Loving Vincent (2017)


Vincent van Gogh'un ölümünden bir sene sonrada geçiyor hikaye. Kardeşi Theo'ya yazdığı bir mektup teslim edilemeyip geri gelmiş. Ancak Vincent da o arada intihar ettiği için, mektup öyle sahipsiz kalmış. Daha önce kulağını kesip bir fahişeye vererek adını deliye çıkaran Vincent, kendini karnından vurmuş ve yaralı halde yaşadığı pansiyona dönmüş, bir süre sonra burada, yatağında ölmüş, yitmiş.


Kardeşine sık sık mektup yazan Vincent'ı tanıyan postacı Joseph Dayı, mektubun zayi olmasını istemiyor, oğluna neredeyse yalvararak, Theo'yu bulup mektubu vermesini söylüyor. Armand'ın yolculuğu böyle başlıyor. "Delinin birinin mektubundan bize ne, neden uğraşıyoruz ki?" dese de babasını kırmıyor. Theo'yu bulmak için çıktığı yolculukta Vincent'ın hayatına dokunmuş pek çok kişiyle tanışıp, Vincent'ı farklı bakış açılarından tanıma imkanı buluyor. Ve bize de aşırı derecede keyifli bir hikaye sunuyor. Bir de böylesi bir teknikle birleşince..

Dorota Kobiela ve Hugh Welchman'ın yönetmenliğindeki animasyon filmde pek çok ressam, sayfalarca çizim yapıp, boyayarak oluşturmuşlar filmi. Önce oyuncularla filme alınan hikayenin kareleri, plan plan van Gogh tarzında resmedilerek birbiri ardına konup hareketlendirilmiş. İzlemesi inanılmaz keyifli bu görsel fantezinin sonunda, muhteşem bir albüm yer alıyor. Albümde görüyoruz ki, filmde izlediğimiz karakterlerin hepsi, 8 senede 800+ eser üreten Vincent'ın daha önce resmettiği kişiler. Yani filmdeki postacının gerçekten van Gogh tarafından yapılmış portresi var, arkadaşı Dr. Gachet'nin de mesela. Çok meşhur tablolar hatta ama filmi izlerken fark etmedim onlar olduğunu.


Doğa manzaralarını tuvallerine taşımayı sevdiği kadar insanları da -özellikle çevresindeki insanları- da ölümsüzleştirmiş dahi Hollandalı. Kadroda yer alan isimler: Douglas Booth, Helen McCrory, Eleanor Tomlinson, Jerome Flynn ve Saoirse Ronan.. Akademi Ödüllerinde En İyi Animasyon Film adaylığı bulunmakta, bana kalsa.. keşke bu alsa.. Tören 4 Mart'ta.. 8/10

27 şubat 2018
Oku..

Jupiter Ascending (2015)


"Teknik olarak uzaylı sayılırım.." diyen Mila Kunis'in özlediğim sesiyle başlayan film, hafif bi dandiklik hissi yayıyor, sebebini bilemedim, daha başta.

Hayatından nefret eden raşın-amerikın ailenin tatlı kızı/yeğeni/kuzeni. Bok gibi bi hayatı var hakkaten, tuvalet temizliyor falan. Daha annesi hamileyken öldürülen babası uzay bilimci olduğu için adı ordan yadigar, Jupiter.


Öte yanda, kainatın bi taraflarında, üst düzey bilgi ve teknolojiye sahip yaşamlar ve kraliyet savaşları sürüyor. Kardeş kavgası evrensel bir şey tabii ki. Kötü kardeş daha uzun yaşam için çeşitli insan ömürlerine ihtiyaç duyan bir projenin başında, sesi kısık Eddie Redmayne oynuyor bu kötü kardeşi.

Redmayne en son Oscar'ı aldı The Theory of Everything (2014) ile.. Dünya'nın sahibi bu kardeş, en son bi yüz insan öldürmüş projesi için. Dünya da annesi ölünce kalmış buna.


Bu kardeşlerin ölen annesinin ruhu Dünya'daki bu tatlı kızda vücut bulmuş, haberi yok tabii, reenkarnasyon olayları. Kardeşlerden biri bu eski 'yor haynıs'ı tekrar aileye katıp, evlenip, gücü eline geçirmeye çalışır, kötü kardeş ise direk kızın öldürülmesini ister. Neden çünkü, Dünya'nın sahibi olmayı herkes ister, nedense. Böylece Jupiter'imiz Mila Kunis kendini uzaylı aksiyonu içinde bulur. Bir de koruyucusu vardır, ona aşık olur falan. Gerçi kim olsa aşık olur ona ama, Jupiter biraz abazadır bu aralar.. Üstelik Channing Tatum koruyucu.


Romantik komedi gibi baya ve fantastik film. Hiç Wachowski işi demezsin ama Wachowski işi. Kardeşler sanattan yılmış anlaşılan, romantik komedi seyircisini de çekmeyi hedeflemişler. Matrix'tir Cloud Atlas (2012)'tır bi yere kadar.. Darlanmışlar derin düşünmekten, seyirciyi yormaktan yorulmuşlar.. Yine felsefesi olsun ama aslen aşk olsun, sonlara doğru küçük bi öpüşme olsun falan...


Wachowski filmi diye izleyecekseniz aman deyim izlemeyin, Mila Kunis için izleyin Mr. Spack model Channing Tatum için izleyin..
Redmayne için de izlemeyin, ne o öyle arada bağırarak falan.. Kadrodaki diğer isimler şu şekil: Sean Bean, Douglas Booth, Doona Bae, Tuppence Middleton, Christina Cole...


23 Nisan 2015, kutlu olsun çocuklar..
Oku..

Noah (2014)


Çekimleri sırasında seti sel basmış diye haberler okumuştum, yönetmeni Darren Aronofsky de "Bereket, uzaylı istilası filmi çekmiyoruz zuhahah!" demişti.. Severim Aronofsky'yi ve filmlerini.. Tarz adamdır.. Black Swan (2010)'dan sonra ne yapacağını merakla bekliyorduk ki çok geçmeden Ari Handel'le beraber Nuh efsanesi hakkında bir senaryoya başladıklarını duyurdular. Hollywood böyledir, önceden duyurur ki millet meraktan kudursun, her yerde konuşulsun..


Film gösterime girdi, bir oldu iki oldu, gidecem gidemiyorum, ya işim çıkıyor, ya seans denk gelmiyor.. Böyle ilk günler gitmeyince de insan inceden bi soğuyor mu ne?! Neyse internete düşsün izlerim artık kafasına girmeye başladım.. O ara izleyenler de çoğaldı ve kimse beğenmemiş diye duyuyorum.. İyice merak ettim.. Sonunda izledim, dün gece düştü internete..


Adem'le Havva "Yassagh kardeşim!" uyarısını sallamadıkları için geldi başımıza bunlar.. Bi yanda krallıklar kurulmuş, askerlik, kölelik, yaşam mücadelesi kol geziyor.. Öte yanda kendi halinde ekip biçip yaşamını sürdürmeye çalışan Nuh ve ailesi ve diğer böyle kendi başınalar.. Evel (Habil), küçük kardeşi Kavil'i (Kabil) öldürdüğünde iyiliğin soyu kurudu sanıldı ama Seth de gayet babasının oğluydu.. Üçüncü kardeş Seth.. Çok muhabbeti geçmez, (adı bile bizselleştirilmemiş baksana..) sessiz sakin, merhamet aşılar insanlığa.. Nuh, Seth'in soyundandır. Nuh çok içerler insanlığın bu hale gelişine ama elden ne gelir.. İçi gider naif adamın, hayvanları avlıyor pisoğlupisler diyerek..

Rüya görür, dünyayı insanlardan kurtaracak bir tufan.. Hayvanların korunması şart ve bu görev Nuh'undur.. Çünkü Nuh, görev adamıdır, denileni yapar, çünkü emir büyük yerden.. Nuh'un peygamber olma hikayesidir bu, bi deniz barınağı yapıp hayvanları yani masumları kurtaracaktır. Ama tufanı gören gemiye saldırıp masumun rızkına konmaya çalışır.. 2012 (2009) filmindeki gibi..

Tevrat, Nuh peygamberin hikayesini daha detaylı anlatıyor diye okudum, ama Tevrat'ı okumadım daha.. Film de sanırım sektörü ayakta tutan bazı kurallar gereği hikayeyi biraz değiştirdiği için -ki bu tamamen yönetmen yorumu da olabilir- bazı görsel abartılara kaçmış, (meleklerin insansı dev kayalar olması gibi) ve bu bazı izleyicileri rahatsız etmiş.. Gerçi görev de sıkıntı yaratıyo olabilir, filmde hayvansever bir tutum gösterilirken, normalde 'ne olursan ol gene gel' tavrıyla ters düşülmüş diye düşünülebilir. Gerçektir, efsanedir kısmını bi kenara bırakarak bakınca bu hali daha çarpıcı bence.. İnsanlığın yok edilmesi gerekiyor..


Gemi dışında kalan insanlar öldü, biz de çoğalmıycaz ve teker teker birbirimizi gömecez, Yafes (en küçük oğlu) doğan son insan olacak, diye yorumluyor. Dünya insandan arınacak ve tekrar eski güzel günlerine dönecek, görev bu.. Ama karısı ve çocukları adamı iyice zor duruma düşürmekten çekinmeyip, bi de üstüne vicdan yaptırıp "Nasıl kıycan bu sabilere, bırak devam edilsin" diyerek resmen Ila (büyük oğul Shem'in sevgilisi) hepimize yeter demeye getiriyolar.. Naif adama böyle dersen nasıl kıysın, sen biraz ona yardımcı olup görevine niye saygı duymuyosun a güzel kadın.. Dedeyi de işe karıştırıyolar bi de..


Nuh'un üç oğlu var, Ila'yı çocuk yaşta yağmalanan bi köyden kurtarıyorlar, kimsesi yok diye büyütüyolar.. En büyük oğlan Shem, kızı kapıyo.. Küçük oğlan zaten anlamıyo karı-kızdan ama ergen olan ortanca, Ham, yanıyor.. Tam birini buluyor, olmuyor o da, babasının görevine ters düşüyor.. Hiç sevmiyor babasını bu yüzden..

Nuh'u Russell Crowe, karısı Naameh'i Jennifer Connelly, Ila'yı Emma Watson, ergen oğlan Ham'i Logan Lerman, Shem'i Douglas Booth ve dede Metuşelah'ı Anthony Hopkins oynuyor.


Ha bana sorarsanız nasıl filmdi sence diye, bence güzeldi.. Bi arkadaşım da "Film abi işte, tabii her şeyi gerçek olmayacak" yorumu yaptı.. Film yani bu.. Tekniğine sanatına zaten girmiyorum, Darren Aronofsky sonuçta..

Mart 2014'te de filmin çizgi romanı çıkmış, Aronofsky ve Hendel'in hikayesini Niko Henrichon diye biri çizmiş..

7+7=14
Oku..