Ah Nerede (1975)


Hala daha televizyonda falan denk gelince kanalı değiştirmeye elimin varmadığı bir film. Çok severim, kim sevmez, muhteşemdir. Nitekim, az evvel izledim yine televizyonda ve hemen birkaç satır yazılmalı diye düşündüm. Öncelikle bundan altı ay önce kaybettiğimiz Tarık Akan'ı, iki hafta önce kaybettiğimiz Halit Akçatepe'yi ve yıllar önce kaybettiğimiz Hulusi Kentmen ve Adile Naşit'i bir kez de bu sayfada analım, hepsinin yeri bambaşka.

Bursalı bir köy ağasının üç oğlunu okusunlar diye gönderdiği İstanbul'da çok okumadıklarını göstererek başlıyor film. Büyük oğlan Ferit yakında doktor çıkacak sanılıyor ama o çapkınlığın kitabını yazmış, ay dönemde bi deste sevgili yapmış, okula mokula uğramamış; üstelik sevgililerinden ikisi kardeş.. Ortanca oğlan Murat eczacılık okuyor sözde, kahve köşelerinde kumar eğlencesi peşinde. Etliye sütlüye bulaşmadan mühendis çıkması beklenen küçük oğlan Ömer ise anarşistin önde gideni. Sonra Ferit o kadar sevgilisi dururken gidiyor bambaşka bir kıza, Zehra'ya aşık oluyor, her şeyi unutup onunla olmak istiyor ama bu sefer de geçmişi onun peşini bırakmıyor. Durumu bir süre sonra öğrenen kızların, Ferit'ten intikamları acı oluyor. Olay patlak verince İstanbul'a gelip her şeyi öğrenen babalarının tepkisi de -beklenen üzre- gayet sert.


50'lerde sinema salonlarında makinist olarak çalışan Orhan Aksoy, Şıpsevdi (1963) ile başladığı yönetmenlik kariyerinde Türk Sinemasının en üretken isimlerinden oluyor. Bir başka çok üretken isim Sadık Şendil ise iki yüze yakın filmin senaryosu ile birlikte Ah Nerede (1975)'yi yazmış. İkisi de çok değerli isimler. Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu başrolde, şu yukarıdaki de Türk Sinemasının en ünlü karesi herhalde. Halit Akçatepe ve Cengiz Nezir de diğer kardeşleri oynuyor.

Filmin her detayı çok eğlenceli olmakla beraber, İstanbul'dan memlekete gelen çocuklara annelerinin ayrı ayrı sevdikleri yemeği yapmış olması beni her seferinde çok güldürüyor. "Bu senin mantın, bu senin dolman, bu senin su böreğin" diye hepsine en sevdiği yemeği yapan anne yüreğini baba da inceden kıskanıyor, "E biz aç mı kalıcaz?!", "Al sana da çorba.."

Ferit'in sevgililerinden biriyle sinemaya gittiği sahnede -perdeyi görmüyoruz ama- Mavi Boncuk (1975) filminin tanıtımını dinliyoruz. Çok fazla yıldız oyuncuyu bir araya getirmesi özelliğinden bahsediliyor orada, hakikaten de öyle, efsane kadroydu. İlginç olan o dönem de bu tarz doneler kullanılarak reklam yapılıyor olması.. Oysa beklenen, dönemdaşı Radyolin diş macunu reklamı "Az bir miktarı fevkalade köpürerek ağızı ferahlandırır, dişleri temizler." gibi bi şey oluyo..

Neyse ney efendim, söz konusu filmimiz fevkalade eğlenceli bir romantik komedidir. Aynı ayarda film bulmak çok kolay iş değildir. Dönemin kurgu teknolojisi eksiklerini göz ardı edebilirsek kaliteli iş der, 10 üzerinden 8 puan verebiliriz.. Tabii bir de Uyanık Kardeşler (1974) filmiyle benzerlikler kurulabilir. Ama kurulmayabilir de, çok zorlamaya gerek yok..

16 Nisan 2017
Oku..

Tarkan BoxSet


Çizgi romancı Sezgin Burak'ın, yurt dışında eğitim aldığı sıralarda -sanırım İtalya idi- bir Türk kahramanın maceralarını çizmek gerektiğini düşünüyordu. Avrupa'da yaygın olan eski çağlar-kahramanlar konusuna yoğunlaştı. Etraflıca araştırdı, ölçtü tarttı, Atilla zamanı Hun Türklerinden Tarkan'ı yarattı. Tarkan çok küçük yaşta ailesinin öldürülmesiyle yalnız kalmış, mağaralarda kurtlar tarafından büyütülmüş, daha sonra vatanına hizmet etmek için yaşamış bir kahramandı. Çizgi roman maceraları haftada, ayda, iki ayda hatta bazen üç ayda bir yayınlanmıştır.


İlk yayınlanan maceralarından beri hemen sinema uyarlamaları yapılmıştır. Tarkan: Canavarlı Kule (1969)'de Ümit Şahin'in canlandırdığı Tarkan karakterini Tarkan Camoka'ya Karşı (1969) filminde Hasan Demirtağ oynamış. Bu filmleri izleyemedim; yok internette Ancak bunlardan sonra yapılan Kartal Tibet'li diğer Tarkan filmleri efsaneler arasına girmiş, televizyonlarda defalarca gösterilmiştir, internette de zart diye çıkmaktadır.


Tunç Burak'ın yönettiği Tarkan (1969) filmi, Atilla'nın emriyle Mars'ın kılıcının peşine düşme maceralarını anlatıyor. Bundan sonraki dört film Mehmet Aslan yönetiminde filme çekilmiş. Aslan, Türk sinemasının en üretken zamanında çalışmış on senede elli film çekmiş bir yönetmendir. İnsan diyor ki elli film çekeceğine beş film çekseydi de kaliteli olsalardı ama işte ekmek parası tabii.
Tarkan: Gümüş Eyer (1970) filminde, çizgi romanda 'Kurt Kanı' serisinde anlatılan Tarkan'ın çocukluğu da anlatılıyor.
Tarkan: Viking Kanı (1971)'nda, Atilla'nın kızını kaçıran Vikingler ile kapışıyor çılgın Türk.
Tarkan: Altın Madalyon (1972)'da düşman bu sefer Zeki Alasya. Kulke de Halit Akçatepe..
Tarkan: Güçlü Kahraman (1973) filminde son düşmanı da Çinliler.

Kadın karakterleri ile de dikkat çeken filmlerdeki sevişme sahneleri maalesef televizyondan izleyenlere şifreli. Sevişme sahnesi dediği de meme görünüyor o yani; Spartacus sevişmesi tabii ki yok. Eva Bender'in oynadığı en bilinen kadın düşmanı Gosha iki filminde Tarkan'a musallat oluyor. Başka kadın oyuncu yokmuşcasına yine Bender'i bir kez de Vikingli Ursula rolüyle izliyoruz.


Tarkan'ın en belirgin özelliği, mimiksizliği, etekliliği, atıl kurtluluğu, handa sevişme tutkusu, kurt sandığı köpeğiyle geyik budu yemesi, bir kılıç darbesiyle on kişiyi öldürebilirliği, sık sık frikik vermesi, uzun sarı peruğu, incecik kolları ve kurt başlı madalyonu. Hayır bilmeyen varsa diye.

21.04.13

Bu da yazının video hali: Film Şeysi / Tarkan..
Oku..