Hell or High Water (2016)


Geçen seneki Sicario (2015) ile birlikte artık intikam filmlerinin senaristi oluveren Taylor Sheridan'dan yine güzel detaylandırılmış sağlam bir senaryo çıkmış. Yönetmen David Mackenzie. Filmin dört Oscar adaylığı var: En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Bridges), En İyi Kurgu ve En İyi Senaryo.. Tabii ki öyle en iyi filmlik bi şey yok ortada ama senaryo kategorisinde güçlü bir favori olarak görülebilir..

Biri geçen sene hapisten çıkmış, sorumsuzun teki, neredeyse psikopat; diğeri eşinden boşanmış ve çocuklarının geleceğinden kaygı duyan, görece içe kapanık, sakin, Batı Teksaslı iki kardeş, Tanner ve Toby.. Hasta anneleri öldüğünde tek mal varlığı olan ufak bir evi ve üzerinde bulunan ipotekli araziyi çocuklara bırakmış. Yaşlı kadını zamanında bankacı kandırmacalarıyla dolandıran ve arazisine ipotek koyan Texas Midlands Bank'e oğulları savaş açıyor. Sebebi de o araziden petrol çıkacak olması ama o petrolün çıkması için ipoteği ödemek gerekmesi.. Nasıl ödenir o ipotek, banka soyarak. Ama hangi bankayı, tabii ki Texas Midlands Bank'i.. Açılın, Komançiler geliyor..


Bu da böyle bir intikam işte.. Dolandırıcıdan çalarak rahata erme planında işler zaman zaman rayından çıkıyor. İlk soygunlarında olay yerine gelen korucular -kovboy- Marcus ve -kızılderili- Alberto, bu iki kardeşi yakalamak için bir yöntem geliştiriyorlar, bunun tek soygunla kalmayacağını ve bir dizi soyguna döneceğini biliyorlar, yani biliyor, eski kurt Marcus. Bu olaydan sonra emekli olacak zaten ama yine de işini severek yapıyor, onun tek gerçek derdi kızılderililer..

Marcus rolü, Oscar'a yedi kez aday gösterilen Jeff Bridges'e ikinci kez ödül getirir mi, göreceğiz.. Kardeşleri oynayan Ben Foster ve Chris Pine ise bu roller için mükemmel seçim olmuş. Özellikle Pine'den hiç beklenmeyecek performans, bravo valla. Fakat tekniğine bakarsak çok özellikli bir film göremiyoruz, En İyi Kurgu Oscar'ı olacak şey değil yani.. Ama hikaye ve diyaloglar filmi o kategoride favori yapar, tekrar belirtmiş olayım..

Filme puanım 7/10.. Komançi dediğin Amerikan yerlisi bir grup, kelime anlamı sonsuza kadar düşman demekmiş..

130217
Oku..

Sicario (2015)


Kate Macer, baskınlara giden bir FBI askeri.. Ekibiyle beraber, bir grup teröristin rehineleri sakladığı yere baskın yapıyorlar, ortaya rehine değil bir sürü ceset ve patlamalar çıkıyor.. Ekip arkadaşlarını kaybeden Kate, intikam hırsıyla özel bir birimin üst düzey asker programına giriyor. Yani teklif geliyor, o da seve seve diye atlıyor.. Bu üst düzey asker grubu CIA'e mi çalışıyor, direkt Beyaz Saray mı patronu belli değil, her çeşit var içeride.. Kate de bunun bir parçası oluyor. Ama bu grup, pek de Kate'in alıştığı yöntemleri kullanmıyor çalışırken.. Kate'e ters geliyor bunlar..


Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve, dizi oyuncusu Taylor Sheridan'ın senaryosuyla -nedense- ilgilenmiş işte.. Hiçbir numarası olmayan, dümdüz hikaye aslında.. Kadrosuyla dikkat çekti başta: Edge of Tomorrow (2014)'dan Emily Blunt, daha yeni izlediğim Che (2008)'den Benicio Del Toro, ilk aklıma gelen Labor Day (2013)'den Josh Brolin ve Black Mirror'da 'Fifteen Million Merits' bölümünden Daniel Kaluuya.. Senaryonun bi numarası yok, evet ama, teknik anlamda üst seviye bir film olduğunu da inkar etmeyelim, artık yönetmenin mi, prodüksiyonun mu başarısı siz karar verin..


Film, En İyi Görüntü Yönetimi, Film Müzikleri ve Ses Kurgusu kategorilerinde Oscar'a aday gösterildi.. Diğer adaylar için 4. Geleneksel: Oscar Adayları ve Kehanetlerim sekmesine bakılabilir, bakınca göreceksiniz ki bu üç adaylıktan sadece Film Müzikleri dalında başarılı olacağını kehanet etmişim.. Kehanet edilir mi ya, böyle mi kullanılır bu yoksa kehanetlemişim mi denir.. Kehanet yapılmaz, ha kehanette bulunulur.. Ama öyle de tam olmuyor ki.. Neyse..


Filme puanım 5/10, çok meraklısı değilseniz izlenecek film değil.. Emily Blunt için belki ama o da güzel kadın mı, sadece böyle savaşçı rollere girince mi güzel oluyo anlayamıyorum.. Del Toro için izlenir belki ama onun da en iyi işlerinden değil maalesef; Brolin zaten itici..

250116
Oku..