Susuz Yaz (1963)


Metin Erksan'ın Necati Cumalı'nın öyküsünden uyarlayıp yönettiği filmde, rahatsız edici içtenlikte, köylünün su sorununun kötü adamın inisiyatifinde olma dramatikliği işleniyor. Ayrıca baldız da baldan tatlı..


Osman diyor ki, "Su benim tağlamdan çıkiyo arkideş, istemezsem veğmem.." Suyun kaynağı Osman'ın ve emmioğlu Hasan'ın tarlasında, kapak yapıyolar su yoluna diğer köylülerin tarlası kuruyo.. Kurumayı da geçtim, yazın susuz kalan tarla yanar güneşten.. Köylü: "Ayıptır, yapme be Osman..", Hasan: "Bence salalım, böyüğümsün amme haksızsın bu konuda.." dese de, kötü adamımız Osman vermez suyu.. Kavga çıkar, yetmez, hayvanını vururlar, yetmez kazara adam vururlar.. Osman'ın suçunu Hasan üstlenir.. Bir de vicdansızlık edip Hasan'ın çok sevdiği dünyalar güzeli karısına da göz koyar.. Bahar seksi kadındır, çok güzeldir. Hapisteki Hasan da, karısı Bahar da Osman'ın oyununa gelir..


Bu öyküyü tabii ki gerçek bir hikayeden yazmıştır Necati Cumalı. O dönem avukatlık yaptığı İzmir'de denk geldiği bir davanın incelemesidir.. Nerde kaldı gizlilik, nerde kaldı etik..


Erol Taş'ın salt kötü adamlığına alışık olan bana, Ege şivesiyle kötü adam olması başta çok itici geldi ama sonra alıştım. O kadar güzel oynamış ki rahmetli.. 98'de öldü Erzurumlu kötü adam.. Üstelik bu film ilk başrolüymüş.. Normal hayatta da rollerinin tam tersiymiş.. Hülya Koçyiğit'in ise ilk oyunculuğu.. Bu filmden sonra efsane oldu güzelliğiyle.. Filmin aynı zamanda yapımcısı olan Ulvi Doğan, ana kadrodaki üçüncü isim. Bu isimler dışında bütün kadro köy sakini..


İzmir'in Bademler Köyü'nde çekilen film, ilk defa yurtdışı başarısı yakalayan, Berlin'de Altın Ayı alan ilk Türk filmidir.. Ama nasıl almıştır bu ödülü?.. Aslında tekstilci olan Ulvi Doğan bir heves sinema işine girmek istemiş ve bu film için Metin Erksan'a baya para yatırmış. Film tamamlandığında, Hülya Koçyiğit'in seksi halleri dolayısıyla sansüre uğramış ve piyasaya girmeme kararı çıkmıştır. Bu duruma çok üzülen Ulvi Doğan, filmi Erksan'dan çalmış ve arabasının bagajında Almanya'ya götürmüş.. Festivale sokmuş ve gösterilen film çok beğenilip en büyük ödüle layık görülmüş. Haberi alan yetkililerimiz yiğidin hakkını verme kararı almış mecburen..

Film gelmiş geçmiş en iyi Türk filmi olarak gösteriliyor.. Benim listemde de başa oynar..


17.10.15
Oku..

Sevmek Zamanı (1965)


Metin Erksan ve Müşfik Kenter'i 2012'de kaybettik, Allah rahmet eylesin.. Sema Özcan hanımefendi ise 71 yaşında; 64'te başladığı oyunculuk kariyeri 71'de evlenmesiyle son bulmasına rağmen 53 sinema filminde rol alarak o dönem kazana düşmüş bi teyze zaten.. E güzel ve yetenekli olunca bi kadın, film tekliflerinin ardı kesilmiyor tabii. Hemen merak edip bakıyorum, Müşfik Kenter, 1960'tan 2006'ya kadar 18 sinema filminde oynamış.. Tahmin etmek zor değil, daha kalburüstü filmler ve daha çok tiyatro ağırlıklı bir kariyer..


Metin Erksan'ın ise 18. sinema filmi olan Sevmek Zamanı (1965), başyapıtları arasında gösteriliyor. Siyah beyaz ve diyalogsuzluk biraz baysa da benden de geçer not almayı başarıyor. Çok naif karakterler var çünkü, hep böyle tipler görmek istiyorum sağda solda.. Ayrıca değinmek gereken diğer mevzu da Yeşilçam'da çok alışık olunmayan Realizmle Sembolizm sınırlarında bir yapıda olduğu.. O sınır tam nasıl oluyor diyene filmin konusu şöyle özetlenebilir..


Yağmurlu bir sonbahar günü, boyacı Halil, adada bi zengin evinde zanaatını icra ediyorken, bi odada görüp vurulur bi kıza.. Yalnız, af buyrun, kız kız değil, duvarda bir fotoğraf.. Şu sözlerle anlatıyor ilk görüşünü: "O yırtık, pis elbiseler vardı üstümde, göz göze geldim fotoğraftaki güzel bakışlarla, utanıp hemen kafamı çevirdim fakat tekrar bakmaya cesaretim yoktu. Çünkü bakışları değişecek hissediyordum, tüm insanlar gibi kim olduğumu fark edince bana bakışları değişecek sanıyordum.."


İşten arta kalan zamanlarında yazlık olarak kullanılan ada evlerinin boşluğunu fırsat bilip her gün o fotoğrafa bakmaya gider.. Hiç beklemediği bir anda, her zamanki gibi fotoğrafa bakarken, o kızla karşılaşır Halil..
Durumu Halil'in arkadaşından öğrenen Meral, Halil'e karşı iyi hisler beslemeye başlar.. Ancak Halil, Meral'e, "Ben sana değil, fotoğrafına aşığım, o bana hep aynı bakıyor ama senin bakışın değişir zamanla" diye mesafe koyar.. Reddedildikten sonra evde koltuğa sürtünen Meral'in elinde 'Sevişmenin Yolu' şiir kitabı vardır..


Zamanla yumuşayan Halil, Meral'in ailesiyle tanışır. Babası Halil'i çok sever, çok iyi adamdır.. "Nasıl ama, hiç böyle kız babası gördün mü?" diye de takılır hatta.. Ama eklemeden de edemez, "Meral zengin kızı, yanlış anlama ama en ufak bi problemde bu durum size engel olacak, çünkü Meral bolluk içinde büyüdü, yokluğa gelemez.. Ama sizin kararınız tabii.." Halil hak verir, Meral'i terk eder.. Zaten yedekte bekleyen Başar olaya hemen el atar.. Ki daha öncesinde Halil'e yumruk atmışlığı da vardır..


Konuşu-ken -'leri söylemekte zo-lanan Me-al gayet sevimli du-maktadı-, ancak bu - ku-alı Başar'da işlememektedi-.. Yani Başar sevimsizlikte di-etiyo-du-.. Film boyunca Başar'ın -'si hariç bütün -'le- Me-al için ti-edir.. (Bu paragrafta -'ler aslında r'dir..)

Filmin imdb.com puanı 8.3, süresi 86 dakikadır.. Ben 7 verdim..

07.10.15
Oku..