Bizim İçin Şampiyon (2018)


YouTube'tan takip ettiğim programlardan biri Loş Şohbet, Caner Özyurtlu'nun programı, konuklarıyla havadan sudan muhabbet ettiği bir format. Kendi de konuk kadar konuşuyor, bazen daha çok hatta, muhabbeti açıldıkça en sevdiği filmler arasında Şampiyon'u söyleyip duruyor. Bir dedi iki dedi bir yerden sonra merak edip ekledim izlenecekler listeme. Hakikaten çok güzel filmmiş. Ben de mesela takıntılı bi şekilde konusu açıldıkça Kırımlı (2017)'yı överim sağda solda, onun gibi bu da çok kimsenin bilmediği bir değer olabilir diye izlemek istedim ve hemen hak verdim.


Bir kere gerçek bir hikayeye dayanıyormuş. Ahmet Katıksız'ın yönetip, Serkan Yörük'le beraber yazdığı filmin başrol oyuncuları Ekin Koç ve Farah Zeynep Abdullah. At yarışlarıyla ilgilenenlerin kesin bildiği iki isim Bold Pilot ve Halis Karataş; 90'larda tarihe geçmiş isimler.

Halis Karataş, Anadolu'dan geliyor jokey olacam diye, Özdemir Atman'la tanışıyor ve onun atlarından birine jokey oluyor. Özdemir Bey'in kızı Begüm de çok sevdiği atı Boldi'yi Halis Karataş'a emanet etmekten çok memnun. Halis'le Begüm ilk görüşte aşk tabii ama Begüm amansız bir hastalıkla cebelleşiyor bir yandan. Halis'in Bold Pilot'la başarıdan başarıya koşması, aslında hep Begüm'ü motive etmek için diye anlatılıyor, hep Begüm için koşuyorlar, kazanıyorlar.

Ama halk ne biliyor; Onlar, koşan, kazanan, çok sevdikleri kara pilotun kazanması için tek yürek tek nefes oluyorlar. Boldi'nin kazandığı her yarış, seyircilerle arasındaki bağı kuvvetlendiriyor. Bir yerden sonra kazansa da kaybetse de o bizim Bold Pilot'ımız diyorlar.


Etkileyici, sürükleyici hatta hayran bırakan anlatımıyla çok güzel film yapılmış. Aksiyon sahneleri mükemmel, gaz sahneleri çarpıcı, dramı zaten dram.. Hatta sonunda gerçek karakterleri de görmemiz hikayeye inancımızı pekiştiriyor. Çok başarılı iş olmuş. Caner Özyurtlu kadar olmasa da ben de överim bundan sonra lafı açıldıkça.

Kadroda Ekin Koç ve Farah Zeynep Abdullah'tan başka Fikret Kuşkan var, Erdem Akakçe var, geçen sene birkaç saçma diziyle aşırı popüler olan Melis Sezen var. Dur hatta kontrol ettim de buldum, Leke (2019) dizisinde CEO yardımcısının yazdığı kızı oynuyordu. Almanca falan bilen fakir kızdı. Neyse işte o var filmde baya diyalogsuz olarak esas kızın kardeşlerinden birini oynuyor.. Öyle..


29 Şubat 2020 (Resmen artık yıldaki ekstra güne denk geldi yazı)
Oku..

Nar (2011)


Ümit Ünal filmini anlatırken, "Hepimiz nar tanesiyiz, birbirimizden çok farklı ama aslında çok benzeriz, bir araya gelince bi anlam ifade ederiz, nar oluruz" gibi bi şeyler söylemiş. Aslında o kadar da değil, çok da nar'a benzer bi tarafımız yok bence. Hikayedeki karakterlerin hepsinin ayrı ayrı dertleri/sorunları olması bu kadar büyütülecek bi şey değil; bunlar normal şeyler. "Bak, görüyo musun, ne kadar haklı aslında, o böyle yapıyo çünkü şöyle bi durumu var, bunun da bu şekil halleri var.." demedi kimse, demez de...


Özetle çok iyi bir film değil, ki Ara (2008) kadar etkili bi şey olmasını zaten beklemiyodum ama bu kadar basit de olmasındı açıkçası... Sisteme ayak uydurmak için yanlış olduğunu bildiği şeyler yapan bi doktor hanım, doktor hanımın oyuncu adayı sevgilisi Deniz Hanım ve hastanedeki yanlışlık sonucu kızı deliren falcı abla... Ha bir de kapıcı var tabii, o da hikayenin vicdan tarafı... Ya ne bileyim bu tarz hikayeler hiç yakışmıyo bazı abilerimize...

Hikaye kötü olunca oyunculara da bi şey denmiyo ki... Gerçekten, kötü duruyodu oyunculuklar da... Serra Yılmaz, İrem Altuğ, İdil Fırat ve Erdem Akakçe. Bütün bu negatiflere rağmen tek mekanda film çekmek kolay değil, burdan artı puan akar... Tek mekanda hikaye kurgulamak, oyuncu yönetmek falan iyice zeka işi, her hareket hesaplı olmalı, gevşeyemezsin. Mesela diyaloglar daha doyurucu olsa toparlardı belki, ya da ne bileyim daha keskin montajla hareket katılabilirdi. Neyse, ben filme on üzerinden beş verdim, ki bu da 'şans verilebilir' puanı...

Aslında bunlar hep, film gösterimi sonrası mekanda konuşulup tartışılacak şeyler. Tabii ki filmin yönetmeni yanımda olsa bu kadar rahat giydiremem, ama bi inceden çıtlatırım bunları içimde kalmasın diye...


Şimdiye kadar heykel ve resim atölyesi olarak kullanılan Galata'daki Kamayor Atölye beş altı ay kadar önce sahnesinde müzik yaptırmaya başladı. Önceden de yapılıyodu da kendi kendineydi, şimdi seyircili meyircili, eğlenceli haller oluyor. Başta caz ağırlıklı başlayıp, sonrasında farklı tarzlara da ev sahipliği yapan mekanda, dün, film gösterildi.

Her hafta bi film gösterip, gösterilen filmin yönetmeni, senaristi, oyuncularından biri ikisi artık kim müsaitse davet edilip söyleşi yapılacak. (Bu filmde olmadı söyleşi, çünkü aceleye gelmiş program ve Ümit Ünal müsait değilmiş, bundan sonraki filmler için artık) İlgilenen Facebook Sayfasından falan takip edebilir... Girişler ücretsiz oluyor, isteyen çay, kahve, bira, şarap falan da alabiliyor.

Serra Yılmaz, Ümit Ünal, set emekçisi ve İrem Altuğ...

Ya bi de Ümit Ünal tarzı şu final sahnesinde, oyuncuların rollerini değiştirtip bi de böyle oynayın demesi.. Ara (2008)'da yapmıştı, sevmiş olacak ki bunda da var.. Eğlenceli oluyo ama..

17.02.15
Oku..

Zincirbozan (2007)


80 darbesini konu alan, Avni Özgürel'in senaryosunu yazdığı Atıl İnaç'ın yönetmenliğini yaptığı siyasi-tarihi-gerilim temalı film.

Çok takip edemedim ama 75'ten sonra sanırım bir beraberlik olmuş sağ-sol arasında onun için bi sene biri bi sene biri olmak üzere Demirel ve Ecevit beraber devam ediyorlarmış devleti idareye.


Sonra işte filmde de bahsedilen, Amerikanların gazıyla, bir takım siyasi sokak çatışmaları gerçekleşiyor ve 12 Eylül'de askeri güçle Kenan Evren yönetime el koyuyor, devlet başkanı oluyor, sonra bir oylama ile Cumhurbaşkanı. Bir süre askeri yönetimin ardından Turgut Özal başbakan olarak göreve getiriliyor. Bu süreçte Ecevit ve Demirel Çanakkale'de Zincirbozan Askeri Tesisleri'nde misafir ediliyor. Bu anlatılıyor.

Bülent Ecevit, Bülent Emin Yarar; Süleyman Demirel, Haldun Boysan; Kenan Evren, Suavi Eren; Turgut Özal, İsmail İncekara... Ve Emre Karayel, Ege Aydan, Suna Selen, Erdem Akakçe, Atıl İnaç, Mustafa Üstündağ ve Selen Uçer de diğer oyuncular.

Ecevit ve Demirel çiftleri Zincirbozan'da..

Yakın tarih meraklılarına uygun bir film ama ne kadar gerçek, ne kadar taraflı, ne kadar dobra bilemem. Sonuçta tarih işte, birileri bi şeyler anlatırken illaki bi şeyler değişir.

13.10.13
Oku..

Ara (2008)


Ümit Ünal'ın yazıp yönetip finanse ettiği Ara (2008), festival filmi gibi ama piyasa filmi de gibi, çok güzel de gibi ama az güzel de gibi, 'ara'da kalmış bir film işte. (Evet, yaptım bu kelime cambazlığını!)

Selen Uçer ve Erdem Akakçe var ön planda. Uçer de tıpkı film gibi arada kalmış bir hatun; güzelle değil arasında ama Sezar'ın hakkı Sezar'a, çok yetenekli oyuncu. Canlı izleyemedim henüz -tiyatro falan- ama kamera önü baya iyi bence. Geçen sene Kuçu Kuçu oyununu oynuyorlardı Özgü Namal'la beraber, bu sene de devam ederlerse gidesim var. İlk oynadığı sinema filmi de yine Ümit Ünal'ın yazdığı Anlat İstanbul (2005)'muş.
Filmimize dönelim: buradaki performansını da görün bence, hele Akakçe'yle uyumlarına bayıldım. Erdem Akakçe de ilk sinema filmi olarak Kolay Para (2002)'da rol almış. Kendisini en son Gezerken isimli park tiyatrosuyla izlemiştim. Çok takdir ettiğim bir abimizdir. Bu ikili, birkaç projede daha beraber çalışma fırsatı bulmuşlar, araştırın meraklılar.


Serhat Tutumluer ve Betül Çobanoğlu ise filmdeki diğer iki ana karakteri oynuyorlar. Tutumluer'i en son Demirkubuz'un Yeraltı (2012)'sında izlemiştik, Çobanoğlu ise şu sıralar 'Bitmeyen Şarkı' diye bir dizide oynuyormuş. İkisinin de bu filmdeki performansları gerçekten çok iyi. Ben zaten çok ön plandakinin bi tık altındaki karakteri daha çok izliyorum filmde, daha eğlenceli oluyor, deneyin bi ara.

Kısaca bir de konudan bahsedelim: Ender ve Gül'ün tek seferlik diye başlayan ilişkisi tahmin edilenden uzun sürer ve sevgili olurlar. Normal bir ilişkide olması gereken her şey oluyordur, kıskançlıklar, bağrış çağrış, sevişme, ufak kaçamaklar.. Ender'in en yakın arkadaşı hatta ortağı olan Veli'yle, Ender'in çocukluk arkadaşı Selda da sevgilidirler. Elimizde iki çift vardır, biz de bunların dertlerine, zevklerine, düşüncelerine misafir oluruz. Bi de aldatmacalarına hep.


Tek mekanda geçmesi, filmi acayip yapan özelliği, işte festival filmi yapan kısmı da bu. Kurgusu da fena değil aslında, hikaye bize tecavüz ediyor yani gitmeli gelmeli kurgu, bi öncesi bi sonrası, çaktın mı?!

Yalnız, Ender-Gül çifti ayrıldıktan sonra birbirlerine benzeyen insanlar bulup sevişiyorlar ya, hani, intikam mı, özlem mi tam bilinmiyor? Filme renk katmış ama bence gerek yokmuş, siyah beyaz hali iyiydi hikayenin.


Saygılar, tavsiye butonuna bastım.
Ayrıca bu yazı kesmeyip inceleme yazısı isteyene öneri: Seçil Büker'in derlediği Karpuz Kabuğu Denize Düşünce kitabında Şeyma Balcı yazmış..

30.09.2013
Oku..

G.D.O. Karakedi (2013)


Adı kötü. Şafak Sezer filmlerini zaten sevmem. Sinemada çalıştığım dönemde Durul Bazan'ın sahnelerindeki dubstep izlettirdi bana filmi. İyi film değil ama kötü de değildi aslında. Şafak Sezer yazmış Murat Aslan yönetmiş. Murat Aslan dediğim adam, Maskeli Beşler serisinin yönetmeni. Erdem Akakçe ve Durul Bazan'ın konuk oyuncu olduğu film hakkında konuşurken denk gelmiştim bir programda Şafak Sezer'e, ''Bu filmdeki arkadaşlar oyuncu değil, eşimizi dostumuzu çağırdık, beraber oynadık..'' falan diyordu. Ayıp değil mi ya? Ben mi gereksiz takıyorum bu adamın her dediğine acaba? O filmde oynadılarsa oyunculardır artık yani, sonuçta o işten para kazanan adam -iyi ya da kötü- oyuncudur. O misyonu yüklemişsindir artık, ona bir vizyon olmuştur o. Cümleye gel.


Gürkan, Duran ve Orhan isimli üç kardeş. GDO'yu yakaladınız.
Biri taksici, biri pilavcı diğeri kız kaçıran.
İşte pilavcıya durduk yere bir sürü elmas gelir başları belaya girer..
Kız kaçıranın derdi zaten belli; abiler..
Taksici de cesetler cesetler..
Başları dertten kurtulmaz yani. Bir de karakedi mevzusu var, amaçsız bir şekilde kediye takılmış, bütün uğursuzluk ona yüklenmeye çalışılmış, yazık kediye.

G.D.O. Karakedi (2013), Ocak ayının son haftasında vizyona girdi ve vizyonda iken ne durumdaydı merak edenler için ilk üç haftası şöyle..

13.06.13
Oku..