Ant-Man and the Wasp (2018)


Hatırlarsanız Captain America: Civil War (2018)'da kahramalar taraf seçmek zorunda kalmış, illegal tarafı seçen Captain America ve yanındakiler kanun kaçağı durumuna düşmüştü. Ant-Man kostümlü Scott Lang de onlardan biriydi.


Ev hapsine çarptırılan sevimli baba Scott'un küçük kızıyla evin içinde oyunlar oynamasını izleyerek başlıyoruz. Filmin hemen başında saftirik federal ajan, Captain America: Civil War (2018) izlemeyenler ya da hatırlamayanlar veya ekranlarını yeni açanlar için özet geçiyor Scott'un güncel durumunu. Az bir zaman sonra ev hapsi tamamlanacak ve kızıyla dondurma yemeye gidebilecek olan Scott'un başına bakalım neler geliyor:

Dr. Pym eskiden beraber küçüldükleri karısını, molekül seviyesine küçülmesi sonucu kaybetmiştir. Üstünden yıllar geçmiştir tabii ama Pym'in hep aklındadır karısının belki de ölmediği düşüncesi; belki de sadece başka bir boyuttadır. Scott da bir gece ansızın rüyasında Pym'in karısını ve kızı Hope'u görünce ortalık karışır.


Pym'in karısına ulaşmak için geliştirdiği yöntem, umutsuzca acı çeken birinin daha işini göreceğinden kovalamaca başlar. Dr. Pym'in ezeli rakibi Dr. Foster, Ava'ya yani nam-ı diğer Ghost'a yardım edecektir. Hope'un kostüme bürünmüş hali Wasp ile Ant-Man Scott, Ghost'u engellemeye çalışırlar. Ki Anne Wasp hayatta mı değil mi anlanabilsin!..


Ant-Man (2015)'deki Paul Rudd, Michael Douglas, Evangeline Lilly, Michelle Pfeiffer ve Judy Greer'dan oluşan tatlı kadroya, Laurence Fishburne ve Hannah John-Kamen dahil oluyor. Hannah'yı Ready Player One (2018)'da izlemiştik en son, tatlı kız.

Filmin yönetmeni ilk filmde olduğu gibi bunda da Peyton Reed... İlk filmle aynı kalitede, benzer tempoda olan filme puanım yine 7. Ama ilk film kadar ilgi görmediğini rahatça söyleyebiliriz. Çünkü genel bir algıya göre devam filmleri aynı seviyede devam edemiyor. Ama bu farklı, ne uzuyor ne kısalıyor, aynen devam.. İlkini seven izlesin!..

17.11.2018
Oku..

Passengers (2016)


Prometheus (2012) ve Doctor Strange (2016) gibi fantastik bilimkurgu filmlerin senarist kadrosunda yer alan Jon Spaihts'in yazdığı filmin yönetmeni Norveçli Morten Tyldum, iki sene önce The Imitation Game (2014) ile Oscar adayıydı.
Film bittiğinde jenerikte işte şu kitaptan uyarlanmıştır falan yazacak diye bekledim. O kadar çok 'çok satacak gençlik romanı' hareketi var ki içinde, direkt film olarak yazılmasına şaşırıyor insan, özellikle günümüz şartları düşünülünce.

Bir yerde denk gelip öğrenmişim konusunu -normalde hiç yapmam-, ilginç geldi mevzu ve sinemada izlerim dedim. O ara da Gözde diye güzel bi kızla yeni tanışmışım, çok anlamıyor sinemadan ama böyle filmleri sevecek biri, şöyle bir film varmış diye anlattım, beraber izleriz dedik, bekledim. Sonra biraz ilginç şekilde irtibat kesildi Gözde'yle, filmi de izleyemedim kaldı öyle. Dün baktım düşmüş internete, yapıştırdım. Kesin severmiş şırfıntı, selam söyleyelim buradan.


Dünyanın yaşanacak hali kalmadığı bir zamanda başka gezegenlere koloniler halinde göç başlamış. Fakat aman Allah'ım, 120 yıl sürüyor yolculuk, Bilmemne 2 diye bir gezegen. Hayır oraya ilk giden nasıl gitti acaba, nasıl keşfedildi orası. 5000 yolcu ve 258 mürettebatla yüklü Avalon isimli gemide herkes uyku kapsülünde. Varış noktasına gelince uyandırılacaklar ve yeni bir dünyaları olacak. Bir meteor kümesinin içinden geçen Avalon, kalkanları sayesinde zarar görmeden yoluna devam ediyor ama küçük, çok küçük bir hasar alıyor o sırada. Bu hasar başta sadece bir yolcunun uyanması gibi masum bir hataya yol açıyor. Jim, ikinci sınıf yolcu, varış noktasına daha 90 yıl var. Olayı fark ettiğinde kocaman bir depresyon yaşıyor. Barmen Arthur dışında konuşacak kimsenin olmadığı gemide, tek başına yapılabilecek her şeyi yapıyor. Sakal bırakıyor.

Ve bir gün uyku kapsüllerinin yanından geçerken, yolculardan Aurora'yı görüyor, çok güzel kız. Sakalı kesiyor. Uyandırırsın uyandıramazsın, uyandırırsın uyandıramazsın, uyandırırsın uyandıramazsın derken dürtüyor kızı. Kapsül arızasıyla uyandığını sanan kız, birinci sınıf yolcu. Jim bir yıl üç ay sonra güzel yemek yiyebiliyor bu sayede ama Aurora gerçeği öğrendiğinde n'olacak?!


Uzayda geçen bir romantik komedi, prodüksiyon sağlam. Zaten iki Oscar adaylığı var filmin: En İyi Prodüksiyon Tasarımı ve En İyi Müzik adaylığı.. Tam müzikleri leş diyecektim ha, konuyla çok alakasız şeyler çalıyo gibi hissettim filmi izlerken, herifler adaylık vermiş.. Bi de mesela şu üstteki karede muhteşem bir görsellik var, uzay gemisinde havuz, zor bir efekt değil ama harika fikir. Bu gibi küçük ve muazzam numaralar için de bir ödül sistemi getirilsin bence..

Hadi gerekleri konuşalım. Filme puanım 5/10. Düşünce güzel, dram güzel ama o romantik komedi basitliği çok bozuyo havayı. Hele zaten üzerine kurduğun felsefe var ya, hani kaptan da sonradan gelip diyor zaten, boğulan biri istemsiz olarak yanında birilerini çeker yani.. Refleks olarak başkalarının hayatını mahvederiz, bu budur. Bu mevzu çok değerliydi, daha başka olabilirdi hikaye.

Kadro: Guardian of the Galaxy (2014) Peter, Chris Pratt; The Hunger Games (2012) Katniss, Jennifer Lawrence başrollerde.. Hayranlıksa bu, hayranıyım evet, Michael Sheen; The Matrix (1999) Morpheus, Laurence Fishburne ve figüran olarak Andy Garcia.

070217
Oku..

Matrix BoxSet


Wachowskilerin yazıp yönettiği, döneminde aday olduğu 4 teknik Oscar'ı da kazanan, oyuncularının kariyerlerindeki en taşaklı filmi olan, bilim-kurgu denince ilk akla gelenlerden efsanevi The Matrix (1999)'i herkes biliyordur.

İlkini değil ama ya ikinciyi ya üçüncüyü sinemada izlediğimi hatırlıyorum. Hastaneye gitmiştik, babam dönüşte bana mı kendine mi -şu an düşündüm- bilemediğim bir güzellik yapmış ve sinemaya gitmiştik. Bu arada ilginçtir -yine şu an düşündüm- ben babamla bir kere sinemaya gittim. Hiç gitmeyenler de vardır mutlaka ama biz baba oğul deli film izleriz, onun için acayip. Evde çok DVD seyretmişliğimiz var ama sinema tekmiş bak. Neyse işte o zaman sevdim mi sevmedim mi hatırlamıyorum tabii, 15-16 yaşında falanım. Ama şimdi üçünü bir izleyince yapabileceğim yorum: 2 ile 3'ün üçlemeye dahil edilemeyeceği. O zaman üçleme diye bir şey yok. Zaten kaşık da yok; buna inan. Yani ortada iki ayrı film var.. 1 ve 2-3..


The Matrix (1999), şu an yaşadığımız dünyanın aslında bir hayal gücü olduğunu, şu an matrix isimli bir teknolojinin içinde uyuyor olduğumuzu falan anlatıyor. Bir şekilde birileri uyanıp gerçeği görmüş ve Matrix dışında bir yerlerin olduğunun farkına varılmış. Bizim de içinde bulunduğumuz bu dünyada  yazılımcı bir çocuk var; Mr. Anderson. Bu dünyanın çarkları Ajan Smith gibilerinin kontrolünde ve bütün sistemi ele geçirmeye çalışıyor. Öte yandan Matrix dışındakiler bu duruma müdahale etmek istiyorlar (Çünkü kahin öyle istedi). Mr. Anderson, seçilmiş kişi olarak müjdeleniyor, yani internet nickiyle Neo olarak. Paylaşılamayan adam oluyor sonra. O kadar yeteneği bana da yüklesen ben de dünyayı kurtarırım diyor filmi her izleyen.

Belki çok güzel bir şey gibi anlatamadım ama bütün dünya bir anda Matrix Matrix diye çalkalanıyor. Tabi ki ticari kaygılar falan, bu efsaneye devam filmi çekiliyor. Matrix'ten çok Terminator izliyor gibi olduğumuz özellikle üçüncü filmde makinelerle savaşılıyor. Makineler aynı zamanda Matrix'in de düşmanı.


The Matrix Reloaded (2003) ve The Matrix Revolutions (2003) yapım seneleri aynı olduğu için hangisi 2 hangisi 3 bilemedim izleyeceğim zaman. Keşke part1 part2 yazsalarmış çünkü reloaded bitiyor devam edecek yazıyor savaşın ortasında, revolutions da kaldığı yerden devam ediyor. Evet işte zamanın da izlemişim ama baya unutmuşum yani.

Oyuncular: Keanu Reeves - Neo, Laurence Fishburne - Morpheus, Carrie-Anne Moss - Trinity, Hugo Weaving - Ajan Smith. Yönetmenler ise Polonya asıllı Andy & Lana Wachowski (Son olarak Lola Rennt (1998)'in yönetmeni Tom Tykwer ile birlikte Cloud Atlas (2012)'ı yönettiler.)

notundibi: eskiden wachowski biraderler denirmiş bunlara; lana henüz larry iken. şimdi wachowskiler. ama çükü hala duruyor herhalde, internette çok fazla geyik var ancak ciddi kaynaklar tesisat değişikliği hakkında yazmıyor.


19.04.2013
Oku..

Predator BoxSet


Predatör, kelime anlamı 'avcı' olan; sinemada izlediğimiz karakterin ilk halini Aliens (1986)'ın yönetmeni James Cameron tasarlamış ve Stan Winston tarafından geliştirilip hikayesi oluşturulmuştur.
İlk filmi Predator (1987), Jim ve John Thomas kardeşlerin senaryosunu hazırladığı, John McTiernan tarafından yönetilip başrolünü de avcıyla birlikte Arnold Schwarzenegger'in paylaştığı aksiyon/bilim-kurgu türü bir filmdir. Filmde özel bir askeri tim, ışığı yansıtarak görünmezlik özelliği kazanabilen bir zırha ve gelişmiş bir takım özelliklere sahip, amacı avlanmak olan bir yaratık türüne karşı savaşmaktadır. Filmin en çok akılda kalan sahnesi; insanları vücut ısıları sayesinde görebilen yaratığın görüşünü engellemek için Dutch'ın (Schwarzenegger) kendini çamura bulayarak çatıştığı sahne..


İlk filmde ormanda askeri tim tarafından gerçekleştirilen operasyon, devam filmi Predator 2 (1990)'de şehre taşınıyor ve polisle federaller hem kendi aralarında hem avcıyla çatışıyorlar. Bu filmin senaristliğini yine Thomas kardeşler üstlenirken yönetmenliğini Stephen Hopkins yapmış.

Bir yandan da tabi Alien salgını vardı. 79 ve 86'da çekilen iki filmi olan Alien, Predatörlere rağmen hala popülerdi. 92 ve 97'de iki Alien filmi daha çekildi.
Sonra 'Dünya dışı bu iki tür birbirine girse n'olur?' sorunun cevabını aradılar AVP: Alien vs. Predator (2004) ve AVPR: Aliens vs. Predator - Requiem (2007) filmleriyle. İlkinde, dünyaya saldıran Alien'la savaşan Predatörler (bizi koruyorlar yani); ikincisinde de kendi aralarındaki savaş 'Alien ve Predatör Savaşı' yaşanıyor. İkisinde de olan insancıklara oluyor.


Zorlama senaryolarla artık boka saran avcı hikayesini Predators (2010) başlığı altında toparlayan isim L.A.'li yönetmen Nimrod Antal. Predatörlerin gezegenine gönderilen seçilmiş elemanların mücadelesi konu edilmiş bu filme. Bir şekilde avcıların artık avlanması gerektiği düşünülüp, en iyiler seçilip -özgür iradeleri dışında- savaşa gönderiliyor. Aksiyonu sağlam kadrosu daha sağlam: Adrien Brody, Topher Grace, Alice Braga, Danny Trejo ve Laurence Fishburne. Hatta çok şık bir açılış sahnesiyle başlayan bu son filmi tavsiye bile edebilirim.


Filmler arasında bir konu bütünlüğü yok, illa sırasıyla veya son film için diğer hepsini izlemeniz gerekmiyor. Ben yaptım ama Prometheus (2012) izleyebilmek için bütün yaratık filmlerini hatta ortak filmleri olduğu için bütün avcı filmlerini oturdum izledim. Muhtemelen gerek yoktu ama artık Alien ve Predator eksperiyim. Sor bak? Ne yerler, nasıl dövüşürler bilirim.. Şimdi karşıma bi Alien çıksa.. sıçtım..

fifth of november 2012 remember..
Oku..