G.I. Joe BoxSet


ActionMan'gillerden bir oyuncak efsanesi.. Hasbro çıkışlı, kaslı kaslı Amerikan askerlerinin yer aldığı G.I. Joe ekibinin, çizgi filmleri varmış, pek çok da izleyeni, meftunu mevcutmuş; ben hiç bilmem, sonradan okuduğum, araştırdığım kadarıyla işte. Filmlerini de görür dururdum, hiç çekmezdi beni, kobra ne IQ diyerek.. Bugün bi anda merak ettim ve kurcaladım mevzuyu işte, izledim filmleri.. G.I. Joe'daki G.I., Ground Infantry yani Karacı Özel Asker, bir nevi Komando.. Joe da, Amerikan askerlerine genel hitap biçimi, bizdeki Mehmet..


G.I. Joe: The Rise of Cobra (2009)
Piyasanın lider silah şirketi MARS, yeni ve efsane bir bomba icat etmiş, nanobots dedikleri bi şey.. Bu silahın NATO'ya sevki için görevli askeri birlik, teslimat gerçekleşmeden saldırıya uğruyor. Ekipten sadece Duke ve Ripcord kalıyor. Zaten onları da ölmekten kurtaran, yardıma gelen G.I. Joe'lar oluyor. G.I. Joe, din, dil, ırk ayırmadan en iyileri bir araya topluyor. Ninjasından bilişim uzmanına, iri zencisinden seksi kırmızı kafaya her tip var. Bizim öksüzler de bu ekibe girmek istiyor, sınav yapıyolar, alıyolar. MARS şirketinin taktiği, sattığı silahı çalmak üzerineymiş. Karşı tarafta yani Kobra ekibinde de yetenekli askerler var. Üstelik biri, Duke'un eski nişanlısı..

Kadrosunda da ilginçtir, çok güzel isimler yer alıyor: Channing Tatum, Sienna Miller, Joseph Gordon-Lewitt, Byung-Hun Lee, Rachel Nichols, Dennis Quaid ve Jonathan Pryce gibi.

Beş kişilik bir ekibin ürettiği senaryoyu filme çeken yönetmen Stephen Sommers. Gayet de kötü bir film yapmış, hele efektler sıçmış, baya düşük bütçeli bi iş gibi duruyor ama Paramount Pictures ve Spyglass Entertainment ortaklığında, Hasbro işbirliğiyle yapılmış yazıyor başta. Çok eski film de değil yani, 2009, onlar nasıl tırto efektler.. Filme puanım 3/10.. Teknikten sınıfta kalan film, hikaye olarak da vasat işte, ekstra bi durum yok, klasik 'üst asker' programı.. Yok olmak üzere olan Paris..


G.I. Joe: Retaliation (2013)
Yapım anlamında sınıf atlayan devam filmi, teknik konularda paçayı kurtarmış. İlk filmin sonunda yakalanan kötü adamlar, yüksek güvenlikli hücrelerinde hapistiler. Kobra ekibinin, kaleyi içten fethedip, Amerikan Başkanının yetkilerini kontrol edip, patronlarını hapisten kurtarmasıyla başlıyor film.

Yıllar geçmiş, Duke, G.I. Joe'nun şefi olmuştur. Ekibe, Roadblock, Lady Jaye falan katılmıştır. Kobra da işini garantiye almak için, kötü faaliyetlerine başlamadan önce G.I. Joe'ları yok etmek ister, üslerine saldırır ve önceki filmin başrolü bu filmde hemen ölür. Artık Joe'ların lideri Roadblock'tır. Kobra pisliğini temizlemek için eski bir G.I. Joe üyesi, hatta kurucusu General Joseph Colton'dan destek ister.

Önceki filmde de olan ama bu filmde iyice güzel kullanılan, ninja karakterlerin katanalı dövüşleri görsel şölen olmuş. Hele dağlık yerde, dağcı iplerine tutuna tutuna, düşmanla dans edercesine vuruşma, epey etkileyiciydi. Sırf bu sahne puanı bi tık yükseltti. 4/10.. Teknik de fena değildi ama bazı sahnelerde hayret edilecek acemilikler ve hikayenin bütünündeki kolpalık işi basitleştirmiş. Bambaşka bir ekip tarafından yazılan senaryo, bambaşka bir yönetmen, Jon M. Chu'ya emanet edilmiş.


Ama kadro yine çok şeker: Channing Tatum, Dwayne Johnson, Adrianne Palicki, Jonathon Pryce, Byung-Hun Lee, Elodie Yung ve Bruce Willis.. Dwayne Johnson, tam da o oyuncak askerlere benzer bi vücutta, efsane bir adam.. Bu arada Adrianne Palicki -giriş posterdeki (posteri de ben yaptım)-, Agents of SHIELD'ın ajanlarından, bilen bilir; yeni haberse, Elodie Yung, Daredevil'ın ikinci sezonunda Elektra rolüyle kadroda olacakmış..

100216

Bu da yazının video hali: Film Şeysi / G.I. JOE..
Oku..

The Words (2012)


Neil Burger'in yönettiği Alan Glynn'in romanından uyarlanan Limitless (2011)'ta, başarıya çakallıkla koşan yazar Eddie Morra karakterinin hakkını veren Bradley Cooper, The Words (2012) ile de çakal yazarlığa devam ediyor. Sevdi bu mesleği herhalde..

Lee Sternthal ve oyuncu Brian Klugman'ın beraber yazıp yönettikleri; bir zamanlar birilerinin yazdığı kitaplaşmamış bir hikayeyi bulup üstüne yatan, sonra da vicdanıyla okuyucusu arasına sıkışmış bir yazarın hayatının konu edildiği bir kitap yazan Clay Hammond'ın, kurgu ve gerçek üstüne düşündüren bir kitap tanıtımı. Filmde, yazar, kitabının tanıtımını yapıyor. Evet, asıl hikaye bu yani.


Hammond'ı Dennis Quaid; Hammond'ın yazdığı kitabın kahramanı Rory Jansen'i Bradley Cooper; Jansen'in kabusu olan yaşlı adamı Jeremy Irons canlandırıyor. Jansen'in karısı Dona rolünde Zoe Saldana; zeki, güzel, tez canlı ve eğlendirilmeyi bekleyen genç bir Amerikalı olan Daniella rolünde ise Olivia Wilde yer almakta. Fransız güzel'i Nora Arnezeder, bu kıza aşık Amerikalı genci de Ben Barnes oynuyor.


Bu arada filmden önce belki bilmek istersiniz, bir genel kültür bilgisi olarak paylaşayım: Hemingway'in genç yaşlarda ilk yazdığı ve güzel eleştiriler alan yazıları bir tren yolculuğu sırasında çantasıyla beraber çalınır; bu duruma üzülen genç Ernest'in umudunu kaybetmeden aldığı eleştiriler doğrultusunda tekrar kaleme aldığı ve günümüze kadar gelen hikayeleri günümüzde kitapçıların dünya klasikleri raflarında yer almakta. Bu meraklısı için paha biçilmez bir hikaye.. Belki meraklısı biri okur diye yazdım..

Bu arada filmin sonuyla ilgili de birkaç cümlem olacak. Kurgu mu gerçek mi diye düşünürken aklınızda olsun, kurgu karakterler, sadece kendisini kurgulayan kişiyle iletişim halindedirler. Nitekim filmde ne o adam, ne de çantadan çıkan eski yazılar kimse tarafından görülmüyor. Bi de böyle düşün..

11.12.12
Oku..