Labor Day (2013)


Güzel hikayelerin adamı Reitman, bu sefer gergin bir atmosfer yaratmış. Hikaye yine güzel ama baştan beri bi sıkıntı.. Galiba Kate Winslet'ın enerjisi yüzünden.
Juno (2007) ve Up in the Air (2009) filmlerinin yönetmeni Jason Reitman. İzlemediyseniz her ikisini de severek öneririm. Hatta bunu da önerirdim ama işte...


Anne babası boşanmış bi çocuk olan Henry, bunalımdaki annesiyle yaşamaktadır. Annesinin hayatta kalmasını sağlıyor desek yalan olmaz; babası ise sekreteri ve iki çocuğuyla kurduğu yeni ailesinde epey mutludur. Aşırı bunalım günler geçer bu şekilde, sıkıcı bir kasabada.

Derken, hapisten kaçan Frank, Henry ve annesi Adele'den yardım ister, adamı saklamak zorunda kalırlar.. Bu olağanüstü durum kasabayı ayağa kaldırırken, Henry'lerin evine renk getirir. Kaçak Frank'in, Henry ve Adele'e olan yakın tavırları hikayeyi bambaşka yerlere götürür. Bu ilginç hikaye içinde büyüyen Henry'nin ilerki yaşamından kısa sahnelerle de psikolojisine olan etkiye ışık tutulur. Ama hep bi sıkıntı hakim yani filmde.


Aslında bu kadar bunalım takılmazdı Reitman, bu filminde neden böyle yapmış anlamadım ama olmuş artık.. Hikaye güzel aslında, müzikleri sevmedim. imdb.com puanı 6,9; ben 6 verdim.

Henry'yi Gattlin Griffith; annesi Adele'i Kate Winslet, babasını Agnets of S.H.I.E.L.D.'ın baba ajanı Clark Gregg oynuyor. Frank rolünde ise Josh Brolin yer alıyor. Brolin'in top sakalsız bi şeye benzemediğinin ispatıdır bu proje, aynı benim bıyıksız halim.. Henry'nin büyümüş hallerini Tom Lipinski ve Tobey Maguire, karısını ise Maika Monroe oynuyor. Maika, piyasada henüz çok yeni, en son Sofia Coppola'nın The Bling Ring (2013)'inde arka plandaki güzel kızlardan biri olarak görünmüş. Şimdi de bu filmde ufak bir rol.. Burdan sonra yürür kısmetse.


Jason Reitman, Joyce Maynard'ın aynı isimli romanından uyarladığı bu film ile birlikte, beşinci filmini yapmış oluyor. Şu sıralar yine bir romandan Men, Woman & Children (2014)'ı uyarlamış, izleriz yakında..

13.05.2014
Oku..

The Great Gatsby (2013)


Çok nadir denk gelinecek güzellikte bir uyarlama olmuş. Çok beğendim.. Kitabı okuduğumda tam anlayamadığım mevzular aydınlandı, çok sevdim hikayeyi.

F. Scott Fitzgerald'ın en bilinen romanı olan Muhteşem Gatsby daha önce de sinemaya uyarlanmış. Yazarın çoğu hikayesinde işlediği 'caz çağı' bu romanında da hikayenin iskeletini oluşturuyor.


Amerika'da, alkol yasağının kalkmasının ardından, ardı arkası kesilmeyen legal partilerle elit tabakanın hikayelerini izliyoruz. Gatsby, çok zengin bir adamdır, sürekli evinde parti verir, hızlı arabalara biner. Ama aslında Gatsby kimdir? Derdi nedir? Nick Carraway'in (Tobey Maguire) ağzından dinleriz hikayeyi. Nick, Daisy'nin (Carey Mulligan) kuzenidir. Daisy, Tom Buchanan (Joel Edgerton) ile evlidir. Myrtle (Isla Fisher), Tom'un metresidir. Peki ya Gatsby, Jay Gatsby (Leonardo DiCaprio) kimdir?


Yönetmen Baz Luhrmann, senaryoyu da Craig Pearce ile beraber hazırlamış. Moulin Rouge! (2001) ve Australia (2008) filmleriyle epey beğeni toplayan Luhrmann, bence çok güzel bir iş çıkarmış. Zaten hevesle ve merakla bekliyordum, değdi beklediğime..

Görüntüler çok hoşuma gitti, oyuncu seçimi desen yine efsane olmuş. DiCaprio, Django Unchained (2012)'taki Calvin Candie ile bazen küçük ortak noktalar yakaladığım Gatsby'yi gayet iyi oynamış. Carey Mulligan var ki bi de, Shame (2011)'de de çok iyiydi zaten, efsane bi kız..


Filmi heyecanla beklememe sebep olan şey de fragmanıdır. Fragmanında müzikler çok sağlam duruyor ama filmde sanki biraz geri planda kalmış. Önce fragmanı sonra filmi izleyin.. Film beş Oscar adayı, takipte kalın..

Sıralı Tam Liste: Oscar 2014

18.08.2013
Oku..

Spider-Man BoxSet


Marvel'in karakter yaratıcıları Stan Lee ve Steve Ditko oturmuşlar, sene 62, çizgi öykü okuyan kesimin kendi yaşlarında bir kahramanı daha çok seveceklerini düşünmüşler. Liseye giden, yine aynı liseden güzel bir kıza aşık ve çok da popüler olmayan bir çocuk düşünülmüş. Biraz da dram ekleyelim deyip anne babayı ortadan kaldırıp amcası ve yengesiyle büyümesini uygun görmüşler.

Bilimsel araştırmalar için DNA'sıyla oynanmış bir örümcek tarafından yanlışlıkla ısırılan Peter Parker'ın artık çok iyi refleksleri, her yüzeye tutunabilmesini sağlayan yapışkan parmakları, bir yerlere fırlatıldığında ona uçma yeteneği sağlayan ağları ve tabii atletik bir vücudu vardır. Amcasının ölümünden kendini sorumlu tutması ve sevdiklerine zarar gelmemesi için kimliğini saklaması karakterin en önemli özelliği olarak belirlenmiştir. Onun için maskesi var. Zaten maskeli bütün kahramanların olayı bu diil mi ya.

En çok tanınan çizgi karakterler bazında Superman, Captain America ve Batman'den sonra -ki onlar kadar eski değildir- Spiderman gelir. Hatta diğerleri dönem dönem popülerliklerini yitirmişlerdir ama Spaydi hep göz önündedir. TV dizileri, çizgi diziler, bilgisayar oyunları, sahne performansları, oyuncakları ve taklitleri hep vardı. The Amazing Spider-Man (1977) de o zamanın şartlarında çekilen bir tv filmiydi. Ama yıllar sonra sinemada kullanılan teknoloji o kadar ilerledi ki, neler gördü bu gözler?!

Şu aşağı sahnedeki öpüşmeyi unutursak yüreğimiz kurusun..


Spider-Man (2002), Spider-Man 2 (2004) ve Spider-Man 3 (2007) Sam Raimi yönetiminde çekilen, Peter Parker karakterini Tobey Maguire'ın oynadığı bir seri filmdir. İlk filmde Green Goblin, ikincide Doc Ock üçüncü filmde ise New Goblin, Sandman ve Venom ile savaş veren Parker'ın aşık olduğu kız Mary Jane'i Kirsten Dunst oynuyor. Seride sekreter Betty Brant'i Elizabeth Banks, Gwen'ini de Bryce Dallas Howard oynuyor.. Bu ilk serinin öne çıkan karakterlerini oynayan diğer isimler ise şöyle: Willem Dafoe, James Franco, J.K. Simmons ve Alfred Molina..

İlk seri dedim çünkü bir süre sonra Marvel Studios, Spider-Man'i baştan anlatmaya karar veriyor..

"Bütün bildikleriniz unutun size yepyeni bir Spider-Man hikayesi anlatıcaz." dediler.. Tabii bende bir önyargı oluştu, zaten güzel gidiyordu ne gerek vardı dedim kendi kendime ama hepsi yeni filmi izleyinceye kadarmış.


Şimdi bambaşka bir hikaye.. Kimisi daha çok sevdi, kimi benim gibi başta çok ısınamadı.. Bu sefer Gwen karakteriyle sevgili oluyor Peter ve daha zıpır bi eleman olarak karşımızda.. The Amazing Spider-Man (2012)'i Marc Webb yönetti, Parker'ı Andrew Garfield ve Gwen Stacy'yi Emma Stone oynadı.

Gwen Stacy karakterini Spider-Man 3 (2007)'ten hatırlayacak olanlarınız vardır. Hani komiserin kızı vardı ya, yeni seride de komiserin kızı tabii ama bu sefer başka.. Peter, Gwen'e aşık ve esas kız Gwen bu seride; onu da Emma oynuyor, hayranlıkla izlettiriyor.

Devam filmi The Amazing Spider-Man 2 (2014) var bir de. Bu filmde Shailene Woodley'i MJ rolünde izliyecektik, Peter, ona aşık olacaktı falan ama olmadı, yok. Bu filmin setinde yaşanan Shailene Woodley anlaşmazlığı da başka bir takım tatsızlıkları doğurmuş. Normalde üçüncü filmi de olacak bu yeni serinin iptaline karar verilmiş neticede. Bu arada yeni serinin seti kurulduğundan beri Andrew Garfield ve Emma Stone sevgililer.. Çok şaşırdık di mi?!


Bu son filmin zamanında pazarlama için kullanılan eğlenceli bir de video filmde oynamışlardı sevgilicek, Saturday Night Live'da gösterilen. Öpüşme sahnesinde ne zorluklar çektiklerini gösteren bir kamera arkası kurgulanmış. Çok keyifli iş çıkmış bence. Buyrun linki..

Bu yeni seri sayesinde Spider-Man'in popülerliği korunmuş olsa da başarısızlıkla sonuçlandığı için hayal kırıklığı yarattığı söylenebilir. Halihazırda devam eden Avengers serisine dahil edilip karizma toparlama ihtiyacı da böylece doğdu belki. Captain America: Civil War (2016)'la yepyeni bir Peter Parker'la tanışıyoruz.

23.10.2012 Güncelleme 01.10.2017
Oku..

Decostructing Harry (1997)


Bir yazar tıkanması hikayesi. Woody Allen yazıp yönetip oynuyor..

Harry, zaman zaman her yazarda görülebilecek bir depresyon sebebiyle karşı karşıyadır. Zaten eski karısı bi yandan üvey ablası bi yandan darlayıp durur, çünkü son kitabında karakterleri onların özellikleriyle donatmıştır ve bu hiç hoşlarına gitmemiştir, çnkü herkes kendilerinden bahsettiğini anlamıştır. Harry'nin, doğumunda ölen annesini bahane edip oğluna kötü davranan bi babası vardır. Haftada bir gördüğü velayeti eski karısında olan oğlu, bir de eski en yakın arkadaşına kaptırdığı sevgilisi vardır.. Anlayacağınız Harry tam bi bitiktir.


Sonra sağda solda bi aralar yazdığı karakterle karşılaşır. Ne bileyim, üç sene önce bi öyküsünde yazdığı karakter çıkar yolda karşısına, akıl verir.. "Şunu şöyle yapman lazım" falan der mesela, Harry de "Sen nerden biliyosun o durumu?" der. "Ben değil sen biliyosun, beni sen yarattın.." diye kendine itiraf edemediği ama hissettiği konuları konuşurlar.. Bir nevi iç ses olur karakterler Harry'ye. Bir de zamanında kovulduğu üniversitesi, şimdinin popüler yazarı Harry'ye ödül vermek ister.. Kimsesiz Harry'nin törende yalnız kalmamak için kendine yol arkadaşları bulmasıyla macera devam eder.


Harry'nin hikayesini izlerken bir yandan da karakterlerinin öykülerini izleriz. 98'de En İyi Senaryo Oscar'ına aday gösterilmiş ama kazanamamıştır Woody. Ama bu filmiyle gönülleri kazanmıştır. En sevilen filmlerinden olan Decostructing Harry (1997)'de küçük küçük rollerle çok kaliteli isimler yer alıyor: Judy Davis, Julia Louis-Dreyfus, Tobey Maguire, Billy Crystal, Robin Williams, Kirstie Alley, Mariel Hemingway, Demi Moore, Stanley Tucci, Bob Balaban, Elisabeth Shue ve asansördeki kız rolüyle ilerde patlayacak olan Jennifer Garner..


Filmin efsanesi, odağı kaybolan aktör hikayesi.. Yine Harry'nin yazdığı öykülerden biri bu, bi aktör var, çekimdeyken birden bulanıklaşıyor ve öyle kalıyor, ne yapsa çözülmüyor.. Robin Williams oynuyor bu rolü de, koskoca Robin Williams filmde ama net değil.. Bu rolü kabul etmeyecek adamlar vardır, kibirden. Seni seviyoduk Robin Williams.. (11 Ağustos 2014) Filme puanım 8..


Hiç bir filme şimdiye kadar 1 vermedim, çünkü ortada bir film varsa, emek vardır ve en az 2 alır benden. 4-5 verdiğim filmler sıkıcı filmlerdir. 6 fena değil, 7 iyidir. Puanı 7 ise bir filmin oturup izlenir; 6 alan filmin yoklukta gideri vardır yani. Eğer bir film 8 puan almışsa o film kesin izlenmelidir. 9 puan almış bir film muhteşem filmdir ve sizin bi şey yapmanıza gerek yoktur o film bir şekilde kendini izletir size. Şimdiye kadar hiçbir film 10 alamadı benden, çünkü ben henüz bir film çekmedim..

Evet, bu son cümlemden sonra hala yazıyı okumaya devam edenler için ödül gelsin: Oviedo, İspanya'da 2002'de dikilen heykelinin yanında çektirdiği fotoğraf..


31.05.12
Oku..