Crazy, Stupid, Love. (2011)


İlk izlediğimde de bayıla bayıla izlemiştim, şimdi Netflix'te denk gelince açtım yine aşırı keyifle izledim. Romantik-komedi zaten keyif vericidir, bir de böyle aşırı kalitelisi olunca tadından yenmiyor. Hikayesinden kadrosuna, müziklerinden mekanlara kadar üst düzey bir film. En sevdiğim romantik-komediler listemde (böyle bir listem yok ama olsa) ilk 10'da olur kesin!..


Dan Fogelman'ın yazdığı, Glenn Ficarra ve John Requa'nın beraber ancak yönetebildiği filmin imdb puanı 7.4 yani kendi türünün en iyilerinden denebilir. Denmese de fark etmez benim çok beğendiğim ve 8 puan verdiğim bir film.

Kadro zaten yıldızlar geçidi. Steve Carell, Ryan Gosling, Julianne Moore üçlüsünün başı çektiği; Emma Stone ve Marisa Tomei'nin şenlendirdiği; Analeigh Tipton ve Liza Lapira'nın renk kattığı bir ortam. Ryan Gosling -bu Jacob rolüyle- Golden Globe'a En İyi Erkek Oyuncu - Komedi Performansı dalında aday olmuştu o sene, hatta Drama Performansı kategorisinde de The Ides of March (2011)'la adaydı. Senenin en dikkat çekenlerindedi yani ama iki kategoriden de eli boş çıktı, birini George Clooney'ye diğerini Jean Dujardin'e kaptırdı. Oscar'da ise ilginç şekilde hiç adı anılmamıştı.


25 yıllık eşinin ayrılmak istediğini hatta kendisini aldattığını öğrenen Cal, bitik vaziyettedir. Gerçi bunu öğrenmeden önce de öyledir. Evden ayrıldıktan sonra kendini gece dışarıda içmeye verir. Bu sırada barda Jacob onu fark eder ve acınası haldeki bu adama yardım etmek ister. Jacob bu işlerin ustasıdır, Cal'i de kendine güvenen, hayattan zevk almasını bilen birine çevirmek için uğraşır. Sonuç iştah açıcıdır. Onca dersten sonra gözle görülür şekilde değişen Cal, aslında hala karısı Emily'yi çok seviyordur.

2 saatlik film, çok sayıda aşağılama tokadı, birkaç güzel takım elbise, bir sürü şık kokteyl ve onlarca tavlanmaya hazır güzel kız içeriyor.

25 Mayıs 2020
Oku..

Domino (2005)


Bir hanım kardeşimiz olan Domino Harvey'nin gerçek hayat hikayesinden esinlenerek hazırlanmış bir film. Hayata tam neresinden tutunacağını tam kestiremeyen Domino, henüz gencecik ve sorunlu bir küçük memeli ergenken çeşitli işlerde çalışıyor. En son denk geldiği bir 'Bounty Hunter' yani ödül avcılığı seminerinde bi şekil Ed ve Choco'yla tanışıyor. Memleketin en ünlü ödül avcısı Ed, Domino'ya hem baba, hem patron oluyor. Peki ödül avcısı dediğin tam napıyor. Bunlar yasal kötü adamlar. Bunların yaptığı işi pekala polis de yapabilir ama nasıl ki özel dedektif diye bi şey var bu da o. Zor ve uğraştırıcı işler bunlara geliyo -kah devlet kah özel kanal- belli bir ücret karşılığı zorla güzellik sağlanıyor.

Ekibe iş sağlayan Claremont'un bi işinde hesap hatası yüzünden ortalık karışıyor ve ekipten yardım isteniyor. Normalde yapılacak şey olmamasına rağmen sırf yardım maksadıyla boka basılıyor.

Hikayesini Domino'nun kendisinden dinliyoruz. Bir FBI ajanına ifade verdiği bi sırada, ani bir kararla bütün gerçeği anlatmaya başlıyor; işe nasıl başlayıp, o sorgu odasına nasıl gediğine kadar.


Gerçek bir hikayeden uyarlanması filmi zaten ilgi çekici yaparken, yönetmenin taktiksel yeteneği ve kurgu başarısı filmi neoklasik yapıyor. Başrol Keira Knightly başta olmak üzere Mickey Rourke, Edgar Ramirez, Delroy Lindo, Mo'Nique ve küçük bir rolle Mena Suvari ve Christopher Walken..

Film Keira'nın fare gülüşüne odaklı ilerlerken bi sahnede sevişmek için üstünü çıkarıp küçücük memelerini gözümüze sokuyor ama pantolonları çıkarmayı unutarak sevişiyorlar. Hikayenin bütünü tek kafada anlatılıyor. Aslında geniş bir zaman dilimi anlatılmasına rağmen aynı saat içinde gerçekleşiyor hissi verilmiş. İleri geri sıçramalı anlatımda bol bol uçuk, ters ve negatif renkler kullanılmış: tek kafada dediğim de o, sanki bi uyuşturucu etkisinde gibi bütün hikaye..

Tony Scott yönetimindeki filme puanım 7, imdb ortalaması 6.. Scott, en son Unstoppable (2010)'ı çekip 2012'de hakkın rahmetine kavuşmuş bir Amerikalı amca idi.. En bilinen filmi, Top Gun (1986)..
Oku..

Don't Trust the Bitch in Apartment 23 [2012-13]


'Don trast dı biç in apartmın yirmi üç' şeklinde telaffuz edilebilen 20 dakkalık komik dizilerden. Di. Bitti. 2 sezonluk yayın hayatı boyunca toplamda 26 bölüme erişebilmiş; 7 + 19 şeklinde. Zamanı çok takmayan, her haftaya bi bölüm yetiştirme telaşına girmeden bazen haftada iki bazen ayda bir şeklinde devam ettiler 18 bölüm boyunca. Sonra bi şey oldu iki üç ay ara verdiler, sonra 8 bölüm birden düştü internete, sonra öğrendik ki yayından kalkmış. Sanofıbiçler. Bi ben izliyomuşum meğer..


American Dad! çizgi dizisiyle bilinen Nahnatchka Khan'ın, yaratıcı-yazar olduğu dizide; Krysten Ritter (Chloe), Dreama Walker (June) ve James Van Der Beek başrollerdeler.

Chloe, şehrin göbeğinde bir apartmanda 23 numarada oturan bir çatlak. June ise New York'a yeni gelmiş bir kasaba kızı, ev arkadaşı bulabileceği bir mecrada Chloe ile tanışıyor.
Chloe, ev arkadaşı ilanlarıyla kurbanlarını seçer, kirayı ödetir, yeni ev arkadaşını çileden çıkartır ve kaçırtır. Kirası ödenmiş olur, böyle yaşar. Kankisi olan ve yine baya çatlak olan Van Der Beek, oyuncudur. Kendi adıyla oynuyor Beek. Chloe, yine her zamanki taktiğini June için de uygular. Ama June gitmez bir türlü.


Bu üçünün maceraları işte. Ben baya eğleniyodum izlerken. Tavsiye ederim. Ekipteki diğer oyuncular: Michael Blaiklock, Eric Andre ve Ray Ford.

Krysten Ritter, ilk dikkate çeken oyunculuğunu Mona Lisa Smile (2003) filminde gösteriyor. Sonra Veronica Mars dizisinde oynadığı 8 bölümle artık ünlü sayılıyor. İlk güzel yardımcı rolünü de Confessions of a Shopaholic (2009)'te oynuyor.. Böyle de tatlı bir kız..


11-10-13
Oku..

Fast & Furious BoxSet


Bir dergide sokak yarışlarıyla ilgili yayınlanan bir makaleden esinlenip yaratılan hikaye Gary Scott Thompson ve arkadaşlarının yazdığı senaryoyla beyaz perdeye taşındı.
Rob Cohen'in yönetmenliğini yaptığı The Fast and the Furious (2001), sokak yarışçılarından oluşan ve hırsızlık yapan bir çetenin peşine düşen polis Brian O'Conner'ın, çeteye sızıp Dominic Toretto ve arkadaşlarını yakalama çabasını anlatır. Bol bol yarış arabası, latin hatun poposu ve rep müzik eşliğinde bir aksiyon filmi.
Başrolleri Vin Diesel ve Paul Walker paylaşıyor. Letty'yi Teksaslı Michelle Rodriguez; Mia'yı da Jordana Brewster oynuyor.


2 Fast 2 Furious (2003)'ta, Brian'a, daha önce içeri tıktığı Roman (Tyrese Gibson) ortaklık ediyor. Monica Fuentes rolüyle de Eva Mendes dahil oluyor kadroya. Ayrıca bir de küçük kafalı, çekik gözlü, sevimli yarışçı Suki rolüyle Devon Aoki var. Bu filmin yönetmenliğini de John Singleton yapmış. Dom (Vin Diesel) falan yok bu filmde, Brian'ın bambaşka bi macerası bu..


The Fast and the Furious: Tokyo Drift (2006)'te, O'Conner da yok.

Tokyo'da geçen bambaşka bir hikaye. Lucas Black ve Nathalie Kelley'nin başrollerde olduğu filmin senaryosunu Chris Morgan yazmış yönetmenliğini Justin Lin üstlenmiş. Lin-Morgan ikilisi, sonraki üç filmde de beraber çalışacak. Zaten Tokyo'dan sonra ilk filmdeki kadroya dönüp oradan devam etmeye karar verdiler. Aslında bu film hiç seriden sayılmasa da olur ama işte..

Bu filmdeki Han (Sung Kang) serinin devamında da yer alıyor. En sonda Dom bi girip sıradaki filmin tüyosunu veriyor..


Fast & Furious (2009), Dom'un Dominik Cumhuriyeti'nde tanker soygunu sahneleriyle başlar. Yeni bir ekip kurmuştur ama bu soygunu polislerin dikkatini çeker. Ayrıca sevgilisi Letty de öldürülmüştür ve Amerika'ya dönmek zorundadır. Brian da bu arada FBI ajanlığına devam eder. Yine yolları kesişir. İlk filmdeki hale gelmiş bir ana kadro.. Ve ayrıca Gal Gadot ve Sung Kang.. Gal, Gisele karakteriyle hem seriye hem sinema alemine giriş yapıyor, ilk oyunculuğu..


Bu filmden sonra Vin Diesel'in yazıp yönettiği ve bir nevi Letty'yi anmak için yapılan 20 dakikalık bir kısa film var: Los Bandoleros [2009].. Filmde Diesel, Rodriguez ve Kang var sadece..

Fast Five (2011), ekibin toplanıp Rio'yu dağıtmasını anlatıyor. Artık araba aksiyonundan çıkıp polisiye aksiyona dönmeye başlıyor seri. Kadroya koca devlet adamı Hobbs olarak Dwayne Johnson'ı da dahil ediyorlar. Rio'nun mına koyuyorlar..


Furious 6 (2013)'da, dünyanın parasını cukkalayıp Amerika dışında bir yerlere dağılıyor ekip. Her şeyleri var, Mia'yla Brian'ın çocukları olmuş falan. Herkesin keyfi yerinde. Durduk yere Hobbs çıkıp geliyor Dom'un evine. Diyor ki "Senin Letty ölmemiş. Bize yardım edersen Letty'yi de kurtarırsın. Ayrıca hadi af da vereyim size Amerika'ya giriş çıkışınız da benden." Bizimkiler topluyor yine ekibi.

Bu filmde de Gisele rolündeki Gal Gadot ölüyor. Han'la, Tokyo'ya yerleşme planları yapmışlardı tam da. Bu filmin sonunda Jason Statham'ı gördük, sonraki filmde ben de varım diyor ve yeni kötü adamımız olacağını müjdeliyor Statham.


Furious Seven (2015), yine Chris Morgan'ın yazdığı senaryoyu bu kez efsane Saw (2004)'un yönetmeni James Wan çekiyor. Vin Diesel'in de yapımcıları arasında olduğu film için 250 milyon dolar bütçeli bi iş olacak deniyordu ama daha ucuza halledilmiş galiba, 190 milyon gözüküyor açıklanan rakamlarda.

Kadroda, Vin Diesel, Paul Walker, Jason Statham, Michelle Rodriguez, Jordana Brewster, Tyrese Gibson, Ludacris, Dwayne Johnson, Kurt Russell, Elsa Pataky, Gal Gadot, Sung Kang ve Game of Thrones'un Missandei'si Nathalie Emmanuel..

Bu filmin çekimleri sırasında, 2013'ün sonlarına doğru Paul Walker trafik kazası geçirip hayatını kaybetmişti. Yarım kalan film için makul bir süre sonra devam etme kararı alındı, Walker'ın kalan sahnelerinde de ikiz kardeşi oynadı. Film, Türkiye'de en çok kazanan yabancı film unvanını 32 milyon TL ile ele geçirdi. Küresel çapta da 1.5 milyar dolar.. (Bu arada küreselde lider Avatar (2009), 2.7 milyarla..)


08.09.13 güncellendi Eylül 2015
Oku..