Force Majeure (2014)


Kadınlardaki topluluk içinde tartışma sevdası nedir allasen?! Bi gün metrobüsteyim, oturuyorum, dibimde de bi çift önce sakin sakin konuşup sonra sinirlenmeye başladılar birbirlerine. Oğlan "Tamam, bak inince konuşalım bunu.." falan diyo, kız "Hayır, hayır şimdi konuşalım niye öyle demişim.." diye harlıyo... Eleman tamam diyip tartışmayı ertelerken, kız, etrafın dikkatini çekmekten adeta hoşnut, tartışmak istiyor ve boyuna söyleniyordu... Eleman sustukça, kız 'suçunu kabul ettiğini' düşünüyor, köşeye sıkıştırmışcasına triplere giriyordu... Ben bu duruma şahit olalı oldu baya..


İskandinav diyarından bu film, 'Turist' ismiyle gösterildi o coğrafya dışında.. Kötü bir tercih bence.. Yazan yöneten İsveçli Ruben Östlund, oynayanlar ise Johannes Kuhnke, Lisa Loven Kongsli ve Kristofer Hivju gibi Norveçli isimler... İsveç-Norveç bunlar aynı şey aslında... Kadrodaki isimlerden tanıdık olan Hivju, Game of Thrones'ta bizim PKK'lı Ygritte'in ekip arkadaşı Tormund'du..


Ekonomik açıdan orta-üstü sınıftan İsveçli bi aile, beş günlük tatil için Fransız Alpleri'ni tercih etmişler, kayak yapıp stres atacak ve beraber zaman geçirecekler işte. Güzel tatillerinin henüz ikinci günlerinde restoranın terasında yemek yerlerken karşı ki dağda kontrollü bi çığ oluşturulduğunu görürler. Adam korkulacak bir şey olmadığını, bunların kontrollü bir şekilde yapıldığını söyler ve telefonun kamerasıyla çekmeye başlar ama çığ büyüdükçe millet tedirgin olur, çocuklar bağrışır, çığ iyice büyüyerek restoranı... Bembeyaz...


Ama korkulacak bir şey yoktur; biraz büyük bir çığ olduğu için tozu dumanı kaplamıştır bulundukları terası... Bu olay sırasında kadının çocuklarını kucaklayıp orda durması ve adamın restorana kaçması talihsizliği yaşanır. Kadın film boyunca "Sen bizi bırakıp kaçtın", "Sen bizi terk ettin", "Bu kadar korkaksın sen işte, varsa yoksa işin, bize hiç değer vermiyorsun!.." Yahu adam korkup canını kurtardı diye yemediği trip kalmıyor...

Tatil boyunca bu tartışma her açıdan ele alınıyor. İzlerseniz hepsini göreceksiniz, benim favori bakış açım: içgüdüsel olarak bu şartlar altında her insanın kaçıp canını kurtaracağı, adamın da onu yaptığı..
Bunu biraz geliştirirsek: yani kadının, çocuklarının yanında kalıp beraber ölmek istemesi ve adamın önce hayatta kalıp/güçlü kalıp sonra karısını ve çocuklarını kurtarmak eğiliminde olması diye yorumlanabilir. Ki terasta kaçma eğiliminde olanların hepsinin erkek olmaları da güzel detay... (Erkekliğin yüzde doksanı kaçmak diye deyiş var bu coğrafyada..)


Kadının bu konuyu sürekli açması, olur olmaz yerde dillendirmesi, metrobüsteki çift efekti yarattı bende. Adam sustukça kadın konuşup duruyor, yalnızken çok bi şey demiyor kadın ama bi ortama girdiklerinde konuyu oraya getirip sıkıştırıyor adamı... Adam da utancından saçma sapan kaçamaklar yapıyo, kaçmadım falan diyo.. Temele inildiğinde adamın liderlik içgüdüsü ona bunu yaptırdı ya, kadının ki de galiba o liderliği ele geçirme isteği hep... "Bir kralı devirmek istiyorsan, herkesin içinde onu küçük düşürecek bi şey yap" diye bi söz edilmiş olsa zamanında, buraya çok yakışırdı. Hem ateist hem kadınsanız, ne duruyorsunuz açıklayın o zaman bu durumu!..


Film, Golden Globe'da Yabancı Dilde En İyi Film olmak için yarıştı ama olmadı, Oscar'da ise yarışmayacak. Nedenmiş, keşke yarışsaydı, hatta Kış Uykusu (2013) da yarışsaydı... Kış Uykusu (2013) yarışsa kesin alırdı ödülü..

12.02.15