2013'ün En BeğendiğimFilmleri


Yeni bir yıla girmemizle beraber arkada kalan senenin en iyileri en güzelleri en bişebişeleri belirlenmeye başladı, fark etmişsinizdir. Bakıyorum elin sitesine, genelde hep en iyi 10 seçilmiş.. Ben o 11.'yi merak ediyorum her seferinde. Listelere bakınca bir sürü de izlemediğim film olduğunu falan gördüm. O kadar da film izliyorum ha, nasıl yetişcez belli değil..

Şimdi ben de tutup size ilk 10 vereyim diycem olmayacak. On tane film say desen sayamam ki, aklıma gelmez öyle sorunca. Ama bir sitede denk geldiğim, sağda solda isim yapmış sinema yazarlarından aldıkları listeleri koymuşlar, o yirmi yazarın listesinde en sık geçen film isimlerinden şöyle:

Yozgat Blues (2013)
Dupa Dealuri (2012)

Mühendislik yapıp ortalama alınca en beğenilenler olarak bunlar çıkıyor karşımıza.. Tabii idealist davranıp, komple Türk filmi söyleyen de olmuş, Avrupa sineması pompalayan da olmuş ama dediğim gibi geneli bunları beğenmiş. Kesin onlar da bu listeleri verirken akıllarına ilk gelenleri söylediler/yazdılar, düşünseler kesin daha güzel buldukları filmler çıkar. Bu genelleştirilmiş listede, izlemediğim ve ilk ikide yer alan o iki filmi indirdim hemen, en yakında izlemek üzere aldım sıraya.


Sene içinde gösterilen filmlerden -izlediklerimden- hemen ben de bi ilk 5 oluşturayım size:

Rush (2013) evet ilk sırada bu olsun...
The Great Gatsby (2013) aslında bu da ilk olabilir emin değilim, çok güzel çünkü...
Iron Man 3 (2013), zaten..
The Bling Ring (2013) bunu çok kimse beğenmedi ama bence tatlı film ya...
Sen Aydınlatırsın Geceyi (2013) bu kafaya girenlerin çok beğendiği, giremeyenin hiç giremediği film...
Kelebeğin Rüyası (2013), bence Türk Sineması güzel bi yere gidiyor dedirten film...

İlk beş dedim altı oldu mesela, yedinciyi merak etmediniz mi şimdi?.. O da La vie d'Adele (2013)...

Senenin en çok kazandıran filmleri de Iron Man 3 (2013), Despicable Me 2 (2013), The Hunger Games: Catching Fire (2013) ve Man of Steel (2013) olmuş.

3 Ocak 2014


Bu sene sonu listesi işine şöyle bir standart getiriyorum, imdb.com'da 8 ve üzeri puan verdiğim filmler içerisinden ilk 10 yapmak... Nasıl fikir?! Sonuçlar şöyle:

Oku..

Kelebeğin Rüyası (2013)


Oscar muhabbetleri münasebetiyle oturdum izledim. Güzel senaryo, güzel film, sanata da iyi çalışılmış belli ama yemezler bence. Ama tabii aday olunsun, ekipçe bi Kodak Tiyatrosu ziyaret edilsin, güzel şeyler bunlar.


1940'tı yanılmıyorsam, o tarihlerde geçiyor. Zonguldak'ta şair iki genç. Memurlar aslen, ama gönüller şiirde. Bi hocaları var, o destekliyor bunların heveslerini. Gençler: Muzaffer (Kıvanç Tatlıtuğ) ve Rüştü (Mert Fırat), hocaları Behçet Necatigil (Yılmaz Erdoğan). Kişiler gerçek. Belediye Başkanı'nın liseli kızı Suzan'a (Belçim Bilgin) bu genç şairler göz koyar, güzel kızdır ve ikisi de beğenir, ne var bunda. İkisi de birer şiir yazıp kıza vereceklerdir isimsiz, kız kimin şiirini beğenirse o kazanacaktır iddiayı. İddiaları çok mühim değil, olmayan altınlarını verirler birbirlerine.

Dönemin hastalığı verem, bu iki şairin de başına beladır. Kızın ailesi, veremli oldukları için gençlerden uzak durmalarını ister. Gönül ferman dinlemez. Bu arada Rüştü, hastanede yer bulur bir şekilde, yerleşir, bir kızla tanışır, o da hastadır, adı Mediha'dır (Farah Zeynep Abdullah). Suzan, Muzaffer'e kalır. İyi mi olmuştur, tartışılır; çılgın kız Suzan ille de 'maden ocağı' görmek ister. Bu çılgınlık, Muzaffer'in başına iş veya işler açar.


Cumhuriyet daha çok gençtir (ayrıca bugün de doğum günüdür, kutlu olsun), yetmezmiş gibi ikinci kez büyük dünya savaşı başlamıştır. Dünyada bi büyük savaş gerçekleşirken, İstanbul'da genç şairler ve aşklarının hayatla savaşı yaşanmaktadır.

Kadroda dönemin Belediye Başkanı Zikri Özsoy rolüyle Ahmet Mümtaz Taylan ve Muzaffer'in babası rolüyle de Taner Birsel yer almaktadır.


Böyle bir hikayedir. Oscar aday adayıdır şu sıralar, umarım aday da olur; hatta çok isterim heykelciği de alır. Ama dediğim gibi çok ümitlenmeden takip edelim gelişmeleri. Peki "neden?" dersen, bilmiyorum, bi şeyi eksik ama tam adını koyamıyorum. Güzel de film baya. Bu arada yazanı yöneteni şair Yılmaz Erdoğan'dır.

İlk kez şubat 2013'te gösterilen film, güzel gişe yaptı, bu Oscar muhabbetiyle beraber istenen ölçülerde kısaltılıp Amerika'ya yollanan film bizde de son haliyle tekrar vizyona girdi. 10 milyon bütçeli yapım şu ana kadar 20 milyonun üstünde bir para kazandı. Allah bereket versin.

29 Ekim 2013
Oku..