Public Enemies (2009)


Film, eski FBI ajanı Bryan Burrough'un 1933'te sunduğu -sonradan kitaplaşan- makalesinden yani gerçek bir hikayeden esinle The Insider (1999)'ın yönetmeni Michael Mann tarafından çekilmiş.. Avrupa'nın, özellikle Fransa'nın en aydınlanmış dönemlerinin Amerika'da ters teptiği zamanlar, 20'ler, 30'lar.. Alkol yasağı kaçakçılığı, işsizlik soygunları beraberinde getiriyor oralarda..


Halk Düşmanları diye sunulan tipler, John Dillinger ve çetesi.. Bu adamlar işi o kadar abartmış ki artık polis teşkilatı sadece bu çete için ayrı büro kurmuş, yurdun dört bir yanından becerikli dedektifler toplanmış.. Hepsinin hedefi John Dillinger.. Bu adam, elli dolarlık bir market soygunuyla -ilk işiyle- yakalandığında on yıl hapis yatmış.. Bu duruma çok içerleyip çıktığında nam salan bi banka soyguncusu olmuş.. Çetesini çok zekice idare etmesi sayesinde her içeri girdiğinde kaçmayı başarmış.. Her yere adam yerleştirme becerisinin en meşhur örneklerinden..


John hapisten yeni kaçtığı bi dönem arkadaşlarıyla eğlenmeye gittiği barda bi kızla tanışıyor ve aşık oluyor.. Sıradan bi aşk hikayesinden ziyade, bir kaçağın, işini engellemeden sevdiği kadını koruyabilme çabasını izliyoruz.. Sonra baya çatışma sahneleri de var, mafya filmi neticede diye.. Nerdeyse klasik baba filmlerinden diyebiliriz.. Baba filmi derken, bildiğiniz, evdeki baba..


Çok öyle ahım şahım bi film değil, idare eder.. Avantajı muhteşem oyuncu kadrosu, güzel güzel tripler izleyebilme olanağı.. Johnny Depp, Marion Cotillard ve Christian Bale.. Film hiçbirinin en iyi filmlerinden değil ama idare eder işte dediğim gibi.. Bu üç muhteşem isme, diğer birçok isimle beraber küçük rollerle Channing Tatum, Leelee Sobieski ve Carey Mulligan eşlik ediyor..

30.10.15
Oku..

Deep Impact (1998)


Baba arşivden devam ediyorum.. Ha bugün bir de 29 Ekim, kutlu olsun Cumhuriyet!.. Günün filmi Derin Darbe, baştan söyliyeyim, imdb puanı 6,1 yazılısinema puanı 6.. Gideri olan bi film, kadrosu şahane, hikaye için denebilecek fazla bi şey yok, 'ya olursa' filmi.. Yönetmeni Mimi Leder hanımefendi daha ziyade televizyona çalışan bir filmci.. 40 yönetmenlik işinden sadece 4'ü sinemada gösterilmek üzere hazırlanmış..


Kadroda Tea Leoni, geçen sene The Judge (2014)'la Oscar kazanan Robert Duvall, 'Frodo' Elijah Wood, Leelee Sobieski, ilk siyah Amerikan başkanı Morgan Freeman ve biraz da Jon Favreau yer alıyor.. Tea Leoni hakkında -hep söyliycem unutuyorum- İngiliz Naomi Watts'ın Amerikan şubesi demek bence çok tatlı tespit olur.. Resmen ben karıştırayım diye bu kadar benzer tarzlara sahipler, bi gelişmişleri Nicole Kidman.. Hepsi çok güzel, ayrı mesele, hepsinin ellili yaşlara rağmen hala aşırı gideri var, apayrı mesele..


Filme dönelim.. Astronomi öğrencisi iki genç ders sırasında birkaç bildik yıldızın yanında ilginç bir başka yıldız görürler, incelenir ve dünyaya yaklaşmakta olan bir kuyruklu yıldız olduğu, dünyaya çarparsa sıçtığımızın resmi olduğu anlaşılır.. Ama tabii ki gizliden, ve tabii ki Amerikan hükümeti tarafından.. Çarpacağı yeri de hadi tahmin edin, Manhattan, yani ilk etkilenecek yer burasıdır ve bütün ciddiyetle müdahale yolları aranır..


Olayı hükümetin gizliliğinden ilk çıkaran gazeteci kız Jenny Lerner, Amerikan başkanıyla anlaşır ve gizliliği koruması neticesinde spikerliğe ve halk kahramanlığına terfi eder.. Yıldızı ilk tespit eden astronomi öğrencisi Leo Biederman da kahraman olur ve bu müstakbel katil yıldıza adı verilir.. Sonra o yıldızı yok etmek için uzaya bir grup astronot nükleer patlayıcıyla gönderilir, ki o yıldıza konup, bombayı yerleştirip, onu parçalamaya çalışsınlar.. Ama işler istendiği gibi gitmez..


Yıldız yok edilebilecek mi? Eğer yok edilemezse etkileri nasıl olacak? Peki çarpışmanın olacağı 4 haftaya kadar ne kadar zengin/torpilli vatandaş bi uzay gemisiyle dünyadan uzaklaştırılabilecek? Hepsi ve daha fazlası için filmi izleyiniz.. Bence gayet izlenebilir bi film.. Yapımın eskiliğine takılmayın, gayet de düzgün iş çıkmış, hem de kadın yönetmen tarafından.. Yanlış anlaşılmasın kadınlıkta sorun yok, normalde aksiyon, gerilim, efekt işleri falan erkek işi olarak görünür ya, ondan.. Elinin hamuruyla güzel iş yapmış..


29.10.15
Oku..

The Day the Earth Stood Still (2008)


Babamın arşivinden, Türkçe dublaj filmlerden devam ediyorum.. Bugün Keanu Reeves'in başrolünü oynadığı, -bu yetersiz, bilim-kurgu olup olmadığını kendinin de anlamadığı bir film olan- Dünyanın Durduğu Gün'ü izledim.. Dünyanın durduğu falan yok, sadece uzaylı istilası vakası..


Klaatu, yetmiş küsur yıl önce dünyadan kaçırılan bir dağcı, işte filmin çekildiği günümüzde de bi görev için tekrar dünyaya gönderilmiş.. Genetiğiyle oynanıp beyni yıkanmış, görev bilinci aşılanmış.. İnsan görünümlü uzaylı yani.. Önce dünyaya bi cisim yaklaşıyo, Manhattan'a çarpacak diye sekiz çeşit kendi alanında uzman insanı toplamışlar, çare bulmaya çalışıyolar.. O sırada cisim dünyaya çarpmaktan vazgeçip, hafif iniş yapıyor, Central Park'a.. İçinden işte Klaatu çıkıyor, "Yöneticilerinizle görüşcem, söyleyeceklerim var" diye.. Tabii insanlar hatta Amerikan hükümeti uzaylı görünce konuşmaktan ziyade kesip incelemek istiyor.. Sonra olay çıkıyor..


Genetikçi Helen, Klaatu'ya yardım etmek istiyor, Klaatu da ona ısınıyor, kaçıp saklandıkları yerde derdini ona açıyor: "İnsanlar dünyayı yok ediyor, dünyayı kurtarmaya geldik.. Amma dünyayı insanlardan kurtarmaya.." Telaş yapan Helen, çok sevdiği üvey oğlunu da alıp kaçacak ama nereye kaçsın.. Klaatu, tanıyınca seviyor insanları, aslında bazılarının iyi niyetli olduklarını anlıyor ve taraf değiştiriyor. Bu sırada yok etme işlemi başlamış tabii..


Metrodaki kahraman Keanu Reeves'e, Requiem for a Dream (2000) Jennifer Connelly ve Will Smith'in oğlu Jaden Smith eşlik ediyor.. Küçük bir rolle kadroda yer alan Robert Knepper da adamım; pek çok filmde yan rol olarak izlenebilen bir oyuncu olan Knepper'ı siz en iyi Prison Break dizisinde T-Bag olarak hatırlarsınız.. Filmin yönetmeni Scott Derrickson.. Bir yeniden yapım olan filmin orijinali 1951'de gösterilmiş, Harry Bates'in öyküsünden uyarlanan filmi Robert Wise yönetmiş ve o dönemin büyük teknolojisi sayılabilecek uzaylı tiplemesi neden güncelde de aynı basitlikte tutulmuş aklım ermedi..


Film gayet vasat bir baba filmi, efektler çok iyi değil, hikaye desen zaten..imdb puanı 5,5 yazılısinema puanı 4,0.. Keanu Reeves'in hatrı var işte..

28.10.15
Oku..

State of Play (2009)


Takip edenlerin bildiği üzere İskenderun'dayım.. Kaçtım İstanbul'dan.. da ne kadar kaçabilirsin ki, işte, oyumuzu kullanıp geri dönecez.. Geçtiğimiz Eylül'de çeyrek asırı doldurdum, galiba oy kullanabileceğim 4 seçim falan atlattım, hiç de oralı olmadım, apolitik kişiliğim oy kullanmamı engelledi her seferinde ama kullanmak lazım artık, görüyorum etrafta ben gibileri, bu seçimde bi gazlıyız, bi şeylerin önüne geçmek gerek artık.. Neyse mesele bu değil, ben İskenderun'a geldim ama havalar burda da kötü, yine otur film izle..
Babamın Türkçe dublaj film arşivine dadandım, her gün bir film izliycem, genelde eski filmler, hep izlediğim ama unuttuğum şeyler, tam da baba filmleri yani; aksiyon, politik, CIA, FBI falan hep..


State of Play, 2003'te BBC için Paul Abbott tarafından yazılan altı bölümlük bi mini-dizi imiş.. Beş altı sene sonra bunu sinema seyircisine sunmak istemişler, One Day in September (1999)'la en iyi belgesel Oscar'ı kazanan Kevin Macdonald'a emanet edilmiş filmin yönetmenliği.. Kadro ise epey sağlam: Russell Crowe, Ben Affleck, Rachel McAdams, Helen Mirren, Robin Wright ve küçük bir rolle de Jason Bateman..


Usta gazeteci Cal'la, eski arkadaşı -şimdinin kongre üyelerinden- Stephen tekrar bir araya gelirler. Ama Stephen'ın başına gelen trajik bir olay sonucunda.
Stephen, gizli operasyonlarda kullanılan paralı asker tedarikçisi şirketlerle işleri yürüttüğü görevinde beraber çalıştığı kızın öldürülmesiyle soluğu eski dostu Cal'ın yanında alır.. Stephen evlidir ve kızın ölüm haberini verdiği basın toplantısında ağlayarak kendini ele verir, gerçi karısı da Cal'la yasak aşk alevlendiriyordur, eskiden beri. Kızın öldürülmesi haberiyle ilgilenen Cal, Stephen'ın ona gelmesiyle habere boyut kazandırır. Bi gazeteci kız daha vardır yanında, Della, hep beraber cinayeti aydınlatmaya ve şöyle mükellef bir haber yapmaya kalkarlar..


Diyeceksiniz ki, bu gazeteciler neden polis gibi çalışıyor, bırak cinayeti çözsün polis, sen bas gazeteyi.. Yok, polis dediğin bürokrasi yuvası, ne kadar iyi de çalışsalar kanun onları yavaşlatıyo.. Onun için gerçek bir haber yakalamak isteyen harbi gazeteciler, Cal ve Della, cinayeti çözüyor, Stephen'a rağmen..

Filmin imdb.com puanı 7.1 yazılısinema puanı 6,5'tan 7..
Oku..

Scenes of A Sexual Nature (2006)


Ne adını ne yapanı biliyordum.. İstanbul-İskenderun yolunda, şehirlerarası otobüsün film kanalında denk geldim. Parkta, piknik konumunda bi çift, muhabbet ediyolar, eleman, çimlere uzanıp Camus okuyan bi kızı kesiyor. Kızın iç çamaşırı görünüyor. Eleman baktığı fark edilince kitaptan yürüyor ama karısı yemiyor. Kız desen, kesilmekten memnun..
Ve benzeri, eğlenceli, romantik yedi aşk hikayesinden oluşuyor.. Ortak nokta parkta, piknikte, o civarda geçmeleri..


Tom Hardy'yi gördüğüm sahnede baktım hemen internetten, mümkünatı olan filmlere, bi kerede buldum.. Aşk Manzaraları.. Budur kesin dedim, oydu.. Film ilerledikçe de gördüm ki, Ewan McGregor, Mark Strong gibi bildik isimlerle beraber Sophie Okonedo, Gina McKee, Adrian Lester, Polly Walker, Holly Aird gibi çok bilmedik oyuncular da yer alıyor.. Filmin yazarı Aschlin Ditta, yönetmeni Ed Blum..


Film öyle efsane bi film değil ama McGregor'un çapkın eşcinsel rolü, Hardy'nin park serserisi tiplemesi görülmeye değer..

24.10.15
Oku..

One-Minute Time Machine [2014]


Sean Crouch'un yazıp Devon Avery'nin yönettiği bu kısa film, zaman yolculuğu hikayelerine bambaşka bi yerden bakıyo..

Hani tamam bi şekil zaman makinesi işini hallettik, zırt pırt ileri geri yapıp paralel evren yaratıyoz da sonra n'oluyo..


Filmde bankta bi kadınla tanışmaya gelen bi adam, "Oturabilir miyim?"le başlayıp muhabbete giriyo, her yaptığı hatada elindeki 'bi dakkalık zaman makinesi'yle geriye gidip hatasını düzeltip devam ediyo.. Böyle böyle tavlıyo kızı, muhabbet ilerledikçe kızın zaman yolculuğuyla bilimsel açıdan ilgilendiğini öğreniyo ve aşırı ufku açılıyo..

Kız diyo ki, sen her geri gittiğinde yeni bi paralel evren yaratıyosun ya, ardında bıraktığın diğer evrendeki sen n'apıyo, hatalarıyla yaşamaya devam mı ediyo, n'oluyo yani orda..

Kesinlikle izlemeniz gereken beş küsur dakkalık falan bi film.. Oyuncular, Brian Dietzen ve Erinn Hayes.. Erinn güzel kadın.. Film gösterildiği -nerdeyse- bütün festivallerden ödülle ayrılmış..

24.10.15
Oku..

Relatos Salvajes (2014)


İsmi İspanyolcadan 'Vahşi Hikayeler' diye birebir tercüme edilebilecek olan filmi Arjantinli Damian Szifron yazıp yönetmiş. Filmi oluşturan altı kısa hikayenin ortak noktası, bir yerden sonra vahşi bir hale gelmesi.. Bazıları 'kara komedi' diye sınıflamış filmi ama bence ilgisi yok.. Tamam yer yer mizaha dönüşüyor vahşet ama bence 'kara komedi' başka bi şey yani, bu değil..


Filmi bi zaman izlenecekler listeme eklemişim, sonra zaman geçmiş unutmuşum, daha sonra da "Ben bunu niye eklemişim la buraya, ne yönetmeni tanıyom, ne oyunculardan birini?.." dedim.. O sırada da arkadaşım, "Off, onu izleme ya, leş gibi film.." falan dedi, sildim.. Sonra yine muhabbeti geçti, kimin tavsiye ettiğini orda hatırladım, yine çok övüldü film, geri ekledim falan.. Şimdi de izledim işte, ama daha önce de yeltenmişim izlemeye, ilk hikayeyi görünce tanıdım, başlayıp bırakmıştım nedense.. İzleyince dedim ki, "Olum, çok güzel beeee!.."


İlk hikaye, bi uçakta geçiyor, herkes bi şey için bi yere gidiyor ve hepsinin bi ortak arkadaşı çıkıyor: Pasternak.. Oyuncular: Dario Grandinetti, Maria Marull..

İkinci hikaye, bir yol üstü lokantasında, garson kız bir bakıyor geçmişten tanıdık bir yüz müşteri olarak gelmiş, kendi kaşınmış.. Oyuncular: Julieta Zylberberg, Rita Cortese, Cesar Bordon..

Üçüncü hikaye, yeni AUDI'siyle şehirlerarası kaymak yolun tadını çıkaran adamımız, arabasıyla önüne çıkan ve yol vermemekte direnen köylüye yanından geçerken küfreder ve ilerde lastiği patlar.. Oyuncular: Walter Donado, Diego Iturralde..


Dördüncü hikaye, park yasağı uyarısı olmadığı halde yasak diye arabası çekilen ve yok çekici yok park cezası diye belediye tarafından soyulan bombacının cinneti.. Oyuncular: Ricardo Darin..

Beşinci hikaye, malikanede geçiyor, bi zengin çocuğunun yanlışlıkla hamile bi kadına çarpıp kaçmasıyla, bunu o durumdan kurtarmak isteyen çıkarcıların düştüğü durum.. Oyuncular: Oscar Martinez, Osmar Nunez, Diego Velazquez..

Altıncı hikaye ise bir düğün salonunda geçiyor, çok eğlendikleri düğünün bir anında, gelin, damadın çapkınlığını yakalar ve ortalığı ayağa kaldırır, bambaşka bi düğün olur.. Oyuncular: Erica Rivas, Diego Gentile..


Film geçtiğimiz Oscar'da en iyi yabancı dilde film kategorisinden aday gösterilmiş ama kazanamadı, kazansa bilirdik, bu kadar uzamazdı izleme süreci.. Ancak kazanamadığı Oscar yerine katıldığı birçok başka etkinlikten ödülle dönmüş, bi göz atın bence ödüllerine.. Öyle böyle değil.. Ayrıca film imdb.com top#250'de.. Peki Oscar'ı kime kaybetmişti derseniz: Sıralı Tam Liste: Oscar 2015..

22.10.15
Oku..