Yanımda Kal (2018)


Senarist Çağlar Yurt, aslında İşler Güçler ve Kardeş Payı gibi çok eğlenceli dizilerin senaryo ekiplerinde yer almış, temeli sağlam atmıştı ama çok yakınlarda izlediğim Hollywood uyarlaması İlk Öpücük (2017) filmi yüzünden çok ayıplamıştım kendilerini, durduk yerde sinirlenip gömmüşüm biraz. Ama o saçmalıktan sonra orijinal diye yazdığı bu senaryonun da çok bir numarası yok. Çok standart bir "ölümcül hastalığa yakalanan kız ve ölmeden önce yapılacaklar listesi" hikayesi. Yönetmen, Uğur Yağcıoğlu; ilk yönetmenliğinde Ferhan Şensoy oynatan tip.

Başrollerde Çağlar Ertuğrul ve Meriç Aral; tabii ki Meriç var diye açıp izlediğim bir film.. Tatlı çift olmuşlar ama ikisinin de performansı çok daha iyi olabilirdi, biliyoruz, ben burada boku yönetmene atmayı uygun buluyorum; oynatmasını bilememiş.


Zeynep, trilyarda bir görülen bir hastalığa kapılmış, henüz tedavisi yok, yakında ölecek. Madem ölecem ne yatağa bağlı kalayım, kalan ömrümde istediğim her şeyi yapayım diye düşünerek bir dizi kart hazırlıyor: Bir hayvanın hayatını kurtar; Spor araba sür; Saçma bişey yap gibi ilginç ilginç görevlerle kalan hayatını renklendirmeye çalışan bir kız. Ve ona aşık olacak, aşırı havalı işi olan, iyi kazanan ama işten güçten hiçbir şeye fırsat bulamayan yakışıklı bir genç.

Takılıyollar, geziyollar, biraz ağlayıp biraz gülüyollar.. Ben filme 5/10 verdim çünkü iyi mi kötü mü bilmedim. Kötü film demeye dilim varmadı açıkçası çünkü derdini anlatıyor, sıkıcı değil; iyi film hiç değil zaten.. Onun için benim puanım 5.

31.12.19
Oku..

Biz Size Döneriz (2017)


İlk filmi Mezuniyet (2009)'le dikkat çeken Doğa Can Anafarta, bir süre ara verdikten sonra Mihrez: Cin Padişahı (2015) ve Alamet-i Kıyamet (2016) korku filmleriyle hiç anlamadığım bir alana yönelmiştir. Anlamak mümkün değil, insanlar neden korku filmi çeker? Yani, bir hikayen vardı ve arada bir de korkunç sahne çekersin okey.. Ama sadece korkunç sahne çekmek için film yazmak yönetmek hepsini geçtim izlemek niye?! Neyse ki bu hevesinden Biz Size Döneriz (2017) ile vazgeçiyor genç yönetmen.. Sevimli ünlü genç oyuncuları bir araya getiren bu filme uzun zamandır denk gelmeyi bekliyordum.. Albert Cummings'ten Lonely Bed'i dinlerken bir anda bu film sağda bir yerde göründü, vaktim de varmış demek ki açtım, izledim.. YouTube'ta film izlemek bambaşka bir dünya...


Hande Soral, Çağlar Ertuğrul, Fırat Albayram, Bestemsu Özdemir, Tarık Ündüz ve Tuğçe Kurşunoğlu; ekip, bilgisayar mühendisi, şusu busu bir avuç işsiz üniversite mezununun çektiği çekecekleri sıkıntılara, yaşadıkları yaşayacakları aşklara odaklanır. Y Kuşağı denen bu lanet nesil olarak çektiğimiz sıkıntılar gün yüzüne çıkar.

Filmde en öne çıkan Dağ (2012) ve Dağ II (2016) filmleriyle dikkat çeken Çağlar Ertuğrul performansıdır. Gizli Oturum [2012] kısa filmiyle tanıdığımız Hande Soral sevimli, İşler Güçler (2012-13) dizisinden bildiğimiz Tuğçe Kurşunoğlu siliktir. Dış sesle en baştan beri hikayeyi anlatan tip ise sinir bozucudur. "Anlatacaksan niye izliyoruz birader, bir sus!" diyesim geldi kaç kere!.. Bir de hiç aklımdan çıkmayan ahlaksız teklif var, teklif direkt olarak şu: "Ben seni işe alırsam sen beni içine alır mısın?" Bu ne lan?!.. Ben hayatta böyle bir şey duymadım, kimse de duymasın, söyleyen de 10 katını kendi içine alsın bir zahmet.. Hayır, öyle bir teklifin varsa bile daha kibar teklif et, elbet bulursun kabul edecek olanı!..


Filme puanımı 5 olarak kaydediyorum, görmek isteyenler için: işsiz bir kuşağın eğlenceli duran trajedisidir. Bildiğin dramdır..
Filmi imdb.com'da 380 kişi oylamış, umarım daha fazla kişi izlemiştir.. Yazık lan!..
Konuk oyuncuları da var filmin: Haldun Boysan ve Yetkin Dikinciler...

27 Ocak 2019
Oku..

Dağ II (2016)


Geçen ay sinemada fragmanını izlediğimde "Para buldu da aynı filmi tekrar mı çekti, yoo başka mevzu gibi, peki adı neden yine Dağ?" diye geçirdim içimden... İzlemem herhalde dedim.. Sonra işte vizyondayken bir arkadaşım izlemiş, "Dağ 2 efsane!!!" falan yazmıştı, "Hee, dedim.." İkinci film olduğunu dikkatli bakan anlar sadece, bkz afiş. Sonra aşırı hak verdim, ilk filmi çok izlenmemiş bir hikayeyi ikinci film diye duyurmak ilgi kaybına neden olacaktır. İlkini izlemeyeni etkilemek zordur. Bu taktik güzel, gizli iki... bkz ilk film Dağ (2012).. Ama izlemem demişim bi kere.. Dün akşam koca İstanbul'un yarısının elektriği kesilince, telefonumu şarj etmeye gittim AVM'ye, e bi filme gireyim bari...


İlk filmde zorlu koşullarda askerlik yapan Oğuz ve Bekir, macera sonunda komutanlarını kaybetmiş ve sıkı dost olmuşlardır. Bu filmde 6 yıl sonrasına açılır perde. Oğuz ve Bekir, Bordo Bereli olmuş, sınır ötesi gizli bir görevle Kuzey Irak'a giren ekipte yer alıyorlardır. Bu ilk görevlerine kadar geçen zamanda yaşadıkları, kabul edilmeleri ve eğitimleri geri dönüşlerle anlatılır. İçinde bulundukları görev, antimilitarist gazeteci Ceyda Balaban'ı rehin tutan IŞİD'in elinden kurtarıp ülkeye getirmektir. Bu operasyonun yapılma sebebi Ceyda'nın Türk vatandaşı olmasıdır. Oysa Ceyda, kurtarıldığında, "Ekip arkadaşlarım Türk değil diye mi onları kurtarmadınız!" diye içlenir. Veysel Komutan'ın açıklaması basittir: "Herkes için ekibimi tehlikeye atamam, görev sizi kurtarmaktı!"


Zaten filmin olayı tartışmayı içinde saklıyor. Ceyda'cılar ve Veysel'ciler olarak bölündü filmin izleyicisi, daha film izlenirken. Çünkü iki taraf da son derece haklıydı. Ama olan olmuştu, Ceyda sağ salim kurtarılmış, helikopter beklemek için belirlenen noktaya gidiliyordu. Yol üstünde başka bir infaza tanık oldular. Peki bu riske girilecek miydi? Girildi, cephane harcandı ve iki sivil köylü kurtarıldı. Bu köylüler Irak Türk'ü çıktı, köylerine ertesi gün baskın olacağı haberi geldi! Veysel'in vicdanıyla kavgası yetmiyor gibi, Ceyda'nın duygusal haykırışları çıktı bir de.

Görevi tamamlayıp Ceyda'yı evine mi götürmeliydi, Türk Köyü'nü savunup, gerekirse hep birlikte mi ölmelilerdi? Bu aşamada insan bir Bordo Bereli'den görevini yapmasını bekler. Ben o yönde bir karar verecek sandım en azından. Ama Veysel Komutan iyi bir komutan olmadığını düşünüyordu, "Bu köy bugün vatan toprağıdır!" deyip bayrağı diktirdi. Her iyi öğretmen gibi, 'dediğimi yap, yaptığımı yapma'cı bir tavır takındı.


Bu heyecana, bu vatan sevgisine yürek dayanmaz. Hele bi koşu izleyin şu filmi henüz izlemeyenler. Siz de arada kalın, görev mi vicdan mı deyu.. Bu yazıyı filmden hemen sonra yazsam eminim daha gazlı bi şey olurdu ama kendimi bildiğim için önce soğumayı bekledim. Görev adamıyım çünkü ben, duygularım öne geçmesin dedim..

Filmin imdb puanını da bi görün, sağ olsun yine trollemiş birileri, elli bini aşan oylamayla 10 üzerinden 10 almış durumda şu an. Benim puanım 8'di sonra dayanamayıp 9 yaptım..
Alper Çağlar'ın yazıp yönetip kurgulayıp pazarladığı filmde başroller: Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Murat Serezli, Ahu Türkpençe, Eylül Arular ve Atılgan Gümüş. Ha bir de Müslüm Gürses'ten Affet, Duman'dan Kolay Değil..

29.11.16
Oku..

Dağ (2012)


"Bildiğiniz bütün asker filmlerini unutun!" falan diye haberler yapılmış film hakkında internette.. İnternet böyle, istediğin şeyi istediğin kadar övüp, istediğin kadar yerebiliyosun.. Moralsizin biri "..bir enterla her şey bitmiyor." diye atarlanmıştı bana bi ara mesela.. Ben de bazen gereksiz abartabiliyorum. Ama izledim yine de. Çok da abartı gelmedi sonra.. Baya iyi film yani..


Komik videolar montajlayarak meşhur olan ama aslen davulcu olan ve remiksler yapan educatedear lakaplı Boğaç Soydemir'in bir röportajında bahsi geçmesi üzerine izledim filmi. Edu, filmin efektlerinde çalışmış.. Dağ (2012)'ı yazan-yöneten Alper Çağlar, daha önce Bahadır Boysal'ın çizgi romanından Büşra (2010)'yı uyarlamış. ÇağlarArts Entertainment diye bir şirket kurup, sıradışı uzun metraj filmler yapacaklarını müjdelediler kendileri.

Kısa film yapacaklarmış da uzun olmuş gibi duran, o rahatlıkta, o genişlikte film olmuş Dağ (2012). Kısa filmlerdeki özgürlüğü geçenlerde yazmıştım yine. Amatör ruhla profesyonel iş yapmak. Sanıldığının aksine çok iyi bir şey bu. Yani ben filmi izlerken, ilgiyle izledim. Sıkılmadım. Acaba nasıl anlatacak daha diye baktım ekrana boyuna. Sürprizli işler oluyo bunlar.


Film, bi kısa dönem çavuşla upuzun dönem bi erin başına gelenleri anlatıyor. Kısa dönem olan, İstanbul Çocuğu, zengin, ama bedelli yapmayı gururuna yedirememiş, körün taşı gibi terör bölgesi çıkmış şansına da. Uzun dönem olan, arıza, sevdiği kız buna yüz vermemiş bi Angara Bebesi.. Bitmeyen bi askerlik. Dağda telsiz vericisi bozulmuş, bi yüzbaşı, bi başçavuş, bi çavuş ve bi er görev için çıkıyolar yola. Teröristlerle karşılaşıyolar, destek istiyolar, destek de çatışmada, bi patırtı kopuyo, iki rütbeli şehit oluyo. Bizimkiler hayatta kalmak için hem teröristlere, hem birbirlerine direniyolar.


Güzel hikaye, güzel görsellerle çok tarz bi şekilde anlatılmış. Filmin dağda geçen kısımları çok iyiyken, geçmişe dönülen ve iki askerin, askere gelmeden önceki hayatlarından kesitler sunulan kısımlar kısa film izleniyor hissi yaratıyor. Ha, kötü müydü, hayır.. İyi miydi, o da hayır! Aynı mantıkla daha güzel görseller olsaydı belki o 'öncesi' görüntüler daha kaliteli halde servis edilseydi, tam olurdu zaten. Flashback demiycem diye ne kastım be. Neyse, güzel film işte baya, üstüne konuşup yazdık bi de..

Oyuncular: Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Fırat Doğruoğlu, Mesut Akusta, Cengiz Coşkun ve Gözde Mutluer.. Yönetmen Alper Çağlar da yeni filmi Panzehir (2014) için çalışmalara başlamış. Merakla bekliyorum.

31.03.14
Oku..