Australia (2008)


Yıllar önce AÖS'te kalırken, 2. Dünya Savaşı'ndan kalma olduğu söylenen yurt kampüsündeki bi bina gösteri salonu olarak kullanılıyordu, senede bir iki kez tiyatro oynanıyordu; her akşam iki sinema filmi gösteriliyordu. Tabii vizyondan düşmüş filmler, üç lira falandı galiba bilet. Lükstü canım bi yerde, haftada iki film geliyordu. Bu filmi de işte o zaman izlemiştim, çok uzun film olduğu için öncekini baltalamasın diye bunu ikinci film olarak göstermişlerdi. İlk film için mesela 20-22, ikinci film için de 22-24 saat dilimi ayrılmış ama bu film aşıyo, 1'e yakın bitiyordu. Yurtta kalınca, gece giriş saati diye bi şey oluyor, on ikiden önce kızların bloklarına girmesi gerek, kapı kapanıyor. Bu sebepten o hafta bu filmi güvenlikler de izliyordu, geç kalacak olan kızlara mukayyet olmak için.. Hatıra işte!


Unutmuşum filmi ama beğenmiştim diye hatırlıyorum sadece. Hugh Jackman'ın başından aşağı bi kova su dökerek köpek silkelenmesiyle seksi hallere girdiği, sırt kaslarıyla kadınları hasta ettiği sahneyi çok büyütmüşüm kafamda zamanla, gördüğümüz haberlerin etkisi işte. O kadar da güzel sahne değilmiş. Ayrıca film hakikaten çok uzun ya, resmen iki film birden; son bi saat başka bi konu işleniyo.. En İyi Kostüm Tasarımı dalında Oscar için yarışıp kazanamamış bi film.. Kazanamamış olması aday olduğu gerçeğini değiştirmez, baya başarılı kostümler.. Zaten filmin yönetmeni Baz Luhrmann, adam sanat yönetimine her şeyden daha çok önem veriyo, görsel başarı onun için daha önemli, hep öyleydi.. Bakınız diğer filmleri: Moulin Rouge! (2001) ve The Great Gatsby (2013).. Prada'nın kısa film gibi seri reklamlarını da o çekti..


İngiliz'in sosyetesi, yazık Avustralya yerlisi Aborjinleri sindirip topraklarına çökmüş zamanında. Hayvan ticareti yapılıyor. Yerliyi sömürdüğü yetmiyo gibi bi de kendi içlerinde de rekabete girip dövüşe tutuşuyolar. Sosyetenin dövüşü: sinsi plan! Başarılı ve tabii ki iyi niyetli olan Mr. Ashley öldürülüp Aborjin büyücü Kral George yaptı deniyor. Bu arada Mrs. Ashley, taa İngilterelerden kalkıp kocasına trip atmak için yeni gelmiştir. Cinayet haberi tam o zamana denk gelir. Kocasından kalan angus sevkiyatı işini, kocasının en güvendiği adamı Drover'la beraber yapmaya çalışır. Kocasının kucak açtığı yerli aile de artık Mrs. Ashley'nin himayesindedir. Kötü adamlar hem işi hem insanlığı bozmaya çalışırken Drover'a çok iş düşer. İşler hallolur ve filmin ilk kısmı biter.


İkinci kısım, Japonların adaya saldırması ve 2. Dünya Savaşı'nın Avustralya'daki yansımasını işler. Bu arada Mrs. Ashley ve Drover mercimeği fırına vermiştir artık. Yoğun olarak İngilizlerin yaşadığı ada, Japonlarca vurulur. Olan yine yerli halka olur. Kötü adamımız Fletcher'ın da hakkettiği cezayı bulması yine filmin ikinci kısmına denk gelecektir. Doğurgan olmayan hanımefendinin himayesindeki minik Aborjin Nullah, Drover tarafından kurtarılır. Sonra saate baktığınızda "ulan üç saattir ne izliyom?" ben denir bi inceden.


İyi güzel de biraz darlıyo film. Hikaye kurgusu anlamında da sıkıntılar yaşandığı görülüyor. Ve bu sıkıntılara masa başı filmcilerin de pek faydası dokunmamış - montaj kısmında da -yani en azından öyle tahmin edilebilir- çok uğraşılmadığı görülüyor. Hal böyle olunca oyunculuklar iyi mi kötü mü bilemiyor insan işte, bu da malzemeyi iyi kullanamamak oluyor. Ama yine de sanat yönetimi, tarihi görsel yansıtımı bakımından başarılı bir iş. Kostüm olsun, dekor olsun, prodüksiyon olsun.. Benim bu filme puanım 5 oluyor.. imdb.com da ise 6,6.. Kadro: Nicole Kidman, Hugh Jackman, David Wenham, Brandon Walters ve David Gulpilil..

02.12.15
Oku..

Moulin Rouge! (2001)


Benim, kesin izlenmesi gereken filmler listemde üst sıralarda yer alan Moulin Rouge! (2001), Baz Luhrmann yönetiminde, Luhrmann ve Craig Pearce'ın her zaman olduğu gibi yine beraber yazdıkları senaryoyla çekilmiş.. Beraber yazdıkları ve Luhrmann'ın yönettiği 3. film bu.. Uzun bi ara verip, başka işler yaptıktan sonra da Fitzgerald'ın romanından The Great Gatsby (2013)'yi uyarlıyorlar ve çekiyor Luhrmann.. İlk iki filmleri de Strictly Ballroom (1992) ve Romeo + Juliet (1996)..


Film müzikal, önceki diğer işleri gibi.. Ama öyle böyle değil yani, efsane bir iş.. Her izlediğimde büyük bir hayranlıkla izliyorum, dinliyorum, coşuyorum..

1920.. Bohemin başkenti Paris, sanatın kenti Paris, aşkın başı Paris.. Christian, sanatın büyüsüne kapılıp bırakmış Londra'yı Paris'e gelmiş.. Müthiş ilhamlar bulacağı bu kentte şaheserler üretecek bir yazar adayıdır kendisi.. Hemen ufak bi daireye yerleşir, kurulur daktilonun başına.. Peki ne yazacaktır.. Tabii ki aşk.. Ama bi dakka, hiç aşık olmamıştır ki..


O sırada tavan parçalanır ve çeşit çeşit tip odanın içine doluşur.. Üst katta tiyatro provası yapan bi gruptur bu.. Onlar da ne oynayacaklarını tam bilmezken Christian'la birbirlerini bulurlar.. Aşk hakında yazmak istiyorum der Christian ama.. Fikri çok beğenirler.. Hemen bu fikri Moulin Rouge'un patronu Zidler'e anlatmaları, beğendirmeleri ve oyunu orada sahnelemeleri gerekmektedir.. Zidler, Moulin Rouge isimli eğlence kulübünün patronudur ve Satine, o kulübün aşırı güzel baş dansçısıdır. Yalnız bu mekanda, dansçılar sadece dansçı değildir, anlarsın ya.. Christian ve Satine'in aşkı efsaneleşecek bir aşktır..


Filmde Christian'ı Ewan McGregor, Satine'i Nicole Kidman, Zidler'i Jim Broadbent oynamaktadır.. Kadrodaki diğer bazı isimler de John Leguizamo, Natalie Mendoza, Richard Roxburgh ve Kylie Minogue...

Moulin Rouge! (2001), sekiz dalda Oscar'a aday olup, en iyi sanat yönetimi ve en iyi kostüm heykelciklerini almıştır.. O sene en iyi film ödülünü A Beautiful Mind (2001) almıştı..

Örnek alınacak filmdir..

01.09.15
Oku..

The Great Gatsby (2013)


Çok nadir denk gelinecek güzellikte bir uyarlama olmuş. Çok beğendim.. Kitabı okuduğumda tam anlayamadığım mevzular aydınlandı, çok sevdim hikayeyi.

F. Scott Fitzgerald'ın en bilinen romanı olan Muhteşem Gatsby daha önce de sinemaya uyarlanmış. Yazarın çoğu hikayesinde işlediği 'caz çağı' bu romanında da hikayenin iskeletini oluşturuyor.


Amerika'da, alkol yasağının kalkmasının ardından, ardı arkası kesilmeyen legal partilerle elit tabakanın hikayelerini izliyoruz. Gatsby, çok zengin bir adamdır, sürekli evinde parti verir, hızlı arabalara biner. Ama aslında Gatsby kimdir? Derdi nedir? Nick Carraway'in (Tobey Maguire) ağzından dinleriz hikayeyi. Nick, Daisy'nin (Carey Mulligan) kuzenidir. Daisy, Tom Buchanan (Joel Edgerton) ile evlidir. Myrtle (Isla Fisher), Tom'un metresidir. Peki ya Gatsby, Jay Gatsby (Leonardo DiCaprio) kimdir?


Yönetmen Baz Luhrmann, senaryoyu da Craig Pearce ile beraber hazırlamış. Moulin Rouge! (2001) ve Australia (2008) filmleriyle epey beğeni toplayan Luhrmann, bence çok güzel bir iş çıkarmış. Zaten hevesle ve merakla bekliyordum, değdi beklediğime..

Görüntüler çok hoşuma gitti, oyuncu seçimi desen yine efsane olmuş. DiCaprio, Django Unchained (2012)'taki Calvin Candie ile bazen küçük ortak noktalar yakaladığım Gatsby'yi gayet iyi oynamış. Carey Mulligan var ki bi de, Shame (2011)'de de çok iyiydi zaten, efsane bi kız..


Filmi heyecanla beklememe sebep olan şey de fragmanıdır. Fragmanında müzikler çok sağlam duruyor ama filmde sanki biraz geri planda kalmış. Önce fragmanı sonra filmi izleyin.. Film beş Oscar adayı, takipte kalın..

Sıralı Tam Liste: Oscar 2014

18.08.2013
Oku..