Blue Jasmine (2013)


Kalktım, öğlen seansına sinemaya gittim. Salonda tektim, benden önceki seanstan da tek başına bi kız çıkmıştı, teğet geçtik. Zaten Woody'nin filmlerine çok ilgi olmuyor.. Olanlar da denk gelemiyor..


Billie Holiday'den Blue Moon başrolde. Woody Allen'ın bi geçmişi bi şimdiyi harmanladığı kurguyu başka filmlerinde hatırlamıyorum hiç. Karakterimiz Jasmine'in kocasıyla beraber olduğu hayatı ve kocasından sonraki hayatı diye iki farklı zaman beraber işleniyor. Yani iyi de, çok Allen işi değil sanki.
Cate Blanchett de ne yaparsa yapsın kendini bana sevdiremeyecek bir hatun olduğu için, mesafeli başladığım filme öyle devam ediyorum. Bir de kıl bi kadını oynuyor, iyice soğudum. Giremiyorum filme. Arada Alec Baldwin beliriyor, zengin-çapkın ya da çapkın-zengin Hal rolüyle; çok tatlı adam lan. Bunlar dışında oyuncu kadrosu: Sally Hawkins, Andrew Dice Clay, Peter Sarsgaard, Bobby Cannavale falan diye uzuyor.


Filmin olayı şu: New York sosyetesinden Jasmine, zengin hayata alışmış bir kadın olarak birden çulsuz kalınca, San Francisco varoşuna, üvey kardeşinin yanına gelir. Yol bilmez iz bilmez bir kadın olarak, lüksten ödün vererek yaşamaya çalışmak çok kolay olmayacaktır. Kız kardeşinin de düzenine müdahale etmeye başlayınca ortalık karışıyor ister istemez. Kocasının yediği bokların -hala- karşısına çıkıyor olması yeni bir hayata başlamasına engel oluyor bi yandan. Bu şekil bir film.

Andrew Dice Clay, Cate Blanchett, Bobby Cannavale, Ali Fedotowsky ve Peter Sarsgaard

Çoğun dram ilerleyen hafif komedi filmi. Müzikleri çok sevemedim bu sefer; Blue Moon hariç tabii. Ama bence beni asıl rahatsız eden: bir geçmiş, bir gelecek, geçmiş, gelecek, geçti mi, gelcekti. Ayrıca koca filmde, üstelik Allen filminde tek bir tane güzel hatun vardı; -gerçi bence- o da 3 saniye gözüken spor hocasını oynayan Ali Fedotowsky. Ali, esasen çok oyuncu değil ama medyatik bir tip, sunuculuk, magazin muhabirliği falan yapmış. Programlara dizilere falan katılmış, kendini göstermişliği var. Bu filmde de zaten baya konuk oyuncu. Ama hoş hatun, bak:


Açıkçası Woody'nin arada bir yaparak stres attığını düşündüğüm dramlarını çok sevemiyorum zaten. Film, eleştirmenlerden tam not almış, hatta son zamanlarda yaptığı en iyi filmi falan diyenler olmuş, Midnight in Paris (2011)'i hiçe sayıp.. Gerçi Midnight in Paris (2011)'i de bi ben mi baş tacı yapıyorum anlamadım ki, efsane film değil mi sizce de..

01.10.2013