2015'in En Beğendiğim Filmleri


Senenin en iyi filmlerine nasıl karar verilir ki, şöyle.. Aktif film izleyicisiyseniz zaten imdb.com üyeliğiniz vardır ve her filmden sonra bi puan veriyorsunuzdur. Tamam, boş verelim şimdi sizi, ben her filmden sonra veriyorum puanımı.. Sonra o listede filtreleme yapıp, sadece 2015'i seçip, en yüksek puanlama üstte olacak şekilde dizmesini istiyoruz. 10 üzerinden 8 puan verdiğim -ikisi yerli- altı film varmış mesela, bunlar bana göre senenin en iyileri durumundalar. 2015 yapımı kırk sekiz film izlemişim ve henüz izlemediklerimi de göz önünde bulundurarak bunlara şimdilik 2015'in En İyi Filmleri diyebilirim.. Buyrunuz:


Sonradan izlediklerimle bu listeye dahil edilecek filmler var:


Ve ben kendi adıma senenin en iyi filmi olarak Room (2015) diyebilirim, bu sene benden on üzerinden dokuz puan alan tek film.. Bu üstteki listeye bir de Carol (2015)'ı ekledim, sekiz vermedim ama sekizlik filmlerin arasında olmayı hakkediyor..

7 puan verdiğim Macbeth (2015), Cobain: Montage of Heck (2015) ve Avengers: Age of Ultron (2015) da dikkat çeken işlerdi, kaynamasınlar..


Tüm dünyada sene içinde en çok kazanan film 650 milyonluk hasılatla Jurassic World (2015) olmuş, hemen arkasında Avengers: Age of Ultron (2015) var 460 milyon dolarla..
Türkiye'de en çok kazanan film ise -daha yeni vizyona girmesine rağmen- 5 milyon lira ile Düğün Dernek 2: Sünnet (2015), ardında 3,5 milyon lira hasılatlı Mucize (2015) var..
İki listede de üçüncü sırada Furious Seven (2015) yer alıyor..


Peki bu sene izlediğim filmlerden aklımda kalanlar, en azından kalsa güzel olurlar kimler? Southpaw (2015)'daki kısa ama etkili rolüyle Rachel McAdams, Bulantı (2015)'daki enfes oyunculuğuyla gönüllere taht kuran Öykü Karayel, Me and Earl and the Dying Girl (2015)'deki tatlı kız Olivia Cooke ve The Man From U.N.C.L.E. (2015)'daki gizli gizli ajan Alicia Vikander.. Hiç izlemeyeceksen bile bu kızlar yüzünden izlersin yani..

Z Raporu Aralık 2015 (Güncelleme Ocak 2016)


Bu sene sonu listesi işine şöyle bir standart getiriyorum, imdb.com'da 8 ve üzeri verdiğim filmler içerisinden ilk 10 yapmak... Nasıl fikir?! Sonuçlar şöyle:

Oku..

Irrational Man (2015)


Woody Allen'ın son filmi.. Gerçi adamın sonu yok, her zamanki gibi biz bunu izlerken o sıradaki filminin senaryosunu okutmuş, çekimlere başlıyor oluyor.. Bu yaşta ne bu enerji.. Geçen okuduğum ve nerdeyse şaşırdığım bir röportajında: "Keşke mükemmelliyetçi olsaydım ama hiç değilim, olduğu kadar yapıyorum, hiç zorlamadan.." diyor, olduysa oldu olmadıysa koy götüne, anlamı çıkabilir gayet rahat.. İlginç bi şekilde üretkenliğini buna borçlu imiş, bilmezdim. Ben seviyorum abi..


Bu filmde Joaquin Phoenix başrolde.. Hep isterdim bi Woody hikayesinde izlemeyi, oldu.. Yanına da geçen sene Magic in the Moonlight (2014)'ta beraber çalıştıkları husky voice Emma Stone'u vermiş ve olan olmuş.. Çok şık duruyolardı yan yana.. Husky voice (boğuk ses) tanımı da imdb.com'da Emma'nın özellikleri kısmına yazılmış, ilginç gelmişti.. Bu iki isme eşlik edenler de: Parker Posey, Jamie Blackley, Brigette Lundy-Paine, Meredith Hagner..


Bir felsefe profesörü Abe, yeni bir okulda başlayacaktır. Kendinden önce dedikodusu gider okula, aşırı karizmatik, her gittiği yerde yatmadığı kız kalmayan, feleğin çemberinden geçmiş ve hayatın boş olduğunu düşünmeye başlamış bir adam.. Ama eskidendi o diyo, artık yatmıyo herkesle.. Buna yanlayan evli bi başka çılgın profesör Rita ve tabii ki seksi öğrencisi Jill var.. Abe, Jill'in muhabbetini sever, zeki kızdır, iyi arkadaş olduklarını söyler, yatmamakta ısrar eder ama Jill aşık olmuştur iyice, hem de çok güzel giden ilişkisine rağmen..
Bi gün Jill'le kafede otururlarken arka masada konuşulanları dinlerler. Bi kadın, eski kocasının bi yargıçla anlaşmasıyla çocukların velayeti konusunda haksızlık yaşıyordur.. Abe de kimseye bi şey söylemeden kadına yardım etmek ister.. Yargıcı öldürecektir, nasıl olsa kimse ondan şüphelenmez çünkü görevi kötüye kullanan yargıcın zaten bir sürü düşmanı vardır.. Bu olayla hayatta bi işe yarayabileceğini gören Abe, bi anda mutlu olup, hayattan zevk almaya başlar.. Ayrıca seksi bi kız da sana aşıksa artık ne kadar reddebilirsin..


Benzer cinayet mevzusunu Match Point (2005)'te yapmıştı, şansın ne kadar önemli olduğunu anlatarak. Orda kötülük yapan iyi adamımız şansla yırtarken, burda kötülük yapan iyi adamımız şansına küssün..

Filmden ilginç detay isteyene de, Emma Stone'un aşırı beyaz bacakları her an kadrajda diyebilirim. Zaten komple mini şortlu oynuyor, bi sahnede de etek tercih edilmiş. Güzel bi üniversiteli kız incelemesi, hakkaten de bütün sene şortla dolaşıyolar.. Başta bahsettiğim röportajında bi yerde şöyle diyo: "..evet baya eğleniyorum sette. Özellikle sabahın altısında uyandıysam ve sete gittiğimde Scarlett veya Emma varsa çok eğleniyorum."


Çok eğlenceli bir film izlemek isteyen buyursun valla.. Baya eğlendim, 8 verdim.. Film Ekimi kapsamında iki seans oynayan filme bilet bulamadım diye üzülürken bi hafta sonra vizyona girmesi güzel hareket.. Ancak, tabii ki az salonda, mümkünse en küçük salonda falan gösteriliyor film.. Gerçi bizim şansımıza küçük salonun makinesi bozuldu da biraz büyük perde de izledik yan salonda.. Kime sorsam imdb.com puanının düşüklüğüne anlam veremiyor, şu an 6.8 site puanı.. İzleyenler şaşkın, ben 8'den aşağı oylayan görmedim..

11.10.15
Oku..