Exodus: Gods and Kings (2014)


Exodus'un ne olduğuyla başlayayım. Tanah (İncil'e göre Eski Ahit), Tevrat ve Zebur olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Zebur, Davud'la; sonrasında Tevrat da, Musa'yla ortaya çıkmıştı. 'Çıkış' manasına gelen Exodus ise beş bölümden oluşan Tevrat'ın ilk bölümüne verilen isim: Musa'nın, İbranileri köle oldukları Mısır'dan kurtarmasını ve On Emir'in hazırlanışını anlatıyor. Ridley Scott yönetimindeki film de tam olarak bunu anlatıyor. Mısır'ın Tanrıları ve Kralları başrolde.

Doğar doğmaz öldürülen İbrani çocuklardan olmasınlar diye, Nil'e bir sepetle salınan ve böylece hayatları meçhule bırakılan iki kardeşi bulan saray eşrafından bir kadın, dönemin firavunun kız kardeşi. Firavunun yeğeni olarak büyüyen Musa, aslı yanlış bilinen bir Mısır komutanıdır yani. Babası öldüğünde Firavunluk unvanını devralan Ramses, çok geçmeden Musa'nın İbrani kökenlerinden haberdar olur ve can kardeşi kuzeniyle bozuşur. Sürgün edilen Musa, bir dağ başında Allah'ın habercisi olan bir çocuk görür. Sadece Musa'ya görünen çocuk biraz hayal kırıklığına uğramıştır. Der ki: "Sen orada yardıma ihtiyacı olan, zulüm gören İbranileri kurtarmalıydın." Konuşurlar, tartışırlar ve sonunda Musa, Ramses'e köleleri bırakmasını söylemek için geri döner Mısır'a. Tabii ki olumlu bir cevap alamaz ve savaş başlar. Kölelerin Mısır'dan kaçışına doğa da yardımcı olacaktır. Hani salgın hastalıklar, Kızıldeniz'i yarmalar falan..


Görsel efektlere tam hayran kalacak oluyorum saçma bi sahne geliyo, kostüm falan tam takdir edicem Musa çok alakasız bi yerde çuval giyiyo birden.. Hani böyle hayranlıkla izlemek istiyorum bi yolunu bulup ucuz Hollywood numaraları çekiyolar. Kategorisinde Marvel egemenliği olan Interstellar (2014)'ın En İyi Görsel Efekt Oscar'ı aldığı sene bu filmin hiç anılmaması takdire şayan. Bravo Akademi!

Filmin kadrosu efsane yalnız: Christian Bale, Joel Edgerton, John Turturro, Maria Valverde, Sigourney Weaver, Ben Kingsley, Hiam Abbass, Indira Varma ve Golshifteh Farahani. Puanım 7. Ridley Usta, 2012'de vefat eden meslektaşı ve kardeşi Tony Scott'a ithaf etmiş filmi. Nur içinde..

13 mart 2018
Oku..

Fading Gigolo (2013)


Epey zamandır bekliyodum, çünkü sinemadayken kaçırdım ben bu filmi.. E internete de bi türlü düşmek bilmedi. Sonunda izledim. John Turturro'nun yazıp yönettiği, Woody Allen'la beraber oynadığı film, bu kadar beklendiğine değdi mi?.. ('Deydi mi, değdi mi' diye bi iki saniye düşündüm önce, sonra 'değer' kökünden geldiğine ikna olarak 'değdi' yazmaya karar verdim..)

Bu arada sorumun cevabı da, evet, değdi.. Muhteşem, olağanüstü falan değil ama eğlenceli zaman geçirtiyor.. Yer yer Woody Allen tarzı hissedildi Turturro filmi olmasına rağmen. E abi taş olsan etkilenirsin bu adamdan, çok normal bence..


Bi kitapçı olan Murray (Woody Allen), çok para kazanamayan bir çiçekçi olan Fioravante'yle (John Turturro) çok eski arkadaşlar. Fakir değiller, orta direk işte. Murray, doktorundayken, durduk yerde bi konu açılıyo, kadın, jigolo arıyo.. Zengin kadın, "Kocamla beraber üçlü de yaparız belki ama önce ben bi denemek istiyorum," diyo, "var mı bildiğin biri?" diyo.. Bu da karı çok para verecek diye, "Var" diyo, Fioravante geliyo aklına. Söylüyo, "Hayatta olmaz" diyo eleman. "Olum, çok para" falan.. "Yok"..



Neyse bi deneyelime geliyo mevzu.. Aşırı seksi doktor hatunla sevişen Fioravante, hastası oluyo bu işin, Murray de.. Deli para kazanıyolar, piyasada isim yapıyolar. Murray'nin bi tanıdığı olan Yahudi bi dul abla, hayata küsmüş durumda.. Murray iyilik olsun diye Fioravante'yi ayarlıyo buna.. Ama abla Yahudi bir dul olduğu için, böyle şeyler yapmaması gerekir.. Yahudiler çok içinde mevzunun.. Hatta Yahudi Bölge Zabıtası Dovi de (Liev Schreiber) içinde her şeyin..


Virgil yani Fio, önce Dr. Parker'la (Sharon Stone), sonra onun arkadaşı Selima'yla (Sofia Vergara) sonra da daha pek çok kadınla harika zaman geçiriyor. Tabii en çok Avigal'le (Vanessa Paradis) takılmayı seviyor. Bi de en sonda Fransızca konuşan kafedeki güzel kadın var, Loan (Loan Chabanol). Kadınlar çok başarılı. Sharon çok seksi zaten; Sofia, adamı yakar yandırır, güzel değilse bile seksi esmer, gerçi eski sarışın yeni esmer; Vanessa bazen çok güzel bazen değil, ama tatlış, sonuçta dişleriyle az dalga geçmedik; Loan, tam bir 'olmuş'.. Loan, tam bir bonus ya, seyirciye güzellik..


Woody, kendi filmi olmasa bile çok konuşuyo, 'kendi filmindeymiş gibi' diye rahat ettirmeye çalışıyolardır belki.. "Hep kendini oynuyo, hiç rol yapamıyo, böyle oyuncu mu olur" falan deniyodu hakkında. Adam kendi gibi oynayabileceği karakterler yazıp, gelen tekliflerde de bu tarz tipleri kabul ediyosa, bu bir tarzdır, kötü değil iyidir bile.. Keşke herkes bunu yapsa da kötü oyunculuk olmasa.. John Turturro da tam tersi, yazar-yönetirliğinden çok oyunculuğuyla ön planda olan bir adam. Ama yönetimde de gayet iyi iş çıkardığını söylemek gerek..

7 verdim 10 üzerinden.. Bu aynı zamanda yazılısinema puanıdır.. imdb puanı ise 6,3'tür..

06.08.14
Oku..

Barton Fink (1991)


Tavsiye üzerine izlendi bu film.. Vedat Abi, Uykusuz'daki Bebek Kafası köşesinden vermiş bu tavsiyeyi 2010 senesinin sonlarında.. Bebek Kafası kitabını hazırlarken fark edip notumu almıştım birkaç ay önce.. Yazarlığa heves edenlere ısrarkeş bir tavsiyeydi..


Coen kardeşlerin filmi olan Barton Fink (1991), John Turturro ve John Goodman'ın başarılı oyunculuklarıyla güzel bir film olmuş. Turturro, tiyatro yazarı Fink'i oynuyor; Son oyunuyla şanı New York sınırlarını aşan yazar, hemen Hollywood'a, Los Angeles'a transfer oluyor. Hollywood'un motomot yapımcılarından birinin eline düşüyor, güreş filmi yazması isteniyor. Seyirci bunu sever, bunu yaz diye dayatılıyor. Fink'ten, hem alışık olmadığı bir tür olan film senaryosu yazması hem de bunu düz mantıkla yapması isteniyor. Şimdiye kadar yazdığı oyunlarında karakterlerini derin yaratmasıyla başarıyı yakalayan Fink, senrayo konusunda tıkanıklık yaşıyor. Hayranı olduğu bir yazar ve onun asistanıyla tanışıyor, bir de oteldeki yan komşusu Charlie ile.. John Goodman, Charlie'yi oynuyor; İri yarı, gizemli komşumuz belki Fink'e hikayesi konusunda fikir verir. Ve tabii Coen filmlerinde beklenen acayiplik, durduk yere ceset.. Kadroda bir de Steve Buscemi ve Judy Davis faktörleri var..


Coen filmleri acayiplikleriyle meşhurdur biraz da.. İzledim birkaç filmlerini, sizin de kesin izlemeniz gerekenler var aralarında; mesela, Fargo (1996), The Big Lebowski (1998), No Country for Old Men (2007).. Bunlar hep kült filmler olmuştur yani..

Coenler'de sistem şu gibi, Ethan ve Joel Coen kardeşler senaryolarını beraber yazıyolar, yönetimde ikileme düşmemek için Joel ön planda ama; Ethan da projede sürekli.. Yönetimde de tabii araya girdiği oluyodur ama The Ladykillers (2004) filmine kadar jenerikte yönetmen olarak Joel tek başına yazdı. Ondan sonraki filmlerinde yönetmen başlığında ikisinin birden adını görür olduk.. Ama hep beraberler çalışıyolar yani, Coen Brothers diye bilinirler piyasada..


Barton Fink için de söyleyebileceğim şudur, güzel film ama ben o kadar ısrarlı tavsiyede bulunamayacağım. Ama izlerken gayet beğenerek izledim, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Üstadın gördüğü bi şeyleri ben kaçırmış da olabilirim. Bi de siz deneyin bakalım..

31.12.13
Oku..

O Brother, Where Art Thou? (2000)


Nerdesin Be Birader?

Homeros'u bildin mi? Hani MÖ 800'ler falan. Truva efsanesinin anlatıldığı Ilyada ile Odyssey'nin yazarı. Yazar derken yani efsane zaten bunlar halkın dilinde dolaşan hikayeler hep. Demiş ki Homer bizden sonraki nesiller de bilsin bu hikayeleri yazalım bi kağıda kitaba, kalıcı bir eser olur hem. Belki de bakarsın çok satar köşeyi döneriz. Köşe dönme işi yalan olur tabii bütün İyonya ezbere biliyor sonuçta bu efsaneleri. Kendine bir faydası olmamıştır ama kendinden sonraki bir çok yazar etkilenmiştir bu efsanelerden. En basitinden James Joyce, Ulysses'i yazmış. Hep karıştırım zaten Odissi mi onundu Ulisis mi? Odyssey, Ilyada'nın yani Truva efsanesinin devamı niteliğindedir. İkisini de okumadım ama biliriz yani; işte bu yüzden satmıyor o kitaplar. Neyse, Odyssey, kitaptaki baş karakterin adı bu arada. Truva savaşı bittikten sonra eve dönüş yolunda iki arkadaşıyla beraber maceralara atılıp hayat hikayelerini anlatıyorlar birbirlerine.


Ethen ve Joel Coen Kardeşler'in, senaryosunu bu Odyssey'den esinlenerek yazdıkları; birbirine zincirli üç mahkumun hapisten kaçıp, yola düşme hikayelerinin filmi. Odyssey bu üçlüden biri ve George Clooney oynuyor onu. Diğer ikiliyi ise John Turturro ve Tim Blake Nelson canlandırıyor. (Unutturmayın da bir ara Turturro'nun yönettiği müzikalleri izliycem)  Bizim bu üçlünün ikisi çok salak biri kurnaz gibi ama o da salak.. Ben de salağım belki olabilir ama kesin daha salaklar da vardır..


Baya eğlenceli film; müzikleri country, gospel falan Amerikalı müzikler hep. Takdir edersiniz ki birebir uyarlama değil bu, 1930'larda falan geçiyor. Senaryo ve görüntü dalında da iki Oscar adaylıkları var.
Uyarlama senaryo Oscar'ını Traffic (2000)'e, En İyi Görüntü'yü de Ang Lee'nin filmine kaptırmış. Wo Hu Cag Long (2000), o sene zaten 10 dalda aday olup 4'ünü kazanmış..


27.04.13
Oku..