Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017)


Vee muhtemelen senenin en iyi filmi bu, yani daha izlemediğimiz onlarca film var tabii ama şimdilik böyle. Tam da "Bu seneki filmler ne kadar da tırt pff" diyorken karşımıza bu çıkıyor, sevindiriyor. Hikayesi, oyuncu performansları ve kaliteli sinematografisiyle göz dolduruyor film. Sadece adı biraz şey..
İtalyan sinemacı Truffaut'nun yıllar önce yazdığı sinema eleştiri yazılarını topladığı kitabını okuyorum bu ara, iyi filmin iki şartından bahsediyor, "Bir kere sinema için güzel bir hareket olmalı içinde, bir de toplum için güzel bir hareket olmalı" diyor. Cümle böyle değildi tabii de, gibi işte, bu film öyle, onu diyecem..

Haberlerde, gazetelerde görürüz ara sıra, yıllarca süren, çözülemeyen olaylar, halkın içinde elini kolunu sallayarak dolaşan katiller.. Bilmezsin o katil, o hırsız kim. Sadece ortada çözülemeyen bir dava vardır, yıllar olmuştur. Biri vurup kaçmıştır mesela. Ölenler, ağlayanlar vardır da ortada suçlanacak kimse yoktur. Bulunamaz yıllarca. Yetkililer/Devlet/Polis bazen beceremez, bulamaz suçluyu; bazen zaten becerebileceği bi şey değildir, hiç ipucu yoktur mesela; bazen de -en korkuncu- becermek istemez, uğraşmaz.


Ebbing Polisi Dixon'ı görseniz dersiniz zaten, bunlar yüzünden dünya bu halde diye. Türkiye'de çok sık denk gelinen tiplerden, azıcık yetkisi olunca insanlıktan çıkanlardan. Anladınız siz nasıl bi tip olduğunu. Bir kadının aylar önce kızı öldürülmüş. Ve hala daha suçlu yok ortada. Anne yılmış. Bir gün, Ebbing Çıkışındaki, Üç Reklam Panosu dikkatini çekiyor. Panonun sahibi reklam şirketini buluyor ve oraya reklam verdiriyor. Kızının akıbetiyle ilgili şunları soruyor: "Ölürken Tecavüze Uğradı", "Hala Kimse Tutuklanmadı Mı?" ve “Bu Nasıl Olur Şef Willoughby?”

Aslında Willoughby iyi bir adam, hatta gidiyor anlatıyor da Mildred'a durumu, "Yok diyor, ipucu yok, çözemiyoruz!" Mildred inatçı fakat, "Bana ne? Senin işin bu, kızımın katilini bulmalısın!" diyor. Biraz aksi bir kadın kabul etmek gerekirse. Üstelik Dixon da leş gibi bir polis. Ve daha bir sürü şey.. Peki iyi polis Willoughby neden Dixon'ı hala polislikte tutuyor?! Ya Ebbing ahalisi, bu iyi polisi kötüleyen reklam panolarına ne tepki gösteriyor?! Mildred başına gelecekleri göze almış bir kadın! Yürü be kadın!..


Çok iyi oynuyorlar ayrıca. Frances McDormand, Sam Rockwell ve Woody Harrelson. Hepsi de müthişler. Yazan yöneten Martin McDonagh'ın, bir önceki vasat filmi Seven Psychopaths (2012)'tan sonra ilaç gibi geliyor. Hep böyle devam.
Film, En İyi Film - Drama, En İyi Senaryo ve En İyi Oyuncu Performanslarıyla 4 dalda altın kürecik kazandı. Oscar'da da bekliyorum benzer başarıları. Bu arada Oscar adayları yarın açıklanıyor!

Bi de size ilginç bir bilgi buldum bak: Missouri Eyaleti'nin St. Claire şehrinde terk edilmiş bir kasaba olarak geçiyor Ebb, ghost town diyor. Herhalde kimse dava açmasın diye hayal ürünü bir yer olsun istemiş yazar ama biraz da gerçek gibi olsun diye böyle bir yerde geçirmiş hikayeyi. Cool bence..

22 ocak 2018
Oku..

Lady Bird (2017)


2002'de geçen hikayede 17 yaşında bir genç kızın dünyasına misafir oluyoruz. Christine 'Lady Bird' McPherson. Filmin yazan yöneten kişisi, aktris Greta Gerwig; kendisi, ekipçe yazıp oynadıkları Hannah Takes the Stairs (2007) ile kariyerine başlayıp, Baumbach ile yazdıkları Francis Ha (2012)'daki performansıyla da Golden Globe'a aday gösterilen başarılı bir oyuncu. Golden Globe'un bi numarası olduğundan değil, dikkat çekmişti yani, gerçekten çok başarılıydı, onun için diyorum. Joe Swanberg ile beraber yazıp yönettiği Nights and Weekends (2008)'ten sonra ikinci kez ve artık tek başına oturduğu yönetmen koltuğunda da gayet başarılı görünüyor Gerwig.

Christine 'Lady Bird' McPherson, kendine verdiği bu takma isimle dolaşan, farklı görünmek isteyen, zengin olmak isteyen, yaşadığı şehir California'dan nefret eden, her şeyine karışan annesine gıcık olan, tiyatro kulübündeki başrol yakışıklı çocuğa gönlünü kaptıran, sonra daha cool olan başka bir çocuktan hoşlanan, en yakın arkadaşını boşlayıp kalbini kıran daha sonra pişman olup tekrar kankisi olan, babasını annesinden daha çok seviyo gibi görünüp aslında gizliden gizliye annesine tapan, kendince dünyanın en büyük dertlerine sahip olan bir kız. Klasik hormonlar etkisindeki ergenlik dönemi muzdaribi genç bir kız işte Christine.


Her ne kadar derinlikli bir yapıya sahip senaryo izlediğimizi fark ediyor olsak da sıkılmaktan kendimizi alamadık. Kuşkusuz çok titiz çalışılmış, çok güzel bir film ama hikaye yeterince hareketlendirilememiş, sıkıcı olmuş film. Belki kurgu, belki müzik, bi yerlerde bi şeylerle oynamak gerekiyormuş daha. Yani bu haliyle Golden Globe'ta layık görüldüğü Best Motion Picture - Musical or Comedy ödülü yersiz gibi duruyor. Aday olduğu diğer üç kategori; En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu'dan ilkinde de Saorise Ronan ödülü aldı. Bu kabul edilebilir belki.

Filmin başrolündeki Saorise Ronan'a annesi rolüyle Laurie Metcalf eşlik ediyor. Çok gerçekçi bir anne kız ilişkisi izletiyor ikili. Lady Bird'ün hayatına giren erkekleri ise bu sene Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017)'de rol alan Lucas Hedges ve Call Me by Your Name (2017)'de başrol olan Timothee Chalamet oynuyor. İkisi de bu senenin dikkat çeken filmlerinden.

22 ocak 2018
Oku..

Manchester by the Sea (2016)


Çok güzel film. Baya güzel. Ama işte iskeletinde büyük bir dram olunca şey oluyo galiba, mesela facebook'ta paylaşılan -atıyorum- tecavüz haberini beğenmek gibi oluyo. Sırf bu saçmalığı çözmek için like butonuna ifadeler geldi hani; kızgın, üzgün, şaşkın.. Ortada büyük bir dram varsa ve çok beğendim diyosan ince bi 'acımasız mıyım lan ben' oluyo insan.. Yani film hakkında yazayım diye oturduğumda oldu demin onun için diyorum. Neyse..

Ben Affleck'in kardeşi aşağı, Ben Affleck'in kardeşi yukarı.. Ayıp ayıp, herif o kadar da gölge adam değil, The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford (2007) filmindeki performansıyla da Oscar'a aday gösterilen, yani zaten gayet başarılı bir oyuncu. Sadece Oscar'la olacak şey değil tabii de tescilli diye diyorum. İlk defa başrol oynuyor belki ama yine de çok fazla Ben Affleck'in kardeşi denildi. Belki de benim çevrem öyle dedi bilmiyorum, bak ben bile adını yazmadım daha; Casey Affleck.. Gerçekten baya iyi performans. Golden Globe ve BAFTA'sını aldı zaten.. Dramatik filmlerde oyunculuğa daha rahat yorum yapılabiliyor galiba.


Ara ara geçmişe dönülerek şimdisi anlatılıyor Lee'nin. Kapıcılık gibi bi mesleği var, her işi yapıyor. Sonra bir telefon geliyor, hasta abisinin ölüm haberiyle birkaç saatlik mesafedeki memleketine geri dönüyor. Ergen yeğeni Patrick'in, sorumluluğunun kendisine kaldığını biraz sonra öğrenecek. Bir yandan cenaze işlemleriyle uğraşırken diğer yandan geçmişinden saklanmaya çalışıyor. Çünkü bi on sene falan önce çok dramatik şeyler yaşanmış burada, Lee bunlardan kaçmış zamanında. İşte hem böyle geçmişle uğraşmalı, hem Patrick'in babasını kaybetme travmasından en az hasarla çıkması ve geleceği hakkında karar vermeli bir takım sorumluluklar yükleniyor kahramanımıza.

Eski karısı Randi'yi oynayan Michelle Williams'ı birkaç yüz sahnelik filmde toplamda beş sahnede falan görüyoruz. Hayır, yazan yöneten Kenneth Lonergan bile kamera önünde ve sokaktan geçen adam rolünü o kadar -gereksiz- büyütmüş ki, Michelle Williams kadar yeri var neredeyse. Ölen abiyi Kyle Chandler, Patrick'i -ki Oscar adayı kardeşimiz- Lucas Hedges canlandırıyor. Ayrıca Patrick'in sevgililerinden biri olan Silvie'yi, Kara Hayward diye bi kız oynuyor. Düşün düşün nerede izledim bu kızı diye, bulamadım. Bi baktım, Moonrise Kingdom (2012)'daki kız; ne çabuk büyüyo kızlar bu yaşlarda.

Filmde insanı tatmin edemeyen taraf yok. Her şeyiyle 10 numara film ama gel gör yine gittim 8 puan verdim. İnsanın içinden tam vermek gelmiyor demek ki, dram diye galiba. İlk paragrafa geri dönüyoruz burada. Bu sebeple Oscar'da En İyi Film favorilerimden olamıyor ama baya güzel film. 6 dalda adaylığı var bu arada: En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Affleck), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Hedges), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Williams), En İyi Senaryo ve En İyi Yönetmen (Lonergan).. Tamam, performanslar gerçekten başarılı ama sonuçta bir kıyasa gidilecek. Neyse dur Kehanetler yazısında söyliyeyim kimin alacağını.. Oscar Kehanetleri Yakında!.. İzlemediğim birkaç film kaldı, onları da izleyip öyle hislenicem..

160217
Oku..