Kainan 1890 (2015)


Japon-Türk ortak yapımı tarihi film. Yazan Eriko Komatsu, yöneten Mitsutoshi Tanaka. Gösterişli bir film, bütçe bilgisi baktım da bulamadım. Görüntü yönetimi, dekor-kostüm, müzik falan komple Japon ekip yapmış. Yapımcı kadroda ve yönetim yardımcılığında Türk isimler var. Oyuncu kadrosu desen yarıdan fazlası Türk. Film iki parçadan oluşuyor, ilk bi buçuk saatteki yine güzel film ama son yarım saatteki ikinci yarı çok tırt. Yani hikaye çok absürt, yaşanmış hikaye deniyor ama bilemiyorum. Kesin yapmışızdır var ya.. Yine de hikayede büyük boşluklar var..


Sene 1890. Osmanlı İmparatorluğu ciddi tehditler görüyor Avrupa ülkelerinden. Gücünün yerinde olduğu imajını vermek için de müttefik Japon İmparatorluğuna selam götürmek üzere bir fırkateyn hazırlanıyor. İyi güzel, şov iyidir, dinç tutar ama Japonya dünyanın öbür ucu. Ertuğrul Fırkateyni'ne en iyi bahriyeliler görevlendirilir ki sağ dönebilsinler. Çıkılır yola. Aylar sonra varılır Japonya'ya, müttefik mutlu edilir, hediyeler verilir-alınır neyse. Dönüş yolunda meşhur Japon tayfunlarından birine yakalanılır. Gemi bir adaya yaklaşmaya çalışırken batar.

Geminin mürettebat sayısı hakkındaki bilgi kaynağa göre değişiyor, vikipedi'deki bi bilgi: "44 subay, 14 mühendis (yüzbaşı), 591 er, 5 sivil ve 1 şair olmak üzere toplam 655 olarak verilmektedir." derken filmde 618 olarak geçiyor ve sadece 69 kişinin hayatı kurtuluyor. İlk kaynak, şairi ne sivil ne asker saymış yalnız.. Filmde şair değil de iki halk ozanı bir trompetçi var. Ve kazada kurtulan bu 69 kişi canını ada sakinlerine borçlu. O gün bu gündür Japonlarla aramızda bir bağ vardır.


Film buraya kadar gayet güzel geliyor, çok değerli bir kültür mirası olmayı hakkediyor. Fakat...

Sene 1985. Kader ağlarını örüyor.. İran-Irak Savaşı'nın ortasında Tahran'da kapana kısılmış masum insanlar. Türkler uçakları geleceğini sanarak havalimanında bekliyor, çok kalabalıklar.. Öte yanda Türkiye'den yardım isteyen Japon Büyükelçiliği.. Turgut Özal diyor ki "Uçak gönderin oraya, Japon dostlarımıza, oradaki Türkler de kara yoluyla gelsin, yolda güvenlik sağlayın.", "Efendim millet uçağı görünce orada kendi biner, tanımaz Japon mapon, can bu!", "Sen bi gönder uçağı bakalım n'olacak?!".. Hakikaten de geliyo THY, bombaların arasından.
Ulan bunu gönderen bi uçak daha göndersin madem, yok.. Sonra o öfkeli kalabalık, hatta çok konuşan AKP'li bi abi, "Tamam madem siz binin, sonuçta misafirperverlik budur, biz hallederiz bi şekil" diyerek tarih yazıyor. Bak sene 1985, adam AKP'li..
Hayır, hadi biz malız, bi Japon da çıkıp, "Aslında yaşlılar, çocuklar, ihtiyacı olanlar uçakla gitsin komple. Biz Japon-Türk demeden beraber kara yoluyla gidelim" demedi ya la.

Tekrar diyorum bak, hikaye çok absürt ama kesin yapmışızdır biz bunu.. Kadro: Yüzbaşı Mustafa, Kenan Ece; Japon Doktor, Seiyo Uchino; Haru, Shioli Kutsuna; Bekir Çavuş, Alican Yücesoy ve Murat Serezli, Uğur Polat, azıcık da Melis Babadağ, ama çok az.. Melis Babadağ oynuyor diye izledim filmi güya, on saniye falan oynuyo galiba.. Filme puanım 5/10.. Ama değerli film yine de, hikayenin yaşaması bakımından değerli..

140117
Oku..

Dağ II (2016)


Geçen ay sinemada fragmanını izlediğimde "Para buldu da aynı filmi tekrar mı çekti, yoo başka mevzu gibi, peki adı neden yine Dağ?" diye geçirdim içimden... İzlemem herhalde dedim.. Sonra işte vizyondayken bir arkadaşım izlemiş, "Dağ 2 efsane!!!" falan yazmıştı, "Hee, dedim.." İkinci film olduğunu dikkatli bakan anlar sadece, bkz afiş. Sonra aşırı hak verdim, ilk filmi çok izlenmemiş bir hikayeyi ikinci film diye duyurmak ilgi kaybına neden olacaktır. İlkini izlemeyeni etkilemek zordur. Bu taktik güzel, gizli iki... bkz ilk film Dağ (2012).. Ama izlemem demişim bi kere.. Dün akşam koca İstanbul'un yarısının elektriği kesilince, telefonumu şarj etmeye gittim AVM'ye, e bi filme gireyim bari...


İlk filmde zorlu koşullarda askerlik yapan Oğuz ve Bekir, macera sonunda komutanlarını kaybetmiş ve sıkı dost olmuşlardır. Bu filmde 6 yıl sonrasına açılır perde. Oğuz ve Bekir, Bordo Bereli olmuş, sınır ötesi gizli bir görevle Kuzey Irak'a giren ekipte yer alıyorlardır. Bu ilk görevlerine kadar geçen zamanda yaşadıkları, kabul edilmeleri ve eğitimleri geri dönüşlerle anlatılır. İçinde bulundukları görev, antimilitarist gazeteci Ceyda Balaban'ı rehin tutan IŞİD'in elinden kurtarıp ülkeye getirmektir. Bu operasyonun yapılma sebebi Ceyda'nın Türk vatandaşı olmasıdır. Oysa Ceyda, kurtarıldığında, "Ekip arkadaşlarım Türk değil diye mi onları kurtarmadınız!" diye içlenir. Veysel Komutan'ın açıklaması basittir: "Herkes için ekibimi tehlikeye atamam, görev sizi kurtarmaktı!"


Zaten filmin olayı tartışmayı içinde saklıyor. Ceyda'cılar ve Veysel'ciler olarak bölündü filmin izleyicisi, daha film izlenirken. Çünkü iki taraf da son derece haklıydı. Ama olan olmuştu, Ceyda sağ salim kurtarılmış, helikopter beklemek için belirlenen noktaya gidiliyordu. Yol üstünde başka bir infaza tanık oldular. Peki bu riske girilecek miydi? Girildi, cephane harcandı ve iki sivil köylü kurtarıldı. Bu köylüler Irak Türk'ü çıktı, köylerine ertesi gün baskın olacağı haberi geldi! Veysel'in vicdanıyla kavgası yetmiyor gibi, Ceyda'nın duygusal haykırışları çıktı bir de.

Görevi tamamlayıp Ceyda'yı evine mi götürmeliydi, Türk Köyü'nü savunup, gerekirse hep birlikte mi ölmelilerdi? Bu aşamada insan bir Bordo Bereli'den görevini yapmasını bekler. Ben o yönde bir karar verecek sandım en azından. Ama Veysel Komutan iyi bir komutan olmadığını düşünüyordu, "Bu köy bugün vatan toprağıdır!" deyip bayrağı diktirdi. Her iyi öğretmen gibi, 'dediğimi yap, yaptığımı yapma'cı bir tavır takındı.


Bu heyecana, bu vatan sevgisine yürek dayanmaz. Hele bi koşu izleyin şu filmi henüz izlemeyenler. Siz de arada kalın, görev mi vicdan mı deyu.. Bu yazıyı filmden hemen sonra yazsam eminim daha gazlı bi şey olurdu ama kendimi bildiğim için önce soğumayı bekledim. Görev adamıyım çünkü ben, duygularım öne geçmesin dedim..

Filmin imdb puanını da bi görün, sağ olsun yine trollemiş birileri, elli bini aşan oylamayla 10 üzerinden 10 almış durumda şu an. Benim puanım 8'di sonra dayanamayıp 9 yaptım..
Alper Çağlar'ın yazıp yönetip kurgulayıp pazarladığı filmde başroller: Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Murat Serezli, Ahu Türkpençe, Eylül Arular ve Atılgan Gümüş. Ha bir de Müslüm Gürses'ten Affet, Duman'dan Kolay Değil..

29.11.16
Oku..