Dark (2017-20)


Zamanda Yolculuk kavramı üzerine güzel işlenmiş bir Netflix Almanya Orijinali, 3 sezonluk bir dizi, toplam 26 bölümden oluşuyor. Çok popülermiş, herkes izlemiş ama ben kimseden duymamıştım - son sezonu gelene kadar. 3. sezonun 27 Haziran'da yayınlanmasıyla beraber bir Dark rüzgarı esti çevremde, "La Noli" eşliğinde izlenecekler listeme ekledim, işte geçen Pazar günü ilk sezonu, sonra hafta içinde 2'şer 3'er izleyerek bu hafta sonu da bitirdim. Hızlıca izledim, çünkü izletiyor, merak ettiriyor. Son sezon hariç, o biraz ağır ilerliyor. Tavsiye ederim tabii, ben beğendim, popüler olana gıcık olmuyorsanız izleyebilirsiniz.

Başta, ergen dizisidir, vampirlidir, korkuludur derken aslında tam benlik olduğunu, bilim kurgulu, gizemli bi şey olduğunu gördüm. Vampirlere de karşı değilim bu arada, herkesin kendi özgür iradesidir... İlk sezonu en sevdiğim, adeta Zaman Yolculuğuna Giriş dersi, yavaş yavaş, göstere göstere anlatılıyor hikaye. En çok gördüğüm sosyal medya paylaşımları, soy ağaçlarıyla kim kimin neyi, kim hangi zamandan diye tablolar paylaşılıp, dizinin anlaşılmaz olduğu, çok karışık anlatıldığı falan söyleniyordu. Ki bana çekici gelen kısmı da buydu belki, dur ben anlayayım da farkımı ortaya koyayım diye bir gaz... Yok ama hiç de öyle kafa karıştırmıyor aslında, gayet anlaşılır yani... Tabii bazen hikayedeki gizemi korumak için özellikle söylemedikleri de oluyor o ayrı...


Almanya'da küçük bir kasabada geçiyor hikaye. Gösterilen karakterler o kasabada yaşayan 3-5 ailenin fertleri... İlk sezonda zaman yolculuğu diye bir şeyin mümkün olabileceğini fark edip, bunu mümkün kılan tesadüfi olay işleniyor. Bir nükleer santraldeki radyoaktif atıklar zamanlar arası bir kapı açıyormuş. İlk sezon biterken sadece o tesadüfi kapıyla değil başka yollarla da, istenilen zaman geçişlerin sinyalini alıyoruz ve ikinci sezon da bunu işliyor. Üçüncü sezonda da sadece zamanlar arası değil, paralel dünyalar arası geçişlere giriliyor. Her sezon işleri biraz daha komplike hale getirdikleri için sona doğru takip ederken yorabiliyor. Hikayenin doğası gereği bir o zamanda bir bu zamanda ilerleniyor, o biraz kafa karıştırıyor.

Sürekli zamanda yolculuk etmelerinin sebebi de, ileride yaşanan olayları engellemek için geçmişe müdahale etme istekleri. Yalnız iki farklı gelecek düşleyen iki farklı karakter kendi istedikleri dünya için geçmiştekilere sürekli kendi çıkarlarını gözeterek yalan söyleyip konuyu saptırıyorlar. Bu mücadele, aşık kahramanlarımız Jonas ve Martha arasında geçiyor.


Dizinin İsviçreli yönetmeni Baran bo Odar'ın, Jantje Friese ile beraber yaratıcılığını yaptığı dizide bir sürü baş rol var ama Louis Hofmann ve Lisa Vicari adını ilk başta sayabiliriz. Ayrıca ben Cordelia Wege, Luise Heyer, Gina Stiebitz ve Maja Schöne isimlerini de not almak isterim buraya, denk gelirsem başka filmlerine aktris faktörüyle izlemek isterim yani.

İngilizce dışındaki dillerde film/dizi izlemenin de ayrı bir tadı var, bazen tercih sebebi bile olabiliyor. Almanca orijinaliyle izlenmesi gereken bu dizide fark ettim ki aslında İngilizce'ye ne kadar yakın bu kaba nitelendirdiğimiz lisan, kelimeler, İngilizcesinin birkaç harf değiştirilip gırtlaktan okunan hali, Almanca bu... Bu arada Almanca, Almanya dışında İsviçre ve Avusturya'da da anadil olarak kullanılıyor. Bu da zaten bilinen, öyle bi bilgi olarak dursun burada...

12 Temmuz 2020