Enough Said (2013)


Geçen Haziran kaybettiğimiz James Gandolfini'nin ruhu şad olsun diyerek başlayalım. İtalya'daki evinde kalp krizi sonucu ölü bulunduğu haberleri, sadece hayranları için değil, en az bi filmini izlemiş herhangi bir izleyici için bile yeterince üzücü gelmiştir. Geçen de bi torrent sitesinde dolaşırken denk geldim bu filme, duygulandım, indirdim hemen. Julia Louis-Dreyfus ile beraber başrolü paylaştıkları bu filmi Nicole Holofcener hanımefendi yazıp yönetmiş.


Bir partide tanışan çift, eski evliliklerinden, yaşıt birer kız çocuğa ve birer eski eşe sahiptirler. Ekstrem bir hayatları olmayan bu orta yaş çiftimiz işi ilerletirler. Bu arada masör olan kadın (Julia), adamla (James) tanıştıkları partide kartını verdiği bir kadına (Catherina) da masaja gitmeye ve bir süre sonra arkadaş olmaya başlar. Yalnız bu kadının, artık sevgili oldukları adamın, eski karısı olması ortalığı biraz karıştıracaktır.


Komedisi de dramı da romantizmi de tam bir kadın yönetmen inceliğinde ayarlanmış. İzlerken, bir kadının gözünden, kaleminden olduğunu hissediyorsunuz. Adamın eski karısını Catherine Keener, adamın kızını Eve Hewson; kadının kızını Tracey Fairaway oynuyor. Bu çıtır İrlandalı Eve Hewson kim biliyonuz mu, U2'nun Bono'sunun kızı, oyunculuğa iki sene önce heves etmiş bakalım devamı nasıl gelecek. Bu filmde, büyük bir yetenek gerektirmeyen rolünde başarılıydı. Gerçi diğer kızlarda başarılıydı, madem girdim hepsinin hakkını verelim.

imdb.com puanı 7.2 olan filme ben 7 verdim. Bu arada son 71. Golden Globe'da Julia Louis-Dreyfus, 'komedi dalında en iyi kadın performans' adayı imiş, Amy Adams'a kaptırdı onu da..

4.3.2014
Oku..

Sıralı Tam Liste: Oscar 2014


Digiturk yüzünden link arayarak geçen gecede Akademi Ödülleri'ni, Almanca, Japonca gibi muhtelif dillerde denedikten sonra en izlenebilir -orijinal dilinde- bi yayın bulup takıldım. Ben hiç anlamadım ama Ellen DeGeneres'in sunumu bütün salonu kırdı geçirdi. Hep kahkaha, bol kahkaha hakimdi. Geçen sene bildiğin gülmemişlerdi. Tören boyunca -ki bu yazı tören izlerken yazılmakta, bi sondan bi baştan- tahminlerimle tutuşan sonuç olacak mı diye yalandan heyecan yaptım. Tuttuğunda sevindim falan.. Komple adaylar ve tahminlerimi tee ne zaman yazmıştım; 2. Geleneksel: Oscar Adayları ve Kehanetlerim başlığında. Geçelim kazananlara.. Yanında tik olanlar bildiklerim..


En İyi Film: 12 Years a Slave (2013)

En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron.. Gravity (2013)

En İyi Erkek Oyuncu: Matthew McConaughey.. Dallas Buyers Club (2013).. ✔

En İyi Kadın Oyuncu: Cate Blanchett.. Blue Jasmine (2013)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Lupita Nyong'o.. 12 Years a Slave (2013)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Jared Leto, Dallas Buyers Club (2013) ✔

En İyi Uyarlama Senaryo: John Ridley, 12 Years a Slave (2013)

En İyi Özgün Senaryo: Spike Jonze.. Her (2013) ✔

En İyi Yabancı Dilde Film: La Grande Bellezza (İtalya)


En İyi Görüntü Yönetimi: Emmanuel Lubezki - Gravity (2013)

En İyi Kurgu: Mark Sanger ve Alfonso Cuaron - Gravity (2013) ✔

En İyi Ses Kurgusu: Gravity (2013) ✔

En İyi Ses Miksajı: Gravity (2013)

En İyi Dekor Tasarım: Catherina Martin ve Beverly Dunn - The Great Gatsby (2013) ✔

En İyi Kostüm Tasarım: Catherina Martin - The Great Gatsby (2013) ✔

En İyi Saç & Makyaj: Dallas Buyers Club (2013) ✔

En İyi Görsel Efekt: Gravity (2013)

En İyi Animasyon: Frozen (2013)

En İyi Kısa Animasyon: Mr Hublot [2013]

En İyi Kısa Film: Helium [2014]

En İyi Film Müziği: Steven Price - Gravity (2013)

En İyi Orijinal Şarkı: Let It Go - Frozen (2013)

Teknik kategorilere bakınca, sanat tekniği kullanımına The Great Gatsby (2013) liderlik ederken, kamera ve bilgisayar tekniklerinde Gravity (2013) ezici bir üstünlük kuruyor. Zaten tahminler de hep bu yönde idi. Akademi de teknikten anladığını göstermiş oldu; boş değillermiş.

Sonuç: 10 adaylığı olan Gravity (2013) 7 kategoride zafere ulaştı; Dallas Buyers Club (2013) ve 12 Years a Slave (2013) 3'er, The Great Gatsby (2013) ve Frozen (2013) 2'şer, Blue Jasmine (2013) ve Her (2013) de 1'er ödülle geceyi tamamladı.

İddialı olanlardan, 10 adaylık sahibi American Hustle (2013) ve 5 adaylık sahibi The Wolf of Wall Street (2013) maalesef babayı alırken, 6 adaylığı bulunan Nebraska (2013) da bi ödül çıkaramadı..


Bu da sabah haberlerinde denk geldiğim, Üstte televizyondan çekilmiş görüntünün o telefondaki hali olan, Obama'nın retweet rekorunu egale eden Ellen DeGeneres selfisi.. "If only Bradley's arm was longer. Best photo ever. #oscars" yazarak paylaşmış.. 1 saatte 1 milyonu aşmış ve şu an 2,5 milyona yaklaşmış durumda..

3.3.14-12:34
Oku..

American Beauty (1999)


Kültleşmiş bir film. Nasıl diyolar bunlara, neo-klasik galiba.. Tam bilmiyorum o değer biçme işlerini ama hani bazı filmler kültürel miras kabul edilip, bütün kopyalarının bir şekilde yok olması ihtimaline karşılık koruma altına alınıyor ya, öyle bir film yani. Sanırım statü konusunda soru işareti kalmamıştır. Hayır yani bunu bilin de önce, sonrasında "Amanda ne övdü be filmi" demeyin yani..


Seçilen konu ve hikayenin işleniş biçimi; diyaloglardaki deha ve yaratılan karakterlerdeki derinlikle o kadar uyum içinde ki, -ki bu durum için dilimizde 'ahenk' diye muhteşem bir kelime var- senarist Alan Ball ve yönetmen Sam Mendes'in kariyerlerinde şaheser olarak anılıyor film. Oyuncuların yeteneklerini gösterebilmeleri için de çok uygun bir senaryo..

Hayattan bezmiş bir adam, kontrol delisi karısı ve kızları; hayattan bezmiş bir kadın, kontrol delisi kocası ve oğulları; ve Angela... Angela, Amerikan güzeli, güzelliğiyle çevresindeki erkekleri etkilemekten zevk alan bir sistem, en büyük korkusu arzulanmamak ve sıradan bir insan olmak. Hikayedeki bütün karakterler Amerikan güzeli; herkes bir şekilde arzulanmak ve sıradan olmamakta buluyor huzuru.


Ezik Lester, kızının kankisinden hoşlanıyor. Ergen kızı bu durumdan rahatsız olurken, kankisinin hoşuna gidiyor. Karısı, Lester'ı boynuzluyor. Komşunun oğlu, Lester'ın kızına yanık. Komşunun oğlunun gey düşmanı gey babası oğlunun gey olduğunu sanıyor. Oğlan uyuşturucu satıp video çekiyor. Amerikan güzeli, Lester'ın hayatını güzelleştiriyor. Ve BAM!


Sürpriz bozmadım, korkmayın. Filmin başında diyor zaten, "Bi kaç gün sonra ölecem, ama şimdilik haberim yok tabii"..

Film, güzel hikayesinin yanı sıra, klas sahneleriyle de farkını ortaya koyuyor. Mesela en meşhur sahnesi, Lester'ın, Angela'yı yatakta gül yapraklarıyla hayal ettiği sahne.. Filmde, gül yapraklarının neyin metaforu olduğu üzerine saatlerce konuşulabilir ama, bu sahnenin, izleyicinin aklından yıllarca çıkmayacağı gerçeğinin yanında o önemsiz bi detay.. Yıllar önce izlediğim ve tivide de denk geldikçe takılıp kaldığım bu filme neden şimdi tanıtım yazdım, nerden esti? Şurdan esti, Uykusuz ciltlerini karıştırıken, 3-5 sene öncesine ait şu karikatür:

Adamın çizgisi imza aslında
yazmaya gerek yok ama,
bilmeyenler için: Umut Sarıkaya..

Gösterildiği sene Akademi'den; En İyi Film, Yönetmen, Senaryo, Erkek Oyuncu ve Görüntü Yönetimi gibi en önemli kategorilerden heykele kavuşmuş ve imdb.com'ın Gelmiş Geçmiş En İyi 250 Film Listesi'nde 58. sırada yer almaktadır.


Oyuncular: Kevin Spacey, Annette Bening, Mena Suvari, Thora Birch, Wes Bentley ve Chris Cooper... Şu sıralar House of Cards dizisiyle harikalar yaratan Spacey'nin, bu filmle gelen haricinde bi Oscar'ı daha var. İlginç detay: Güllerin içindeki Mena Suvari'nin filmografisine baktığımda şu tesadüfe tanık oldum.. Sadece aynı seneye denk gelen American Pie (1999), American Virgin (1999) ve American Beauty (1999) uyumu... Sırf Amerikalı diye bi kızın üstüne bu kadar gidilmez ki arkadaş.. Üstelik bu sadece bir sene; American Pie 2 (2001), American Horror Story (2011) dizisinde iki bölüm konuk ve American Reunion (2012)... Ufacık kıza ne milliyetçilik yüklediniz be kardeşim..


01.03.2014
Oku..

Inside Llewyn Davis (2013)


Ya, sabah izledim bu filmi, ama işlerim vardı, çıkmam gerekiyordu, onun için hemen yazamadım.. Çok istedim ama yazmayı.. Neden? Çünkü çok sevdim. Sizin de haberiniz olsun da hemen izleyin diye hemen yazmak istedim.. Görüntü ve ses miks dallarında Oscar'da yarışacak üstelik.

Hikayesi çok mu iyi? Hayır. Görüntüler? Hayır.. Müzikler, kurgu hatta oyunculuklar çok mu iyi? Hayır! Ama işte Coen farkı; adamlar bir karakter yaratmış, senden benden gerçek..


Yazan yöneten Ethan & Joel Coen biraderler.. Amerikan-folk müzik icracısı, grup arkadaşının ölümünden sonra piyasada tek başına tutunmakta zorlanan ama yine de müzikten vazgeçmeyen ve bu uğurda pek çok sıkıntı yaşayan Llewyn'i, Oscar Isaac oynuyor. Isaac'i daha önce nerden tanıyoruz acaba diyeniniz varsa, Drive (2011) ile popülerleşmiş bir isim olduğunu görüyoruz, ama ben daha çok Sucker Punch (2011)'taki haliyle tanıdığımı söyleyebilirim. Neyse, bu filmdeki performansı da gayet iyiydi bence, dersine iyi çalışmış ve tahmin ediyorum çalışırken çok da zorlanmamıştır.. Sonuç olarak çok başarılı bir karakter yaratılmış işte.. Her hareketi çok gerçek..


Filmde Carey Mulligan var diye eklemiştim taa ne zaman izlencekler listeme.. İzlerken, ne zaman çıkacak diye bekliyorum.. Kızın sahnesi gelmiş, oynamış, ben kaçırmışım.. Sonraki sahnede fark ettim, onun o olduğunu.. Drive (2011), Shame (2011) ve The Great Gatsby (2013)'deki sarı ve kısa saçlarına alıştığım için, kahverengi saçlar ve gayet sıradan bir tarzda görünce tanıyamadım.. Filmde, negatif eleştirebileceğim/laf sokabileceğim bir nokta; sürekli olarak Carey'nin oynadığı karakter için "Herkes onu skmek istiyor, herkes onu görmeye geliyor.." söylemlerinin görselle hiç pekiştirilmediği için havada kalmasıdır. Hayır, ne öyle çok aranan bi kadın profili çiziliyor, ne de asılanı, laf atanı oluyor.. Yani hiç öyle bi durum yoksa bile, en azından o lafı eden adam en az bi kere bi asılsaydı kadına.. Ayrıca Carey Mulligan ne güzel "Ass-hole!" diyor, bol bol..


Küçük bir rolle Justin Timberlake ve görece biraz daha büyük bir rolle de John Goodman da kadrodaki yerlerini almışlar. Çok sayıda gitarlı müziğe yardım ve yataklık yapan filme benim puanım 8 (sekiz).. Coen biraderlerin tabii ki en iyi filmi değil ama en iyi karakter bazında The Dude'le kapışır Llewyn Davis.. The Dude'u bildiniz di mi, The Big Lebowski (1998)..

Sıralı Tam Liste: Oscar 2014

28.02.14 | 01:44
Oku..

Çakal (2010)


Filmin yönetmeni Erhan Kozan, Beyaz Melek (2007)'in set fotoğraflarını çekerek başladı büyük yapımlarda çalışmaya. Daha sonra Sertan Telli'nin yazdığı senaryoyu yönetiyor işte. Kadrosunda İsmail Hacıoğlu, Uğur Polat, Erkan Can ve Damla Sönmez'in yer aldığı film ilk gösterimini, o sene 47.'si düzenlenen Antalya Altın Portakal'da yapıyor.

Erkan Kozan ve diğer oyuncular..

İstanbul'un arka mahallelerinde geçiyor hikaye. Genç bi çocuk, Akın, annesi ölmüş, hacı babasından hiç bi fayda görmemiş.. Bi ustası var, yanında çalıştığı, onu baba bilmiş; ama gün geliyor, tak ediyor, ustasının kasasını boşaltıp, kaçıyor. Pis işlere bulaşıp, cebini dolduruyor. Belinde silah, kendine 'çakal' diyenin kafasına dayıyor. Gerisi teferruat.


Hacıoğlu, bu filmdeki performansıyla, Sadri Alışık Ödülleri'nden 'En İyi Erkek Oyuncu' heykelini alıyor. (Bu arada, bu ödül, prestijli mi değil mi hiç anlamıyorum. Bi ödülü prestijli yapan nedir? Bi ara bi düşünelim bunu.) Uğur Polat'ın performansı da görülmeye değer; henüz izlemeyenler için. Hikaye çok iyi olmamakla beraber, oyuncuların performanslarıyla şahlanmış resmen. Ama yapılsın tabii böyle şeyler de..



Alın size ilginç detay, filmin yapım aşamasında Korkut Akaçık'ın storyboard'ları çok beğenilmiş, filmden sonra demişler ki "Neden bu çizimleri çizgi roman yapıp, Akın'ın maceralarına devam etmiyoruz?!"

O günden bu güne daha ortada yok böyle bi çalışma ama bi aralar haberleri çıkmıştı işte. Bu arada yandaki görsel tabii ki storyboard değil, çizgi roman taslağı galiba o..

Storyboard, ekranda görülmek istenen kompozisyonun önceden belirlenmesi için yapılan çizimler oluyor, dikdörtgen dikdörtgen olur yani..



26.02.2014
Oku..

Yönetmenler: Selçuk Aydemir..


İTÜ'den mezun ama her sinema sevdalısı mühendis gibi, kendini vermiş senaryoya, vermiş görsel tekniğe.. Plato'ya yazılmış kuzeniyle.. Ama mühendisliği hemen bırakmamış..
Profesyonel [2005] ve Gövde Gösterisi [2005] kısa filmlerinin ardından Ayrılık [2006] diye bir kısa filmi daha var, yazıp-yönettiği, senaryosuna ödül veren bir yarışma bulunmakta. Hemen sonra Yüzük [2007] diye bir kısa filmi daha var.
Sonrasında eğitim aldığı Plato Film Okulu'nda ödev olarak yaptıkları Kurbanlık (2008) diye bir sinema filminin yönetmenlerinden biri..
Ama asıl para televizyonda.
Kuzeni Burak Aksak'la beraber TRT'ye Ramazan Güzeldir isimli bir dizi yapıyorlar, yarım saatlik, bir ay süren bir yapım, Ramazan dizisi. İkisi yazıp yönetiyor. Zaten şu ana kadar bahsi geçen işlerin hepsinde beraber çalışmışlar.


Bir şeyler olmuş, demiş mühendisliğe devam etmem lazım. Bir röportajında dinledim, Erdal Tosun girmiş araya: "Memlekette bir sürü mühendis var, senin bu işi yapman lazım." İşte tam da bu noktada, Çalgı Çengi (2010)'nin senaryosuyla beliriyor Sayın Aydemir. Ahmet Kural ve Murat Cemcir'in başrollerinde oynadıkları film aslında herkesin kariyerinin kırılma noktası oluyor. Ortaya çıkan kaliteli mizah, ekibin ne kadar uyumlu çalıştığını gösteriyor. E kopamıyorlar tabii; Tim Burton, Johhny Depp'siz çalışır mı? Çalışır tabii ama beraber çalışınca daha güzel işler çıktığını gördük. Yazan da rahat ediyor, oynayan da.. Gönüller bir çünkü.


Aydemir'in, 13 bölümlük Üsküdar'a Giderken dizisi Kanal D'de yayınlanıp bittiğinde de kadroda Kural ve Cemcir vardı; başrollerde ise Erkan Can ve Öner Erkan. Bu arada kuzeni de TRT'de yayınlanan ve olaylar yaratan dizi Leyla ile Mecnun'un senaristliğini yapıyordu. Aydemir de durmadı, hemen yeni bir dizi projesiyle Star TV'ye gitti. Ahmet Kural ve Murat Cemcir'i de kim biliyordu o zamana kadar, Çalgı Çengi (2010) izleyenler falan.. Hani simaen tanınsalar bile isimleri bilinecek kadar popüler değillerdi di mi? İşler Güçler dizisi, bu iki oyuncunun gerçek hayatlarını anlatır gibi yaptı ve olan oldu. Tamam çok orijinal, kimsenin aklına gelmemiş bir iş değildi ama bu adamlar yaptı ve farklı oldu.


Şöyle bir düşününce, "Manyak mı lan bu adam" diyorum. Ulan hem yazıp, hem nasıl yönetiyorsun.. Sinema filmi muamelesi yapılır mı lan diziye, kalbin sıkışır olum, ölür kalırsın.. Abi yani, olum derken.. 32 yaşında adamsın, yazık etme kendine, akıl sağlığı diye bi şey var.. Dediler dediler dinlemedi.. Al, tıkandı 40. bölümde, 41'i de çekip bitirdi.


Millet, Çalgı Çengi 2 beklerken, Düğün Dernek (2013) yaptı, aynı kadroyla tabii.. Tüm zamanların en çok izlenen sinema filmi oldu vicdansız.. Ben daha izlemedim ayrı.. Kısalarını da izlemedim, onları da not aldım..

Derken, TRT, Leyla ile Mecnun'u şutladı, Gezi Olayları sebebiyle.. O ekip de, Star TV ile anlaşıp, İşler Güçler'in çakmasını yaptılar, Ben de Özledim diye.. Hani bi geyik var ya, "Nike'ın çakmalarını da yine Nike kendi yapıyo" falan diye.. O mevzu oldu yani.. Tabii ki aynı kalitede olmadı ama, piyasanın yine üstünde.. Ama n'olursa olsun, onlar Leyla ile Mecnun tayfa, bunlar İşler Güçler tayfa olacaklar.. Hollywood olsaydık bu iki grubun döğüştüğü film yapardık hemen..

Ve işte geçen hafta da, yine Star TV'de yayınlanmaya başlayan ve künye jeneriği hariç her şeyi on numara olan bir dizi daha yapmaya başladılar, Kardeş Payı..


Piii, iyice sinemadan uzak bir tanıtım oldu yine.. Televizyon, kara kutu, ateş beni çağırıyo resmen.. Neyse, bu başlıktaki ana fikrimiz, Selçuk Aydemir'in yaptığı işlere göz atmaktı, e, bunu da yaptık zaten.. Şimdi izlemediğiniz filmlerini -bak dizi demiyorum- filmlerini bulup bulup izleyin.. Ben öyle yapıcam.. Kendine has mizahıyla gönüllerde taht kuran adama selam olsun..

Bu arada, işlerindeki kurgu başarısını da es geçmeyelim, çok yetenekli ekiple çalıştığı çok belli.. Helal!

Ayrıca bunca işin arasına bir de roman sığdırmış, Mahalleden Arkadaşlar..

25.02.2014
Oku..

Monty Python and the Holy Grail (1975)


Bu İngiliz komide grubu Monty Python var ya, hani daha önce The Meaning of Life (1983) ve Life of Brian (1979) filmlerini yazmıştım, bu da o toplamda beş olan filmlerinin üçüncüsü.. Bu filmde, Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri olarak 'Kutsal Kase'nin peşine düşüyorlar. Çok harika sahneler var, Fransız-İngiliz kapışması da var, absürdün dibi var.


Graham Chapman, John Cleese, Terry Gilliam, Eric Idle, Terry Jones, Michael Palin.. Hep beraber yazıp hep beraber oynuyolar -pek çok tiple oynuyolar zaten- ama işte aralarından birileri de yönetimi üstleniyo: Terry Gilliam, Terry Jones.. İki de kadın oyuncuları var; Connie Booth ve Carol Cleveland.. Kadın tip lazım olduğunda, pardon seksi kadın tipi lazım olduğunda kullanıyorlar. Çirkin kadınları da kendileri oynuyo zaten..


Filmi çok anlatmiyim zaten izleyin de şu sahneleri koymazsam aklım kalır: Ormanın koruyucusu Arthur'u almıyo ormana.. "Lan çekil bak öldürürüm" diyo.. "Görev her şeyden önce gelir" diye inat ediyo.. Arthur teker teker kolunu bacağını kesiyo bunun, her seferinde "Çekil artık" diyo, o sürekli direniyo..


Çok komik sahne ya, eşek gibi güldüm izlerken..

imdb.com top 250 #89 | 8,4/10

22.02.2014
Oku..