2012'nin En Beğendiğim Filmleri


Öncelikle belirtmek isterim ki bu atanmış bir yazıdır. Başlıklar sıralamasında 2013 senesinin hemen başında yer alıyor fakat bilmenizi isterim ki Ocak 2020'de oluşturuldu. Bu, 2012 menşeili filmler arasından en beğendiklerimi bir araya getirmek için yaptığım bir çalışmadır. Bunu blogun 10 yıllık geçmişiyle ilişkilendirerek bir standart yakalamk istediğim için yapıyorum.

imdb.com üzerinden oyladığım filmlerden yola çıkarak hazırlanan bu listenin genel beğenimi yansıtacağını düşünmekle beraber, küçük bir ihtimal de olsa izleyip oy vermeyi atladığım ve şimdi düşününce de aklıma gelmeyen güzel filmler varsa nazarlık olsun diyelim. Ayrıca bu gibi bir çalışmayı o senenin sonunda yapmak çok efektif bir sonuç doğurmayacağını izlediğim filmlerin sayısı da gösteriyor. Bu senenin filmlerini gayet 3-5 yıl sonra da izlemiş olma ve bu listeye dahil etme imkanı sağlandı böylece.

Filmi izledikten sonra, o ruh haliyle 10 üzerinden verilen puanların en yüksekleri yani 8 ve üzeri olanlarla oluşturuldu bu liste. Geriye dönüp baktığımda 7 puan verdiğim ama gerçekten aklımdan çıkmayan filmler de olmuş ama o anki ruh halime güvenerek plana sadık kalıyor ve yüksek puan alanlardan da biraz eleme yaparak elit bir ilk 10 çıkarmaya çalışıyorum.

Saygılar.


Oku..

The Words (2012)


Neil Burger'in yönettiği Alan Glynn'in romanından uyarlanan Limitless (2011)'ta, başarıya çakallıkla koşan yazar Eddie Morra karakterinin hakkını veren Bradley Cooper, The Words (2012) ile de çakal yazarlığa devam ediyor. Sevdi bu mesleği herhalde..

Lee Sternthal ve oyuncu Brian Klugman'ın beraber yazıp yönettikleri; bir zamanlar birilerinin yazdığı kitaplaşmamış bir hikayeyi bulup üstüne yatan, sonra da vicdanıyla okuyucusu arasına sıkışmış bir yazarın hayatının konu edildiği bir kitap yazan Clay Hammond'ın, kurgu ve gerçek üstüne düşündüren bir kitap tanıtımı. Filmde, yazar, kitabının tanıtımını yapıyor. Evet, asıl hikaye bu yani.


Hammond'ı Dennis Quaid; Hammond'ın yazdığı kitabın kahramanı Rory Jansen'i Bradley Cooper; Jansen'in kabusu olan yaşlı adamı Jeremy Irons canlandırıyor. Jansen'in karısı Dona rolünde Zoe Saldana; zeki, güzel, tez canlı ve eğlendirilmeyi bekleyen genç bir Amerikalı olan Daniella rolünde ise Olivia Wilde yer almakta. Fransız güzel'i Nora Arnezeder, bu kıza aşık Amerikalı genci de Ben Barnes oynuyor.


Bu arada filmden önce belki bilmek istersiniz, bir genel kültür bilgisi olarak paylaşayım: Hemingway'in genç yaşlarda ilk yazdığı ve güzel eleştiriler alan yazıları bir tren yolculuğu sırasında çantasıyla beraber çalınır; bu duruma üzülen genç Ernest'in umudunu kaybetmeden aldığı eleştiriler doğrultusunda tekrar kaleme aldığı ve günümüze kadar gelen hikayeleri günümüzde kitapçıların dünya klasikleri raflarında yer almakta. Bu meraklısı için paha biçilmez bir hikaye.. Belki meraklısı biri okur diye yazdım..

Bu arada filmin sonuyla ilgili de birkaç cümlem olacak. Kurgu mu gerçek mi diye düşünürken aklınızda olsun, kurgu karakterler, sadece kendisini kurgulayan kişiyle iletişim halindedirler. Nitekim filmde ne o adam, ne de çantadan çıkan eski yazılar kimse tarafından görülmüyor. Bi de böyle düşün..

11.12.12
Oku..