War Dogs (2016)


Şu sıralar herkes onun Joker (2019)'ini konuşuyor ama bundan 2-3 sene önce Efraim Diveroli diye bir karakter yaratmış, ve o zamandan bu Joker'in sinyalini vermiş meğer. Kimden mi bahsediyorum? Tabii ki efsane yönetmen Todd Philips.. Guy Lawson'ın Rolling Stone dergisinde yayınlanan 'Arms and the Dudes' araştırma yazısından yola çıkarak yazılan hikaye, çok keyifli bir seyir sunuyor. Çok değişik bir ikilinin ilginç macerasına ışık tutuyor.


Liseden arkadaş olan Efraim ve David, yıllar sonra denk gelirler. David üç beş kuruş biriktirip sevdiği kadınla sakin ve güzel bir hayat yaşamanın hayallerini kurarken; Efraim her zaman aksiyondan taraf olmuş, kendinden başkasını çok nadir düşünen bir kılıksıza dönüşmüş. Efraim, David'e çok güzel bir iş bulduğunu ama hızlanmak için güvenebileceği birine ihtiyacı olduğunu söylüyor. Tam anlayamadım ama galiba işin özü şuydu; devlet kanalları çeşitli durumlarda el koyulan silahları falan internetten açık arttırmayla elinden çıkarıyor, Efraim de bu tarz açık arttırmaları takip edip satın aldığı silahları çeşitli ihalelerle askeriyeye satıyor. En azından başlangıçta böyle olan iş, daha sonra daha büyük ihalelerle yurt dışına da taşıyor. Ve baya iyi para kazanıyorlar falan. Tamamen yasal ama silah işte.. David sevgilisine, çarşaf satıyoruz diyor.


Girişte Joker atfında bulunduğum Efraim'in o psikopat, daha doğrusu şeytani, daha da doğrusu bencil şerefsiz yüzü kendini belli etmeye başlıyor. David'in fikre ortak olmasına razı gelemeyen Efraim, bütün projelerini patlatacak yanlış kararlar alıyor, veriyor ve bir kez daha karar almakla vermenin aynı anlama gelmesi herkesi bir kez daha kısa süreliğine heyecanlandırıyor. E, ellerinde ayaklarında patlıyor bu yasal ama yasa dışı ticaret.

Çok ilginç, izlenesi bir hikaye. Bazı internet siteleri kara-komedi diye sınıflamış ama bence çok bi komedisi yok, suç-gerilim olarak sınıflamak daha doğru bence. Ama komik sahneleri de var, Todd Philips farkıyla..

Miles Teller ve Jonah Hill'in başrollerini paylaştığı filmin diğer dikkat çekenleri: Ana de Armas ve Bradley Cooper. Armas yükselişte olan bir güzellik, Cooper ise son yıllarda zirve, adam!

71119
Oku..

Divergent BoxSet


Amerikalı genç edebiyatçı Veronica Roth'un yazdığı gençlik romanı serisi. Genç derken, 28, bildiğin genç. Yazdığı derken bi elim titredi çünkü artık biliyoruz ki bu bi sektör ve kalabalık yazar grupları gizlice yazıp bir reklam yüzünü yazar ilan ediyorlar. İnsan yazara da güvenemiyor bu devirde. Gençlik romanı derken de galiba hikayenin derinliği olmadığını hatta yer yer boşluklu, saçmalı şeyler olduğunu ama genel olarak kendini okuttuğunu söylemeye çalışıyorum, çalışıyoruz. Evet şair burada bunları demek istemiş.

Gençlik edebiyatı serileri var di mi, tür artık bu, Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibileri ayrı tutarsak: Grinin Elli Tonu, Gece Evi, Tanrıça Serisi, Vampir Günlükleri, Lüx Serisi, Alacakaranlık, Labirent, Hush Hush Serisi, Açlık Oyunları.. Bunları Migros'larda falan Ahmet Ümitlerle, Elif Şafaklarla çok satanda görürsünüz; yerli gençlik serisi de Kötü Çocuk var mesela, Allah'ım, dur buraya girersem çıkamam.. Bu saydıklarımdan Twilight ve Hunger Games'in filmlerini izledim, şimdi de bu Divergent işte.. Mutlaka okuyup, çok sevip, baş ucu kitabı yapanlar vardır ama artık bu piyasa çok bozdu.. Filmleri de makyaj güzeli..


Divergent (2014)'ın yönetmeni Neil Burger, The Illusionist (2006)'i, Limitless (2008)'ı yapan adam.. Hikayesi güzel, insanoğlu çareyi yeteneklerine ve seçimine göre çalışmakta bulan toplum; Bilgeler, Barışçılar, Korkusuzlar, Fedakarlar ve Adiller olarak beş gruba ayrılmış. Hiçbir gruba dahil olamayanlar Grupsuzlar, evsizler yani bitikler ve her gruba biraz uyanlar, yani Uyumsuzlar.. Herkes grubunun idealleriyle büyüyor. Her grubun bir lideri var. Bilgelerin lideri Jeanine, şehri idare etmek için bütün gruplara hakim olmak istiyor çünkü en zeki o, öbürleri yönetemiyor ona göre. Korkusuzlara ilaç verip Fedakarlara saldıracak bir ordu kuruyor. Uyumsuz Tris ve arkadaşları saldırıyı engellemeye çalışıyor.

Insurgent (2015)'ın yönetmeni Robert Schwentke, RED (2010)'in de yönetmeniydi birazdan Allegiant (2016)'ı da yönetecek. Saldırıyı engelleyen ama kaçak durumuna düşen Tris ve Four, Barışçılara sığınırlar. Sonra ayaklanmaya destek olacak Korkusuz arkadaşlarını Adillere sığınmış bulurlar. Ve asi Topluluksuzlarla birlik olup Bilgelerin lideri Jeanine'e savaş açarlar. Jeanine ise zaten Tris gibi bir Uyumsuzu beklemektedir çünkü gelecekten bir mesaj vardır ve sadece bir Uyumsuz açabilir. Sonrası simülasyon..

Allegiant (2016) ise insanoğlunun çiğ süt emdiğini kanıtlar şekilde Topluluksuzların liderinin yeni Jeanine olma hevesini işliyor. Ama bu sefer gelecekten gelen mesaj doğrultusunda duvarın arkasına uçuyor Tris ve arkadaşları.


Yani güzel, evet, düşünce güzel ama o hikayedeki büyük boşluklar ne olacak hacı?! Film izlerken, "Ya tamam da o niye öyle?" diye delirmeyelim di mi, düzgün kur dünyanı, felç etme bizi film izliycez diye.. Al bak, yedi kitap sekiz film Harry Potter örneği, bir tane mantık hatası yok, her şeyin bir cevabı var; Kraliçeden bile zengin olmak kolay değil koca Krallıkta.. Rowling Reis Çok Yaşa!..

Kadro da hiç fena değil yalnız. Sadece başrol Shailene Woodley için bir iki bi şey söylemek isterim, The Descendants (2011)'ta izleyip çok sevmiştim, çok güzeldi, geçen gün Snowden (2016)'da izledim bildiğin çirkin kız, çok ayıp ama n'apiyim.. Bu filmde de bi çirkin bi güzel, kafam karıştı bu kıza.. Ashley Judd, Jai Courtney, Zoe Kravitz, -Whiplash (2014)'in fatihi buranın oçesi- Miles Teller, Maggie Q, Kate Winslet, Naomi Watts ve Jeff Daniels..

140117
Oku..

Whiplash (2014)


İzlemiycem dedim ama dayanamadım...
Bi anda o kadar çok izlendi ki film, herkes bunu konuşur, bunla ilgili tweet atar oldu. Herkes filmi muhteşem olarak yorumluyor, bi kaç sivri de "Aslında o kadar şey değil, o iyi müzisyen olmak değil, efsane olmak istiyor" falan diyordu... Beğenen de "Ya öyle böyle değil, efso film" diye beğeniyordu...


Artık filmi izlemeyeni döver oluyorlar, hep bunu konuşuyorlardı... Özellikle ünlüler çok bahsedince filmden, bi anda havalı oldu film. Herkes müziğin hastası ama baksan caz konserleri boş geçiyor. Fletcher Usta da diyor ki eskisi kadar tutku yok cazcılarda, onun için caz artık ilgi görmüyor.

Davulcu çocuk Andrew, hayallerindeki adam olmak için en iyi müzik okuluna kapağı atar ve çok çalışıp orkestraya seçilir. Baş belası şef Fletcher, sinir bozucu disiplinle ve kabalıkla yürütür işleri. Maksadı müzisyenlerin içindeki tutkuyu ortaya çıkarmalarını sağlamaktır. "Düzgün çal la madır fakır" diye diye ezer milletin içinde genç yetenekleri... Kıl kıl hareketler böyle... Hiç fark edemeyeceğimiz hataları anlayıp hava atar biz seyircilere, "Senin akordun bozuk, yürü git, kandırdım, seninki bozuktu..", "Daha hızlı, daha yavaş, doğru çal..."


Andrew ise, hırs yapmış, en iyilerden olacam tribine girmiş bir gençtir. Bi konsere otobüsün lastiği patladığı için geç kalır, sonra acele edeyim derken araba çarpar falan, ağzı burnu kan revan sahneye atar kendini, çalamaz tabii, kovulur. Sonra sahnede Fletcher'ın üstüne atlar Andrew, okul hayatı biter... Ama psikolojik manyak diye ustaya dava açarlar, o da okuldan atılır... Mevsimler sonra denk gelirler, intikam ateşi sarar bacayı...


Filmde tek davul seti ama üç davulcu vardı mesela; bi o, bi o, yedekli duruyolar sahnede...
(Şimdiye kadar izlediğim en iyi davul performansı da Peyote'de Selim Saraçoğlu konseriydi, bi bas, bi Selim, üç tane de davulcu vardı sahnede, iki köşede iki set, bi seti iki davulcu çalıyodu... Gümbür gümbürdü valla... Şubat'ın son haftası da, 27 Cuma - 28 Cts, Kamayor'da Nekizm ve Selim Saraçoğlu konserleri var arka arkaya..)
Filmi sevmek için davuldan anlamanıza veya ünlü olmanıza falan gerek yok, güzel film, herkes sevebilir...



Yazanı ve yöneteni Damien Chazelle, geçen sene kısa film olarak yazıp yönettiği Whiplash'i uzatmaya karar vermiş, ödül mödül alınca gaza gelmiş demek ki, ama kısa versiyonu izleyemedim, bulamadım bi yerde... Cashback (2004-06) vardı hatırlarsanız, o da kısadan uzuna terfi eden hikayelerdendi... Gerçi o karışıktı, uzunmuş, kısalmış, sonra uzunu gösterilmişti... Neyse, Andrew'u Miles Teller, Fletcher'ı J.K. Simmons oynuyor... Bir de Nicole'ümüz var Melissa Benoist... Eleman kızı terk ediyor, "Daha çok davul çalışmam lazım, bi ilişki yaşamak beni engeller" diyordu...


Top#250'de 42. sırada olan filmin Oscar adaylıkları da az değil; En İyi Film, Yardımcı Aktör (Simmons), Uyarlama Senaryo (kısa halinden geliştirildiği için özgün kabul edilmiyor bu tip senaryolar), Kurgu ve Ses Miksajı...
Ben filme on üzerinden yedi verdim... Akademi de aynı benim gibi en iyi film değil de kurgu veya ses için bi şeyler verip gönderebilir...

Sıralı Tam Liste: Oscar 2015

18.02.15
Oku..