmuyor.. Umarım beş filmlik aday listesinde ikisi de yer alır ve ödülü Sivas (2014) koparır..
Filmi beğendim, puanım 8/10.. Peki ama filmin adı neden Mustang?

130116