No (2012)


Hızlıca şu an bizi ilgilendiren kadar Şili tarihine göz atalım.. 70 seçimlerinde, solcular güçlerini birleştirmiş UP'yi kurmuş ve seçimi kazanmışlardır; Salvador Allende devlet başkanı olmuştur. Şili bağımsızlık yolunda hareketler yapınca Amerika ilişkilerini kesmiştir. 73 yılında, -muhtemeldir ki Amerikan desteği gören bir- darbe gerçekleşmiştir. General Pinochet kendisini devlet başkanı ilan etmiş, bu sırada bir sürü insan öldürülmüş, kaçmış, kaybolmuş, tutuklanmış, işkence görmüş ve daha bir sürü şey. Darbe işte! Bu arada ekonomi düzelmiş yani zenginler daha zengin, fakirler daha fakir olmuştur. Yıllarca süren bu dikta rejimi 88 yılında referanduma sunularak, "Herkesin keyfi yerinde mi?" sorusu sorulacak ve "Hüloğ!" nidalarıyla böyle devam edilecektir. Öngörülen budur.

Antonio Skarmeta'nın tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanıp Pablo Larrain yönetiminde filme alınan No (2012), bu referandum sürecini, Sİ/NO kapışmasını anlatıyor. İşte seçimlere kadar iki taraf siyasetçilerine devlet televizyonunda nedenlerini paylaşacakları, taraftar toplayacakları bir 15'er dakika veriliyor. Sİ'ciler "Bakın ne kadar güzel yaşıyoruz, bir sürü villa var ülkede, böyle devam için Sİ diyoruz!", NO'cular da "Bunca ölen, kaçan, kayıp insanın hesabını kim verdi, kim verecek, NO diyoruz ve bu tipsizler yargılansın istiyoruz!"..


NO'cuların ekip başı Thomas Urrutia, (isimler değiştirilmiş bu arada) bu işin böyle olmayacağını hissedip ülkenin en parlak reklamcısı Rene Saavedra'ya gidiyor. Diyor ki "Televizyon senin işin ve sen bir adamın dibisin.." gazlıyor falan ama eleman cool "Sence kazanma ihtimalimiz var mı, ne için uğraşcaz yani!.." Aslında kimsenin dile getiremediğini bu çocuk söylüyor. "Evet, NO'cuyuz ama kazanma şansımız yok, kabul edelim!" Araştırmalara göre %70 gibi büyük bir grup kararsız. Yani %30 'Kesin Sİ'ci, gerisinin de çoğu 'Mecbur Sİ'ci!.. "Tamam lan," diyor Saavedra, "bak nasıl kazanacağımızı söyliyim!" Ve reklamcılık tekniklerini kullanarak, mutlu insanlar göstererek, kötü şeylerden bahsetmeden, rüya gibi bir Şili hayal ederek kazanıyor. Çok karşı çıkan dinozorlar oluyor tabii ama bir şekilde ikna ediliyorlar. Bir reklamcılık başarısı, bir 'umudunu kaybetme' filmi!

Gazimağusa'da, çok da güzel bir lokasyonda, birileri hayalimi gerçekleştirmiş ve kitapçı açmış. Onlar yapmasa ben yapacaktım ne yalan söyliyim. Neyse ben sapık gibi her gün gidip çok da geniş olmayan seçkilerinden bir şeyler seçmeye başladım. Geçen gün baktım NO diye bir kitap, bizdeki referandum zamanı Şubat 2017'de çıkmış, bu film üzerinden Şili'deki referandumu anlattığı yazıyor arkasında falan. Hani bizim referanduma umut ışığı olsun diye, hatırlatılması gereken bir konu diye düşünülmüş. Karakarga Yayınları basmış, Başak Tan yazmış. Başak mı?! Enee!.. Aldım hemen, bu ne ya, niye yeni gördüm diye. Bi de taa Kıbrıs'ta!.. Başak'la kitapçıda çalıştığım zaman tanışmıştık, Karakarga dergisinde yazıyordu bir yandan, yazdığını oradan biliyorum. Birkaç gün arayla kovulmuştuk aynı kitapçının başka şubelerinden asdfghjkl!.. Ne saçma be!..

Kitabı okurken, çaktırmadan filmi açtım izledim arada, filmle ilgili mevzular kaçmasın diye. Fakat bu konsantre kitabın sadece bir bölümü filmle ilişkiliymiş, o da 'aslında sadece reklamcılık başarısı değildi o' itirazıymış. Gerisi Başak'ın Hayır'a ve Hayırcılık'a dair görüşlerinden ve Mini Ayaklanma Tarihinden oluşuyor. Kendisini sosyalist olamayacak kadar anarşist hisseden yazar, "The Beatles dinlememi yasaklayan sosyalist hükümeti protesto etmeyi, benim adıma masum sivil kanı akıtıp duran faşist hükümeti protesto etmeye yeğlerdim." diye bir cümle kuruyor. Dayanamayıp, "Yine de bu, ülkeye göre değişebilir." diye ekliyor hemen. Kıyamadı Beatles'a dedim okuyunca.. Bir de ilginç bir konuya değinmiş, paylaşmadan edemiycem. 

Kredi kartlarından ve ihtiyaç harici harcamalardan uzak durduğunu anlatıyor bi yerde, "Her şeyim stoklu, iki hafta sokağa çıkmadan yaşayabilirim ve bu alışkanlık, borçlandırmaya dayalı sistemin işine hiçbir şekilde yaramayan bir insan yapıyor sizi zamanla. Mülk edinmiyor, dünyaya düşünmeniz gereken çocuklar getirmiyorsunuz. Ben de uzun zaman boyunca bütün bu krizlerden bir tek ben mi bu kadar az etkileniyorum diye düşünüp durdum. Hayır böyle yaşayan yığınlarız. Bazılarımız bunu eğlenceli hale getirmeyi başardı. Yeryüzünde en mutluluk verici şey, asla bu heriflerin aradığı o insan olmamaktır."

Akıllı adama belki yetecek bu ipuçları ama benim sadece heyecanlanmamı sağladı, bana bu konuyla ilgili kocaman bir kaynak lazım. Keşke Başak Tan yapsa bunu!.. O yığınlarla tanışmak ve bu heriflerin aradığı o adam olmamak istiyorum!


Filme dönelim. Başroldeki reklamcı Saavedra'yı, Amores Perros (2000)'un Octavio'su ve Diarios de Motocicleta (2004)'nın Che'si Gael Garcia Bernal canlandırıyor. Sİ'ci reklam patronunu Alfredo Castro, NO'cu kampanya liderini Luis Gnecco ve Saavedra'nın aktivist eski karısını da Antonia Zegers oynuyor. Pablo Larrain yönetimindeki film o sene 85.'si düzenlenen Oscar töreninde En İyi Yabancı Dilde Film adayı gösterilmiş ama Haneke'nin Amour (2012)'u kimseye fırsat vermemişti.

30 ocak 2018