C'era una volta il West (1968)


Bir Il buono, il brutto, il cattivo. (1966) değil.

İtalyan Sergio Leone'nun vahşi batı hayranlığı ona kariyerinde çok güzel filmler yaptırmış. Il buono, il brutto, il cattivo. (1966) yani İyi, Kötü ve Çirkin western tarzının en iyi temsilcilerinden. Zaten imdb.com'da top250#5.
Ama demek ki bunlara kanmamak gerek çünkü C'era una volta il West (1968) yani Batıda Kan Var da top250#24 ve bence çok sıkıcı bir western.
Senaryo Sergio Donati tarafından Bernardo Bertolucci ve Leone'un tasarladığı hikayeden yazılmış.


175 dk'lık sıkıcı bir film olmasına rağmen izlediğime pişman olmadım çünkü film boyunca Jill McBain rolüyle Claudia Cardinale'i  izledim. Tunus asıllı bir İtalyan.. Güzel bir kadın kendisi. Ayrıca filmde Amerikalı aktörler Charles Bronson, Henry Fonda ve Jason Robards yer alıyor. Ve film boyunca sık sık yer verilen müzikler de çok güzeldi. Western soundtracklerini zaten seviyorum herhalde ondan.

Aslında İtalyan filmi ama Amerikalı oyuncularla çalışılmış. Yani nerdeyse Amerikan işi olan filmde, kullanılan dil genelde İngilizce ama İtalyanca da var..


22.04.13
Oku..

Tarkan BoxSet


Çizgi romancı Sezgin Burak'ın, yurt dışında eğitim aldığı sıralarda -sanırım İtalya idi- bir Türk kahramanın maceralarını çizmek gerektiğini düşünüyordu. Avrupa'da yaygın olan eski çağlar-kahramanlar konusuna yoğunlaştı. Etraflıca araştırdı, ölçtü tarttı, Atilla zamanı Hun Türklerinden Tarkan'ı yarattı. Tarkan çok küçük yaşta ailesinin öldürülmesiyle yalnız kalmış, mağaralarda kurtlar tarafından büyütülmüş, daha sonra vatanına hizmet etmek için yaşamış bir kahramandı. Çizgi roman maceraları haftada, ayda, iki ayda hatta bazen üç ayda bir yayınlanmıştır.


İlk yayınlanan maceralarından beri hemen sinema uyarlamaları yapılmıştır. Tarkan: Canavarlı Kule (1969)'de Ümit Şahin'in canlandırdığı Tarkan karakterini Tarkan Camoka'ya Karşı (1969) filminde Hasan Demirtağ oynamış. Bu filmleri izleyemedim; yok internette Ancak bunlardan sonra yapılan Kartal Tibet'li diğer Tarkan filmleri efsaneler arasına girmiş, televizyonlarda defalarca gösterilmiştir, internette de zart diye çıkmaktadır.


Tunç Burak'ın yönettiği Tarkan (1969) filmi, Atilla'nın emriyle Mars'ın kılıcının peşine düşme maceralarını anlatıyor. Bundan sonraki dört film Mehmet Aslan yönetiminde filme çekilmiş. Aslan, Türk sinemasının en üretken zamanında çalışmış on senede elli film çekmiş bir yönetmendir. İnsan diyor ki elli film çekeceğine beş film çekseydi de kaliteli olsalardı ama işte ekmek parası tabii.
Tarkan: Gümüş Eyer (1970) filminde, çizgi romanda 'Kurt Kanı' serisinde anlatılan Tarkan'ın çocukluğu da anlatılıyor.
Tarkan: Viking Kanı (1971)'nda, Atilla'nın kızını kaçıran Vikingler ile kapışıyor çılgın Türk.
Tarkan: Altın Madalyon (1972)'da düşman bu sefer Zeki Alasya. Kulke de Halit Akçatepe..
Tarkan: Güçlü Kahraman (1973) filminde son düşmanı da Çinliler.

Kadın karakterleri ile de dikkat çeken filmlerdeki sevişme sahneleri maalesef televizyondan izleyenlere şifreli. Sevişme sahnesi dediği de meme görünüyor o yani; Spartacus sevişmesi tabii ki yok. Eva Bender'in oynadığı en bilinen kadın düşmanı Gosha iki filminde Tarkan'a musallat oluyor. Başka kadın oyuncu yokmuşcasına yine Bender'i bir kez de Vikingli Ursula rolüyle izliyoruz.


Tarkan'ın en belirgin özelliği, mimiksizliği, etekliliği, atıl kurtluluğu, handa sevişme tutkusu, kurt sandığı köpeğiyle geyik budu yemesi, bir kılıç darbesiyle on kişiyi öldürebilirliği, sık sık frikik vermesi, uzun sarı peruğu, incecik kolları ve kurt başlı madalyonu. Hayır bilmeyen varsa diye.

21.04.13

Bu da yazının video hali: Film Şeysi / Tarkan..
Oku..

Keloğlan BoxSet


Oturup manyak gibi baştan izledim bulabildiklerimi. Hep televizyonda denk geldiğim kadarlarını izlediğimden anlamamışım ne kadar kötü filmler olduğunu. Film gibi izlememek lazımmış yahu. Ama sonuçta Hollywood'un otunu bokunu izleyip biliyoruz biraz da kendi bokumuzu bilelim demi.


İlk film Keloğlan (1948)'ı, Vedat Örfi Bengü'nün yazıp yönetiyor ve Keloğlan'ı İsmail Dümbüllü oynuyor ama internet ortamında bulamadığımdan izleyemedim.. Keloğlan (1965) da, Yavuz Yalınkılıç'ın yazı yönettiği filmde Öztürk Serengil başrolde.. Felsefeye boğulmuş bir masal, bu filmde hiçliğin peşindeki Keloğlan, hiç'i bulmaya ant içiyor, "Bulacam getirecem" diyor. "Gelmezse saçından sürüyecem.." Çıktığı yolda, kendine çok benzeyen bir eşkiyanın gazabına uğrayan köylü bunu o sanıyor falan.. Peki Serengil'in Keloğlan'ı oynarken bile yanlarında aşırı saç sadece tepenin kel olması.. Şapka takınca hiç de Keloğlan değil ya..

Sonraki nesilde, ikisini Suavi Sualp'in üçünü Turgut Özakman'ın yazdığı senaryolarla filme çekilen masal kahramanının maceralarında Keloğlan'ı Rüştü Asyalı oynuyor.

Keloğlan (1971), yazan Suavi Sualp yöneten Süreyya Duru
Keloğlan Aramızda (1971), yazan Turgut Özakman yöneten Sırrı Gültekin
Keloğlan ile Cankız (1972), yazan Turgut Özakman yöneten Metin Erksan
Keloğlan İş Başında (1975), yazan Turgut Özakman yöneten Nuri Ergün
Ben Bir Garip Keloğlanım (1976), yazan Suavi Sualp yöneten Süreyya Duru


Rüştü Asyalı, aslen tiyatro yönetmeni ve oyuncusudur. Sinemada Keloğlan dışında pek aktif değildir. Ama Keloğlan'la da çok aktiftir hani; o beş filmden biri olan Keloğlan İş Başında (1975) zamanın erotik akımına kapılmıştır. Onu izleyemedim, yok internette :) Filmlerinde yancı rolde hep cüce var, Aydın Babaoğlu. Her film birbirinden bağımsız; Keloğlan, her seferinde başka bir kızla mutlu sonla bitiriyor filmlerini.

Zeki olması, içten olması, sözünü sakınmaması, iyi bir insan olması falan da karakterin özelliklerinden.. Hiç bilmeyenler için not düşmüş olalım.


Tayfun Güneyer'in yazıp yönettiği Mehmet Ali Erbil'in oynadığı yeni dönem uyarlaması da Keloğlan Karaprens'e Karşı (2006). Petek Dinçöz, Ekin Türkmen ve Özcan Deniz var kadroda..

20.04.13

Bu da yazının video hali: Film Şeysi / Keloğlan..
Oku..

Matrix BoxSet


Wachowskilerin yazıp yönettiği, döneminde aday olduğu 4 teknik Oscar'ı da kazanan, oyuncularının kariyerlerindeki en taşaklı filmi olan, bilim-kurgu denince ilk akla gelenlerden efsanevi The Matrix (1999)'i herkes biliyordur.

İlkini değil ama ya ikinciyi ya üçüncüyü sinemada izlediğimi hatırlıyorum. Hastaneye gitmiştik, babam dönüşte bana mı kendine mi -şu an düşündüm- bilemediğim bir güzellik yapmış ve sinemaya gitmiştik. Bu arada ilginçtir -yine şu an düşündüm- ben babamla bir kere sinemaya gittim. Hiç gitmeyenler de vardır mutlaka ama biz baba oğul deli film izleriz, onun için acayip. Evde çok DVD seyretmişliğimiz var ama sinema tekmiş bak. Neyse işte o zaman sevdim mi sevmedim mi hatırlamıyorum tabii, 15-16 yaşında falanım. Ama şimdi üçünü bir izleyince yapabileceğim yorum: 2 ile 3'ün üçlemeye dahil edilemeyeceği. O zaman üçleme diye bir şey yok. Zaten kaşık da yok; buna inan. Yani ortada iki ayrı film var.. 1 ve 2-3..


The Matrix (1999), şu an yaşadığımız dünyanın aslında bir hayal gücü olduğunu, şu an matrix isimli bir teknolojinin içinde uyuyor olduğumuzu falan anlatıyor. Bir şekilde birileri uyanıp gerçeği görmüş ve Matrix dışında bir yerlerin olduğunun farkına varılmış. Bizim de içinde bulunduğumuz bu dünyada  yazılımcı bir çocuk var; Mr. Anderson. Bu dünyanın çarkları Ajan Smith gibilerinin kontrolünde ve bütün sistemi ele geçirmeye çalışıyor. Öte yandan Matrix dışındakiler bu duruma müdahale etmek istiyorlar (Çünkü kahin öyle istedi). Mr. Anderson, seçilmiş kişi olarak müjdeleniyor, yani internet nickiyle Neo olarak. Paylaşılamayan adam oluyor sonra. O kadar yeteneği bana da yüklesen ben de dünyayı kurtarırım diyor filmi her izleyen.

Belki çok güzel bir şey gibi anlatamadım ama bütün dünya bir anda Matrix Matrix diye çalkalanıyor. Tabi ki ticari kaygılar falan, bu efsaneye devam filmi çekiliyor. Matrix'ten çok Terminator izliyor gibi olduğumuz özellikle üçüncü filmde makinelerle savaşılıyor. Makineler aynı zamanda Matrix'in de düşmanı.


The Matrix Reloaded (2003) ve The Matrix Revolutions (2003) yapım seneleri aynı olduğu için hangisi 2 hangisi 3 bilemedim izleyeceğim zaman. Keşke part1 part2 yazsalarmış çünkü reloaded bitiyor devam edecek yazıyor savaşın ortasında, revolutions da kaldığı yerden devam ediyor. Evet işte zamanın da izlemişim ama baya unutmuşum yani.

Oyuncular: Keanu Reeves - Neo, Laurence Fishburne - Morpheus, Carrie-Anne Moss - Trinity, Hugo Weaving - Ajan Smith. Yönetmenler ise Polonya asıllı Andy & Lana Wachowski (Son olarak Lola Rennt (1998)'in yönetmeni Tom Tykwer ile birlikte Cloud Atlas (2012)'ı yönettiler.)

notundibi: eskiden wachowski biraderler denirmiş bunlara; lana henüz larry iken. şimdi wachowskiler. ama çükü hala duruyor herhalde, internette çok fazla geyik var ancak ciddi kaynaklar tesisat değişikliği hakkında yazmıyor.


19.04.2013
Oku..

Gangster Squad (2013)


Kadrosunda Emma Stone'u gördüğüm günden beri izlenecekler listemde yer alan filmin bütün oyuncuları o kadar şık ki, kesin iyi olmayacak bu film dedim kendi kendime. Nitekim beklediğim gibi oldu, Warner Bros. pek çekici olmayan kitap uyarlaması mafya hikayesine Sean Penn, Josh Brolin, Ryan Gosling gibi oyuncuları dahil edip; Zombieland (2009)'le tanınan Ruben Fleischer'ı da yönetmen sandalyesine oturtmuş.

'Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır.' uyarısıyla başlayan film, 1949 Los Angeles'ında geçiyor. Şehrin kontrolünü elinde tutan mafya babası Mickey Cohen (Penn), polislerin bile bulaşmak istemeyeceği bir adamdır. Ama idealist polisimiz O'Mara (Brolin) işin peşini bırakmaz, Cohen imparatorluğuyla mücadele eder. Tek başına değil tabii; bir ekip kurar.. Gangster Squad.


Emma Stone ve Ryan Gosling ikilisinin Crazy, Stupid, Love. (2011)'dan sonraki ikinci ortak projelerinde de birbirlerine çok yakışmaları gözden kaçmıyor. Kostüm-dekor-makyaj gibi öğelerle filmin sanatsal kimliğini o kadar üst seviyede tutmuşlar ki, senaryo çok zayıf hatta komik kalmış. Diyaloglar çok klasik ve yedirilememiş; her şey tahmin edilebilir duruyor. Zaman zaman komediye kaçan sahneler, filmi temposunu ayarlamak için değil de öylesine konmuş gibi. Hikayesi, kurgusu, haliyle yönetimi çok başarılı olmayan bu film, benden 10 üzerinden 5 puan alıyor. imdb.com puanı ise 6.9

09.04.2013
Oku..

Entelköy Efeköy'e Karşı (2011)


Daha önce Dondurmam Gaymak (2006)'len takdirleri toplayan Yüksel Aksu, ikinci uzun metrajı olan Entelköy Efeköy'e Karşı (2011) ile ikinci ege filmi ile karşımızda gari. Muğlalı yönetmenin bu filmi için başrole Cem Yılmaz ismi söylenip dururudu. Eğer öyle bir şey vardıysa da ikna edememesi çok normal çünkü pek bir numarası yok filmin.

Efeköy diye bir köy var, muhtarı Şahin Irmak oyunuyor. BKM'den hani, hıyarlı baba.. İşte böyle kendi halinde bir köyken Efeköy, enteller gelir toprak moprak alıp organik tarım yaparlar, köylü sevinir tabii kolay mı toprakları eşekleri para eder. Derken bir zaman kaymakam der ki sizin köyde acayip kömür varmış bir şirket santral kuracak çok para kazanacaksınız hem bu işten. Köylü çok ister ama enteller ayaklanır. Köylü pişman olur bunları aralarına aldıklarına. Eğlenceli maceralar, atışmalar şeklinde devam eder film.


İzleyin tabii Türk sinemasına katkıdır sonuçta ama bir numarası yok söyliyim yani. Benim deyivereceklerim bu gada gari.

04.04.13
Oku..

Terminator BoxSet


Çok öncelerden beri zaman zaman tv'de denk gelip birkaç sahnesini izlediğim fakat konusu hakkında pek bir fikrim olmayan seride aklımda kalanlar: suratının yarısı robot yarısı Schwarzenegger bir tür var ve bu tür bazen çıplak vaziyette yere çömelmiş poz veriyor. Buydu Terminator denince aklıma gelen. Benim durumumda olanlar için verimli bir yazı olacaktır..

James Cameron'ın kariyerinin başları sayılabilecek bir dönemde tasarlayıp hayata geçirdiği bir projedir. İlk iki filmin senaryosunu da yazmıştır yönetmenliğini de yapmıştır. Cameron, ilk yaratım aşamasında Gale Anne Hurd'la beraber çalışmış..


The Terminator (1984), gelecekte başlıyor.. Bir nükleer savaş sonrası, direnişe geçen insan topluluğunun önüne geçmek isteyen makinelerin, geçmişe gidip -yani film çekildiği zaman ki günümüze- direniş lideri John Connor'ın doğumunu engellemek için annesi Sarah Conner'ı yok etmek istemesini anlatıyor. Yani şöyle, makinelerle insanlar savaş halinde.. İnsanların bi komutanı gibi bi şey var başlarında.. Makineler de geçmişe gidip bu komutanın dünyaya gelmesini engelleyip yeni bir gelecek yaratmak peşinde.. Yok edici olarak gönderilen 'Terminator', robot iskeletin üstüne insansı bir deriyle kamufle olmuş ölüm makinesidir.
Bir de Sarah'yı korumak için gelecekten Kyle Reese gelir ki o da filmin felsefesidir. Biri gelecekten gelip olaylara müdahale edip bir şeylerin değişmesine sebep oluyorsa kaderi kendisi yazıyordur ama belki kader aslında odur ve öyle olması gerektiği için olmuştur falan.


Terminator'ü, body sporuyla iştigal ederken film yıldızı olan Arnold Schwarzenegger oynuyor. Yani bu piyasaya girmeden önce vücut geliştirmeci.. Bi de biliyorsunuz kendisi 2011 yılında yerini Jerry Brown'a bırakana kadar 8 sene boyunca California Eyaletinin Valisi idi. Yukardaki makineyi giydirince Arnold oluyo..

Hikayenin kendi içindeki tutarsızlığı, efektler, oyunculuklar kötü.. Hele o Sarah Conner'ın saçı ne öyle, zamanında moda ama şu an baya görüntü kirliliği.. İlk film için çok zayıftı bence, hikaye ve teknik anlamda.. Ama tabii ki bu benim yorumum; sonuçta imdb.com'da top250 #208 bir filmden bahsediyoruz. Arnold Schwarzenegger, Michael Biehn ve Linda Hamilton oynuyor..


İkinci film Terminator 2: Judgment Day (1991)'de ergen John Conner ve akıl hastanesindeki Sarah Conner var. Bu sefer Conner'ları yok etmek için önceki Terminator'ün gelişmiş modeli 'sıvı-metal adam' geliyor. Terminator ise yeniden programlanıp bu sefer yok etmeye değil korumaya gönderiliyor. Ve bence bu sefer olay örgüsü, oyunculuklar, görsel.. Her şey çok daha güzel olmuş ilk filmden ki bence serinin de en güzel filmi. top250 #40 olarak da farkını koyuyor zaten. Yetmezmiş gibi o sene Oscar'da 6 adaylıktan 4 ödül çıkarmış. Bir devam filmi için muazzam başarı..
Arnold Schwarzenegger, Edward Furlong, Linda Hamilton ve Robert Patrick oynuyor..


Yönetmenliğe Jonathan Mostow'ın geçtiği Terminator 3: Rise of the Machines (2003), adı üstünde makinelerin yükselmesini engelleyememeyi konu ediyor. Terminator, bu filmde de koruyucu rolü üstlenirken yok etmek için programlı olan bu sefer 'sıvı-metal kadın'.. Ama ne kadın. John Conner, kadere yeniliyor. Zorlama bir devam filmi olmasına rağmen yine de ilk filmden daha etkili bir konusu var. Bunun sonunda da savaş yeni başlıyor diyerek dördüncü filme göz kırpılmış.
Arnold Schwarzenegger, Kristanna Loken, Nick Stahl, Moira Sinise ve Claire Danes var kadroda..


McG yönetimindeki Terminator Salvation (2009), aslında bir Terminator filmi değil; normal, kendi çapında bir aksiyon filmi. Zaten kadro da bir devam filmi için fazla şaşaalı: Christian Bale ve Sam Worthington'a, Helena Bonham Carter ve muhteşem güzelliğiyle Bryce Dallas Howard eşlik ediyor. Moon Bloodgood ve Anton Yelchin da kadroda..


Bu son filmde Schwarzenegger'i bilgisayarla oynatmışlar azıcık. Temposu gayet güzel bir aksiyon filmi olmuş bence. Makinelerle savaşın ortasındayız.
Bu şekil uzar bu, makinelerle savaş biter mi hiç.. Yani temelde bilmeniz gereken, hikayenin felsefesi gereği kah ileri kah geri zaman yolculuğu yapıldığı ve farklı şekillenen paralel evrenler oluştuğudur.. Bi de Terminator olan Schwarzenegger her zaman iyi veya her zaman kötü değildir.. Bi programlarsın dünyası değişir, seni korumak için her şeyi yapar.. Ama sıvı-metallerden uzak durmak gerekiyor..

04.04.13
Oku..