C'era una volta il West (1968)


Bir Il buono, il brutto, il cattivo. (1966) değil.

İtalyan Sergio Leone'nun vahşi batı hayranlığı ona kariyerinde çok güzel filmler yaptırmış. Il buono, il brutto, il cattivo. (1966) yani İyi, Kötü ve Çirkin western tarzının en iyi temsilcilerinden. Zaten imdb.com'da top250#5.
Ama demek ki bunlara kanmamak gerek çünkü C'era una volta il West (1968) yani Batıda Kan Var da top250#24 ve bence çok sıkıcı bir western.
Senaryo Sergio Donati tarafından Bernardo Bertolucci ve Leone'un tasarladığı hikayeden yazılmış.


175 dk'lık sıkıcı bir film olmasına rağmen izlediğime pişman olmadım çünkü film boyunca Jill McBain rolüyle Claudia Cardinale'i  izledim. Tunus asıllı bir İtalyan.. Güzel bir kadın kendisi. Ayrıca filmde Amerikalı aktörler Charles Bronson, Henry Fonda ve Jason Robards yer alıyor. Ve film boyunca sık sık yer verilen müzikler de çok güzeldi. Western soundtracklerini zaten seviyorum herhalde ondan.

Aslında İtalyan filmi ama Amerikalı oyuncularla çalışılmış. Yani nerdeyse Amerikan işi olan filmde, kullanılan dil genelde İngilizce ama İtalyanca da var..


22.04.13
Oku..

12 Angry Men (1957)


Bu film zaten imdb.com'un en iyi filmler listesinde üst sıradaki filmlerden ve epey bir süredir merak ettiğim ama siyah beyaz olmasından dolayı sürekli ertelediğim bir filmdi. Geçen gün arkadaşımdan film alırken Warrior (2011) ile bunun arasında kaldım ve bunu seçtim. Daha fazla ertelemiim dedim yani. İyi ki de ertelememişim..


12 Angry Men (1957), iğrenç bir jenerikle başlıyor. Mahkeme salonunda; hakim davayı toparlıyor artık, bir sonuca bağlanması için jüriyi toplantıya alıyo. 12 normal adam odaya giriyor, masaya oturuyorlar, davayı çabucak bi gözden geçirip, oylayıp, sonucu hakime bildirmek istiyorlar. Jüriler neye göre seçiliyor tam olarak bilmiyorum ama filmdeki adamlar kendine güvenen, konuya hakim bilirkişimsi tipler. Ama oylamaya geçildiğinde bu davanın, çoğu tarafından çok ciddiye alınmadığını görüyoruz. 

Genç bir çocuk babasından dayak yemiş. Sonra bıçağını alıp gelmiş, babasını öldürmüş. İki görgü tanığı var, biri alt komşuları olan yaşlı bir adam, sesler duymuş, çocuğu kaçarken görmüş; ikinci görgü tanığı karşı apartmandaki yaşlı kadın, adamı bıçaklanırken görmüş.
Jüri ilk oylamasını yapıyor 11 üye çocuğun suçlu olduğunu düşünüyor ve hakimin verdiği idam cezasına katılıyor, diğer üye çok acele karar verdiklerini, genç bir çocuğun hayatının sözkonusu olduğunu ve bu konu hakkında biraz konuşmak istediğini söylüyor.


Film o odada geçiyor ve bir karara varmalarına dek odadan ayrılmıyorlar. Filmin muhteşem akıcılığı, hareketliliği; konunun çok toplumsal bir önem taşıması -sadece o dönem için de değil, 'insanlığa giriş I' resmen- ve oyuncuların muhteşem performansı filmi çok değerli yapıyor.

Filmin yönetmenliğini geçen sene kaybettiğimiz Sidney Lumet yapıyor. Hikayenin sahibi ise Reginald Rose.. Başrolde Henry Fonda var diycem ama filmde tam bi başrol durumu yok.. Ama oyuncular içinde o ilk isyanı başlatan karakter o ve o dönem baya popüler olduğu için filmin afişinde de onun adı yazıyor.
Kesinlikle izlemenizi tavsiye edebileceğim bir film, iyi seyirler..

07.03.2012 / Gümüşpala
Oku..