The Meyerowitz Stories (New and Selected) (2017)


Noah Baumbach sanki roman yazmak istemiş de sonra bildiği işi yapmak için film yapmaya karar vermiş. Film bittiğinde, kalınca bir romanın son sayfasını da haklayıp arka kapağa geldiğimi fark edip yavaşça kapatıyormuşum gibi hissettim. 2 saate yakın bir sürenin sonunda "Yaa, nasıl, devam etmiyecek mi, devam et, biraz daha anlat.." diyesim geldi. Filmde de hiçbir şey olduğu yok esasen, karakterlerin hayatından kesitler.. İsminde de dediği gibi seçilmiş hikayelerden oluşan bir derleme..

Heykel sanatçısı bir babanın farklı annelerden iki oğlu Danny ve Matt; Danny'nin kız kardeşi Jean, Baba Meyerowitz'in çocuksuz son eşi Maureen ve Danny'nin kızı Eliza tanıma şerefine eriştiğimiz aile fertleri. Çok kısa da Matt'in annesi Loretta'yı ve ünlü aktris Sigourney Weaver'ı görüyoruz. Sig ne alaka, o da mı aileden, yok yahu bir sergide karşılaşıyorlar onunla.. Danny eskiden piyano çalarmış, bırakmış ve şimdi pek bir şey yaptığı yok; Danny'nin kızı Eliza Sinema eğitimi almak üzere üniversiteye gidiyor. Tam bir sanatçı aile!.. Bir tek Matt muhasebeci olmuş, o da başka şehirde yaşıyor ve durumu hepsinden daha iyi...


Heykeltıraş baba Harold'ın çocuklarıyla klasik bir baba-oğul veya baba-kız ilişkisi yok - anlaşamaz gibiler ama aslında anlaşıyor gibiler de, aslında epey klasikmiş. Maddi olarak çok iyi durumda değillerdir ve son eş Maureen'in de baskılarıyla uzun zamandır yaşadıkları bu atölye-evi satacaklardır. Danny öğrendiğinde çok üzülür engel olabilmeyi çok ister. Baba Meyerowitz yıllardır burada yaşamış, çok bağlı bir aile olmasalar da hepsinin bu evde parça parça anıları birikmiştir. Yani Danny öyle düşünür, onun için satılmasını istemez.


Ben bu tarz aileleri tanıyor gibiyim ya. Beyoğlu'nun arka sokaklarında, Cihangir'de veya Galatasaray'da falan dolaşırken hissedilir bir şey bu, o eski ama işlemeli kolonları ve cumbaları olan apartmanlara bakıp -burada böyle insanlar yaşıyor- falan diye geçer içinizden. Belki çok para kazanamayan ama bir şekilde sanatsal bir uğraşı olup o bohem yaşam tarzını sürdürmeye çalışan insanlar.. Ve genelde sanatçı ailelerden gelinir ve bir dönem para kazanabilmiş olmanın eseridir o evler; nesiller o evlerde yaşar, yani birkaç nesil işte.. Birkaçını tanıma hatta tanışma şansım oldu Cihangir'de yaşayan sanatçılardan; yazar anne-baba hatta baba resim de yapıyor, heykel de - kız da sinemacı olmuş, çok değil hiçe yakın bilinirlikte -bilen biliyor- ama hala bir şeyler üretip bir şekilde o yaşam tarzını sürdürmeye çalışıyor. Etraflarında yine sanatçı dostlar var ve sanat konuşuluyor ve mecburen bu sanatçı hayatı yaşanıyor. Ama ailenin belki bir ferdi de Matt gibi sıyrılabilir, beceremez sanatla yaşamayı... Vardır belki tanıdıklarımın ailelerinde de sanatla uğraşmayan.. Ama genel bir sonuçla sanatçı anne ve/veya baba genelde sanatçı çocuklar yetiştiriyor. Çünkü sanatın devamı en az bir başarıya bağlıdır, gerçi her alanda başarı devamlılığı tetikler ama sanatta bu daha kolay.. Annen resim yapıyorsa evde malzemeler vardır ve sen de en azından bir kere denersin, denemen başarılıysa veya bunu denemek hoşuna giderse devam edersin. Sanatın numarası, tekrar tekrar deneyebilme rahatlığıdır. Ben bir muhasebeci olmak istesem, ilk işimde hesap hatasından sıçsam, ikincisinde de sıçsam, üçüncüsü olmaz ama sanatın herhangi bir dalında bu başarıya ulaşana kadar denenebilme imkanı işleri kolaylaştırır. Bunun için sanatçı ailelerden sanatçı çocuk yetişmesi olasılığı yüksektir.


Bence bu neredeyse çok tatlı bir yaşam biçimi ve Meyerowitz'leri tanımak da bu sebepten çok iyi geldi. Keşke devam etseydi.. Bana tekrar Cihangir sokaklarında gezinmeyi hatırlattığı için çok sevdim filmi.. Bence seversiniz.. Bir Netflix Orijinali olan filmin kadrosunda, Dustin Hoffman, Adam Sandler ve koca kafalı Ben Stiller başı çekiyor.

9 Nisan 2020
Oku..

Marriage Story (2019)


Yazan-yöneten Noah Baumbach.. Bu senenin -hatta son üç dört senenin- en iyi filmi! Bence. Son zamanlarda izlediğim en dokunaklı performanslar; üstelik iki başrol birden! Zaten başarılı olmalarının sebebi çok uyumlu partner olmaları ve ikisinin de birbirini yükseltmesi. Adam Driver, en son The Man Who Killed Don Quixote (2018)'deki performansıyla etkileyiciydi, bu filmle beraber iyice oldu! Muhteşemdi.. Scarlett Johansson ise (uzun zamandır Black Widow haricinde izleyemediğimiz) bu filmle beraber o eski efsane başarılı dramatik oyunculuğunu hatırlatıyor, hayran bırakıyor.


Charlie ve Nicole'ün Henry isimli ilkokul çağında bir çocukları var ve çiftimiz boşanma arifesindeler. Açılış sahnesi çok manidar; film, ilişki doktorunun onlara, eşinizin sevdiğiniz özelliklerini yazın diye verdiği ödevleri okumalarıyla başlıyor. Aslında okumuyorlar ama biz dinliyoruz, çünkü Nicole hazırladığı ödevi okumak istemiyor - çünkü Nicole, Charlie hakkında iyi bir şeyler söylemek isteyeceği bir durumda değil! Ondan sonra Charlie ve Nicole'ü tanımaya başlıyoruz ve ilişkilerine misafir oluyoruz.


Tiyatro yönetmeni Charlie kendi çapında ünlü bir sanatçı; Nicole ise Charlie ile tanışmdığı zamanlardan beri oyuncu ama sonrasında daha da oyuncu, her zaman birlikte çalışmışlar, Charlie'nin oyunlarının hep baş karakteri olmuş Nicole! Nicole, ilişkilerinin bu aşamaya kadar gelmesinde kendisinin birçok şeyi görmezden geldiğini itiraf ediyor. Bir noktadan sonra Nicole kendisi için istediği şeylerin Charlie'nin çok da umurunda olmadığını, her şeyin Charlie'nin istediği gibi olduğu sonsuz bir döngüye sıkıştıklarını söylüyor. Charlie ise böyle bir şey olmadığını anlatmakla uğraşıyor. Tamamen farklı pencerelerden baktıkları için orta yol bulmaları da çok kolay durmuyor.


Avukat karıştırmadan boşanmayı kendi aralarında halledebilecekleri konusunda anlaşan çiftten Nicole yine de bir avukat tavsiyesi alırken buluyor kendini. Sonra Charlie de avukat tutmak zorunda kalıyor ve işler bir anda çirkinleşiyor. Kendi kendilerine çok daha kolay halledebilecekken hiç konuşulmaması gereken şeylerin konuşulduğu bir süreç başlıyor.


İnsanların nasıl istemeden kötü şeyler söyleyebileceğinin bir çok örneğini görüyoruz. Hem de muhteşem oyuncularla, harika bir hikaye kurgusuyla. Severek ayrılmak nedir? sorusunu kime sormak gerektiğini biliyor herkes. Kendisine.. Ne kadar da biz gibi, ne kadar da herkes gibi bir çift!.. Oscar vermezlerse bu filme, hakkımı helal etmem! Hem filme, hem oyunculara isterim.. 6 dalda Golden Globe adaylığı açıklandı zaten ama yetmez, Oscar isterim..

18.12.19
Oku..

Frances Ha (2012)


Filmin yazanı yöneteni Noah Baumbach, anne babası sinema eleştirmeni olan bir sinemacı olarak dünyaya gelmiş. Şu sıralar en gözde yönetmenler arasında gösterilen -pastel adam- Wes Anderson'ın kankilerinden; The Life Aquatic with Steve Zissou (2004) ve Fantastic Mr. Fox (2009)'un senaryolarında birlikte çalışmışlardı.

Şimdiye kadar sekiz uzun metraj film yöneten Noah pek çok filmin de senaryosunu yazmış, hatta senaristliğiyle biraz daha ünlü bir adam. En bilinen filmi The Squid and the Whale (2005) imiş. Wes Anderson filmleri dışında hiç adını duymadığım bir sinemacıydı ama Frances Ha (2012) ile artık hikayeciliğine güvenebileceğim bir adam oldu. Peki Frances Ha (2012)'ya nasıl denk geldim..


Natalie Portman'lı No Strings Attached (2011)'te küçük ve sevimli bir rolü olan Greta Gerwig'i atmışım hafızama, beyin bedava.. İlk izlediğimde fark etmemiştim ama geçen gün ikinciye izlediğim To Rome With Love (2012)'da denk geldim aynı bu hoşluğa. Dedim ki, hep böyle ufak tefek mi oynuyor, yok mudur bu kızın baş rolü.. Aradım ve buldum; Frances Ha (2012). Beni bu filme getiren Greta'dır ki zaten bu filmi bir yerlere getiren de yine aynı isimdir. O kadar güzel oynuyor ki kaltak..


Frances, New York'un çetin şartlarına katlanabilmek için çok iyi anlaştığı arkadaşı Sophie'yle beraber yaşayan bir dansçıdır. Kıt kanaat geçinirler ama çok eğlenirler. Sophie, bir yayınevinde çalışmaktadır. Kaç yaşlarına gelmişlerdir ama hala öğrenci gibi takılırlar. Frances'ın erkek arkadaşı aynı evde yaşamayı teklif eder ve ayrılırlar. Çünkü Frances, Sophie'den kopamaz. Bir süre sonra Sophie, Frances'tan kopar ve Frances biter. Hayatın gerçekleriyle yüzleşir, başka bir ev bulur; iki eleman bi de Frances, çok iyi anlaşırlar.


Frances'ın işler kötü gider o evin de kirasını ödeyemeyecek hale gelir falan, bu arada Sophie nişanlanır, Frances iyice bitik gibi kalır. Ne doğru düzgün arkadaşı, ne evi, ne işi kalır..  Tamam be o kadar üzülmeyin, mutlumsu sonla bitiyo film..

Bu acayip doğal dram o kadar tatlı tatlı acıtıyor ki insanın canını, bilmiyorum sadece bana mı bu kadar dokundu ama bi izleyin beğenmezseniz o zaman gelin..
Film siyah-beyaz, anlamışsınızdır zaten görsellerden, ama bu sizi korkutmasın çünkü ben filmin ortalarında falan fark ettim siyah-beyaz olduğunu :) Akıyo yani..
Bu arada Frances tamam da, Ha'nın hikayesi de çok güzel, çok beğendim, filmin sonunda..


Yönetmen Noah'la Greenberg (2010) filminde tanışan Greta, o setten beri beraberler.. Frances Ha (2012)'nın senaryosunda da ikilinin ismi yazıyor, belli ki Greta'nın hikayesi Noah tarafından geliştirilmiş ve film haline gelmiş. Çok romantik bence. Çiftlerin beraber bi işler yapması hoşuma gidiyor. İş yaparken çift olmak başka, çiftken iş yapmak bambaşka.


Geniş omuz Greta Gerwig, bu filmdeki rolüyle Golden Globe'a aday olmuş.. O sene ödülü American Hustle (2013)'la Amy Adams almıştı, hakkıydı da zaten..
Aday olan diğer filmlerden bir yaş büyüktü üstelik, bi önceki senenin filmi olmasına rağmen Golden Globe nedense bir sene sonra değerlendirmeye almıştı.. Olsundu..

Filme puanım sekiz..

22.12.14
Oku..