La Belle Epoque (2019)


Yaaa, çok güzel bee, Fransızca diye demiyorum izlemesi çok keyifli bi film. Westworld (2016- ) dizisinin bize hatırlattığı Westworld (1973) filmiyle insanlığa kazandırılan bu distopik fikir pek çok mecrada defalarca işlendi. Nedir o fikir, bir insana istediği hayatı suni olarak sunabilme fikri... Westworld (1973) bunu teknolojiyle yapıyordu, insansı robotlarla kurulan bir dünyada parayı basan istediği kurguda istediği gibi yaşayabiliyordu, adam öldürme, tecavüz gibi sapkın fikirlerin yasal bir yaptırımı olmadığı bir dünyaydı burası haliyle, çünkü karşınızdakiler robottu.. La Belle Époque (2019) napıyor, olaya Avrupalı bir bakış açısı kazandırıyor ve parayı basan istediği kurguda istediği gibi zaman geçirebiliyor, çünkü karşınızdakiler sanatçılar, aktör ve aktrisler.. Tabii ki bu ortamda sapkın fikirlere yer yok, aşk var, nostalji var..


Eskiden gazetelere karikatür çizen bir işsizdir Victor, kıçındaki kıllar ağarmış bu amcamızın yaşıtı çoğunluk gibi teknolojiyle arası pek iyi değildir. Hala kendi kendine eski moda kalem-silgi-kağıt üçlüsüyle stilize çizimler yaparak zaman geçiren Victor'un eşi Marianne, iddiasına göre gerçek bir işi olan, eve ekmek getiren ve çağa ayak uyduramayan kocasından sıkılan bir kadındır. Ayrıca terapistiyle yatmaktadır. Sinemacı oğulları Maxime bir ara bu Romantik Westworld işinin başındaki arkadaşından babası için bir davetiye koparır.

Bir gün Marianne'le Victor'un bir tartışmaları, ihtiyar Victor'un evden ayrılmasını gerektiren seviyeye varır. Parası pulu olmayan Victor'un cebinde tam ne işe yarayacağını bilmediği bu davetiye vardır ve çaresizlikten o stüdyoya gider. "Hangi dönemi, nasıl bir ortamda yaşamak istersiniz?" sorusuna Victor'un verdiği cevap, "16 Mayıs 1974, Lyon, La Belle Epoque isminde bir restoranda olmak isterdim tekrar, hayatımdaki en mutlu günümdü, Marianne'le tanıştığımız zamandı!.." oluyor. Genelde insanlardan -20'ler Paris'i- gibi klasik istekler alan eleman, bu spesifik istek üzerine Victor'dan mekan ve karakterler hakkında bilgi topluyor. Birkaç gün sonra size haber vericez deyip yolluyorlar ihtiyarı.


Birkaç gün sonra 16 Mayıs 1974, Lyon, La Belle Epoque'e giriş yapan Victor, inanılmaz bir deneyim yaşamaya başlıyor!.. Tabii ki çevresindeki işinin ehli oyuncular ve harika reji sayesinde..

Synecdoche, New York (2008) filmindeki teknik kurgu, Midnight in Paris (2011)'deki romantizm... Güzel olan her şey bu filmde bir araya getirilmiş.. Nicolas Bedos'un yazıp yönettiği film, Fransa'nın Oscarları olarak bilinen Caesar Ödüllerinde bir sürü adaylıkla beraber En İyi Senaryo dahil 3 ödül kazanmış. Diğer ödüllerinden biri tabii ki En İyi Prodüksiyon Tasarımı, öbür diğeri de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü (Ardant)!..


İzlediğim iyi Fransız filmlerinin çoğunda Guillaume Canet adını görmek tesadüf olmaktan çıktı artık, yönetmen rolüyle hikayede yer alıyor. Klas adam valla. Viktor rolüyle ise Fransa'nın Haluk Bilginer'i Daniel Auteuil'i izliyoruz. Fanny Ardant, Marianne'nin gerçeğini; Doria Tillier ise paralel evrendeki halini canlandırıyor. Çok beğendim, şiddetli tavsiye!..

30 Nisan 2020
Oku..

Rock'n Roll (2017)


Ya epeydir böyle gülmemiştim, çok eğlenceli film yapmış adam. Adam dediğim Guillaume Canet, yazıp yönetip oynuyor, hatta kendisini anlatıyor. Tabii baya abartıyor. Canet'yi, efsane Jeux d'enfants (2003) filmiyle biliyoruz, -Cesaretin Var mı Aşka?- Marion Cottillard'la beraber oynayıp, hem filmi hem birbirlerini, hem de ilişkilerini efsane yapmışlardı. Böyle bir çiftin hayatını kim merak etmez ki?!


Guillaume Canet, her ne kadar aktör olarak bilinip sevilse de, aslında yazıp-yönetme konusunda da ne kadar başarılı olduğunu Les Petits Mouchoirs (2010)'la falan göstermişti. İşte bu da öyle çok başarılı, dolu dolu bir Fransız filmi olmuş. Öte yandan botoks komedisi Amerikan hatta Yeni Türkiye Sineması gibi tınlasa da gayet Fransız çalışılmış.. Üstelik işlenen konu itibariyle aşırı sürükleyici, merak uyandırıcı!


Guillaume, 42 yaşına geldiği için artık baba rolleri teklif edilen, hayatı monoton, adeta artık 'rock' olmayan biridir; aslında herkesin gözünde o usta oyuncudur, evet yaşı gereği artık baba rolleri teklif edilmektedir ve fakat çok başarılıdır, belki 'rock' değildir ama çok tatlı adamdır. Marion'la beraber çok durağan bi ilişkileri vardır; ikisi de kendini işine veren oyunculardır, ilişkilerini biraz boşlamışlardır. Ve görünüşe göre Marion, Guillaume'i biraz fazla boşlamıştır; ki Guillaume bu yaşlanma olayını biraz büyütür ve kendini modifiye etmeye başlar. Komedi de burada başlar. Gerçi öncesi de çok komik...


Gerçek mi, kurgu mu diye çok arada kalınıyor. Bazen o kadar absürt, yani gerçek olamayacak kadar saçma şeyler oluyor (absürt bu demek evet); bazen de çiftimizin gözlerinden hikayenin gerçekliği okunabiliyor. Hatta filmde bahsedildiği üzere bu filmi yapma fikri aslında -Marion'un merak edilen hayatı- imiş ama Marion'un kesin bi dille reddetmesiyle -Guillaume'in hayatı- odağa alınmış deniyor. Ama yine Marion'lu sahneler daha keyifli asdfghj

Çiftimizin tatlılığı yetmezmiş gibi onlardan başka filmde rol alan birkaç güzellik daha var: Gilles Lellouche ve Camille Rowe!.. Camille yeni keşif, not edin bu ismi bi yerlere..


13 Mart 2020
Oku..

Les Infideles (2012)


Aldatan adamlar filmi. 6 bölümden oluşan ve farklı yazıp yönetenler tarafından hazırlanan bir film. Her bölümde, son dönemde epey popüler olan Jean Dujardin ve Gilles Lellouche farklı adamları oynuyorlar.. Yani bu ikisi sabit, hikayeler falan her şey değişiyo.. Gilles Lellouche da Les Petits Mouchoirs (2010)'da Dujardin'le beraber oynayan ve bu filmde hikayelerden birini de yazıp yöneten bir eleman. Les Petits Mouchoirs (2010)'un yönetmeni Guillaume Canet de aldatan adamlar tarafında yerini almış.


En beğendiğim kısım, filmin girişi oldu. En leş de sonu. Sırf oyuncular için belki izlemek istersiniz ama hiç gerek yok ya. Kötü film, bence izlemeyin.

09.12.2012
Oku..

Les Petits Mouchoirs (2010)


Jeux d'enfants (2003)'un Julien'i, Guillaume Canet büyümüş de yönetmenlik de yaparmış, diye düşünmem çok geç değil, yakın zamandaydı. Sonuçta kendisi genç kızların sevgilisi olduğu için, hiç öyle 'başka nerelerde oynamış, aman da nasıl yaparım da bir daha izlerim bu çocuğu' gibi dertlerim olmadı ve araştırmadım. Jeux d'enfants (2003)'da rol arkadaşı Marion Cottillard'ın peşindeydim ben; Marion'un oynadığı filmlere bakarken seçtiğim bir filmdi. Ama pişman olmadım, güzel filmdi. Canet'nin de yönettiği üçüncü uzun metraj filmmiş bu.
(Jeux d'enfants, Ju Defan; Canet de Kane diye okunuyor)



Doktorundan aktörüne, kızlı erkekli, evli bekar bir arkadaş grubu var. Grupta bi' tane zengin var; her sene onun yazlığına gidiyorlar tatile. Hem hep beraber olunca daha eğlenceli zaman geçiriyorlar. Gerçi doktor olan Vincent (Benoit Magimel), yazlığın sahibi Max'e (François Cluzet) ilginç bir sevgi gösterisinde bulununca biraz kafaları karıştırıyor. Sonraki gün arkadaşlarından birinin trafik kazası geçirdiği haberiyle hastanede toplanıyorlar, komadaki arkadaşlarını ziyaret ediyorlar. Tam da tatile çıkacakları günün öncesi gelişen bu olayla moraller bozuluyor ama üzülmenin bir faydası olmadığı fikrinde karar kılıp zaten yoğun bakımda olduğu için yanında duramadıkları Ludo'ya (Jean Dujardin) çabuk iyileşmesi için dua edip planladıkları tatile çıkıyorlar.


Film, çok Fransız filmi gibi değil. Baya Hollywood havası aldım ben; hikayesi olsun, karakterler olsun.. Renkler bile farklıydı izlediğim diğer Fransız filmlerinden. Filme giriş yaptığı plansekansı görülmeye değer; her ne kadar başka filmleri çağrıştırsa da, her ne kadar tahmin edilebilir bir plan sonu olsa da. Gerçi ben 'Fransız filmi izliyorum kesin böyle bir plana absürt bir son hazırlanmıştır' diye izledim ve klişe görünce bir şaşırdım. Sonuç olarak şaşırdım yani şaşırtmayı başardı bir şekilde. Tavsiye edilir mi? Edilir. Ayrıca zaten Marion olduğu için bile izlenir sadece. imdb.com puanı 7.0


15.10.2012
Oku..