Noah (2014)


Çekimleri sırasında seti sel basmış diye haberler okumuştum, yönetmeni Darren Aronofsky de "Bereket, uzaylı istilası filmi çekmiyoruz zuhahah!" demişti.. Severim Aronofsky'yi ve filmlerini.. Tarz adamdır.. Black Swan (2010)'dan sonra ne yapacağını merakla bekliyorduk ki çok geçmeden Ari Handel'le beraber Nuh efsanesi hakkında bir senaryoya başladıklarını duyurdular. Hollywood böyledir, önceden duyurur ki millet meraktan kudursun, her yerde konuşulsun..


Film gösterime girdi, bir oldu iki oldu, gidecem gidemiyorum, ya işim çıkıyor, ya seans denk gelmiyor.. Böyle ilk günler gitmeyince de insan inceden bi soğuyor mu ne?! Neyse internete düşsün izlerim artık kafasına girmeye başladım.. O ara izleyenler de çoğaldı ve kimse beğenmemiş diye duyuyorum.. İyice merak ettim.. Sonunda izledim, dün gece düştü internete..


Adem'le Havva "Yassagh kardeşim!" uyarısını sallamadıkları için geldi başımıza bunlar.. Bi yanda krallıklar kurulmuş, askerlik, kölelik, yaşam mücadelesi kol geziyor.. Öte yanda kendi halinde ekip biçip yaşamını sürdürmeye çalışan Nuh ve ailesi ve diğer böyle kendi başınalar.. Evel (Habil), küçük kardeşi Kavil'i (Kabil) öldürdüğünde iyiliğin soyu kurudu sanıldı ama Seth de gayet babasının oğluydu.. Üçüncü kardeş Seth.. Çok muhabbeti geçmez, (adı bile bizselleştirilmemiş baksana..) sessiz sakin, merhamet aşılar insanlığa.. Nuh, Seth'in soyundandır. Nuh çok içerler insanlığın bu hale gelişine ama elden ne gelir.. İçi gider naif adamın, hayvanları avlıyor pisoğlupisler diyerek..

Rüya görür, dünyayı insanlardan kurtaracak bir tufan.. Hayvanların korunması şart ve bu görev Nuh'undur.. Çünkü Nuh, görev adamıdır, denileni yapar, çünkü emir büyük yerden.. Nuh'un peygamber olma hikayesidir bu, bi deniz barınağı yapıp hayvanları yani masumları kurtaracaktır. Ama tufanı gören gemiye saldırıp masumun rızkına konmaya çalışır.. 2012 (2009) filmindeki gibi..

Tevrat, Nuh peygamberin hikayesini daha detaylı anlatıyor diye okudum, ama Tevrat'ı okumadım daha.. Film de sanırım sektörü ayakta tutan bazı kurallar gereği hikayeyi biraz değiştirdiği için -ki bu tamamen yönetmen yorumu da olabilir- bazı görsel abartılara kaçmış, (meleklerin insansı dev kayalar olması gibi) ve bu bazı izleyicileri rahatsız etmiş.. Gerçi görev de sıkıntı yaratıyo olabilir, filmde hayvansever bir tutum gösterilirken, normalde 'ne olursan ol gene gel' tavrıyla ters düşülmüş diye düşünülebilir. Gerçektir, efsanedir kısmını bi kenara bırakarak bakınca bu hali daha çarpıcı bence.. İnsanlığın yok edilmesi gerekiyor..


Gemi dışında kalan insanlar öldü, biz de çoğalmıycaz ve teker teker birbirimizi gömecez, Yafes (en küçük oğlu) doğan son insan olacak, diye yorumluyor. Dünya insandan arınacak ve tekrar eski güzel günlerine dönecek, görev bu.. Ama karısı ve çocukları adamı iyice zor duruma düşürmekten çekinmeyip, bi de üstüne vicdan yaptırıp "Nasıl kıycan bu sabilere, bırak devam edilsin" diyerek resmen Ila (büyük oğul Shem'in sevgilisi) hepimize yeter demeye getiriyolar.. Naif adama böyle dersen nasıl kıysın, sen biraz ona yardımcı olup görevine niye saygı duymuyosun a güzel kadın.. Dedeyi de işe karıştırıyolar bi de..


Nuh'un üç oğlu var, Ila'yı çocuk yaşta yağmalanan bi köyden kurtarıyorlar, kimsesi yok diye büyütüyolar.. En büyük oğlan Shem, kızı kapıyo.. Küçük oğlan zaten anlamıyo karı-kızdan ama ergen olan ortanca, Ham, yanıyor.. Tam birini buluyor, olmuyor o da, babasının görevine ters düşüyor.. Hiç sevmiyor babasını bu yüzden..

Nuh'u Russell Crowe, karısı Naameh'i Jennifer Connelly, Ila'yı Emma Watson, ergen oğlan Ham'i Logan Lerman, Shem'i Douglas Booth ve dede Metuşelah'ı Anthony Hopkins oynuyor.


Ha bana sorarsanız nasıl filmdi sence diye, bence güzeldi.. Bi arkadaşım da "Film abi işte, tabii her şeyi gerçek olmayacak" yorumu yaptı.. Film yani bu.. Tekniğine sanatına zaten girmiyorum, Darren Aronofsky sonuçta..

Mart 2014'te de filmin çizgi romanı çıkmış, Aronofsky ve Hendel'in hikayesini Niko Henrichon diye biri çizmiş..

7+7=14
Oku..

Yönetmenler: Darren Aronofsky..


NewYork'ta, 1969'un şubatında doğmuş yazar-yönetmen bir şahsiyet.. 91'de Harvard Üniversitesi: Aksiyon ve Animasyon bölümünden mezun oldu. Tarzı olan yönetmenlerden biridir, her filmi izlenir.

96'da Pi (1998)'yi çekti, bundan önce de öğrenciyken 2-3 tane kısa film çekti. 98'de yayınlanan Pi, Sundance Film Festivalinde 'en iyi yönetmen' ödülüne layık görüldü. Pi'nin senaryosunu, başrolü Sean Gullete ile beraber yazdı.

Bir sonraki filmi Requim for a Dream (2000) uyuşturucu bağımlılığıyla ilgili, etkili bir filmdir. Bu filmin senaryosu ise 2004'te yaşamını yitiren Hubert Selby Jr.'ın aynı isimli romanından uyarlamasıyla oluşmuştur. Ayrıca filmde Jennifer Connelly diye bi'şey var.

2002'de, yazıp yönetip yapımcılığını üstleneceği The Fountain (2006)'i çekmeye başladı. Başrol oyuncusuyla bir anlaşmazlığa düşen Aronofsky filme 2005'te tekrar başlayıp 2006'da da gösterime sokabildi. Başrolünde de Hugh Jackman'ı izledik.

Sıradaki filmi The Wrestler (2008)'ı gerçek bir hikayeden esinlenmişti diye hatırlıyorum. Bir amerikan güreşçisinin hayatının anlatıldığı filmin senaryosunu Robert D. Siegel yazmış, başrolünde de Mickey Rourke'yi izlemiştik.

Ve 2010'a gelindiğinde sinemalarda Black Swan (2010)'ı izledik. Senaryosu için üç kişilik bir yazar grubu çalıştı, başrolde Natalie Portman vardı. Film o sene 5 dalda Oscar'a aday gösterildi ve 'en iyi kadın oyuncu' ödülü Portman'a gitti. Filmde Portman'la beraber muhteşem bir oyunculuk sergileyen Mila Kunis de vardı. Otoriteler, Black Swan'ı ödüle boğdular. Bütün filmlerinin iyi olmasının yanında bence de en iyi filmi budur zaten.

2014'te gösterime hazır hale geleceğini tahmin ettiği Noah (2014)'ın kadrosunda ise Russell Crowe ve Jennifer Connelly var. Merakla bekliyoruz.

17.04.12
Oku..