The Big Short (2015)


Baya güzel film.. Ancak çok hızlı ve bol replikli sahnelerin çokluğu yüzünden altyazı okumayı sevmeyenlerin dil öğrenmesi gereken bi film..
Will Ferrell'ın yönetmeni olarak bildiğim Adam McKay'in (Step Brothers (2008), Anchorman serisi, vb Ferrell filmleri kastıyla - beş uzun metrajı var beşinde de Ferrell başrolde) idaresindeki film gazeteci yazar Michael Lewis'in 2010'da basılan kitabından uyarlanmış. Kitap olarak pek ilgi görmeyen bu gerçek hikaye 2015'in en iyi filmleri arasında sayılıyor..

Bundan on sene öncesi, 2005-06, Mortgage sisteminin altın çağı neredeyse.. Neydi Mortgage, bi ev alıyorsun ama paran yok, kira öder gibi kredi çekip kredi ödüyorsun.. Ev alacam dediğin için düşük faizli, kolaylıklı kredi akıtıyo bankalar.. Çok tuttu, önce Amerika sonra bütün dünya; biz de çok sevdik.. Millet ev sahibi oldu, bankalar güzel güzel faizlerini alıyolardı ufaktan.. Bankacılığa can geldi resmen.. Coştukça coşuldu.. Herkes çok mutluydu..


Michael Burry adındaki bir matematik dehası, çalıştığı bankanın gizli gücü, patron buna bi bina vermiş kendi özerk şirketi gibi, yatırım araştırmaları yapıyor.. Burry araştırma yaparken şunu fark ediyor: Millet Mortgage için çok kredi çekiyor ve ödemeler gecikmeli yatıyor.. Bu durumu biraz daha inceleyip, aylardır aynı durumda onlarca müşterisi olduğunu fark ediyor.. Çünkü bankalar artık hiç sorgulamadan kredi veriyor.. Çaktırmadan birçok bankayı dolaşıp Mortgage durumlarının patlamasına karşı sistemi sigortalatmak istiyor.. Sigortacılar Mortgage'a hiçbir şey olmayacağına o kadar inanıyor ki, onlara verilen sigorta pirimi havadan gelen para demek oluyor..


Jared Vennett, genç borsacı, tesadüfen öğrendiği Burry'nin bu hareketinden kıllanıp olayı araştırıyor. Sonra bu fikri, büyük bir bankanın sigorta ayağı olan Mark Baum'un şirketinde pazarlıyor, başta inandırmakta zorluk çekse de durum kavranıyor.. Ve yine durumu tesadüfen öğrenen iki genç, durumu fırsata çevirmek için eski bir ustaya, Ben Rickert'a gidiyor.. Burry'nin başlattığı bu zincirde sadece bir avuç insan gerçekleri görüp, paçayı kurtarmaya çalışıyor.. Kapitalizm çökecek mi? Bilmem çöktü mü sizce, 2008'di galiba, global kriz.. Hah işte, onu anlatıyor.. N'oldu da kriz çıktı o dönem..


Baya etkileyici, çok ilginç ama yorucu bir film.. Karakterler zaten deli: Burry, asosyal, uyumsuz, delinin teki; Vennett, çılgın çocuk; Baum, insanlığa öfkeli, huysuz, patavatsız; Rickert, ben bu dünyayı kurtaramam deyip organik gıdaya vermiş kendini.. Filmde bazı şeyler çok anlaşılmıyor diye, daha dikkatli dinlememiz gereken yerlerde Margot Robbie ve Selena Gomez canlı bağlandılar ve mevzuyu örneklerle anlatıp gittiler.. Bu arada bizim delileri sırasıyla Christian Bale, Ryan Gosling, Steve Carell ve Brad Pitt oynuyor, (afişteki yazıları okuyamayan için).. Bir de küçük rollerle kadroyu şenlendiren güzel kadınlar var: Shauna Rappold, Marisa Tomei, Heighlen Boyd ve Karen Gillan..


Son birkaç filmdir huysuz, sevimsiz adamı oynayan ve harikalar yaratan Carell olmasa da Bale En İyi Yardımcı Aktör dalında Oscar adayı.. Film ayrıca, En İyi Film, Yönetmen, Uyarlama Senaryo ve Kurgu kategorilerinden aday gösterildi. Komple adaylar için: 4. Geleneksel: Oscar Adayları ve Kehanetlerim..
Kurgusuyla gerçekten iddialı olan film, ister istemez The Wolf of Wall Street (2013)'le kıyasa sokuluyo, çünkü ikisi de aynı sistemi farklı uçlardan tutmuş yapımlar; üstelik görüntü kurguları da benzerlik gösteriyor.. Hangisi daha iyi diye sorun bi bana: The Big Short (2015).. 8/10..

170116
Oku..

Talladega Nights: The Ballad of Ricky Bobby (2006)


İsminden de anlayacağınız üzere çok kaliteli bir film değil. Yönetmeni Adam McKay, Step Brothers (2008)'ın da yönetmeni ki o baya bi güzel komediydi. Normalde televizyoncuyken Will Ferrell'ın gazıyla sinemaya atıldı ve Ferrell'ın hikayelerinin senaryosuna yardım edip perdeye taşıdı Adam. Dört uzun metraj film yönetmenliği var ve hepsi Will Ferrell işi.



Will Ferrell ise kariyerine dizi oyunculuklarıyla başlayıp sinemada karakter rollerine yükselen bir komedyen. Kendi projeleri dışında başrolü yok, hep karakter oyuncusu. Normal olarak tabii. İşte yazarlığı da var, alıyor McKay'i yanına hazırlanıp çekiyorlar filmlerini.


Ben bu filmi neden izledim? Normalde olsa afişinden dahi soğuyacağım bir film ama kadroda Will Ferrell ve Ferrell'ın bi değişiği olan John C. Reilly (bana hep abi kardeş gibi geliyor bu ikisi) ikilisine eşlik eden dünya tatlıları Leslie Bibb (Iron Man filmlerindeki gazeteci kız) ve Amy Adams (en son Man of Steel (2013)'in Lois Lane'i); filmin sayfasına gitme sebebim Sacha Baron Cohen; ve The Green Mile (1999)'da ki koca adam Michael Clarke Duncan var filmde.


Film, hız tutkunu bir babanın çok küçük yaştaki oğluyla karısını bırakıp, özgür ruhunun peşinden gitmesiyle start alıyor ve o çocuğun büyüyüp bir ralli pilotu olmasıyla devam ediyor. Babasının verdiği vizzo öğüt "Birinci değilsen, sonuncusundur" Ricky'nin hayat felsefi oluyor. Çok başarılı bir yarışçı olan Ricky ile arkadaşlığa, aşka, rekabete ve aile bağlarına dair ne varsa işleniyor.


-dikkat çok memeli paragraf-
Leslie Bibb tamam tatlı hatun ama çok bi memesi olmamasına rağmen, tribünde memesini açarak yarışçıyı tavlayan kızı oynuyordu. Ricky'nin asistanını oynayan Amy Adams da ekranda göründüğü anda doğrulmama neden olan güzelliğe sahip olmasına rağmen onun da mevzu edilecek kadar bi memesi yok ve filmin sonunda bu iki az memeli durduk yere memelerini kapıştırıyorlar. Hani kızlar kötü değil de yanlış yerden girince olay kötü durmuş onun için yani. Meme konusunda eyyollamam bu kadar. Leslie Bibb'in afişteki memeler de photoshop..


Sacha Baron Cohen ise Ricky'ye rakip olarak taa Avrupalardan, Fransa'dan gelen bir yarışçıyı oynuyor. Ya genel olarak kötü film işte, ama oyuncular için izlenir izlenirse. Aklınızda bulunsun.

24.08.13
Oku..