2019'un En Beğendiğim Filmleri


Bu, 2019 menşeili filmler arasından en beğendiklerimi bir araya getirmek için yaptığım bir çalışmadır. Bunu blogun 10 yıllık geçmişiyle ilişkilendirerek bir standart yakalamak istediğim için yapıyorum. Bir nevi 10. Yıl Özel Yazısı.. Her sene için hazırladığım, o senenin 'En Beğendiğim Filmleri' başlıklarına bakabilirsiniz.

imdb.com üzerinden oyladığım filmlerden yola çıkarak hazırlanan bu listenin genel beğenimi yansıtacağını düşünmekle beraber, küçük bir ihtimal de olsa izleyip oy vermeyi atladığım ve şimdi düşününce de aklıma gelmeyen güzel filmler varsa nazarlık olsun diyelim.

Filmi izledikten sonra, o ruh haliyle 10 üzerinden verilen puanların en yüksekleri yani 8 ve üzeri olanlarla oluşturuldu bu liste. Geriye dönüp baktığımda 7 puan verdiğim ama gerçekten aklımdan çıkmayan filmler de olmuş ama o anki ruh halime güvenerek plana sadık kalıyor ve yüksek puan alanlardan da biraz eleme yaparak elit bir ilk 10 çıkarmaya çalışıyorum.


10. Captain Marvel (2019)

Dikkatinizi çekenler varsa tıklayarak haklarında yazdığım zırvaları okuyabilirsiniz. Yazıların büyük bir çoğu 'spoiler' içermiyor, rahat olun. Ama olur da sürpriz bozacak bir şey kaçırdıysam da çok küfür etmeyin..

5 Ocak 2020
Oku..

Tolkien (2019)


Harry Potter mı Yüzüklerin Efendisi mi desen Harry Potter derim çünkü filmleri çocukluğumdan gençliğime kadar sürekli bana eşlik etti. Yüzüklerin Efendisi hep daha havalıydı ama Harry Potter çok daha samimiydi. Belki de bunun sebebi Yüzüklerin Efendisi serisini okumaya hiç yeltenmemiş olmamdı çünkü önce filmini izlemiştim. İster istemez bu karşılaştırmaya giriyorum çünkü fantastik edebiyat deyince bu iki seri her zaman başı çekiyor.

John Ronald Reuel Tolkien, bu havalı orta dünya hikayesine 1937'de yayımlanan Hobbit ile başlıyor. 57'de de Yüzüklerin Efendisi tamamlanıyor. Arada başka hikayeleri de var tabii ama hem yazarın kendisini hem de dünyayı asıl ilgilendiren -seri olan- bu iki dev eser.


İngiliz Tolkien, yetimken lise çağında bir de öksüz kalıyor. Erkek kardeşiyle beraber koruyucu ailelerde büyüyen Ronald, şans eseri güzel bir eğitim alarak yeteneğini parlatmayı başarabiliyor. Oxford'da okuyabilme fırsatı yakalayan Ronald'ın lise dönemlerindeki arkadaş grubu ve koruyucu ailesindeki ev arkadaşı Edith'le aşkını güzel bir şekilde anlatan ve Hobbit'in başlangıcına tanık olacağımız bir final yapan filmin yönetmeni Dome Karukoski, senaristleri ise David Gleeson ve Stephen Beresford. Filmde Tolkien'in ruhsal altyapısını tanımlayan I. Dünya Savaşı'nın da bir kısmına ışık tutuluyor.


Karukoski, Finlandiya'da yaşayan Lefkoşalı, Kıbrıslı Rum bir sinemacı. Şimdiye kadar Fin Sinemasına hizmet eden 6-7 filmden sonra bu filmle Hollywood macerasına başlamış. Bence kariyerine Hollywood'ta devam edebilecek başarılı bir yönetim izliyoruz. Senaristlerin de çok büyük tecrübeleri olmadığını öğrenerek, filmin, böyle bir yaratıcı ekipten beklenebilecek bir sonucun epey üstünde olduğunu söylemek isterim.


Ronald'ın gençliğini Harry Gilby canlandırırken, Nicholas Hoult'ü başrolde, esas kız rolüyle Lily Collins'i de başrolün kalbinde görüyoruz. Çok yakışan bir çift olmuşlar. Ben Hoult'ün Mad Max: Fury Road (2015)'la alamadığı Golden Globe adaylığını bu filmle alabileceğini düşünüyorum. En azından aday gösterilmesi gerekir bence. Ama Oscar'da bu şansı da bulamayabilir. Oscar için benim filmde aday göstermek isteyeceğim, senaryo kategorisidir; çok doğru işlenmiş bir senaryo olduğunu düşünüyorum. Ben çok beğendim. Bir kere hikaye çok güzel, efsane bir yazarın hayat hikayesi olması çok güzel, Ronald'ın kelimelere olan tutkusu çok güzel, çok ilham verici.

J. R. R. Tolkien'den sonra tabii ki şimdi de J. K. Rowling'in hayat hikayesini bekliyoruz. Yapımcılara duyurulur!

20.11.2019
Oku..