Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)


"Severek ayrılanlar, bilirler ayrılığı / Severek ayrılanlar, yaşarlar pişmanlığı.." Bazen de sevgi bitiyor galiba ya da tahammül galiba o biten şey.. Çekemiyor artık insanlar birbirini ve aslında içerden acıtsa da kötü davranıyorlar dışardan.. Ayrılıyor insanlar.. Yine de biliyorlar ayrılığı, yaşıyorlar pişmanlığı... Bakınız bunun üzerine film yapılıyor, artık sevmediğinizi düşündüğünüz birinden nasıl kurtulursunuz?!


Joel ve Clementine çifti birbirlerine bağıra çağıra ayrılmışlar. Unutmak kolay değil ama bunun için bir yöntem geliştirilmiş. Bir muayenehane hafızadaki belirli noktalara müdahale ederek eski sevgiliyi unutmayı sağlıyor. Tamamen bir hafıza kaybı değil, nokta atışı çalışarak bir kişiyi hafızadan yok etmeye yönelik bir çalışma. Eski sevgilinizden kalan, size onu hatırlatan ne varsa götürüyorsunuz, onlar da beyninizde onların yarattığı düşüncelere odaklanıyor ve sonra siliyorlar. Sabah bi uyanıyorsunuz: "Clementine da kim?"


Pek çok kişi ister tabii, çünkü unutma aşaması gerçekten sancılı olabiliyor, hele de zayıf karakterliler için.. Ve fakat insan aslında çok da istemiyor unutmayı ha, "bari o anı kalsın, hepsini unutmiyim, n'olur" diye yalvarır hale geliyor. Aşk böyle işte, acı seviyor aşıklar.. Yani Joel öyle en azından..

Günler sonra öğreniyor ki Clementine sildirmiş hafızasından ilişkilerini.. Bitmiş dert tasa Cle için!.. Arıyor buluyor o muayenehaneyi, "Benden de silin laaaaağn!" diye kapılarına dayanıyor. Ama işte o unutmak o kadar da kolay değil öyle.. Film bile olsa kolay değil yani..


Modern klasik olarak sınıflayabileceğimiz film En İyi Senaryo Oscar'ının sahibi; ve filmin senaristi Charlie Kaufman; hikayeyi arkadaşları Michel Gondry ve Pierre Bismuth'la beraber kurmuşlar. Michel Gondry aynı zamanda filmin yönetmeni..

Jim Carrey ve Kate Winslet'in baş rolleri paylaştıkları kadroda Kirsten Dunst, Mark Ruffalo, Elijah Wood ve Tom Wilkinson yer alıyor. Film boyunca genelde Joel'in silinen anılarında dolaştığımız için birbirinden absürt sahnelerde, rüyalar aleminde geziyoruz. Henüz izlememişlere veya benim gibi şimdi tekrar izlemek isteyenlere duyrulur, hatırlatılır, övülür!. Güzel film!..

Ve evet Türkçe'de isminin Sil Baştan olmasıyla ünlüdür!.. Didyumiğn: Lekesiz zihnin sonsuz güneş ışığı..

5 Nisan 2020
Oku..

Selma (2014)


Filmleri internetten izlemek, ulaşım hızı ve ev konforu konularında cazip gelse de seyir kalitesi olarak çoğu zaman sınıfta kalır. Üstelik genelde yasal değildirler. Şartlar böyleyken, özellikle içinde bulunduğumuz Oscar döneminde, çoğu zaman ülkemizde vizyona girmemiş filmlere ulaşıp izlemek icap edebiliyor. Yabancı sitelerden, torrentlerden araklayıp, Türkçe altyazısını ekleyip, sitelerine yükleyen adminler çok hayır duası alırlar. Yalnız bilinir ki dua karın doyurmaz. Tık peşinde adminler, bazen bu yana yana aranan filmleri sitelerine yükleyemeseler de yüklemiş gibi yapıp tıkları topluyorlar. Beddua ile birlikte tabii.. Dua duadır, mesele dua artı tık..

Bu sene Oscar'da dört kategori için aday gösterilen Mudbound (2017) filmini izlemeye çalışıyordum. Film hakkında okumadım, etmedim. Afişini gördüm bi, siyah-beyaz çatışması diye yorumladım hemen, çok izlemek istemedim önce. Sonra işte dün, izleyecek film düşünüyorken, dedim açiyim onu, yazdım google'a çıktı hemen. Afişten hatırladığım, dolgun suratlı siyahi bi adam başrol, tanıdık biri değil. Neyse film başladı.


Martin Luther King'in, siyah insanlara vatandaşlık haklarını, hakkıyla kullanmalarını sağlamak için verdiği mücadele anlatılıyor. Memleketin bi ucunda Malcom X, bir ucunda bu yardırıyorlar. (X, o sene, King de ondan üç sene sonra suikaste uğrayacak) Yasaya girmiş, 'siyah vatandaşlar da oy kullanabilir' yazıyor ama yerel beyaz yönetimler sklemiyor yasayı. Onun mücadelesi. Düzenlenen eylemler çoğu zaman kanlı bitiyor. Dr. King eylemcilere, "Sakin olun, şiddete karşılık vermeyin ki olay büyümesin, biz sesimizi duyuralım yeter" diyor. Selma kentinden Montgomery'ye yürüyecekler, köprüden geçmeleri gerekiyor. Köprünün öbür ucunda atlı polisler bekliyor. 1965 senesinde o köprüde yürümek olay oluyor. Akıllı eylemlerin akıllı öncüsü olarak tarih yazıyor Luther King. Kafasını kullanarak azmedenin neler başardığını bütün dünya görüyor böylece.

Film bittikten sonra oyumu vermek için imdb.com'a girdim, bakıyorum, kadroda Carey Mulligan var. Alla alla, siyahı mı oynatmışlar acaba, ben mi atladım, nasıl bir makyaj ustalığı lan bu diye bi saniyede binlerce ihtimal dolandı kafamda. Sonra jeton düştü, admine hayır duamı göndererek Selma (2014) yazdım arama çubuğuna, ona verdim oyumu: 7/10.. Zamanında da hiç çekici gelmemişti, ondan izlememiştim bu filmi, böylece izlemiş oldum. Güzel film! Ama hala çekici değil. Yani şunu mu izlesem bunu mu izlesem seçeneğim olsaydı bunu seçmezdim. Yine de pişman mıyım, değilim, bir sürü şey öğrendim sonuçta! Mesela, internet üzerinden film izlerken önce kontrol etmek gerektiğini..


King'i David Oyelowo, sevgili eşini Carmen Ejogo, aktivist acılı bir anneyi Oprah Winfrey, dönemin Amerikan Başkanı Lyndon Johnson'ı Tom Wilkinson oynuyor. Kadrodaki diğer dikkat çeken isimler, Tim Roth ve Tesa Thompson.. Filmin yönetmeni, genelde siyah haklarını sinemaya taşımaya gayret eden, aynı zamanda yapımcı da olan Ava DuVernay hanımefendi.. Film döneminde En İyi Film ve En İyi Film Şarkısı Oscarlarına aday gösterildi, Glory Oscar kazandı.

Yani sonuç olarak Mudbound (2017)'un bi sahnesini bile izleyemedim henüz..

11 şubat 2018
Oku..

RocknRolla (2008)


"Nedir bu RocknRolla?" diye açılıyo film. Peki nedir hakikaten; Rock and Roll kökünden gelen bi kalıp, ya n'olacaktı.. RocknRolla, esasen, krallar gibi takılan demek, o an kafasına ne esiyosa onu yapan demek.. Ama karizmayı çizdirmeden, o önemli..

Archy'den dinliyoruz hikayeyi. Londra'nın imarını kontrolü altında tutan Lenny Cole'un sağ kolu. One Two, Mumbles ve Handsome Bob varoşun delikanlıları, Lenny, bunlara bi oyun oynayıp kendine borçlu ediyo.. Ekibimiz de Lenny'ye borcunu ödeyebilmek için şehre büyük bir inşaat yapmaya gelen Rus müteahhitin parasını çalıyor. Rus müteahhit Uri de inşaat için zaten Lenny ile çalışmaktadır ve para zaten ona gidecektir. Bu paranın çalınmasına yardım ve yataklık eden de Uri'nin aşırı güzel muhasebecisi Stella'dır. Bir de Uri'nin Lenny'ye ödünç verdiği tablosu çalınmıştır. Herkes birbirinin peşindedir. Herkes birilerinin arkasından iş çevirir. Bazıları parayı sever, bazıları uyuşturucuyu, bazıları seks yapmayı; RocknRolla hepsini sever.


Bu filmi izleyip de, şimdiye kadar izlediği en iyi elli film arasına sokmayan görmedim. Aşırı tempolu, cayır cayır; kurgu harikası, hikaye şamatası, karakter efsanesi, yönetim becerisi bi film. Yazan yöneten, aynı kalitede başka filmleri de olan, İngiliz Guy Ritchie. Yani şans eseri yapılmış, denk gelinmiş bir film değil. Alanında efsane bi film. Ritchie'yle beraber ekibi de saymam lazım, isimlerini anmalıyız:
Müzik: Steve Isles / Sinematografi: David Higgs / Kurgu: James Herbert

Kurgucusu Herbert zaten daha nice filminde beraber çalıştığı bi isim. Oyuncu kadrosu efsane, ki Ritchie seviyo böyle bol bol meşhurla çalışmayı, her filmi böyle.. Kimler o ünlüler, varoş delikanlılardan başlayalım: Gerard Butler, Idris Elba ve Tom Hardy.. Lenny ve Archy: Tom Wilkinson ve Mark Strong.. Diğerleri: Thandie Newton, Karel Roden, Toby Kebbel ve azıcık da daha meşhur olmamış Gemma Arterton var.. Hayır oldukları yetmezmiş gibi bir de çok iyi oynuyolar.. Efsaneler resmen..


Filmi tabii ki yıllar önce izlemiştim, tekrar tekrar izlenecekler listeme koymuştum. Size de gönül rahatlığıyla aynısını yapmayı tavsiye ederim. 8/10.. Sinema tarihinin görüp görebileceği belki de en görüntü kurgusu odaklı film. Bi sevişme sahnesi var ki dillere destan, iki saniye.. Bi kovalama sahnesi var ki benzeri yok belki.. Bi şarkılar var ki kıpır kıpır eder içi, soundtrack albüm hemen insin!..

240216
Oku..