Yönetmenler: Andrew Dominik..


Hakkında çok fazla bir şey bilinmeyen Yeni Zelandalı yönetmen. Sarışın. Ve son iki filminde Brad Pitt'le çalıştı. Zaten toplamda üç filmi olan bir yönetmen. O kadar yani çok bilgi yok. Filmlerinden bahsedelim.

Chopper (2000), Mark Brandon Read'in otobiyografik romanından senaryolaştırılıp filme çekildi. Read, filmde de anlatıldığı gibi birçok adam öldürmüş ama öldürdüğü adamlar kötü adamlar olduğu için bir kısım tarafından kahraman olarak görülen bir suçlu. Hapse girmeler çıkmalar, delilik diz boyu, psikopat herifin teki. Hücredeyken hayatını anlattığı bir kitap yazıyor ve çok satan oluyor. Sonrasında ünlü bir yazara dönüşüyor.
2000 yılında yapılan bu filmde Read'i, Eric Bana canlandırıyor. Ki benim izlediğim en iyi Eric Bana performansı. Yazarlığıyla meşhur olan Read filmden sonra iyice popüler oluyor. Oyunculuğa falan girişiyor hatta; Trojan Warrior (2002) diye bir komedi film yapılmış ve Read orada Eric Bana'yı oynuyor. Şu sıralar çekimleri devam eden Groomless Bride (2014) isimli bir komedi filmde de rolü var. Neyse konuyu çok dağıtmadan Chopper'ın başarılı bir film olduğunu söyleyeyim. Hatta Hollywood'daki Türkçe başlığına giren şöyle de bir sahnesi var..


İlk filmiyle dikkatleri üzerine çeken Dominik, bu kez de Ron Hansen'in aynı isimli romanından The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford (2007)'u beyaz perdeye taşıyor. Başrolde Brad Pitt'in yer aldığı proje gayet başarılı bir iş olarak hafızama kazınıyor. Çektiği iki filmde iyi olunca insan "Hadi bu adam film çeksin de izleyelim artık" diyor.

Killing Them Softly (2012). Fragmanı yayınlandığı günden itibaren merakla bekledim. Başrolde yine Brad Pitt ve yine kitap uyarlamasından vaz geçemeyen Dominik. Bu sefer George V. Higgins'in Cogan's Trade isimli romanından uyarlamış senaryoyu. Hatta Brad Pitt'in yanına da Ray Liotta'yı koymuş. Nasıl beklemem ben bu filmi.
Film indi, oturdum izledim, uyumamak için zorladım kendimi. Bu kadar kötü bir film beklemiyordum gerçekten. Pitt'in en kötü performansı diyecem ama o ne yapsın yönetmen ne istese onun yapıyorlar sonuçta. Şöyle ki ben Pitt'in oynadığı Jackie karakterini hiç anlamadım, neden orada o. Hatta neden böyle bir film var. Bu adam neden böyle bir film yapmış olabilir hiç anlam veremedim.

16 Şubat 2013
Oku..

Hollywood'daki Türkçe


'Ee bunun neresi enteresan?' diyeniniz yoktur herhalde.. Türkçe lan, bizim kullandığımız dil.. 
Hollywood filmlerinde denk geldiğim, o altyazıya bakmadan da anladığım (yani neredeyse anladığım) konuşmaların sahnelerini buldukça paylaşıcam sizlerle.. 

1. Pirates of the Caribbean: Dead Man Chest (2006)'de, yani Karayip Korsanları'nın ikinci filminde denk gelip şaşırarak başladım bu işe; Türk denizcilerin Jack'in şapkasını buldukları sahne.. Kırık bi Türkçe'yle güzel sahne çekmiş adamlar. ''Bak ne buldum ben'', ''Şapka buldum, kaptan gibi oldum, ne sandın'' falan diyo.. O sahnedeki oyunculardan biri İran'lı biri İtalyan bu arada.. 


2. Apocalypto (2006)'da ise ilkel bi kabilede, ilkel bi dil konuşuluyo; bi ara Türkçe kelimeler kullanıyolar :) ''hançer'', ''hadi al'', ''çok kimseyi yarmak'' diyo reis.. Anlamak için biraz dikkate gerekiyo belki ama anlayınca çok zevkli..


3. Chopper (2000), Eric Bana'nın başrolünde yer aldığı gayet güzel bir film, Türk kökenli Siam Özerkam (Serge Liistro)'ın canlandırdığı 'Sammy the Turk' karakteri vurulmadan önce ve sonra Türkçe küfür ediyor. Görmeniz gereken bir film, en azından görmeniz gereken bir sahne. Gayet de güzel ha, izlerken güldüm falan ama çok iyi sahne yani. Bi de adam kafasından vuruluyo ölmüyo hemen, tam Türk..


4. The Two Faces of January (2014)'de ise Kapalı Çarşı'da Sultan Kafe'de buluşan Amerikalı tipler var. "Bi şey içer misin, ama alkol yok burda, kusura bakmıycan artık" diyo.. Öbürü de "Sıkıntı etme yiğen, ne varsa içerik, seninkinden söyle işte" diyo.. "Bir çay daha lütfen" tam da burda geliyo..


Bu da playlist gibi playlist, arada açıp izleyin, çıkın balkona bayrak asın falan, o derece. Tam bir toplu sünnet: Ahanda..

Eylül 2011 güncellendi Şubat 2016

Fatih Sultan Mehmed'in hayatının ve fethinin işlendiği filmleri araştırırken gördüğüm Dracula Untold (2014) filminde, Türklerin elinde büyüyen, eğitilen, okutulan Eflak Prensi Vlad'ı ve filmdeki Türkleri Türkçe konuşurken görmek şaşırtıcı bir deneyimdi.. Çok düzgün olmamakla beraber, uğraşmış, konuşmuş adamlar.. Youtube'ta birileri paylaşmış, onun için ben kes yapıştırla uğraşmadım, link vereyim..


10 Mayıs 2018
Oku..