Fantastic Beasts and Where to Find Them (2016)


Türkçe'de ilk baskısı 2002'de yapılan Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? kitabının yazarı Newt Scamander'le JK Rowling sayesinde o zaman tanışmıştık. Bu bir rehber kitaptı. Rowling, Harry Potter serisinin yanında, Scamander takma adıyla yazmıştı bunu. Küçücük bi eser ama Harry Potter kitaplarıyla desteklenen bir dünya tabii ki. Her Harry Potter'cı da bilmez bunu ha, çoğu kofti..

Serinin filmlerinde bol bol denk geldiğimiz, belki de dünyasını gerçek yapanlardan biri de bu yaratıklardı. Hortkuluk'tan Böcürt'e kadar envai çeşit yaratık. İsimlerinin Türkçeleştirilmesi konusunda Sevin Okyay dehasını görüyoruz. Yazar kadar önemli çevirmen, hele de fantastik edebiyatta.

Neyse işte günlerden bir gün, geçen sene, önce film haberi sonra fragmanı geldi. Aman Allahım nasıl heyecan. "Star Wars hayranlarını şimdi anlıyorum" dedim. Çok benimsediğin bir seri, yıllar sonra yeni bir işle ortaya çıkınca baya heyecanlanıyormuşsun meğer. Aklım çıktı biraz. Sonra bekleyiş. Dün film geliş ve hemen izlemeye gidiş. Aksilikler oluş ha oluş.


Geç kaldım, ilk beş dakikasını kaçırdım, salona geç girdim diye kapıya en yakın kenar koltuklardan birine oturdum. Üç boyutlu film her açıdan aynı kalitede olmuyor demek ki. Üç boyuta söve söve izledim biraz. Benden daha geç kalan bir kız girdi, mal gibi ayakta kaldı, karanlıkta yerleşemedi bir yere, kaydım yana sırf otursun artık diye. Bi de soru soruyo, bu Fantastik Canavar filmi mi? Gözlük mü almak gerekiyordu? Araya kadar sıktım dişimi, ikinci yarıyı -boşlar arasından- en güzel yerde izledim. Yalnız arada şunu fark ettim, çoğunluk orta okul, lise.. Film de zaten onlara göre yapılmış..


Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? kitabının yazarı Scamander (Eddie Redmayne), yeni keşifler için Londra'dan New York'a geliyor, bir bavulla beraber. Bavulu, kendisine ait bir hayvanat bahçesi aslında. Gelir gelmez bavulundan kaçan bir yaratıkla uğraşıyor, tekrar yakalaması, mümkünse bunu muggle'lara çaktırmadan yapması gerekiyor. Görmemesi gereken bir şey gören muggle'ların 'obliviate' ile anıları değiştiriliyor. Mr. Kowalski (Dan Fogler) istisna, çok yardımı dokundu diye ellemiyor onu Newt; Porpentina (Katherina Waterstone) ve Queenie (Alison Sudol) de renk katan tipler. Fakat o sıralarda bir karanlık büyücünün karanlık bir canavarla ortalıkta geziyor olması şehrin seherbazlarını teyazkkuza geçirmiş. Büyü Bakanlığı'nın cool seherbazlarından Graves (Colin Farrell) de işin başında.

Filmi çok beğenemedim, hikayesini ve efektlerini zayıf buldum. Çok Harry Potter havası yoktu filmde. Bu arada Senarist direkt JK Rowling, yönetmen David Yates. Hikayenin zayıflığı konusunda aslında çok emin konuşmak istemiyorum, başını kaçırdım nihayetinde ama efektlerde sıkıntı var; daha doğrusu yaratıklarla etkileşimde olunan sahnelerde, mesela Newt Şahgaga'nın başını okşarken eli tam oturmuyor, belli yani, kolpa. Artık bu efekt problemi midir, oyuncu yönetimi problemi midir bilmem, yönetmen çözsün bu işleri. Benim filme puanım 5/10.

20.11.16


Filmi tekrar izledim ve hikayesi hakkında fikrim çok değişmedi. Yazıdan sonra da birinden "Johnny Depp'i hiç yazmamışsın" yorumu almıştım; kötü adam olarak bir sahnede görünüyordu, çok heyecanlanmamıştım açıkçası, ondan yazmadım. Ama var yani kadroda, belirtmek gerekir..

Bu dipnotu girmemin asıl amacı da filmin Oscar kazanmış olması. Bu, yıllarca çeşitli teknik kategorilerde Oscar'a adaylığı açıklanan ama hiç ödül alamayan Harry Potter serisinin ilk heykelciği sayılabilir; altında En İyi Kostüm Tasarımı yazıyor ve dört Oscar'lı sanatçı Colleen Atwood'a gidiyor..

010317
Oku..

The Legend of Tarzan (2016)


İlk kez 1912'de, maymunların büyüttüğü çocuk olarak maceralara başlayan ve yirmi üç romanı bulunan Tarzan'ın yazarı, fantastik bilimkurgucu Amerikalı Edgar Rice Burroughs. Onlarca çizgi filmi, çizgi öyküleri, sinema filmleri hatta bir de yedi bölümlük bir televizyon dizisi bulunan karakterin son filmi The Legend of Tarzan (2016)'ı, Harry Potter'cı David Yates yönetiyor.

Açıkçası hakkında pek düşünmediğim bir karakterdi Tarzan, maymunlar tarafından büyütülen, dallara tutunarak dolaşan ve Aaa-Aa-Aa-A-Aaaaaa diye bağıran - Tarzan'ın bile Ceyn'i var dedirten bi tipti.. Bilmezdim onun lord olduğunu..


1884, Belçika Kralı, adamı Leon Rom'u göndererek, Kongo'nun gizli elmas madenlerini ona getirmesini ister. Rom, Kongo'ya gittiğinde, Şef Mbonga bir anlaşma sunar: "Tarzan'ı bana getir, elmas senindir!" Bu sırada Amerikalı Dr. Williams, Tarzan'ı yani İngiliz Lord John Clayton'ı, Afrika'daki sömürüyü tespit etmek üzere seyahate çıkarır. Rom da bu durumdan faydalanmak ister ve adamlarıyla, John'un ziyarete gittiği kabileyi basar.

Bu arada Lord John'un ve eşi Jane'in çocukluğu da bu kabilede geçmiştir. Çocukken ailesini kaybettiği ormana gelen John sık sık eskiyi hatırlar. Tek başına ormanda kalmış küçük bir çocuk, hırçın bir goril türünün yanında büyür. Kimilerine göre bir canavardır, kimilerine göre kötü ruh. Jane ise kabilede yaz tatillerini geçiren güzel genç bir kızdır. Böyle tanışırlar ve John'un lord olduğu anlaşılır. Şimdiki dertleri ise Rom piçidir.


Rom, Tarzan'ı yakalayacam derken, Jane'i yakalar. Sonra Jane'i kullanarak Tarzan'ı yakalamaya çalışır. Tarzan'ı Alexander Skarsgard, Jane'i Margot Robbie, Leon'u Christoph Waltz, Dr. Williams'ı Samuel L. Jackson ve Mbonga'yı da Djimon Hounsou oynuyor. Böyle bir kadro yok yalnız, çok tatlılar bir arada.

Film beklediğimin çok üstündeydi, kesin bok gibi film olmuştur diyodum ama baya iyiydi, efektler falan uçuyo zaten.. Senaryosunda, diyaloglarda ufak aksamaların olduğu film diğer teknik olaylarda tatmin ediyor insanı. Aha iki üç ay sonra Oscar telaşı başlayacak, adı anılır derim ben..

1-10-2016
Oku..