Shakespeare in Love (1998)


Çok çok iyi, muhteşem, ilk on filmim arasına girecek kadar etkileyici bir film. Captain Corelli's Mandolin (2001) gibi pek beğenmediğim bir filmin yönetmeni John Madden harika bir iş çıkarmış. Senaryosunu Marc Norman ve Tom Stoppard'ın beraber yazdıkları, aşk hikayesinden aşk hikayesi çıkarma işini çok sevdim.


Oyuncu seçimleri zaten mükemmelmiş, Viola rolüne, Gwyneth Paltrow'dan başka kimse bu kadar yakışamazdı bence. Keza William'ı Joseph Fiennes'ten başkasına oynatsa, tamam yine beğenirdim ama bu kadar etkilenmezdim herhalde. Film 13 dalda Oscar'a aday gösterilmiş 7'sini almış 'en iyi film' ve 'en iyi kadın oyuncu' dahil. Paltrow'un kariyerindeki tek Oscar heykeli buradan. Diğer rollerde Geoffrey Rush, Tom Wilkinson ve yeni dönem yönetmeni Ben Affleck'i izlerken, Kraliçe Elizabeth rolüyle, James Bond'un M'i Judi Dench çıkıyor karşımıza.


'London 1593' diye açılıyor sahne, Elizabeth dönemi tiyatrosu işte, seviyorlar tiyatroyu ama komedi olursa, sahneye köpek çıkarsa çok gülüyorlar. Sahnede kadın oyuncunun yasak olduğu zamanlar, kadın karakterleri de erkekler oynuyor; makyajlar, kostümler, inceltilmiş sesler. Londra'da iki tiyatro var, birinin patronu bir aktör, diğerinin ki ise üç kağıtçının teki ama elinde usta bir yazar var. Patron, William yeni bir komedi yazsa da paramıza baksak diye koşturuyor peşinde, Shakespeare ise düşmüş aşkının, ilham perisinin derdine. Bir oyun var diyor, çalışmalar başlıyor, oyuncular seçiliyor. William'la Viola böyle tanışıyor. Romeo ve Juliet'e ve daha nice oyunların yazılmasına zemin hazırlıyor bu aşk hikayesi.


Filmden sonra Romeo ve Juliet'i bir kez daha okudum, kitap nasıl değişti anlatamam. Okuduktan sonra dedim ki "Bundan daha iyi bir aşk hikayesi yazılamaz", niyetim mi vardı acaba? Son sahnede ağlamadım tabii nereden çıkarıyorsunuz. Ama etkileyici evet.. Ama ağlamadım. Bu yaptığınıza provokatörlük, Şekspir'e çapulcu, Olivia'ya kırmızılı kadın derler..

29.06.13