Unutursam Fısılda (2014)


80'lerde pek ünlü sevilen sanatçı olup günümüzde evine haciz gelen aciz Ayperi'nin hikayesi. Tabii ki Çağan Irmak'tan, tabii ki Hümeyra ile... Farah Zeynep Abdullah'ın Netflix'teki filmlerine bakıyordum, görünce açtım izledim. Meğer önceden izlemişim ve tamamını da değil, parça parça hatırladım, öyle silik bir film. Yani aslında güzel hikaye ama televizyonda görebileceğimiz herhangi bir dizi gibi de bir yandan. (Nitekim bununla karıştırdığım -birkaç bölüm izlediğim- şarkıcı dizisi de yine aynı imzaları taşıyan Gülizar (2018) olarak karşımıza çıkıyor.) Onun için aklımda kalmamış hiç, onun için şimdi hakkında bir iki cümle yazmam iyi olacak ki sonra bir daha izlemeyeyim yanlışlıkla.


Hatice kasabanın oğlan çocuklarıyla top oynayan kızı; ablasıyla beraber dergilerden ünlülere bakıp şarkıcıların taklitlerini yaparak eğleniyorlar. Abla şiire ve duygusallığa meyilli, Hatice şarkı söylemeye ve koşturmaya. Kasabaya yeni atanan kaymakamın yakışıklı oğlu da gitar çalıyor. Abla bu oğlana vurgun, oğlan tabii ki Hatice'ye. Beraber hayaller kurup İstanbul'a kaçıp albüm yapmak istiyorlar. Adını Ayperi olarak değiştiren Hatice, geride bıraktığı ablasının omzuna annesini-babasını yüklüyor (aslında zaten ablasının sırtında olan bütün yükten Hatice eksiliyor) bir de ablasının sevdiği adamla kaçıyor gibi oluyor. 

Film bir kanaldan Hatice'nin İstanbul'a gidip kariyerinde yükselmesin anlatırken, bir kanaldan da yaşlı ve hasta Ayperi'nin İstanbul'daki evine haciz gelmesinden sonra kasabaya geri dönerek ablasıyla yüzleşmesini anlatıyor.

Hümeyra'ya Işıl Yücesoy; Farah Zeynep'e Gözde Çığacı, Mehmet Günsür, Kerem Bürsin ve Meriç Aral eşlik ediyor. Yazan-yöneten Çağan Irmak. Çok daha güzel filmlerini izledik, tutup da bu filmi tavsiye edemem soran olursa..

14 Haziran 2020
Oku..

Ulak (2008)

Konuk Yazar // İrem Tamer


imdb puanı 6.8 olan, -görsel efektleri evlere şenlik- iç güveysinden hallice bir Çağan Irmak filmi.

Başrol Zekeriya’yı Çetin Tekindor canlandırıyor. Çok şaşırdınız değil mi; (Babam ve Oğlum (2005)'un başarısından sonra..) neyse çok da yakışmış.. Sevdiceği Meryem var, onu da Hümeyra oynuyor. (Zaten Çağan Irmak'ın değişmezi bu ikili)

Hiç oluyor mu adam köye gelir gelmez.. Kadını muhallebi yemeğe değil hikaye dinlemeye çağırıyor. Köy de öyle bir köy ki ne ararsan var. Kötü adamımız Adem, gözü sürmeli Yetkin Dikinciler olarak rüyada görülünce korkulan cinsten bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bir de geçimini sağlamak için geçmişte kendini şimdi de kızını pazarlayan mahallenin kötü kadını Esma - o da Şerif Sezer. Bakalım bakalım başka kim var: Ha Ömer, kahvehanecinin oğlu, okumayı yazmayı seven, yaşadığı çevreden nefret eden bir delikanlı. O da Kaya Akkaya (Ne  kadar da uyumlu bir isim..) Bir de onun uzaktan uzaktan bakıştığı -bir zamanlar adı çıkmış- fıstıklar fıstığı Emine. Tabii ki bu övgülerim Melis Birkan’a. Ahanda olayları çıkaran Ulak İbrahim, Cemal Hünal. Bir kereliğine de olsa başkasından atraksiyon bekliyoruz.. (Bu filmden hemen sonra Issız Adam (2008) yapılıyor ya..)

Olaya gireyim artık. Şimdi bu Zekeriya bir köye geliyor, giriyor köyün kahvesine. Gözüne hemen kitap karıştıran kahvehanecinin oğlu Ömer’i kestiriyor. Sonra kötü adamımız Adem sürmeleriyle karşımızda. Adem’in artistliği karşısında Zekeriya çıkıyor kahveden. Bir bakıyor, çocuklar.. Topluyor çocukları, anlatmaya başlıyor hikayesini. Diyor ki "Her karakteri gözünüzde canlandırın, bir tek Ulak İbrahim’i canlandırmayın". Bir Ulak var, bir kuyunun yanından geçerken su içiyor, bir haller oluyor adama. Güç bela köye gidiyor, orada yaşlı bir teyze yardımcı oluyor hemen. Burada kesiliyor hikaye. Aileler çocukları çağırıyor çünkü, işlerin aksamasından şikayetçiler. Küçük yerde çocuk demek işçi demek. Ömer-Zekeriya işbirliğiyle gece, çocuklara -ailelerden gizli- bir toplantı organize ediliyor. Hikayeye devam.


Köyün kötü adamı, Ulak'la bi atışıyor.. Sonra o melun kuyudan su içiriyor ona Ulak. Kötü adamımız hayaller görüp kendini asıyor. Ölümüne köy pek bi seviniyor ama sonra adamın yancılarına da bir şeyler oluyor..

Sonra bir çocuğun hayalindeyiz: Adem’in kötürüm oğlu da ayakta olmak üzere, tüm köy meydanda. Bir ses geliyor. Ulağın sesi.. Hikayeyi bilenler anlıyor hemen. Kendi köylerindeki kötülükleri de savuşturacağından hepsi emin. Kötüler kaçışıyor, iyiler meydanda kalıyor. Sonra köye bir hastalık geliyor - daha doğrusu kötülere. İyiler evde, kötüler cüzzamlı halde sokaklarda.. Sahneler zombi istilası gibi, yine görsel efektlerin harikalığından başımız dönüyor. Zombilerden en kötü halde olan da köyün kötüsü, Adem. Bir de karısı adama el sallayıp gitmez mi.. Abooo.. Neyse iyiler, cüzzamlı yakınlarına baka baka uzaklaşıyor bu diyarlardan, gerilerinde ise bitik vaziyette kötüler kalıyor.

İki bey vardı, belden aşağısı tutmayan, yazarla babası, onlar Zekeriya ile oğluymuş. Bu Ulak hikayesi de adamın oğlunun ölümü üzerine içine su serpmek için uydurduğu hikayeymiş. Köy köy gezip anlatıyormuş.

(Bu yazıyı benim isteğim üzerine yazdı İrem. İrem, benim kardeşim. Bana gelen bu yazıya biraz düzelti yapıp paylaşıyorum. Sadece nereye gideceğini görmek istiyorum; birkaç yazı daha istemeyi düşünüyorum abişten. Yazmasını istediğim filmleri belli bir sistematikle seçeceğim, bakalım nasıl bir gelişme olacak..)

270716
Oku..

Issız Adam (2008)

Konuk Yazar // Vedat Özdemiroğlu


“Sen dizime yattın, ben bir hikaye anlattım,
sonra benim dizim uyuştu, böylece bu ilişkiden soğudum!..”

Alper, balköpüğü sakallı bir işletme sahibidir... Günleri, kendi restoranında yemek yaparak, duş alıp aynada kendine bakarak, eski plaklar dinleyerek ve katıldığı grup sekslerde yeni yemek tarifleri toplayarak geçmektedir... Bi ara Şeyma75 ve kasketli gözlüklü beyiyle mutluluğu yakalar gibi olur ama gene olmaz... O bir yalnız adamdır...


Ada ise çocuklar ve cüceler için kostüm diken bir dükkan sahibidir... Sanki yeni kitaplara keçi ayağı değiyormuş gibi, insan eli değdiği için hep ikinci el kitap alan duyarlı bir kızdır...
Alper ne kadar hoyrat ve sakallıysa, Ada da bir o kadar sevecen ve sakalsızdır...
Bu iki Cihangir canlısının yolu, bir sahafta kesişir... Alper, epeydir aradığı bir Hümeyra plağını bulduğu için sevinçten kükrer... Böylece tanışırlar... Alper, Ada’ya plak hakkında “Bu plak, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 1966’ya 343-016787 no’lu izniyle, İstanbul Davutpaşa’da 2222 adet üretilmiş, 20 tanesi promosyon olarak magazin servislerine, 2 tanesi de şirket sahibinin dünürüne verilmiştir” şeklinde detaylı bir açıklama yapar... Ada “Hümeyra niye ayrıldı ‘Avrupa Yakası’ndan, ne güzeldi orda” diyerek, Alper’le ilgilenmemiş görünür... Fakat Alper, kızı dükkanına kadar takip eder ve Zagor kostümü siparişler... Ada “Battal boy çalışmıyoruz, ben size Zagor kostümü yerine Selçuk Ural plağı buliim, tip olarak ikisi birbirine benziyo” der...

Artık ikili, flört dönemine girmiştir... Alper, Ada’yı yemeğe davet eder ve damıtıp şarap yapmak üzere manavdan kara üzüm alır... Ada ise hediye olarak Nil Burak’ı götürmeyi düşünür fakat Nil Hanım’a ulaşamayınca plağını götürür... Alper, Ada’yı yemek diye kandırmıştır... Asıl amacı sebzeler üzerine 70 dakikalık bir sunum yapmaktır... Gecenin bitiminde sevgili olurlar... Alper’in stajyer pornocu gibi hızlı seksine karşı, Ada “Yüzüme bak, elimi hisset, boynumu sigortala, bi hikayesi olmalı sevişmemizin, bana baktığında sevdiğin herkesi görmelisin, yer kalırsa Norveçli balıkçıları da görmelisin, sanki kendinle sevişir gibi, adeta 31 gibi sevişmelisin” diyerek teori yapar... Aslen Ada, ilişki öğretisi sahibi gizli bir bilgedir... Tek kötü huyu, peçeteye tükürüp, o tükrükte sigara söndüren arkadaşları olmasıdır...


Aşk, coşkuyla sürmektedir... Gerçi bi sabah Ada “Hiç çocuk olmamış ve hep çocuk kalmışsın gibi” diyerek, yastıkla boğulma teşebbüsünü hakketse de, Alper’in kafası, sabahları çirkin görünüşündedir... Bu yüzden sabah sabah güneş gözlüğü takar ve şahken şahbaz olur...
Yılların sevişkeni Alper, ‘Aşkım’ moduna geçmiştir...

Bu süper ilişki, Alper’in Kızılderili asıllı annesinin gelmesiyle boyut değiştirir... Zaten oğluna ‘Issız Adam’ adını veren de bu kadındır... “Çocukken kalabalıkları sevmezdi, hep odasında otururdu, ansiklopedi ezberlerdi, kırlentlerden plak yapardı, ergenleşince düz duvara tırmandı” diyerek onu Ada’ya anlatır... Yakaroğlu anne yüzünden Alper şarap manyağı olur...
Ve işte sonra olaylar gelişir...


Alper, ruh halini “Kanımda mikrop var, ayrıca yüksek oranda çinko var, seni kirletirim, zaten küreyi de ben ısıttım, parasını vermeden sevişince tam dadını alamıyom!” şeklinde otopsi raporu gibi anlatır... Hatta bi ara kendini, Rafet el Roman modeli, elinde asayla, kumsallara atar...
‘Bitsin’ tadıyla “Ben seni hakketmiyorum, doğru insanı bulduğunda bana teşekkür edeceksin” lafları havada uçuşur...

Çocuğun adı Mithat Can’dır, filmin adı Kutup Ayısı’dır, hikayenin son adı Çağan Kardeşten Masallar’dır... Varsın tokaya kızdan daha çok üzülsün, Issız Adam bizi sinemaya çekmiştir...

Tüm bunlar olurken, benim filmdeki adamım, düğünde, kafasında bira şişesiyle oynayan adamdır.

(Bu yazı ilk olarak 2008'de Uykusuz'da yayımlanmıştır. VÖ'nün özel izniyle bloga eklenmiştir.. Ayrıca İletişim Yayınları'ndan çıkan yeni kitabı Türkçe Sözlü Hafif Mizah'ta da daha nice yazıyla beraber yer almaktadır.. Bu da kitap için tadımlık bir yazı olsun hem..)

04.10.15
Oku..

Tamam Mıyız? (2013)


Yazan yöneten Çağan Irmak.. Oyuncular, Aras Bulut İynemli, Deniz Celiloğlu.. Ve ayrıca Aslı Enver, Sumru Yavrucuk ve Gürkan Uygun..
Önce bi Çağan Irmak diyelim, 45 yaşında ve Mustafa Hakkında Her Şey (2004) filminden beri Türk Sineması ondan sorulur oldu.. Kötü değil, adam kanalı buldu, -genellikle- çok güzel işler yapıyor ve hakkettiği değeri de görüyor, bence. Sinemanın önünde "Ne izlesek?" dendiğinde, eğer vizyondaysa, tercih sebebi bu adam. E kolay değil ama bu seviyeye gelmek, tercih edilmek. E başka yok, yönetmeni şuymuş deyip girilen film vizyonda, ya da ben mi bilmiyorum (Demirkubuz'u, NBC'yi falan demiyorum, onlar çok durmuyo piyasada).


Aras Bulut İynemli, 'Öyle Bir Geçer Zaman Ki'nin Mete'si.. Başarılı eleman, iyi oyuncu.. Kolları bacakları doğuştan olmayan, -maddi durum zaten olmayan- İhsan'ı canlandırıyor bu filmde. Deniz Celiloğlu da heykel, resim, illüstrasyon falan yaparak geçimini sağlayan, sanatçı Temmuz'u oynuyor. Bunlar çok ayrı dünyaların insanı, birbirlerini rüyalarında görüyorlar.

İkisi de hayatından memnun değil, bu mesajın ikisinin de hayatını kurtaracağını düşünüyorlar. Birbirlerine yardım edecekler. İkisi de aslında ait olmadıklarını düşündükleri dünya içinde başka dünyalar keşfedecekler..


Görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki olan filmin bir grup da efektçisi var. Efektlerini genel anlamda başarılı buldum. Hele TAFF Pictures'ın dağıtım anlayışını iyice takdir ettim. Yapım şirketi, çağın gereklerine ayak uydurmuş ve vizyon süresi ve DVD ilk satış süreci tamamlandıktan sonra kendi youtube hesaplarından kaliteli şekilde filmin tamamını paylaşmışlar. E millet torrent falan kovalayacağına, seyirci memnuniyeti açısından gayet yerinde bir hareket olmuş.


Zaten Çağan Irmak da seyircinin yanında bir tutum içerisinde bu konuda. "Ben korsana karşı değilim" demeci var adamın, "Ama doğru değil yani, almayın" diyo, ama "Çaktırmadan alın" da diyo. Yazmıştım daha önce. Yoksa pahalı abi, hani internetten bedava indirebiliyoken 25 lira verilmez öyle her filme. Ha yine vardır meraklısı, arşivcisi alır, imzalatmak isteyen alır.. Öyle yani..


Çağan Irmak'ın en iyi filmi değil ama iyi film. Ben 7,0 puan verdim.. Top sizde..

19.08.15
Oku..

Yönetmenler: Çağan Irmak..


İzmir'li senarist-yönetmen bir kişi. Ege Üniversitesi Radyo-TV Bölümü'nde teknik bilgiyi kapıp yeteneğinin ve hayallerinin peşinden giden bir adam. Bende bıraktığı iz şudur: her filminde en az bir sahnede  gözlerimin dolmasına sebep olan.. Belki de kendimi şartlamışımdır; belki de harbiden duygusal bir adamımdır da bu herif ortaya çıkarıyodur.. Asıl tanınan bir isim olmasını sağlayan yazıp yönettiği efsane dizilerdir: Asmalı Konak (2002-04), Çemberimde Gül Oya (2004-05) vs.

Ama işte dediğim gibi filmlerinde de başka bir hava vardır. Uzun metraj filmleri: Çilekli Pasta (2000) ile başlar; Bana Şans Dile (2001); Mustafa Hakkında Herşey (2004) ki bu filmle sinemada dikkat çekmiştir; Babam ve Oğlum (2005); Ulak (2008); Issız Adam (2008); Karanlıktakiler (2009); Prensesin Uykusu (2010) (ki bu da bence tek dandik filmidir) ve Dedemin İnsanları (2011) ile devam eder. Filmlerinde beraber çalışmayı sevdiği oyuınculardan öne çıkanlar Çetin Tekindor (4), Fikret Kuşkan (3) ve Hümeyra (4) gibi isimlerdir.

Ayrıca 9 filmden oluşan bir ''Kabuslar Evi'' serisi yazmış, bu serinin sadece 3 filmini kendisi yönetmiş diğer filmlerin 2'sini Cevdet Mercan; 4'ünü de Kampüsistan (2003), Ezel (2009-11) ve Son (2012) dizilerinde yönetmenlik yapmış Uluç Bayraktar direkte etmiştir. Evet direkte..

Yönetmenin, imdb.com'da filmlerine verdiğim puanlara bi' göz attım da şöyle baya iyi vermişim.. Normalde de çok sıfırcı bi yapım yoktur ama 8 veriyosam harbi beğenmişimdir yani :)

Tamam Mıyız? (2013), Unutursam Fısılda (2014) ve Nadide Hayat (2015) diğer filmleri..

1 Ağustos 2012 güncellendi Temmuz '16
Oku..