Inglourious Basterds (2009)


Inglourious (Şerefsiz, haysiyetsiz) Basterds (Piçler)

En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Sinematografi, En İyi Kurgu, En İyi Ses ve En İyi Ses Kurgusu kategorilerinde Oscar'a aday gösterip de vermeyip; sadece performans dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını Christopher Waltz'a verdikleri; zaten onu da vermeseler insanlık suçu işlemiş olacakları bir film. Bütün oyuncularının takdirleri en abartılı şekilde hak ettiği, senaryosuyla, kurgusuyla kusursuz bir film Inglourious Basterds (2009). Benim en sevdiğim Quentin Tarantino filmi. Muhtemelen kendisinin de sevdiği üçüncü filmi falandır..

Yönetmenin yapımı en uzun süren filmi olduğu söylenir, beş altı sene uğraşmış bu filmle, özellikle senaryosuyla. Death Proof (2007)'tan sonra aldığı eleştiriler üzerine artık böyle ağır oturaklı şeyler çekmesi gerektiğini fark etmiş. Öyle sırf kan fışkırsın diye kan fışkırtarak ömür mü geçer demiş kendi kendine.


Nazi işgalindeki Fransa'da geçiyor hikaye, öldüremedikleri Yahudilerin peşindeler, kaçanlar ve saklananlar var. Yahudi Avcısı adı verilen bir Alman Subayı Hans Landa, muhteşem dedektiflik becerisiyle Führer'e hizmet etmekte. Ailesi katledilen ve kimliğini gizleyen Yahudi Shosanna, Paris'te bir sinema işletmekte. Amerika'dan gelen bir grup Yahudi Basterds da, Nazi üniforması giyen herkesin kafa derisini yüzme hedefi gütmekte. Bitmedi! İngiliz ajanlar da Amerikalılara destek olarak büyük bir katliam yapmak niyetinde.

Nazi nişancısı Zoller, savaş kahramanı ilan edilmiş ve başarıları filme alınmış. Filmde de kendisi oynuyor. Filmin galası Paris'te yapılacak. Galaya Führer'in de katılması bekleniyor. Nazi düşmanlarının ağzını sulandıran bir fırsat. Eğlence başlasın.


Muhteşem bir intikam senaryosu. Etkileyici bir karmaşa. Karakterler çok şık. Özellikle Hans Landa. Landa'yı, Waltz oynuyor; kazandığı Oscar ödülüyle bir de rekora imza atmış Avusturyalı aktör, bir filmde 4 farklı dil konuşarak ödül kazanan ilk oyuncu. İngilizce, Fransızca, Almanca yardırıp, çok azıcık da İtalyanca konuşuyor filmde. Brad Pitt, Basterds'ın lideri, Aldo Raine, harika işçilik.. (Brad Pitt kaç dil biliyor acaba gerçekte? Filmde Raine'e "Siz Amerikalıların konuşabildiği ikinci bir dil var mı ki?" diye söyleniyor -İngiliz ajanı Alman aktris- Hammersmark... Amerikalılar, İngilizceyi zaten herkes biliyor diye hiç kasmıyolar hakikaten.. Avrupalılar çok iyi o konuda ya..) Ve daha bir sürü efsane isim var kadroda.. Melanie Laurent, Michael Fassbender, Diane Kruger, Eli Roth, Daniel Brühl ve Lea Seydoux.. 2,5 saatlik filmin küçük bir kısmında Eli Roth da yönetmenlik yapmış gözüküyor imdb.com'da.. Top #250'de de 96. sırada..

6 Mayıs 2018
Oku..

The Legend of Tarzan (2016)


İlk kez 1912'de, maymunların büyüttüğü çocuk olarak maceralara başlayan ve yirmi üç romanı bulunan Tarzan'ın yazarı, fantastik bilimkurgucu Amerikalı Edgar Rice Burroughs. Onlarca çizgi filmi, çizgi öyküleri, sinema filmleri hatta bir de yedi bölümlük bir televizyon dizisi bulunan karakterin son filmi The Legend of Tarzan (2016)'ı, Harry Potter'cı David Yates yönetiyor.

Açıkçası hakkında pek düşünmediğim bir karakterdi Tarzan, maymunlar tarafından büyütülen, dallara tutunarak dolaşan ve Aaa-Aa-Aa-A-Aaaaaa diye bağıran - Tarzan'ın bile Ceyn'i var dedirten bi tipti.. Bilmezdim onun lord olduğunu..


1884, Belçika Kralı, adamı Leon Rom'u göndererek, Kongo'nun gizli elmas madenlerini ona getirmesini ister. Rom, Kongo'ya gittiğinde, Şef Mbonga bir anlaşma sunar: "Tarzan'ı bana getir, elmas senindir!" Bu sırada Amerikalı Dr. Williams, Tarzan'ı yani İngiliz Lord John Clayton'ı, Afrika'daki sömürüyü tespit etmek üzere seyahate çıkarır. Rom da bu durumdan faydalanmak ister ve adamlarıyla, John'un ziyarete gittiği kabileyi basar.

Bu arada Lord John'un ve eşi Jane'in çocukluğu da bu kabilede geçmiştir. Çocukken ailesini kaybettiği ormana gelen John sık sık eskiyi hatırlar. Tek başına ormanda kalmış küçük bir çocuk, hırçın bir goril türünün yanında büyür. Kimilerine göre bir canavardır, kimilerine göre kötü ruh. Jane ise kabilede yaz tatillerini geçiren güzel genç bir kızdır. Böyle tanışırlar ve John'un lord olduğu anlaşılır. Şimdiki dertleri ise Rom piçidir.


Rom, Tarzan'ı yakalayacam derken, Jane'i yakalar. Sonra Jane'i kullanarak Tarzan'ı yakalamaya çalışır. Tarzan'ı Alexander Skarsgard, Jane'i Margot Robbie, Leon'u Christoph Waltz, Dr. Williams'ı Samuel L. Jackson ve Mbonga'yı da Djimon Hounsou oynuyor. Böyle bir kadro yok yalnız, çok tatlılar bir arada.

Film beklediğimin çok üstündeydi, kesin bok gibi film olmuştur diyodum ama baya iyiydi, efektler falan uçuyo zaten.. Senaryosunda, diyaloglarda ufak aksamaların olduğu film diğer teknik olaylarda tatmin ediyor insanı. Aha iki üç ay sonra Oscar telaşı başlayacak, adı anılır derim ben..

1-10-2016
Oku..

Big Eyes (2014)


Bir Tim Burton filmi!.. Ama pek de öyle bi Tim Burton filmi değil.. Filmlerinde kendi acayip dünyasını kurmasıyla bilinen Burton, bu sefer normal dünyada acayip bir hikaye bulmuş. Dediğim gibi, pek Tim Burton imzası bir film değil ama güzel film. Senaryo, gerçek bir hikayeden, Scott Alexander ve Larry Karaszewski tarafından yazılmış.


Ressam Keane'lerin hikayesi.
Margaret, şiddetli geçimsizlik sebebiyle terk ettiği kocasından kızı ve resimleriyle beraber kaçmıştır. Yeni hayatında ayakta kalmak çok kolay olmamaktadır. Çapkın ve başarısız ressam Walter'la tanışır, Walter'ın en büyük hayali çok güzel resimler yapıp, dahi ressam olarak anılmaktır. Margaret ise naiflikten ölmek üzere olan, yeteneğin vücut bulmuş halidir. İki ressam evlenip rüya gibi bir hayat yaşamaya başlarlar.


Walter kendi manzara resimlerini satmaya çalışırken, arada bir de karısının kocaman gözlü çocuklar resmettiği tablolarını gösterir piyasaya. Zamanla bu tablolar iki ressamın da Keane imzası atmasıyla karışır ve Walter bu resimleri kendi imzasıyla olunca daha kolay pazarladığını fark eder. Başta bu işe çok bozulan Margaret parayı görünce ses çıkaramaz, onun da işine gelir. Walter galerisini açar ve sadece tablo da değil, büyük gözlü acıklı çocukların olduğu posterleri bile paraya çevirmeye başlar. Gün gelecek Margaret patlayacaktır.


Christoph Waltz'un oynadığı karakterin iticiliği ve Amy Adams'ınkinin ise pasifliği insanı sinir etse de bunlar hep başarılı oyunculuktan.. Ama bir ara sanki filmde genel olarak belli belirsiz bi 'özensizlik' sezdim. Gerçi Tim Burton yapıyo onu bazen, bazı sahnelere aylarca çalışıp bazı sahneleri geçiştiriyo ve bu hissediliyo..


Filmden önce listelist.com'da bir yazı okumuştum, filme konu olan bu hikayeyle ilgili.. Ama bence filmden önce bakmak keyif kaçırabilir. Filmden sonra, detay merak ederseniz okuyun bence..

Kadroda ise ufak tefek rollerde tatlı tatlı isimler var, bkz.: Krysten Ritter, Jason Schwartzman, Dany Huston... Filmin Oscar adaylığı yok fakat Golden Globe'da komedi/müzikal dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü Amy Adams almış. Puanım da 7'dir filme, Amy Adams dursa, hiç oynamasa yine izlerim ben onu..


10.02.15
Oku..

Django Unchained (2012)


Oscar adayı filmleri izlemeye-yazmaya, Tarantino'nun Django Unchained (2012) isimli eseriyle devam ediyorum. Spielberg'ün Lincoln (2012)'ü gibi bu da o dönemlere denk gelen, Amerika'da ki 'zenci köleliği'ni konu ediniyor. Ama çok daha hareketli bir şekilde.


Kelle avcılığı (yani bilmem kimi ölü yada diri getirene şu kadar para) ile geçinen Dr. King Schultz (Christoph Waltz) diyar diyar gezerken bir işi sırasında -yetenekli köle- Django (Jamie Foxx) ile tanışır; onu azad ve ortak ilan eder. Hikayenin ilerleyen kısımlarında ortaklar, çiftlik sahibi-tüccar Calvin Candie (Leonardo DiCaprio) ve yardımcısı/kölesi Stephen (Samuel L. Jackson) ile tanışacaklardır.


Aksiyonunu -artık her filminde bekler olduğumuz- cinsten sahnelerle süsleyen Tarantino, muhteşem müzik seçimleriyle de dikkat çekiyor. Bu filminde de kendine küçük bir rol ayarlayan Tarantino'nun bu sene 'en iyi yönetmen' kategorisinde adaylığı bulunmamakta. Ancak, senaryosunu da kendi yazdığı filmi: en iyi senaryo, ses kurgusu, sinematografi, film ve yardımcı erkek oyuncu (Waltz) dallarında yarışacak. Yine diğer filmleri izlemeden çok net yorum yapamamakla beraber, 'en iyi yardımcı erkek oyuncu' ve 'en iyi senaryo' ödülünü kapabilitesi yüksek gibi duruyor.


Nadiren 9/10 veririm bir filme..

Oku..