Şahsiyet (2018)


Türkiye'nin ilk internet dizisi platformu Doğan Holding'in paralı blutv'sinin Masum (2017)'u, Dudullu Postası (2018) var; Türkiye'nin ikinci internet dizisi platformu Doğuş Holding'in ücretsiz puhutv'sinin Fi Çi (2017-18)'si, Dip (2018)'i, Şahsiyet (2018)'i var.. Bence puhutv rulez..

İki üç hafta önce tamama eren dizi üçer bölüm olmak üzere ve yaklaşık ayda bir yayınlandı. 12. bölümle final yapan dizinin bölüm süreleri bir saat civarında.. Yaratıcı ekip ve oyuncu kadrosunun şahaneliği mükemmel.. Harişahaşem..


Oyuncu Onur Saylak'ın sene başında vizyona giren -ilk uzun metraj yönetmenliği yaptığı- Daha (2017), Hakan Günday'ın aynı adlı romanından uyarlanmıştı. Efsane görüntü yönetmeni Feza Çaldıran'la çalışmışlardı. Film, mütevazı vizyon başarısının yanında uluslararası festivallerde de dikkat çekmeyi başarmıştı. Bu filmden hemen sonra puhutv devreye girdi ve muhtemelen şöyle dedi: "Romanların çok güzel Hakan, çok satıyor, çok okunuyor. İyisi mi sen bize bir dizi yaz, yeni olsun, Onur da yönetsin?! Ve tabii dop yine Feza Çaldıran olacak.." Uff çok feci attım, kesin böyle olmamıştır da neyse.. Teklif kabul edildi, kadro için kesenin ağzı açıldı.

Kesenin ağzını açmak demek, Haluk Bilginer'le anlaşmak demek. Tahmin tabii , yine atıyorum.. Ama belli ki çok fazla teklif gidiyor kendisine.. E artık piyasa standartları çok yükseldi, büyük şirketlerde kötü senaryo diye bir şey yok neredeyse.. Seçerken de doğal olarak en kısa sürede en çok parayı kazanabileceği işleri kabul eder bu noktadaki bir oyuncu. Bu sebeple, kesenin ağzını açmak demek, Haluk Bilginer'le anlaşmak demek diye düşünüyorum.. Dur daha bitmedi, kadrodaki diğer isimler: Cansu Dere, Metin Akdülger, İbrahim Selim, Hüseyin Avni Danyal, Şebnem Bozoklu, Şenay Gürler, Hümeyra ve Müjde Ar.. Bir de Rabia Soytürk.. Neden bir de, çünkü bu kız ilk defa oyunculuk yapıyor; 22 yaşında, güzel ve rolü gereği hiç konuşmuyor.. Hiç konuşmaması tamamdır, bir kız güzelse ve konuşmuyorsa tamamdır.. Yazının sonunda bu cümleyi hatırlayacağız!.. Bu arada "Hatırla!" dizinin mottosu..


İlerleyen yaşının getirdiği unutkanlık illetine tutulan -daha doğrusu Alzaymır başlangıcı teşhisi konan- Agah Beyoğlu, eski İstanbul Beyfendilerinden.. Bir dönem tayin sebebiyle Kambura'da, adliyede katip olarak görev yapmış.. O zamanlarda başından geçen, önüne çıkan, içine oturan bir olay olmuş.. Bir işler dönmüş o küçük ilçe Kambura'da, örtbas edilmiş.. Unutamamış yıllarca Agah Bey.. Şimdi hastalığı dolayısıyla eline unutma fırsatı geçiyor ama bu sefer de 'Unutmadan bu işi çözmem lazım' diye düşünüyor.. Ama bir yandan da unutmaya başlıyor.. Hay Allah, acele etmesi lazım, unutmadan onları öldürmesi lazım..

O kadar naif, o kadar beyfendi fakat bazen 'Nah', 'Bok!' gibi küfürler edebilen Agah Beyoğlu, bir anda ülkenin ilk seri katili oluveriyor. Cesetlere bıraktığı notlar ise Cinayet Masası'nın tek kadın polisi Nevra Elmas hakkında.. Peki, Agah Bey bu notlarla Nevra'ya ne hatırlatmaya çalışıyor? E umalım da kendisi unutmadan Nevra hatırlasın!..


Baş karakter sebebiyle muhteşem sempatik bir polisiye.. Kambura kurgu bir ilçe, plakası 96.. İstanbul'a yakın herhangi bir Anadolu kasabası diyelim.. Cinayetler İstanbul'da işlenmeye başlıyor ama bütün ipuçları Kambura'yla ilgili.. Zamanında bir olay yaşanmış burada, ihtimal aslında çok da yabancısı olmadığımız bir iğrençlik.. Agah Bey, Kambura'nın sırtındaki bu kamburu yok etmek için istemeden ülke çapında büyük bir popülariteye kavuşunca, kullandığı kedi kostümü hiç farkında olmadan gençleri farklı şekillerde etkiliyor, fan kulübü kuruluyor..


İzlemeyip izlemeyip hepsini bir Cumartesi gününe sıkıştırdığım dizinin yazarı Hakan Günday'ın kaleminin sağlamlığı, dizinin tutmasıyla zaman içinde duvar yazılarına evrilmiş:
"Ne güzel olurdu, değil mi? Yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak, sadece doğrular kalsa."
"Türkiye'de insanlar seri katil olmaz, Türkiye'de insanlar cinnet geçirir."
"Bomba patlıyor elli kişi ölüyor panik olmuyorsunuz, teker teker ölünce mi panik oluyorsunuz?"

Ve nice güzel şiirlere, şarkı sözlerine yer veriliyor.. Çalan şarkılar gibi sahne müzikleri de çok başarılı, hikayeyi bir yerlere getirmede büyük etkileri var. E tabii bir de kostümler, Agah Beyoğlu'nu giydirmek çok keyifli olsa gerek; stilist başlığı altında Deniz Marşan'la beraber Başak Dizer Tatlıtuğ isimleri var kadroda.. Işık kullanımı, renk ve sinematografi zaten dizinin üst sınıf olma sebeplerinden en kuvvetlileri..


Hikaye derinliği ile ilgili çok yazıp puan kırmak istemiyorum aslında ama Süveyda diye güzel bir kız yaratılmış. Konuşmaktan vazgeçmiş deniliyor. Hep mi böyleydi o kız acaba, orası çok boş kalmış hikayede? Yazmadan edemedim.. Çünkü, ne kadar güzel konuşmak istememesi falan diye düşünmüştüm ama bi şeye tepki olarak mı konuşmuyor, hasta da onun için mi konuşamıyor bilinmiyordu.. Sonda patlaması bana çok anlamsız geldi mesela.. Bir kız güzelse ve konuşmuyorsa tamamdır dedim ya; yanıldım..

24.06.2018
Oku..

Unleashed (2016)


Komşudayken denk gelmiştik, zaplarken Digiturk film kanallarından birinde.. Shameless (2011- )'ın iki tatlı çocuğu Steve Howey ve Justin Chatwin'i kedi köpek rolünde gördük.. Biri şaşkın şaşkın etrafa sırıtıyor, her fırsatta koşuyor; diğeri ağır hareketlerle, kibirli ürkek salınıyor.. Hoşuma gitti onları kedi köpek tavırlarında görmek, unutmayayım da baştan izleyeyim, neymiş bakalım bu film dedim.. Çok zor olmadı bulmam ama izlemek için 3 hafta falan bekledik sanırım.. 3 hafta da çok değil düşününce, 3 yıl önce watchlist'e eklediğim film var; ve şu an watchlist'imde 73 film var.. Bi ara işi gücü bırakıp film izlemem lazım galiba..


Steve ve Justin'in sevimli hareketleri dışında çok da bi numarası yok filmin.. O zap esnasında gördüğümüz kadarı yetermiş yani aslında.. Emma yazılımcı bir kız, çok hayvansever bir tip hem de ama sevgilisinin evcil hayvan alerjisi yüzünden evde besleyemiyor. Sevgilisi oğlan bir gün kızın çalışmalarını çalıp evi terk edince, Emma yalnız kalmak istemiyor ve bir kedi bir de köpek sahipleniyor. Bir gece, astroloji, psikoloji, yıldızlar ve biraz da sihirle, bir süreliğine kedisi ve köpeği insan vücuduna bürünüyor. Evden kaçtılar sanıyor Emma, her yerde onları arıyor. Bu insankedi ve insanköpek de -bu halleriyle de- Emma'nın sevgisini kazanmak için, onu tavlamak için birbirleriyle yarışıyorlar.


Eğlenceli gibi ama çok değil de gibi.. Emma'yı oynayan Kate Micucci'nin sinir bozucu derece güzel olmayışı gerçekten sinir bozuyor. Tip komikliği filmi de değil ki tipine gülelim.. Hele bir de aşırı hayvansever biriyle izlerseniz filmi ortam geriliveriyor.. Reha Erdem'in asistanlarından biriyle Recep İvedik izliyor gibi oluyorsunuz.. Çünkü kız kedi beslediği için bir arkadaşı tarafından hor görülüyor, eziliyor falan.. Köpekler salak, kediler nankör gibi klişeler çok vurgulanıyor ayrıca.. Öyle işte..

Finn Taylor'ın yazıp yönettiği filmin imdb.com puanı 6,5 benim puanım 3..

22.06.2018
Oku..

The Addams Family (1991)


Affına sığınarak canım!.. İnsan sevgilisiyle film izleyemez mi ya?! Ne film açsam olmuyor, beğendiremiyorum. Sanki filmi ben çekmişim gibi davranıyor bir de. Garanti olsun diye daha önce izlediğim, beğendiğim filmleri açıyorum, "Yok ya, senin açtığın filmler hep şey!.." Ney acaba benim açtığım filmler?! Dünyanın en iyi filmi Oscar'ını bile alsa açtığım film, yine ben açtım diye beğenilmeyecek! Tabii ki abartıyorum ama buna yakın şeyler yaşıyoruz; yine de bi şey diil! Geçen gün Instagram'da görmüş, Wednesday Addams açıklamasıyla paylaşılan -siyah beyaz bir filmden- küçük bir kızla zombi gibi bi tipin dans sahnesi.. "İzleyelim mi bunu?" dedi, "Oluur!" dedim dışımdan, "Hay hay, yeter ki sen seç.." dedim içimden.


Wednesday Addams ailenin küçük kızıymış.. Addams Ailesi de, kocaman, görkemli, zombi stili dizayn edilmiş muhteşem malikanelerinde, bambaşka tarzlarıyla normal insanlara kıyasla sıra dışı bir yaşam süren değişik bir aileymiş. Şöyle örnek verirsem hemen anlarsınız. Wednesday sofrada birinden tuzu uzatmasını istiyor: "Tuzu uzatır mısın?" Annesi hemen cümledeki eksikliği tamamlaması için uyarıyor kızını: "Wednesday, ne diyorduk?!" Hatırlayan tatlı kız tamamlıyor cümlesini: "Hemen!" Hani normalde anne 'lütfen' desin diye uyarır ya çocuğunu.. Öyle işte..

Karun kadar zengin bu ailenin muhasebecisi gibi biri olan Tully, eşiyle beraber hem ziyarete gelmiş aileye hem de iş konuşuyorlar babayla. Muhabbeti açılıyor da öğreniyoruz: Yıllar önce ortadan kaybolan bu fantastik ailenin -en zombi kılıklı üyesi- Amca Fester Addams'ın geri gelmesi en çok istedikleri şeymiş. Baba Gomez Addams, darıldıkları bir dönem evi terk eden kardeşinin geri gelmesini her şeyden çok istiyormuş.

Muhasebeci Tully'nin başka bir müşterisi de olaya dahil oluyor. Bayan Craven, oğlunun Amca Addams'a benzerliğinden faydalanıp bu değişik aileyi soymayı planlıyor.
Bakalım Addams Ailesi bu numarayı yiyecek mi? Gordon Craven, Fester Addams rolünü sevecek mi? Mr. Tully ve Mrs. Craven'ın başına neler gelecek? Addams Ailesi paralarını kaptıracak mı?


O sene En İyi Kostüm Tasarımı Oscar'ına aday gösterilen filmin kadrosunda Anjelika Huston, Raul Julia, Christopher Lloyd ve Wednesday rolüyle minik Christina Ricci yer alıyor. Film aslında hiç fena değil, sevdim, sevdik.. Aslında Sevcan çocukken izlemiş bu filmi, El'i görünce hatırladı hemen.. Ben de El'i çok sevdim.. Kendi başına bir karakter olarak El!.. Gogol'ün Burun gibi, hatta Palto gibi..

Charles Addams, 1964-66 yılları arasında yayınlanan 64 bölümlük aynı isimli tv dizisinin yaratıcısı ve yazarıymış. Sevcan'ın Instagram'da gördüğü video da bu eski diziden bir sahneymiş aslında. Biz internete yazınca karşımıza ilk çıkanı izledik tabii. Çok sevilen aile, zaman içerinde başka projeler halinde de ekrana taşınmış. Men in Black üçlemesiyle tanınan yönetmen Barry Sonnenfeld'in filmleri olan bu The Addams Family (1991) ve ikinci filmi Addams Family Values (1993) karakterlerin en bilinen sinema serisi.. Şu sıralar yapım aşamasında gözüken, seslendirme kadrosunda yıldız isimler olan bir de yeni nesil animasyonu geliyor; Corpse Bride (2005) tadında..

21.06.18
Oku..

Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü (2017)

Konuk Yazar // Alper Kaya


Türkiye’de ilk polisiye seri olma özelliği taşıyan, Peyami Safa’nın annesinin adından devşirerek kendisine mahlas ürettiği Server Bedi adıyla yazdığı Cingöz Recai serisini bilir misiniz? Ben bundan yıllar yıllar önce, henüz ortaokula giderken yaşadığım küçük Karadeniz kasabasındaki izbe bir kitapçıda tüm kitaplarını bulduğum için kendisiyle tanışmıştım.

Tabii, daha evvel sinemaya uyarlanan iki filmini de -ama en çok da Ayhan Işık'lı versiyonunu* büyük keyifle- izlemiştim. [Cingöz Recai: Beyaz Cehennem (1954) ve Cingöz Recai (1969)*] Haliyle, Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü (2017) filmini de vizyona girer girmez izledim. Peşinen iki noktayı vurgulayıp, yazıya öyle geçmek istiyorum. Bir polisiye yazarı olarak, Türkiye’de polisiye namına kim bir tuğla koyarsa duvara, desteklerim. Hem de gönülden. En iyiye ulaşan yolların hep kötü girişimlere gebe olduğunu daha önce farklı alanlarda da gördük. Bu yüzden, bu filmin başarılı olmasını istiyorum.


Onur Ünlü’yü severim ancak yönetmenlik konusunda artık ne kadar kredisi kalmıştır, bu bir soru işareti. Hem devasa bütçeli bir prodüksiyonu, bir ikisi hariç hakikaten çok iyi oyuncuları size verecekler; hem de sizin ortaya çıkardığınız işin, iki saatlik bir seyir sonrası izleyicinin aklında kalacak pek bir sahnesi olmayacak. Güzel bir başarısızlık.

Cingöz Recai döndü, ama dönen şey bir 'efsane' değil. Başta Stephen King’in Hayvan Mezarlığı romanı, geçtiğimiz haftalarda seyrettiğim Wake Wood (2009) filmi olmak üzere çoğu yerde işlenen bir tema vardır: Ölen ve gömülen birisinin geri gelmesi. Geri geldiğinde, vücut olarak aynı kişi olsa da aslında 'o' olmaması... Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü (2017) de o filmlerden fırlamış gibi. Evet, sahnede bir Cingöz var; bir yerlerden tanıdık geliyor. Hatta bu görüşümüzü pekiştirsin diye eski filmlerden, efsane birkaç cümleyi de söyletiyorlar Kenan İmirzalıoğlu’na ama olmuyor. Aşı tutmuyor. Kendi deyimiyle, -hücum edilmez bir vücut içinde, ölmez bir ruhu olan- Cingöz Recai’ye hem vücut olarak hücum ediyorlar, hem de ruhunu öldürmek için ardı ardına darbeleri hiç sıkılmadan indiriyorlar. Neden?

İnsanların emek vererek ürettiği herhangi bir şeyi kötülemek, kimsenin haddi değil. Ama 'kötülemek', haddi değil, beğenmeyebiliriz, sevmeyebiliriz, eğreti durduğunu düşünebiliriz... Ben de kötülüyormuş gibi olmamak adına, biraz daha açacağım şimdi beğenmediğim noktaları.


Aşk: Bilirsiniz işte, Cingöz, çapkın bir adamdır. Aşık olduğu falan pek vaki değildir. Filmde Cingöz Recai’yi bir kadına karşı haddinden fazla tutuk göstermişler. Oysa Cingöz’ün bu bağlamda 'eril tavır' olarak eleştirilecek bir yapısı dahi vardır. Bu golü atmayı es geçip, seyirciyi, 'ha kavuştular, ha kavuşacaklar' izlemine sokmak tipik bir reyting hamlesi değil de nedir?

Teknoloji: Evet, Cingöz Recai yurt dışındaki teknolojiyi takip eden bir adamdı. Evet, lüks yaşamayı seven bir adamdı. Evet, ilgisi alakası hep bu tarz 'oyuncaklar' üzerindeydi. Ama bu kadar da değildi. Vestel’den reklam almak için filmi tamamen teknoloji alt yapısına sokmak niye? (Ve evet, cevabın içinde gizli olduğu soruları seviyorum) Eleştirdiğim nokta veya gözüme iyi gelmeyen nokta şu: Bu haliyle ne bir dönem filmi, ne de modern bir yapım. Cingöz Recai dendiğinde kafada canlanan o eski İstanbul’dan eser yok filmde. İstanbul kavramını pek tabii sadece coğrafi bir konum olarak anmadım.

Polisiye: Cingöz Recai serisi, bir polisiyedir. Cingöz bir hırsızdır ama insan öldürmez. Fakat bir hırsızlık yaptığı sırada, eğer kriminal bir vaka ile karşılaşırsa Başkomiser Mehmet Rıza’yı sinir etmek için o vakayı çözmeye çalışır. Ki, seriyi okuduğunuzda görürsünüz; dönemine göre hayli iyi bir polisiye yazarıdır Peyami Safa. Fakat bu filmde polisiyenin p’si dahi yok neredeyse; ortalıkta gezinen polisler haricinde... Öyle ki, filmin oyuncularından Boran Kuzum bile nasıl bir film çektiklerini anlamamış olacak ki verdiği röportajda “Çok güzel bir aksiyon filmi çektik” ifadesini kullanmış. Ya onunki doğru, ya bizimki. Bildiğim tek bir şey var ki; bir kez üstünkörü Cingöz Recai serisini okuyan, bu filmi yazardı da çekerdi de. Fakat böyle bir efsaneyi sırtlamak için, o seriyi birden çok kez okumak gerekiyordu.


Filmin, benim gözümde tek iyi yanı; ilk sahnelerinden birisinde Mehmet Rıza’nın okuduğu Ateş Etme İstanbul kitabını ekranda uzun uzun tutmaları oldu. Celil Oker ile bu film vasıtasıyla tanışacak olanları uyarayım: Romanları ateş eder Celil Üstadın. Sarsılmaya hazır olun.

(Yazıyı 15 Ekim 2017'de alperkaya.org'ta yayımlayan Alper'den rica ettim, yazılısinema'ya taşıdım. Bir polisiye filmin dramını, polisiye yazarından bir de bu sayfada okuyun istedim. Onur Ünlü'ye yakıştıramadığım bu filmin, sıkışık bir programın kurbanı olduğunu düşünüyorum ben.
Aynı dönem içinde, Şekspir uyarlaması Kırık Kalpler Bankası (2017), internet dizisi Görünen Adam (2017), çok uğraşıldığını duyduğum Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yoktur (2017), bu arada işte sadece yönetmenliğini üstlendiği yüksek bütçeli Cingöz Recai (2017), bir yandan devam eden Put Şeylere (2017) ve senenin sonuna doğru da Manyak (2018)'la uğraştı.
Yoğun ve üretken bir dönemdi, gelen teklifleri de geri çevirmedi, kendi işlerini de ertelemedi. Ama demek ki öyle yapmamak gerekiyormuş. Tam bir özensizlik harikası Cingöz Recai filmi izledik bu yüzden.. Ellerine sağlık Alper Kaya, seviyoruz ama yetmez Onur Ünlü.. Saygılar..)

Yönetmen: Onur Ünlü Senaristler: Pınar Bulut, Kerem Deren Yapımcılar: Ali Akdeniz, Hayri Aslan
Kadro: Kenan İmirzalıoğlu, Haluk Bilginer, Meryem Uzerli, Fatih Artman, Serkan Keskin, Boran Kuzum, Meriç Aral, Ushan Çakır ve Algı Eke..

1 Haziran 2018
Oku..

I Love You Phillip Morris (2009)


Steve McVicker'ın gerçek bir hikaye anlattığı kitabından uyarlanan filmin senaristi ve yönetmeni Glenn Ficarra ve John Requa ikilisi.. Yine beraber Crazy, Stupid, Love. (2011)'ı yapmışlardı, çok eğlenceliydi o da.. Sinema eğitimi alırken tanışan ikili hep beraber çalışıyor zaten, Allah bozmasın.. Filmin başında "Gerçekten yaşanmıştır.." yazıyor.. Filmin sonuna gelince, yazmasalardı bi şüphelenirdim "Gerçek mi lan bu olay!" diye düşündüm.. Çünkü kurgu olamayacak kadar saçma, anlatsan kimsenin inanmayacağı şeyler.. Elbet vardır değiştirilen, abartılan kısımlar ama çok iyi ya..

Steven Russell, evlatlık olarak büyümüş, büyüdüğünde gerçek ailesini bulmak için polis olmuş, ailesini bulduğunda hayal kırıklığına uğramış ve artık yeter diyor, dayanamıyor yaşadığı hayata.. Önce polisliği bırakıyor, başka şehre taşınıyorlar, yetmiyor, sonra küçük kızının annesi olan güzel eşini karşısına alıyor ve "Ben Geyim!" diyor.. Artık erkeklerle aleni sevişiyor, sevgilileriyle el ele sokakta dolaşıyor, geziyor, tozuyor, harcıyor.. Fark ediyor ki, eşcinsellik çok masraflı bir şey, ufak kredi kartı sahtekarlıklarıyla başlıyor macera.. Sonra ipin ucu biraz kaçıyor..


Hapiste geylerin nasıl rahat yaşadıklarını görüyoruz, bir işini mi hallettirmek istiyorsun, sakso çekiyosun.. Steven, Phillip Morris'le tanışıyor içeride, sevgili oluyorlar.. Boş zamanlarını değerlendirmek için bol bol kütüphanede takılıyor Steven, hukuk kitapları okuyor. Kafası da hep sahtekarlığa çalıştığı için, çıktığında avukatlık da sahte mesleklerinden biri oluyor.. Sevgilisini hapisten böyle kurtarıyor.. Falan falan.. Pek çok kez yakalanıp, hapse girip, türlü dolanla çıkıyor geri.. En son numarasıyla da zekasına hayran bırakmayı başarıyor Steven..

Çok iyi film diyemem ama bence kesin görülmesi gereken hikayelerden.. Filmin adında geçen 'isim' aslında film için başlık olacak kadar önemli bir şey değil.. Tamam, Steven, pek çok kez Phillip'i sevdiği için başını derde sokuyor ama.. Ben filmin adını beğenmedim.. Ya da beni ve benim gibi milyonları kandırdı diye sinirlendim, bilmiyorum.. Tütün devi Philip Morris'le ilgili bir mevzu sandım ben.. Alakası yok arkadaş.. Kendi salaklığıma yandım aslen; filmin türüne bakıyorum, biyografi-suç, filmin adına bakıyorum Phillip Morris.. Nereden bileyim bir 'l'nin hikayeyi bu kadar değiştireceğini..


Steven Russell, tarihe geçen dolandırıcılardan olmuş.. Amerikan adalet sistemiyle dalga geçen nitelikli dolandırıcılık becerisiyle, en son ağırlaştırılmış müebbet verilmiş.. Genelde duygusal zekalarıyla, sanatçı vizyonlarıyla tanınan eşcinsellere bakışı, analitik zekasıyla yerle bir eden Steven'ı, Jim Carrey oynuyor. Çakma tütün kralını ise Ewan McGregor.. Küçük rollerle de Rodrigo Santoro ve Leslie Mann'i izliyoruz.. imdb puanı: 6,6.. benim puanım: 7..

Bu arada seven varsa saygı duyuyorum ama erkek erkeğe öpüşmek ne ya?! Hani, neredeyse saygı duymaktan vazgeçeceğim yani, o kadar sevimsiz bir şey.. Düşündükçe dibe çekiyor fikir, biraz daha düşünürsem bu konuda çirkinleşeceğim.. Bak yazım düzeldi, -eceğim falan yazdım.. Kapan hadi konu!

10 Mayıs 2018
Oku..

Avatar İzleme Kılavuzu

Konuk Yazar // Vedat Özdemiroğlu


Pandora
Na’vistan’ın başkenti. Kara deliğe varmadan hemen soldaki boyut. Su altına çok benzediği için psikolojik olarak nefes alınamayan ülke...

Rüyada Uçmak
Bunu sağlayan bir makine, hele hele o makinenin bi de düğmesi varsa, daha kolay olur...

Avatar
DNA’sı, insan artı yerli halk olan; RNA’sı, laminant kaplama; özünde granit dokulu, kabası bitmiş tabiat evladıdır. 2154’ün üçüncü sayfa haberidir. Normal insana göre çok uzun, pek iridir. Birkaç Avatar bir araya gelse, NBA’de mola zamanı gibidir. Her garibin kalbinde, kendinden daha garip bir Avatar vardır; caney vardır. Ürkek bakışlı mazlumdur, Şirinler gibi mavidir, gerektiğinde işitsel tepki verendir. Avatar, elektrondan bir candır...

Zehirli Mızrak
Zehir barındıran mızrak...

Na'vi
Pandora halkı. Yazlarını Ev Ağacı’nda, kışlarını Ruh Ağacı’nda geçirirler. Tehlike anında tıslarlar. “Bana ne arkadaşım elektrokimyasal iletişim ağından; yemişimi emerim, doğayla bütünleşirim!” anlayışına sahip olan Na’viler, aşırı milliyetçi olanlarına Na’snavi derler. Tarım ve altı bacaklı hayvancılıkla geçinirler...

Unobitiom
Ya da benzeri bir drav taşı. Çok değerli. O kadar değerli ki, Sterlin ona ofisboy olur. Bu taş yüzünden savaş çıkabilir, ayının genetiğiyle oynanabilir. Sürekli bir elmas reklamı kafasında boşlukta dönen bu taş, denizde de güzel kayar. Sen keriz ol yeter...

Gök İnsanlar
Bildiğin insan. Sevgileri yarınlara bırakmış, duygular içinde saklı kalmış tür. Duygudan da geçtim, kendisi ölüm makinesi robotun içinde saklı kalmış, işgale, yağmaya gönül vermiş eşeğin sıpası! Bi akıllar, bi koordinatlar, ordan oraya hızlı hızlı gitmeler felan! Seni it kafalı seni! Şimdi sen bundan da esinlenip Kansas doğumlu, it kafalı bi hibrit basarsın ortama!..

Ulu Anne
Taraf tutmaz!..

Pandora Kuralları
Lilayı sev, doğayı koru! Ormanda ateş yakma, zaten bitkiler yerden aydınlatma! İkide bir “Japonlar metroda bile kitap okuyomuş” deyip, sonra da metroda kitap okuyana hır gibi bakma! Ayin sırasında kuyruğunu kıpraştırma! İşaretlere önem ver, işaretçilere pişmaniye ikram et!..

İkran
Pandora’nın yaban atları. Uçarcasına koşmak dışında bizzat uçabilirler. Bir Na’vinin ya da Na’vi yancısı Avatar’ın sadece bir İkran’ı olur. O da uçurumun kıyısında boğuşup evcilleştirebilirsen. Haa, başarırsan munisin halaybaşı olur, yanından ayrılmaz. Öyle de 'izzet ikran’ sahibidir...

Kutsal Ağacın Tohumları
Kafayı toplamış denizanası...

Neytiri
Esas kız, sporcu tabiatlı, atletik gibi ordan oraya zıplar. Ama akıllı da çok. Duygu da tavan! Dünyada bulamazsın diyolar ya, hakkaten de öyle. Gel gör ki, pundunu bulunca o da tıslar, durduramazsın...

Hibrit Kutusu
Vasati kırk gen!..

Eywa
Kutsal ruh. Ya da diyelim ruh zaten kutsal. Na’vilere sevinç ve sabır verir, iyi olan kazansın fikrindedir. Öfke saçtığı zamanlar ‘Eyvah’, neşeli olduğunda da ‘Eyvallah’ adlı asistanları devreye girer. Eywa, Ruhlar Ağacı’nın ısı yalıtımını da sağlar. Ortadoğu dinlerinden çok uzaktır ama gene de Haleluya Dağları’nı bir ayrı sever. ‘Utraya Mokri’ adlı ilk albümüyle listeleri sallamıştır...

Jack Sully
Esas oğlan. Bacakların tutmazken, gir makineye, uyu, aç gözünü, ol tazı! Özünde iyidir çünkü başroldedir. Dünyada emekli olup bağ bahçe işlerine dalmayı planlarken, kader onu Omatikaya’nın oğlu yapmıştır. Halbuki o bir aferine razıydı!..

Omatikaya
Na’vi dünyasının derin içgörüsü. ‘Mistik komünal toplum’un gizli yasası. Bir hayli manidar. Alabildiğine babacan. Her iki tarafı kadife. Balon balomanje. Gece söylemi de olur, spor kıyafet üstüne önemsiz ayrıntı gibi de konuşabilirsiniz!..

Eytucan
Neydi, valla unuttum lan!..

Toruk
Boing tipi, plazma renkli ejderha. İri kuş. Boşlukta dolaşan dağların, sarp kanyon yamaçlarının, sağda bekleme yapan ikranların arasından Pandora’nın piji gibi usulca süzülür, ayin sırasında da çığlık atar, üzülür. Ora göklerinin hakimidir, onu ikna edip hayvanı kılan ‘Toruk Mactor’ olur. Bundan bi adım sonrası Max Factor’de Satın Alma'nın başına geçmektir! İnsan Kaynakları da olurmuş...

4 Dakika, 20 Saniye
260 saniye...

EEE
Oksijen maskesiz, Pandora’da fani insanın dayanabileceği süre. Hele ki o an, yerlilerin zılgıtına maruz kalırsan, azot da gider. O şartlarda yaşayana gaz bombası attılar, ayrı!..

Thasik
Na’vi kabilesinin politik lideri. Doğal feminist. Asil ve sade, asilzade. İstanbul’da yaşasa, sanat vakfı yönetim kurulunda olurdu...

Grace Augisten
İyi kalpli bilim kadını. Yerlilerin, düşman değil, bir çeşit insan olduğunu iddia eden biyososyolog. Sonuçta yanaroğlu...

Laz Alonso
Tsu’ten’i canlandıran oyuncunun adı!..

Ejder Baba
İşgalci insanların yaban dünyaya -göya uyum sağlamak için- imha operasyonuna koydukları isim. Ne ejderi, hangi baba yiğenim, ne diyon sen? Hafızın ülkesinde köpek tavırlı kedigil kol geziyo, dokununca minyon olan bitki var, her kişinin en az birine dokandığı ayin var, sen bi dur. Dur derken, bi git! Bak hala duruyo!..

Kötü Kalpli Komutan
KKK çağrışımı, tamamen rastlantı. Yoksa bi komutan ancak Na’vilere Balyoz Operasyonu yapabilir, hiç öz halkına tasarlar mı böyle bişi? Bu komutan da sert ve ters. Çocukken de böyle oluyo bunlar. Bi ara omzu yandı, yani rütbeleri yandı, yani yaktı askerliğini ince dudak!..

Totak
Eski Türkçede ‘dudak’...

Seni Görüyorum
Na’vicede “Selamun aleyküm”. Fakat burada, seni cisim olarak değil de içini görüyorum, anlamı var. Bazı fıkıhçılar, buna itiraz eder! Eğer, elinle üç yapıp bunu dersen “Seni üç boyutlu görüyorum!” demektir bu. Salondan çıkarken gözlüğü aldılar yaa!..

Beni Benden Alan
Hamak şekil yatak bitkiler...

(Vedat Abi bu yazıyı tee ne zaman Uykusuz'da yazmıştı. Çok yazısı -benim de hazırlanmasına yardım ettiğim- kitaplarda toplandı da bu ve Yüzüklerin Efendisi İzleme Kılavuzu giremedi herhangi bir derleme kitabına. Değerli izniyle işte şimdi burada bu yazılar, yazılısinema'da!)

18 mart 2018
Oku..

Yüzüklerin Efendisi İzleme Kılavuzu

Konuk Yazar // Vedat Özdemiroğlu


Elf
Şirinliği hayat tarzı edinmiş kişilere Elf denir. Sihirli yüzüklerden üçü bunlara verilmiştir, sırasıyla söz, nişan ve nikah ortamında! Elflerin insanlardan farkı kapüşonlu giysilerden uzak durmalarıdır.

Hüküm Dağı
Hüküm Dağı, Uruk-Hai maslahatgüzarı Tribones'in barındığı Drav Yaylası'na bakar. Bu yaylada belsiz hayvanlar olarak bilinen kolpacanlar da yaşar. Gondor tahtının varisi Isildur, bazen bu dağa gelip yamaç paraşütü yapar! (Hüküm Dağı dumandır, loy, di-loy-loy, di-loy-loy, di gel yarim!)

Shire'li Bilbo
Aslen Samandağlıdır. Düğünde dernekte "ellarnie zihniyi, zap zap zap zap helmiyi" türküsünü nefis söyler. Yüzük elinden alınınca canı gider gibi olmuş, bi ara hırlamıştır!

Büyücü Gandalf
Asıl olarak büyüyle geçinir. Arada bir ekstra yapıp fal, muska işlerine de girer. Gençliğinde bir dönem Atletico Gondor'da stoper olarak oynamıştır. 3000 yılda bir sinirlenir, bu kuralı ömründe sadece bir kez bozmuştur. O da, denyo yarışmacılara "07 dürrük! Kapının kapandığından emin misiniz?" gibi şeyler demekle yükümlü tipi gördüğünde. Sanki uzay mekiğinin kapısını kontrol ediyo, tırtus seni!

Gollum
Hobbit dilinde 'yeşil başlı gövel ördek' anlamına gelir. Hobbit için alttaki maddeye bakınız. Kara Süvari için bire, Orta Dünya için ikiye, Saruman denen satışçı ipne için üçe basınız. Santral için 500 Elf yılı bekleyiniz! (Elfler benim, Entler benim, Troller senin olsun!)

Hobbit
Fantastik alemin eğlence işlerine bakan canlılardır. Genelde kırılgan olurlar çünkü tayt giyerler. Bunlardan en ünlüsü olan Hobbit Besen'in, 'ayağı kırılmış o karo ejder / senden çok vefalı çıktı sevgilim' adlı bestesi Cüceler tarafından aşırı benimsenmiştir. (Peki, bu filmde de Cücelere 7 yüzük düşmesi? Nedir bu yedi-cüce ilişkisi a dostlarım?!)

Saruman'ın İhaneti
Saruman, Altınoluk'ta 20 dönüm arsaya işi bağlamıştır. Avni Aker'de, sezonluk, kolay tutuşan kombine kart aldığı Efsane Tepesi'nde söylenir durur.

Ork
Orklar nüfus çokluğu ve işsizlik yüzünden kötü işlere girmişlerdir. Bir kısmı Mordor'un otopark dünyasını ele geçirirken, önemli sayıda Ork da Kral Torikbey'in emrinde bilinç kaçakçılığıyla uğraşır. Daha efendi olanları, yukarıda adı geçen Hobbit Besen'le çalışırlar, bunlara da Org denir.

Kıymetlimiss
Hüküm Dağı'nda ikamet eden dağ köylülerinin bazlamaya verdikleri isimdir.

İnsan
En gözü doymazlar İnsanlardır. Saruman olsun, Sauron olsun, İnsanlardan tiksinti duyar hale gelmişlerdir. Isildur, ne gıcık bir isim Yarabbim. Hayat ne kadar karışık bir mekan.

(Vedat Abi bu yazıyı tee ne zaman Uykusuz'da yazmıştı. Çok yazısı -benim de hazırlanmasına yardım ettiğim- kitaplarda toplandı da bu ve Avatar İzleme Kılavuzu giremedi herhangi bir derleme kitabına. Değerli izniyle işte şimdi burada bu yazılar, yazılısinema'da!)

18 mart 2018
Oku..