The Jungle Book (2016)


Yıllarca Orman Çocuğu ismiyle birçok yayınevinden, geçen sene de Orman Kitabı ismiyle İthaki etiketiyle yayımlanan kitabın yazarı Rudyard Kipling, ilk çocukluk ve gençlik dönemini İngiltere'de geçirmiş bir Hintlidir. Peki bu kelime Hintli midir, Hindu mudur? Küçük bir bakınmayla kimsenin Hindu demediğini gördüm, Hintli'ye ısınmam zaman alacak. İngiliz edebiyatının kilittaşlarından olan bu romanın ilk sinema uyarlaması 1942 senesinde yapılmış ve günümüze kadar çizgi filmleri ve dizileriyle bir sürü uyarlaması izletilmiş. Ama tahmin edersiniz ki orman gibi bir görsel şöleni günümüz teknolojisiyle izlemenin tadı başka.. Hele bir de yönetmene bak: Jon Favreau..

Çok çok küçük yaşta tek başına kalan Mowgli, Tarzan gibi ormanda hatta Tarkan gibi kurtlarla büyür. Farklı olduğunu bilir ama farkı kapatmak için çok uğraşır. Kurt gibi koşup, kurt gibi yer. Orman onu biraz yadırgasa da kurtlar onun ailesi olur. Acımasız kaplan Shere Khan'ın insan nefretiyle hikayesini öğrenir. Zamanında babasıyla bu ormandayken, elindeki ateşle cehennem etmişler hayvanlara ormanı. O gün kinlenen Shere Khan ille öldürcem Mowgli'yi der. Kurtlar kaçmasına yardım eder ama gurur yapan Mowgli kaçmaktan vazgeçip geri dönüp Shere Khan'la savaşır. Kızıl Çiçek'in sahibi insan oyuna girer.


Etkileyici orman görselleri eşliğinde dostluk, aile, iç savaş konuları işlenir. Kitabını okumadım ama bu detaylardan mahrum mudur acaba, güzel anlatılıyosa efsanedir ya o kitap.. Biraz gaza geldim filmden sonra, okuyabilirim.. Gerçi okunacak sırasında zilyon kitap oldu..

Filmin seslendirici kadrosu ise Favreau Effect olmuş: Bill Murray, Ben Kingsley, Idris Elba, Lupita Nyong'o, Christopher Walken ve Scarlett Johansson.. Yalnız böyle ekipleri topluyolar mesela, sonra bize bi geliyo film bambaşka ekip, bütün büyü bozulmuş.. Bizimkiler kötü seslendiriyo demiyorum, hatta başarılıyız o konuda ama şu orijinal ekip kayboluyo bi anda.. E altyazılı izle diyosun, çok beklersin, bu kadar animasyonu olan filme bizim sinemalarda çocuk filmi muamelesi yapıldığını ve hemen dublaja girdiğini unutuyosun galiba.. Televizyonda komple dublaj zaten..

Ayrıca merak eden varsa çocuk oyuncu insan olduğu için film animasyon diye geçmiyo.. Ama onun da birçok atlama zıplama sahnesi animasyon.. Aslında mekanlar falan da gerçek.. Benim beynim yandı ya animasyonla gerçek arasına sıkıştım kaldım şu an.. Film baya güzel.. 7

Bonus: Soundtrack'ten I Wan'na Be Like You-uu-u..

040117
Oku..

Avengers: Age of Ultron (2015)


Normalde benim de Marvel filmlerini ilk gününde izleme gibi tuhaf alışkanlıklarım var, evet, ama bu seferki olmadı; Captain America: Civil War (2016) dört gün önce girdi gösterime fakat iş güç toplumu üyesi olduğum için çalışma saatlerini ona göre ayarlayamadım. İzin günümü bekledim, geldi. Ama dedim ki bi dur, bi önceki film Avengers: Age of Ultron (2015)'u yeterince izlemedim, bi sinemada bi internete ilk düştüğünde izlemiştim. NŞA'da tekrar tekrar izlenecek filmler sonuçta, The Avengers (2012)'ı sekiz kere falan izlemişimdir mesela. Iron Man filmlerini falan saymadım bile..

Avengers: Age of Ultron (2015)'un yönetmeni ve senaristi Joss Whedon. Kahraman filmlerinde kalabalık görmeye alışık olduğumuz bu yaratıcı ekip listesinde tek isim olması ilginç bir durum. Whedon zaten Marvel'ın gizli kahramanlarından. The Avengers (2012)'ı da o yönetmişti, gerçi orda da yazar ekibi kalabalık değildi, Zak Penn'le beraber yazmıştı hikayeyi. Yani Avengers'ın ilk iki filmi için Whedon filmleri diyebiliriz. Serinin üçüncü filmi Avengers: Infinity War (2018-19)'da ise koltuğu kaptırmış. Tıpkı Iron Man'in ilk iki filminde Jon Favreau ismini görmemiz ama üçüncüde durumların değişmesi gibi. Captain America: Civil War (2016) da Steve'in üçüncü filmi nihayetinde... Dur ya, onla ilgili bu cümleyi onun başlığında tamamlayayım.


Hydra'nın kalan son kalesini de yıkmak üzere çatışmaya giden ekip ilginç bir bilgisayar sistemi bulur. Bu arada girdikleri bu çatışmada Hydra tarafından geliştirilmiş iki tip çıkar ortaya. Biri rüya kontrolörü, biri maraton koşucusu ikiz kardeşler. Çocukluklarından beri Tony Stark'a düşmanlık beslemişler.
Neyse, bu bilgisayar sistemi Ultron işte; Tony, Ultron dedi Ultron kaldı adı, kimse de sormadı niye diye.. Sonra Tony ile Bruce ekipten gizli, Ultron'u kendi lehlerine nasıl kullanabileceklerini araştırırlar, bu sırada Ultron, Jarvis'in anasını beller ve metal bir vücut yapar kendine. Dünyayı yok etmektir amacı. Sonra Steve ve Thor çok sinirlenir, herkes Tony'ye yüklenir, "Bok vardı Jarvis'i işe karıştırdın, senin yüzünden adam oldu Ultron" diyerek. Tony ise giden Jarvis'e yanmaktadır.
Ultron'un, dünyanın en iyi metalini ve frizbinin ham maddesini kullanarak yaratmak istediği 'vücut', Avengers tarafından çalınır. Tony bu vücuda Jarvis'i yüklemeye çalışır yine gizliden. Sonra Thor gaza gelir ve o vücuda dayar göklerin kutsal yıldırımını, Vision diye bi şey meydana gelir. Bu ismi de yine Tony uydurmuştur. Bu arada ikizler de Avengers ekibine katılmıştır.
Vision, tam bir taraf belirtmeksizin Ultron'a karşı olduğunu söyler. "Siz de çok iyi değilsiniz, işiniz gücünüz savaş ama Ultron daha bi yok etmeci olduğu için önce onu durduralım" der. Dünyayı yok etme planını uygulamaya geçiren Ultron'la final savaşı başlar. Ve tabii ki dünya kurtarılır.
Film bitince çıkan ekstra sahnede, galaksinin hakimi Thanos görünür, "Kendi işimi kendim yaparım o zaman" der.


Filmdeki karakterleri liste olarak vereyim:

Captain America, Steve Rogers - Chris Evans
Iron Man, Tony Stark - Robert Downey Jr.
Thor - Chris Hemsworth
Hulk, Bruce Banner - Mark Ruffalo
Black Widow, Natasha Romanoff - Scarlett Johansson
Hawkeye, Clint Barton - Jeremy Renner
Wanda Maximoff - Elizabeth Olsen
Pietro Maximoff - Aaron Taylor-Johnson
Vision, Jarvis - Paul Bettany
Maria Hill - Cobie Smulders
War Machine, James Rhodes - Don Cheadle

Bu listedekiler aksiyon sahneleri dahil hep görünenler, çok varlar yani filmde. Küçük rollerle kadroyu şenlendiren isimler de: Samuel L. Jackson, Anthony Mackie, Hayley Atwell, Idris Elba, Stellan Skarsgard, Andy Serkis, Julie Delpy ve Claudia Kim..


İlk filmle bunu kıyaslamaya tabii ki gerek yok, bu kahramanlık filmlerinde en güzel hep ilkdir sonuçta, bi ortaya çıkış hikayesidir. İlk filmde baya Avengers ekibi toplandı falan, efsane hareketler olmuştu. Bunun en büyük numarası Jarvis'in evrim geçirerek Vision olması. Ve bu nedense sürpriz bi şey gibi gösterildi. Posteri biraz kırpıp tekrar koymam da bu yüzden; sol üst köşede çok dikkat çekmeyen bir Vision var.

Bu arada Jarvis'in isim babasının, Tony'nin öz babasının ve Captain America'nın buzun içinde olduğu dönemlerde sevgilisi Carter'ın maceralarını izleyebileceğiniz bir dizi var. Agent Carter diye, Hayley Atwell başrolde.. İki sezon toplam 18 bölüm, üçüncüyü çekmeyebilirler, çok efsane dizi değil ama izleniyor işte..

110516
Oku..

RocknRolla (2008)


"Nedir bu RocknRolla?" diye açılıyo film. Peki nedir hakikaten; Rock and Roll kökünden gelen bi kalıp, ya n'olacaktı.. RocknRolla, esasen, krallar gibi takılan demek, o an kafasına ne esiyosa onu yapan demek.. Ama karizmayı çizdirmeden, o önemli..

Archy'den dinliyoruz hikayeyi. Londra'nın imarını kontrolü altında tutan Lenny Cole'un sağ kolu. One Two, Mumbles ve Handsome Bob varoşun delikanlıları, Lenny, bunlara bi oyun oynayıp kendine borçlu ediyo.. Ekibimiz de Lenny'ye borcunu ödeyebilmek için şehre büyük bir inşaat yapmaya gelen Rus müteahhitin parasını çalıyor. Rus müteahhit Uri de inşaat için zaten Lenny ile çalışmaktadır ve para zaten ona gidecektir. Bu paranın çalınmasına yardım ve yataklık eden de Uri'nin aşırı güzel muhasebecisi Stella'dır. Bir de Uri'nin Lenny'ye ödünç verdiği tablosu çalınmıştır. Herkes birbirinin peşindedir. Herkes birilerinin arkasından iş çevirir. Bazıları parayı sever, bazıları uyuşturucuyu, bazıları seks yapmayı; RocknRolla hepsini sever.


Bu filmi izleyip de, şimdiye kadar izlediği en iyi elli film arasına sokmayan görmedim. Aşırı tempolu, cayır cayır; kurgu harikası, hikaye şamatası, karakter efsanesi, yönetim becerisi bi film. Yazan yöneten, aynı kalitede başka filmleri de olan, İngiliz Guy Ritchie. Yani şans eseri yapılmış, denk gelinmiş bir film değil. Alanında efsane bi film. Ritchie'yle beraber ekibi de saymam lazım, isimlerini anmalıyız:
Müzik: Steve Isles / Sinematografi: David Higgs / Kurgu: James Herbert

Kurgucusu Herbert zaten daha nice filminde beraber çalıştığı bi isim. Oyuncu kadrosu efsane, ki Ritchie seviyo böyle bol bol meşhurla çalışmayı, her filmi böyle.. Kimler o ünlüler, varoş delikanlılardan başlayalım: Gerard Butler, Idris Elba ve Tom Hardy.. Lenny ve Archy: Tom Wilkinson ve Mark Strong.. Diğerleri: Thandie Newton, Karel Roden, Toby Kebbel ve azıcık da daha meşhur olmamış Gemma Arterton var.. Hayır oldukları yetmezmiş gibi bir de çok iyi oynuyolar.. Efsaneler resmen..


Filmi tabii ki yıllar önce izlemiştim, tekrar tekrar izlenecekler listeme koymuştum. Size de gönül rahatlığıyla aynısını yapmayı tavsiye ederim. 8/10.. Sinema tarihinin görüp görebileceği belki de en görüntü kurgusu odaklı film. Bi sevişme sahnesi var ki dillere destan, iki saniye.. Bi kovalama sahnesi var ki benzeri yok belki.. Bi şarkılar var ki kıpır kıpır eder içi, soundtrack albüm hemen insin!..

240216
Oku..

Beasts of No Nation (2015)


Nijerya kökenli Amerikalı yazar Uzodinma Iweala'nın 2005'te yayımlanan aynı isimli romanından, filmin yönetmeni Cary Joji Fukunaga tarafından senaryolaştırılan yapım bu sene ödül törenlerinde çok konuşulur bence. Efsane film olmuş. Başrollerde Abraham Attah ve Idris Elba var. Elba, Golden Globe'da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne aday gösterildi bile, Oscar da akar muhtemelen.. Zaten Avrupa'dan ödülleri toplayan filmi, hemen devamında Netflix satın alıp internete koydu.. Bu da güzel numara ha..


Batı Afrika'da yaşanıyor dram. Savaş var. Çocuklar sokakta oyun oynuyor çünkü okullar tatil edilmiş, onlar da zaman geçiriyor işte. Başrolümüz Agu, semtin haylazı. Babası öğretmen ama şu sıralar tarlasını sığınmacılara açmaya çalışan bi yardımsever. Devletin askeri geliyor köyde terör estiriyor. Anne bi şekil ufak kardeşle beraber kaçıyor, Agu'nun babası askerler tarafından öldürülüyor. Abisiyle beraber ormana kaçıyorlar ve o sırada abi de vuruluyor ve artık hayatta tek başına kalan Agu, koşuyor ormanda.. Sonra yakalanıyor, direniş ordusu buluyor Agu'yu..


Kumandan, Agu'ya sahip çıkıp diğer çocuklarla beraber askeri eğitim aldırıyor. Agu artık istese de istemese de direniş ordusunda yerini alıyor. Çok kötü şeyler yaşıyor. Adam öldürüyor, arkadaşları ölüyor.. Kumandan, nereye çeksen oraya gidecek yaştaki Agu ve Strika'yı özel koruması yapıyor; her işinde kullanıyor. Öğretmen babanın haylaz çocuğu Agu'nun savaşçı olma hikayesi, psikoloji yıpratıyor.


İyi ki 'gerçek bir hikayeden alınmıştır' demedi filmin başında/sonunda.. İyice kötü ediyo öyle şeyler.. Gerçi bu olanların -bir yaklaşık sonuçla- yaşanan şeyler olduğu da çok gizli bilgi değil. En basiti, en yakını, hemen doğumuzda oluyor.. Benzer göç hikayeleri, benzer çocuk savaşçılar.. Yani filmde gösterilen, o çocukların nasıl elde keleş, karın aç bi şeyler yaptıkları; çok gerçek.. Filminde de söylenen o, bu çocuk hayatta kalsa bile o psikolojiyle, kime, neye, niye çalışacak.. En kötü ihtimalle yirmi sene sonra bu çocuklar adam olup bi şey üretecek, bi yerler yönetecek.. Onun için onlara iyi bakmalıyız.. Umalım da bu durumdaki kardeşlerimiz bu bataktan en az hasarla kurtulsun.. Dünya böyle böyle sıçıyo işte..


Film, iki saati biraz geçkin, molalı izlemekte fayda var, puan dersen 8/10.. Filmin yönetmeni Fukunaga, normalde, yani 2003'ten beri pek çok kısa filmler yapmış, yapana yardım etmiş; bu filme kadar üç tane de uzun metraj çekmiş. Ama asıl bilinmesi gereken: True Detective dizisinin efsane ilk sezonunun yönetmenliğini yapan adammış. Ben de yeni öğrendim, ayrıca sevindim. Bu arada True Detective dizisi iki sezondur harika giden bir psikolojik polisiye, o da şiddetli tavsiye..

21.12.15
Oku..