The Overnight (2015)


Patrick Brice diye bi eleman yazıp yönetmiş, öncesinde pek bi şeyi yok, ilk ciddi işi diyebiliriz.. Yalnız sizin de dikkatinizi çekti mi, afiş 90'lardan kalma gibi, oysa bu senenin filmi yani..

Alex, Emily ve oğulları Los Angeles'a yeni taşınmışlardır. Emily'nin işi dolayısıyla geldikleri yeni evlerine adapte olmakta sorun yaşayacaklarını düşünürler. Arkadaş edinmekte zorlanacağının farkında olan Alex'in bir diğer derdi de küçük pipisidir.. Arada muhabbeti açılır, karısı sorun değil falan der ama Alex gene de "Yok ya, çok küçük, eziğim ben, di mi eziğim.." diye dolaşır..


Bi gün çocukları parktayken kendine bi arkadaş bulur ve onun acayip babası Kurt'le tanışırlar.. Acayiptir adam bariz, "Çocuğa jelibon verilir mi canım, kanser olur çocuk.." kadar acayip mesela.. "Madem yenisiniz bu civarda, akşam bize yemeğe gelin kaynaşalım" der. Giderler ve Kurt'ün en az kendisi kadar ilginç karısı Charlotte'la da tanışırlar.. Önce her şey normaldir, sonra Kurt, karısının aktris olduğunu söyler ve oynadığı filmdeki sahneyi izlettirir.. Kadın, anne sütü teminini anlatan bu filmde memeleri açık oynamaktadır.. Misafirliğe gelip meme izleyen çiftimiz tam kalkmaya karar vermişken bir sürpriz daha gelir Kurt'ten.. Ot.. Kafalar çekilir, çıplak havuza girilir, olanlar olur..


Ev sahibi acayip çiftin derdi ne acayipmiş.. Meğer bu eğlence spontane değil planlı bir eğlenceymiş.. Her şey ortaya çıktığında iş işten geçmiş, misafir çiftimiz kendini olayların içinde bulmuştur.. Filmde o bi gece anlatılıyor..


Misafir çiftimizi, Adam Scott ve Argo (2012)'da küçük bir rolle yer alan Taylor Schilling oynarken, ev sahibi çift rolünde, Jason Schwartzman ve L'auberge Espagnole (2002)'da oynamış Fransız aktris Judith Godreche'i izliyoruz..

Bir de Kurt'ün yaptığı resimler görülmeye değer fantastik tablolar.. Filmi izlemeyecekseniz bile şu tabloları bi görün..


23.09.15
Oku..

The Secret Life of Walter Mitty (2013)


Taa önceden, sinemaya gittiğimde koridorda gelecek program afişlerine bakarken dikkatimi çekmişti bu film. Ayakları yerden kesilmiş bir adamın saklı kalmış hikayesinin gün yüzüne çıkacağı iddia ediliyordu. Bi an ilgilendim mevzuyla, sonra unuttum gitti. Geçen denk geldim, izledim, derken, şimdi yazıyorum..


Bu arada ben böyle indirdim falan deyince kesin kıllanan oluyodur. Geçenlerde Çağan Irmak da dedi: "Benim filmlerimi izleyebilirsiniz korsandan, sonuçta birilerine izletmek için çekiyorum," dedi, sonra yapımcısı aklına geldi herhalde "ama korsana hayır, ama izleyebilirsiniz.." falan diye geveledi. Mantık şu, parası olan ve kaliteli izlemek isteyen sinemada izler, blu-ray izler, dvd izler.. Ha, çok kalite aramayan, merak eden, zaman geçirmek için isteyen, oturur korsan izler, internetten indirir izler..
Yeni çıkan bir film dvd'si 20-25 tl, sinema desen 8-26 tl, korsan dvd 3-5 tl, internette film bedava..
Tabii ki benim de dvd koleksiyonum var, arada bir sinemaya giderim var, ama en çok internetten indirdiğim cigabaytlarca film var.. En güzeli tabii ki sinemada izlemek ama ona paradan da ziyade zaman gerek..


Yönetmeni de başrolü de Ben Stiller olan filmi, James Thurber'in öyküsünden geliştirerek senaryolaştıran Steve Conrad imiş. Ben Stiller'ı zaten biliyorsunuz; Thurber, 1900'lerin ilk yarısında çok çalışmış gazeteci-yazar-çizer; Conrad ise senaryocu, Will Smith'li The Pursuit of Happyness (2006) ve Nicolas Cage'li The Weather Man (2005)'in senaristi. Filmde Stiller'a, Kristen Wiig, Adam Scott ve biraz da Sean Penn eşlik ediyor.


Walter Mitty, efsanevi Life dergisinin negatif fotoğraflar departmanında çalışıyor. Derginin fotoğrafçısı meşhur Sean O'Connell'ın bir nevi asistanı, onun gönderdiği negatifleri işleyerek dergiye basılacak hale getiriyor. Sean, maceracı fotoğrafçı, Walter'la sadece telefonda konuşarak işleri idare ediyor. Walter da, dergideki bu işinden başka hiçbir şeyi olmayan bir adam..

Küçükken kaykay yapmasını ve sürekli aksiyonlu hayaller kurmasını saymazsak tabii. Dergide yeni işe başlamış bir kıza da yanık, ama işte... Dergi el değiştirmiş, kapanacak, son sayısı çıkacak ve Sean son sayıya kapak için Walter'a 25 negatif gönderdiğini yazıyor. Ancak 24 negatif var ortada, Walter'ın kayıp 25. kare için Sean'a ulaşması gerekiyor ama maceracı fotoğrafçı kim bilir hangi ilginç fotoğraf için Dünya'nın neresinde.. Aksiyon peşinde koştuğu hayalleri gerçek olacak Walter'ın, Sean'ı bulması ve 25. kareyle kapağı tamamlaması gerekiyor.


Yani, fena değil aslında ama bilemiyorum ya.. Çok eğlenerek izledim aslında, tabii ki bir sürü de rahatsız edici detay buldum ancak genel olarak tatlı film olmuş. İzlenebilir notu verdim yani, çok iyi değil ama iyi işte..


03.04.14
Oku..

Bachelorette (2012)


Hazır düğün mevsimi de açılmışken tam denk geldi bu film. Liseden arkadaş bir grup -tabii hala muhabbeti kesmeyen bir kısmı- arkadaşlarından birinin düğününe davet ediliyor; hem de nedime olarak. Bizde de var mı nedime acaba, ben hiç denk gelmedim, filmlerdeki nedimelerin görevi gelinin gönlünü hoş tutmak. Ufak tefek ayak işlerini falan halletmek. Düğünden bir gece önce yapılan eğlence pek başarılı olamıyor. Striptizci çocuğu ayarlayan nedime hanımlar biraz orospu yapıda olduklarından şişko gelini üzecek bazı olaylara sebep oluyorlar. Onlar bunlar:


Moraller bozulup, millet odasına çekilince bizimkiler biraz keyiflenmek için bilimum zevk verici maddeye düşüyorlar. Yazık kızın gelinliğini falan giyip eğleniyorlar kendi aralarında, kız şişko olduğu için iki kişi birden girebiliyorlar gelinliğe. Fotoğraf falan çektirmeye kal.... Gelinlik sen yırtıl, ortadan ikiye.. "Aman Allahım! Sıçtık." Ne yapsak da halletsek diye başlıyor aksiyon.


Erkek tarafında da liseden arkadaşlıklar hatta eski sevgililikler falan var. Çocuklar striptiz kulübe gidiyorlar falan, kızlar da gelinliği halletme umuduyla her yolu deniyorlar. Arada tabii sarhoş oluyorlar, biri hariç; grubu toparlayacak sağlam biri lazım ama yok yapamayacaklar.

Kötü film aslında ama o aksiyonuna kapıldım, bir de kızlar tatlı yani. Kirsten Dunst, Isla Fisher ve Lizzy Caplan. Gerçi bunlar da yaşlanıyor hep ya. Mesela Kirsten'ı biz nerede tanıdık Spider-Man (2002)'de, yirmi yaşındaydı ama şimdi otuzunu geçti; Lizzy de geçti otuzunu, o da yirmisinde falan dizilerle çıkış yapan bir hatundu. Isla zaten, iki çocuk annesi kırkına yakın.


Demem o ki yaşlanıyoruz, herkes yaşlanıyor. Arkadaşlarımız falan düğünlerine çağırıyorlar, abartıp çocuk yapan var. Gerçi düşününce babam benim yaşımdayken iki çocuğu vardı yani. Eskiden daha da erkendi bu işler. Çocukken de sevmezdim düğünleri şimdi de, zorla oynatmaya çalışırlar. Bir noktadan sonra millet pes edip kalkar ben bütün inadımla masada otururdum tek başıma. Geçen yine gittik düğüne hala aynıyım. Sevmiyorum abi düğün falan. Oynama zorunluluğu olmasa güzel toplantılar gerçi. Tamam evlenen adam için önemli bir gün, herkes orada olsun istiyor. Gidelim oturalım, muhabbet edelim, yemekliyse yemek yeriz. Ha isteyen de çıkar oynar, bana ne.


Neyse toparlıyorum. Leslye Headland'in kendi yazdığı tiyatro oyununu perdeye uyarlayıp yönetmesi sonucu ortaya çıkmış bir filmdir. imdb.com puanı 5,2 olan filmde erkek karakterleri Adam Scott, James Marsden ve Kyle Bornheimer oynarken şişko gelini oynama işi ise Bridesmaids (2011) filminde nedime rolüyle ünlenen Rebel Wilson'a düşmüş.

4 Eylül 13
Oku..

Knocked Up (2007)


Judd Apatow'un yazıp yönettiği, daha sonra da 'bir nevi sequel'i (devamı) diye not düşüp This is 40 (2012)'yi yaptığı, başrollerini Seth Rogen, Katherine Heigl, Paul Rudd ve karısı Leslie Mann'e verdiği aşırı eğlenceli bir film Knocked Up (2007).. This is 40 (2012) de çok güzel ama bu daha güzel..


Alison televizyon işindedir, terfi alır ve evlerinde yaşadığı ablasıyla beraber gece eğlenmeye, kutlamaya çıkarlar.. O gece barda Ben'le tanışan Alison, geceyi yalnız geçirmez.. Ben, gerçek bir işi olmayan, devletten aldığı yardım parasıyla ot içip arkadaşlarıyla takılan bir elemandır.. Alison sarhoşluğu geçince pişman olur zaten, bir daha da görüşmek istemez.. Ama o gece hamile kalmıştır.. Bir de işe Ben'in açısından bak, boş boş takılan adamken, baba olma ihtimaliyle karşı karşıyadır.. Alison aldırmak istemez ve başlar bir ilginç aşk macerası..


Evliliğe sıcak bakamama sebepleri Alison'ın beraber yaşadığı ablası Debbie ve eniştesi Pete örneğidir. İki çocukları ve bir sürü sorunları vardır.. Önlerindeki bu kötü örnek, yeni çiftimizi birbirinden uzaklaştırır..

Filmi efsane yapan Ben'in ev arkadaşlarıdır.. Jason'ı Jason Segel, Jonah'ı Jonah Hill, Jay'i Jay Baruchel ve Martin'i Martin Starr falan oynar.. Sürekli kafa güzel, filmlerde kimin hangi dakikada memeler gözüküyor diye notlar alıp, depoladıkları internet siteleri vardır.. Mr. Skin gibi..


Çok eğlenceli film, ben çok seviyorum.. Judd Apatow tarzı film işte.. Ayrıca Katherine Heigl romantik komedisi diye bi şey de var.. Bu arada kadroda Apatow çiftinin kızları da Pete-Debbie çiftinin kızlarını oynuyor.. Konuk olarak gördüğümüz oyuncular da Kristen Wigg, James Franco, Ken Jeong, Adam Scott gibi isimler..
Romantik komedi tavsiyesi isteyene söylenir rahatça..

17.11.2012
Oku..