Blood Ties (2013)


Bi abi-kardeş hikayesi.. Biri polis olmuş, biri hapisten yeni çıkmış.. Polis olan kardeş, aşık olduğu kadının eski suçlu kocasını hapse tıkarak mutluluğa kavuşuyor. Hapse giren abiyse, sevgilisine tecavüz eden adamı öldürdüğü için hapis yatmış. Kimse ne tam iyi, ne tam kötü..


Clive Owen, Billy Crudup, Zoe Saldana, Marion Cotillard ve Mila Kunis kadronun temelini oluşturuyor. Mila çok az görünüp, akılda en çok kalma konusunda yine çok başarılı.. Ben de Mila'yı omzundan öpmek istiyorum.


Filmin yönetmeni ise, Cotillard ile beraber Jeux d'enfants (2003)'ta oynayıp popüler olan Guillaume Canet. Bundan sonrası acayip bilgi: Canet, abi kardeş Papetlerin kaleme aldığı otobiyografik romanlarından uyarlama olan Jacques Maillot yönetiminde Les Liens du Sang (2008)'da oynamış.


Daha sonra artık, "Film öyle yönetilmez, dur sen" mi dedi, "Şu hikayeyi daha geniş kitlelere ulaştıralım" mı dedi bilmiyorum ama 4-5 sonra aynı hikayeyi bir de kendi yöneterek film haline getirmek istemiş. Ve kadroyu sağlam tutup, herkese -en azından bana- izletmiş oldu. İlk film nasıldı bilmem, hele kitabı nasıldı hiç bilmem ama bu film gayet, normal. Pek ahım şahım bir durum yok ama oyuncular çok iyi, yönetim desen, öyle 'harikalar yaratmış' değil.. Hikaye de fena değil işte.. Ben filme 5 verdim, sonra 6 yaptım sırf kızların hatrına.. Çünkü sırf onlar yüzünden izlemiştim..


Pişman mıyım? Değilim.
Tavsiye eder miyim? Bunu kesin izleyin diyemem ama izlenir işte.
Sonuçta, güzel ne varsa izlemek, görmek, bilmek gerekir; güzeli almak gerekir..

04.04.14
Oku..

Hemingway & Gellhorn (2012)


"Bu barda sarhoş olmak için içilmez, sarhoş kalmak için içilir. Korktun mu?"

George Lucas'la beraber Indiana Jones serisinin yazarlığını yaparak üne kavuşmuş bir sinemacı olan 76 yaşındaki Philip Kaufman'ın kariyerinde 13 tane uzun metraj film yönetmenliği bulunuyor. Son yönetmenlik işi Hemingway & Gellhorn (2012)'un yazarları Jerry Stahl ve Barbara Turner. Film, HBO kanalına çekilmiş bir tv filmidir..


Hemingway'in, gazeteci Martha Gellhorn ile tanışması, arkadaşlıkları, aşkları, ayrılıkları ve sonrasının anlatıldığı bu biyografik film, hem Hemingway hayranlarının hem de Nicole Kidman hayranlarının büyük keyifle izleyeceği bir iş olmuş. Ben çok beğendim. Clive Owen'ın Hemingway performansı harikaydı; Nicole Kidman ise konuyla ilgilenenler haricinde çok da kimsenin tanıyamayacağı bir karakter olan araştırmacı-maceracı-gazeteci Gellhorn'u öyle güzel anlatıyor ki ağzım açık izledim.


Öfke kontrolü konusunda pek başarılı olamayan, boş zamanlarında balık tutan, bol bol içki içen, kavgadan kaçmayan hatta kavga çıkaran, yazdığı kitaplar dünyanın her yerinde büyük beğeniyle okunan bir yazar olan Hemingway'in dünyasına iki buçuk saatlik bir yolculuk. Aslında Gellhorn'un hikayesi bu, onun gözünden bakıyoruz Hemingway'e. En çok hoşuma giden sahnelerden biri de Orson Welles'e siktiri çektiği sahne, -The Spanish Earth (1937) filminin montajı sırasında- kesin izleyin.


Golden Globe'da tv performansları kategorisinde hem 'en iyi aktör'e Owen hem de 'en iyi aktris'e Kidman aday gösterildi ama Owen ödülü Kevin Costner'a; Kidman ise Julianne Moore'a kaptırdı. Çok güzel sevişme sahnelerinin de yer aldığı filme puanım 9. Gerçi imdb.com kullanıcıları geneli 6.1 oyla filmi vasat göstermişler. Bence çok güzeldi. Saygılar.


01.03.13
Oku..