Crypto (2019)


Kripto para işleyişini, Bitcoin mevzusunu öğrenmeye/anlamaya aşırı niyetliyim, çözmem lazım, çok gerisinde kalıyorum bazen teknolojik gelişmelerin. Zira Bitcoin denilen şey çok da yeni bir mevzu değil, yıllardır millet kullanıyor ama ben dahil bir çoğumuz hala nasıl işlediğini kavrayabilmiş değiliz. Yok, koydum kafaya.. Birkaç yazı okudum, daha etkili olduğuna inandığım video anlatımlara, filmlere dadandım. Soruyordum arkadaşlara, "Var mı Bitcoin hikayesi anlatan filmler?" Konuyu hikayeleştirip anlatınca daha kalıcı oluyor ya...

Çok öyle elle tutulur bir iş yok galiba henüz. Bu filmi buldum işte, Bitcoin'le ticaret var bir kenarından; bir de Deep Web (2015) diye bir belgesel yapılmış zamanında, asıl konu Bitcoin değil daha Bitcoin kullanılan bir mecra mercek altında! İllegal internet alışverişi yapılan silkroad.com'un kurucusu ve yöneticisi Ross Ulbricht'in uğradığı hukuksal durumlar anlatılıyor. Deep web denen kavram, şu an bu yazıya ulaşabildiğiniz web'in görünmeyen yüzü demek. Belirli internet tarayıcılarının erişebildiği bu alanda Bitcoin gibi dijital ve kaynağı takip edilemez paralar kullanılıyor çünkü daha çok illegal alışveriş siteleri deep web'te bulunuyor. Mesela internetten uyuşturucu siparişi verebiliyorsunuz, kiralık katil tutabiliyorsunuz falan.. Ve kimliğiniz gizli kalıyor. İşte Ulbricht yakalanmış bir şekilde ve suçları ispatlanamamasına rağmen yıllardır hapiste falan diye anlatılıyor. Belgeselde sadece -burada Bitcoin kullanılıyor- diye bahsediliyor, nasıl işlediğiyle ilgili bir mevzuat yok. Geç.


Crypto (2019), küçük bir kasabadaki mütevazı bir sanat galerisinin banka hesaplarındaki saçmalık ekseninde genişliyor. NewYork'ta bir bankanın yetenekli çalışanlarından biri olan Martin, düzenlediği bir raporu acaba rakip firmalara mı satıyor şüphesiyle sürgün ediliyor. Nereye, aynı bankanın küçük bir kasabadaki şubesine.. Kaderine razı olup işine gücüne odaklanan Martin, bir Rus Mafyasının kasabanın sanat galerisinin hesabıdnan para akladığını fark ediyor. Aslında bütün işlem Bitcoin'le yapıldığı için başta sadece bir acayiplik olduğunu anlıyor ama olayı Bitcoin canavarı kankisi Earl çözüyor. Burda da aslında Bitcoin'in nasıl kullanıldığı anlatılmıyor. Sadece var yani.. Hay skem. Geç.

Yok abi bu filmlerle Bitcoin anlamak çok zor! Varsa tavsiyeniz alalım..


Bu arada filmde Beau Knapp baş rolde, Kurt Russell da kadrodaki tek ünlü oyuncu. Filmde ünlü olmaması güzel kızlar olmadığı anlamına gelmiyor: Alexis Bledel, Malaya Rivera Drew ve Jill Hennessy oynuyor.. Üçü de tatlı kadınlar.. Ayrıca Thor'un abisi Luke Hemsworth da ekipte; Martin'in abisi rolüyle karşımızda..

15 Mart 2020
Oku..

Once Upon a Time... in Hollywood (2019)


Hiç unutmam, bir röportajında "Şimdiye kadar 6 film yaptım, 10 gibi falan bırakmayı düşünüyorum. Yaşlı bir yönetmen olup kötü işler yapmak istemiyorum. Filmografimde az ama çok güzel filmler olmalı." demişti zamanında. Bu filmle etti 9... Eeey Tarantino, şimdi gözler bundan sonra yapacağın final filminde!..

Once Upon a Time... in Holywood (2019), tıpkı adı gibi bir zamanlar Holywood'da yaşanan bir olaya ucundan köşesinden yaklaşıyor. Quentin Tarantino, Polanski'nin eşi oyuncu Sharon Tate'in hamileliğinin son zamanlarında bir grup hippinin kafası güzel saldırıları sonucunda öldürülmesine kafa tutarak bir hikaye hazırlıyor. Televizyonun sevilen yüzü Rick Dalton ve dublörü Cliff Booth'un sinema sektörüne geçme aşamasındaki hayatını izlerken, bir yandan da komşuları Sharon Tate'in kıskanılası yaşamından kesitler görüyoruz. Rick, yaşının ilerlemesi ve popülerliğinin silinmesi tehlikesiyle karşı karşıyayken kankisi Cliff hep yanında.


Cliff, karısını öldürdü mü öldürmedi mi bilinmez bir dilemmayla dolanırken, yoldan aldığı seksi hippi kızı götürdüğü yerde eski bir tanıdığını ziyaret etmek istemektedir. Bu sahne sayesinde tanık olduğumuz bir hippi grubu, filmin sonuna doğru tekrar ortaya çıkacak ve ortalığın karışmasına sebep olacaktır.


Söz konusu filmografideki 6. film olan Inglourious Basterds (2009)'ı hatırlatmak isterim hızlıca.. Hitler, akıllıca bir girişimle bir sinema salonunun kundaklanması sonucu yanarak can veriyordu -yaverleriyle birlikte-!.. 7. filmi Django Unchained (2012)'ta da malum siyah beyaz hikayesinden üstün çıkmayı başaran bir siyahi kahramanın hikayesini izledik. Tarih saptırılarak mutlu sona bağlanıyor yani. Bu filmde de benzer bir teknik olduğunu söyleyerek sürprizi çok bozmayalım. Bu örnek verdiğim iki filmde başrol isimler, bu anlattığım filmde başrolü paylaşıyorlar beraber.

Leonardo DiCaprio'nun canlandırdığı Rick Dalton filmde kalifiye oyunculuğuyla dikkat çekerken ya DiCaprio n'apıyor?! DiCaprio çok iyi oynuyor. Brad Pitt ise yakalardan paçalardan karizma akıtarak dolaşıyor. İki yıldız ismin beraber devleştiği çok tatlı film izliyoruz. Tam sıkılacakken devreye giren Tarantino işçiliğiyle keyifleniyoruz. Keyiflenmek dediğim sahne, ne bileyim kafasını duvara vurdura vurdura ezdiren bir adamın çıkardığı komik iniltiler, yüzme havuzunda cayır cayır yanan bir takım bedenler.. Bunlar Tarantino işçiliğine sayılıyor. - Ayrıca zeki adamdan dönem filmi izlemek gibisi var mı ya?!..


Ben çok beğendim. Duyuyorum etrafta, birkaç hikayeyi zayıf bulan kişi olmuş, kınarım üşenmem. Brad Pitt ve DiCaprio haricinde mutlaka adını anmak istediğim bir Timothy Olyphant var filmde, adamımdır, çok yeteneklidir. Bir de bakın burası çok önemli: Margot Robbie, Kurt Russell, Al Pacino ve tabii ki Margaret Qualley..

DiCaprio geçen sene Oscar'ı aldı yırttı, gözler Brad Pitt'e döndü şimdi, Oscar adaylığı gelir mi, gelirse alır mı bilinmez... Zayıf olmakla beraber ihtimali saklı tutalım!.. Bir Brad Pitt'e Oscar ayarlayıp, bir de Beyaz'ı evlendirirsek gözümüz açık gitmeyiz artık.

31.08.19
Oku..

Deepwater Horizon (2016)


Hadi genel kültürümüzü biraz daha parlatalım. Hatırlayanınız var mı, Meksika Körfezi'nde 2010 senesinde BP'nin bi petrol kuyusunda patlama olmuştu da meydana gelen ölümler bir yana çevreye verilen zarar da olay olmuştu. Patlama sonrası yaşanan sızıntı sebebiyle ABD'de beş eyaletin kıyıları zarar görmüştü.
Çok da uzun sürmeyen inceleme çalışmalarından sonra balıkçılıkla geçinenlere ve çevre sakinlerine tazminatlar ödeyip konuyu kapatmaya çalışmıştı BP. Ama valilikler kaz görünce yolmaya doyamadılar ve 2016'nın başında sonuçlanan davalarla öğrendik ki BP bu felaket sonucunda toplamda 25 milyar dolar tazminat ödemeyi kabul etmiş.
Oh oldu İngiliz'e, bana giren çıkan yok gerçi; petrol zengini bir adam, petrol zengini başka bir adama dünyanın parasını vereceği için rahatladım niyeyse. Fakat emsaldir nihayetinde, çevre sağlığını bozana aşırı giydirmek güzel uygulama.. Daha dikkatli olunsun da yaşanmasın daha böyle şeyler..


Bu hikayenin magazinel boyutu, aslında daha dramatik tabii. BP Şirketi'nin, denizin ortasından petrol cevheri araştırması yapan Deepwater Horizon isimli kuyusu var. Yani henüz petrol çıkarmıyorlar, ne kadar çıkar diye ön çalışma yapılıyor bir nevi. (Gerçi onu da tam söylemiyorlar ama ben mesleki tecrübelerime dayanarak bu sonuca vardım.) Mühendisler var, müdür var, tamirci çırağı var; hepsi bir sorundan bahsediyor; konuşulanlara göre proje bir aydan fazla uzayacak ve bu da şirkete artı maliyet demek. Bi de işadamı kafalı bir BP yetkilisi var ortamda, bi şey olmaz da bi şey olmaz, basın sondajı.. Tartışma kıyamet, neyse sonunda yetki onda, bas sondajı ufaktan.. Al başına belayı..

Gerilim filmi sınıfına sokulabilecek bir efekt harikası çıkmış ortaya.. Bi sıkıntı olacak belli, e oluyor, bitmiyor, gerilim devam ediyor da ediyor.. Sıkıntı çok uzun işleniyor..
Denizin ortasındasın bu bir, deniz gerilimi bir başka dostum; patlamışsın, yangın var ve hep körük devam ediyor alttan bu iki; üçüncüsü ve trajik kısmı, kurtarma ekibi ve içeridekilerin aileleri var hikayede.. Daha n'olsun?!
Bir de o patlamada başkalarının da hayatını kurtaran bir kahraman var işte.. Çok güzel film değil ama güzel gerilim, iyi iş.. Ama çok güzel film değil..

Yönetmen Peter Berg; kadro, Mark Wahlberg, Kurt Russell, Gina Rodriguez, John Malkovich, David Maldonado ve Kate Hudson.. Film iki de Oscar adayı, ses kurgusu ve görsel efekt dallarında.. Ses hiç değil de efekt de zorlar ama alamaz.. Zaten kimin alacağını söylemiştim, bkz: 5 Geleneksel: Oscar Adayları ve Kehanetlerim..

Yalnız bir de dipnot: ABD sömürmeye doymuyor ve o hikayeyi bir de film yaparak paraya dönüştürüyor.. Böyle de fantezileri var adamların..

230217
Oku..

The Hateful Eight (2015)


"Quentin Tarantino'nun 8. filmi.." İyi de bir insan neden belirtir ki böyle bi şeyi, bilen zaten bilir. Sırf filmin adıyla falan uyuyo diye, ayıptır. Ama altında yatan olay şu olabilir, geçtiğimiz senelerde verdiği bi röportajdan ötürü bi geri sayım havası yaratılıyordur: "Filmografimde çok film olmasını istemiyorum, az ve öz olsun, yaşlanıp kötü filmler yapan bir sinemacı olmayacam. 10 tane falan yapıp bırakırım.." Böyle bi şey okumuştuk. O olabilir yani, sona yaklaşma gerilimi.. "Tarantino'nun 9. filmi; Tarantino'nun son filmi.." Of be son filmi iyice efsane gibi oldu yalnız.. Sonra 'on' sayısının gizemini çözmeye çalışan kolpa sinemacılar, belgeselciler.. Öngörülebilir bi durum..

Tarantino filmlerinin nerdeyse ortak özelliği, "sakin sakin giderken n'oldu da mınakoyim.." olayı. Bi anda ortalık kan gölüne döner falan.. Bi önceki filmi Django Unchained (2012)'dan sonra bu da tarz olarak western.. Tarantino'yu bilenler, western tutkunu olduğunu bilir. Silahlar çekilsin, saloon dağıtılsın, kurşunlar vızlasın ister.. Bunlarla büyümüş, bir süre sonra, ne istese yapabileceği konuma gelince de koyuyo çocuğu işte.


Ödül avcısı John Ruth, kellesine on bin dolar ödül konmuş esiri katil Daisy Domergue ile, karları yara yara Red Rock'a giden faytonun içindedir. Yolda bir diğer efsane ödül avcısı Marquis Warren'e denk gelirler, atı ölmüş, üç ödüllü cesediyle beraber yaya kalmıştır. Biner faytona. İlerlerler (üç ler'de sık denk gelmez), yolda denk geldikleri Chris Mannix, "Beni de alın, donup gitcem yoksa" der. "Zaten Red Rock'ın yeni şerifi benim, ödüllerinizi ben vericem kasabaya gidince" der, alırlar. Kar fırtınası olacağı için bi hana sığınırlar. Handa da kendi hikayesinin peşinde 5 adam vardır. Böylece, 'Nefret Sekizlisi' veya 'Nefret Dolu Sekizli' aynı çatı altında toplanır.


Tabii ki, dönemin sorunu, siyah-beyaz adam çatışması başroldedir. Tıpkı Django Unchained (2012) olduğu gibi. Ödül avcılığı, adalet sistemi, intikam şekillenmesi anlatılır güzel güzel. Tarantino'nun en iyi filmi değil ama gayet hoş film, hojdır. Hele zaten oyuncular, yıkılıyo abi.. Samuel L. Jackson, Jennifer Jason Leigh (EİYKO Oscar Adayı, kısaltmayı çözene öpücük), Kurt Russell, Walton Goggins faytonla gelen tayfa.. Handakiler ise, Demian Bichir, Tim Roth, Michael Madsen ve Bruce Dern.. Channing Tatum da var ama onu bilmemeniz gerekiyor (TrSk).. Ve kaza kurşununa giden tayfada da, aslı dublör Zoe Bell var.

Dijital dünyaya kafa tutarak, eski moda bi teknikle, hafıza kartına değil de makaralı filme kaydedilen, Ultra Panavision 70'le çekilen film, görüntü yönetimi ve film müzikleri kategorilerinde iki Oscar'a daha aday; bütün adaylıklar için 4. Geleneksel: Oscar Adayları ve Kehanetlerim.. Rakipleri sağlam, bence bu sene buraya Oscar çıkmaz. Tarantino da zaten Oscar'ın değil gönüllerin sinemacısı.. Bu çağda Ultra Panavision 70 kullanmak anca onun yapabileceği bi şeydi mesela. En son 40 sene önce kullanılmış makine, detay isteyen bu linke bakabilir. Prömiyerde, 3 saatlik özel gösterimde projeksiyonla, makaradan izletilmiş film, o kadar çektik diyerek.


2,5 saatlik filme puanım 7/10, gayet de izlenir demek.. İzlemeden önce bi haber okumuştum, aklım gitmişti. Daisy bi sahnede gitar çalıyo, güzel bi şarkı söylüyo.. Ama sözleri John'u rahatsız ediyo.. Daisy'nin çaldığı gitar, özel bi parçaymış, bi müzeden alınmış film için. Ama bu Kurt Russell'a söylenmemiş. O da normal dekor diye, sahne gereği baya duvara vuruyo, parçalıyo gitarı.. Milyonluk gitar, paramparça, olur böyle iş kazaları..

Not: EİYKO, en iyi yardımcı kadın oyuncu; TrSk, tribini sikim..

090216
Oku..